ankara atatürk lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara atatürk lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2018 Salı

BAKIMDAN ÇALIŞAMAYAN TELEFERİK - EROL ÜÇER'İ KAYBETTİK



06.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Şentepe teleferik durağında bir duyuru: “..Teleferik hattının sorunsuz ve kesintisiz sürdürülebilmesi için 5 Mart 2018-30 Mart 2018 tarihleri arasında planlanmış ağır bakımları yapılacaktır. Bu tarihler arasında teleferik işletmemiz çalışmayacaktır..” deyip, ulaşımın otobüslerle sağlanacağı belirtiliyor.

Duyurunun başında, teleferiğin yaklaşık 3 buçuk yıldır hizmet verdiği, toplam 22 bin 500 saat çalıştığı söyleniyor. Hiç bitmiyor ki bakımı, yine iyi çalışmış bu kadar saat. 2016’nın temmuz ayıyla 2017’nin Ocak ayı arasındaki 7 ayda 5 kez durmuş, haber olmuştu. Otobüsle yapılabilen bir hizmetin, ki zaten arızalanınca otobüsler taşıyor gördüğünüz gibi, bitmeyen bakımıyla uğraşıyoruz bir de.

İhtimaller tüketilmeden
Toplu taşımada teleferik, daha zor koşullar için geçerli olabilir belki. Örneğin Güney Amerika’daki Bolivya’nın La Paz şehrinde, çok dar sokak ve dik yokuşlar nedeniyle dünyanın en uzun teleferik toplu taşıma ağı kurulmuş durumda. Otobüs kadar vagonlarla taşıma yapılıyor ama gerçekten zor koşullar söz konusu. Toplu taşımada, çaresizliğe çözüm olmuş.

Kasım 2012’de, ‘Yerden Olmadı Havadan Gideceğiz’ derken tramvay gibi raylı sistemleri denemeden bu yatırımın gerekliliğini tartışmıştık yapılmadan önce. Caddeler dar değil, La Paz kadar çaresiz değiliz. Filmlerden bildiğimiz San Fransisko caddeleri kadar dik değil ki o dik caddelerde 145 yıldır tramvayla yolcu taşınıyor. İhtimalleri tüketmeden kondurduk teleferiği.

İstesek de istemesek de
2013 Temmuzu’nda o zamanki Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek, “Allah’ın izniyle isteseler de istemeseler de Şentepe teleferiğini, nasip olursa seçime kadar bitireceğiz” demişti Yenimahalle’de katıldığı Halk İftarı’nda. İhtimalleri tüketmek gibi bir derdimiz yoktu yani, ‘istesek de istemesek de’ yapılacaktı. Açıldığından beri çalışmaktan çok bakım görüyor. İsteseniz de istemeseniz de alın hayrını görün, görebiliyorsanız eğer teleferiğimizin.

Erol Üçer veda etti
1928’de Eskişehir’de doğmuş, subay babasının görevi nedeniyle Elazığ, Gaziantep, Diyarbakır dolaşmış, ilkokul 5’inci sınıfta Ankara’yla tanışmış, İltekin İlkokulu’na devam etmişti. Yeniden Merzifon, Elazığ, İstanbul derken lise 2’de ortaokula başladığı Atatürk Lisesi’ne dönmüştü. İstanbul Teknik Üniversitesi’ni yatılı okudu.
.. Atatürk Lisesi, gerçekten de bir aidiyet yarattı bende. Çok değerli hocalarımız vardı. Arkadaşlarımı da seviyordum..” demişti 2014 Aralık’ında yaptığımız söyleşide. 1980’den sonra lisesindeki nitelik kaybına göz yummayıp, elini taşın altına koydu ve 1986 yılında ‘Ankara Atatürk Lisesi Eğitim Vakfı’nın(ALEV) kurulmasına öncülük etti. Kurtardılar okulu.

Ankara’dan ayrılmadı
Söyleşimizi de Atatürk Lisesi’ndeki vakıf odasında yapmıştık zaten. Başarılı iş adamlığına, Türkiye ve dünyada pek çok iş yapmasına rağmen Ankara’dan ayrılmadı. “.. Atatürk Lisesi de benim açımdan kalmak için güzel bir bahane oldu..” demişti. İlber Ortaylı’nