ali başkaraağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ali başkaraağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2013 Cuma

POLİS AMCA İLKÖĞRETİM OKULU


29.01.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi

Semtin tek ilköğretim okulu, Çinçin’de bir vaha. 50 yıldır suçlarla anılan bir bölgenin ortasında, suç ve suçla mücadelenin simgesi olmuş. Adı da oradan geliyor; polis amcalar, çoğu suça karışmış anne-babanın masum çocuklarını, suç ortamından uzaklaştırmak için bu okulla özellikle ilgilenmiş, özen göstermişler. Ancak son yıllarda yine ihmal edilir olmuş. Elinizi bir uzatınca, cevheri yeniden parlamaya başlamış.



Robot Yarışması’nda tek devlet okulu

9-16 yaş arası çocukların, bilim ve teknolojiye ilgisini ve merakını uyandırmak, yaşam becerisi kazandırmak için bir yarışma tasarlanmış. İlk Lego Ligi (First Lego League), ‘Türkiye’de Bilim Kahramanları’ adıyla bir Robot Yarışması düzenlemiş. Polis Amca İlköğretim Okulu, Ankara’dan katılan tek devlet okulu olmuş. Diğer 25’i özel okul. Ankara’nın göbeğinde 1030 öğrencisi olan ama 10 öğretmen kadrosu boş, bir tane hademesi olan bir okul. Küçücük bahçesi, bölgenin tek oyun alanı.  Öğrencilerin çoğunun anne-babası ya da akrabası cezaevinde. OSTİM Vakfı ihmali görmüş, elini uzatmış. Şimdi okulun kazan dairesinde, harıl harıl robot tasarlıyor 8 öğrencisi.



Örnek öğretmenler örnek OSTİM

Yarışma 16 Şubat’ta. Öğretmenleri İsmail Dönmez ve Seracettin Gürbüz’le her fırsatta laboratuardalar. Okul Müdürü Mete Kızılkaya, gelişmelerden çok memnun, aynı zamanda heyecanlı. “9 branşta 36 tane takımımız var. Salonumuz yok ama hentbol takımımız var. Futsal, futbol, kız futbol, güreş, judo, boks, masa tenisi takımımız, 3 tane de halkoyunu ekibimiz var. Geziler düzenliyoruz. Bu faaliyetlerimizi OSTİM gibi kuruluşların ve hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla gerçekleştiriyoruz” diyor. Yani çocuklar harıl harıl robot yaparken öğretmenleri de harıl harıl onların gelecek ümitlerini diri tutmaya çabalıyor. Bölgede ihmale gelmez, boşluk kabul etmez alışkanlıkların, çocukları yutmasına engel olmaya çalışıyorlar. OSTİM, sanayide, meslek okullaşmasında, çıralık eğitimlerinde gösterdiği örnek davranışlara, bir yenisini eklemiş oluyor.



Ankara’ya, Polis Amca İlköğretim Okulu’ndaki gelişmeler gibisi yakışır. Başkent olmak, budur işte. Pırlanta gibi parlayan çocuklarımızın gözlerinden, öğretmenlerinin ellerinden öpüyor, OSTİM Vakfı’nı, sıkı bir tokayla tebrik ediyorum.



Ayaşlılar Derneği
26 Ocak’ta Ayaşlılar Derneği, her yıl yaptıkları ‘Ayaşlı Kadınlar Buluşması’na davet ettiler. Ayaşlı kadınları kaynaştırmak amacıyla yapılıyor buluşmalar. Bu kez Ayaş’taki Ayaşlı kadınlar ve Ankara’daki Ayaşlı kadınlar buluştu. Ev kadınından profesörüne kadar, 230 kadın dayanışma için toplanmıştı. İhtiyacı olan çocuklarımıza destek olmak için el işlerini sattılar. Ben vardığımda kapış kapış satılmış, bitmişti bile. Ayaşlı hanımlara ve yaptığı konuşmayla beni Ayaşlı ilan eden Belediye Başkanı Ali Başkaraağaç’a, davetleri, ilgileri ve iltifatları için çok teşekkür ederim. Kim olursa olsun nerede olursa olsun, hele Ankara’da özlediğimiz bir dayanışmanın içinde olmak, ümitleri tazeliyor.

23 Kasım 2011 Çarşamba

AYAŞ’TA MUTLU SON (MU?)


22.11.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bir üniversite şehriydi. Eski tabiriyle darülfünun, medrese şehri. Osmanlı’nın en gelişmiş eğitim merkezlerindendi. ‘Ayaşi’ lakaplı, çok sayıda bilim ve devlet adamı yetiştirmişti. Zamanla bu niteliğini kaybetti. Dünya çapında bir kaplıca, içmece yöresi olmasına rağmen kendi yağıyla kavrulmaya terk edildi. Mart ayında, Ankara Kulübü Başkanı Metin Özaslan’la yaptığımız söyleşide hem bu bilgileri anımsatmış hem de Ayaşlılar’ın, fakülte yerleşkesinin, cezaevi ya da mülteci kampına dönüştürülmesine itirazına değinmiştik. Kimse duymamış, Belediye Başkanı Ali Başkaraağaç, 1 haftalık açlık greviyle seslerini bir kez daha duyurmaya çalışmıştı.



İptal kararı

Çok şükür ki 2004 yılından beri süren mücadele, ilk aşamada ilçe halkının istediği gibi sonuçlandı: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, imar planının iptal edildiğini bildiren yazıyı, belediyeye gönderdi. Şimdi gözler, Bakanlar Kurulu’nda. Bakanlar Kurulu’da bu yönde karar alırsa Ayaş, kendine yakışmayan bu projeden kurtulacak.



Okullar yayılmalı

Ayaş’taki yerleşke, Gazi Üniversitesi’nin bir fakültesi olarak tasarlanmıştı. Tesisleriyle lojmanlarıyla göletiyle bölgeyi canlandıracak bir okul düzeni kurulmuş. Tarihine bakınca Ayaş’a, okul yakıştırıyor insan. Merkezine yığılan aşırı yoğun okullaşmayı, çevre ilçelerine yaymaya ihtiyacı var Ankara’nın. Bu yayma, kentin sağlıklı büyümesi için de geri kalmış ilçelerin ayağa kalkması için de gerekli. İlçelerin yöresel özelliklerine göre okulları bölüştürmeliyiz. Okullar ilçelerimize, halk okullarına, ilçelerimiz, başkente sahip çıkar böylece. O yörenin sahiplenmeyeceği bir girişimi, isteseniz de yaşatamazsınız zaten.



Doğal laboratuvar

Dahası Ayaş’ın, üç önemli niteliği daha var değerlendirilecek; biri tarihi dokusu diğeri kaplıca ve içmece birikimi. Her türlü “Bir turizm merkeziyim ben” diyor Ayaş. Tarihi İpek Yolu üzerindedir. Görülesi cumbalı evleri, çeşmeleri ve camileri meşhur. Haymana’da, 2 ay öce açılan çok yıldızlı kaplıca oteller gibisi yakışır Ayaş’a. Yanı sıra üçüncü özelliği tarımsaldır; sadece domatesi ve dutuyla bile kendi uzmanlık alanı olan tarımsal bir merkeze dönüşebilir. Çok yönlü özellikleriyle fakülteler, yüksekokullar için doğal bir laboratuvar adeta.



Bir tane Ayaş var

Şimdi sorumuzu soralım: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın aldığı iptal kararı, ‘mutlu son’ mudur? Görüldüğü gibi Bakanlar Kurulu’da benzer bir karar almadan “Mutlu sona ulaştık” diyemiyoruz. Okul olarak tasarlanmış bir yeri, kim, niye cezaevi ya da mülteci kampına dönüştürmeyi düşünmüş onu da bilemiyoruz. Yörenin özelliklerini bilmeden, masa başında alınmış bir karar kokusu tütüyor burnumuza. Bu memleketin, çok çektiği bir karar yöntemi.



Bakınız efendim; cezaevi ya da mülteci kampı yapmak, devletimiz için hiç te zor bir şey değildir. Yer arıyorsanız  istemediğiniz kadar arazi Ankara çevresinde ganidir. Ancak bir tane Ayaş var. Kaybedince arasanız bir Ayaş daha, zor bulursunuz 60 kilometre dibinizde.



Ayaş yollarında kervanın mı var
Beni öldürmeye fermanın mı vara masabaşındaki adam?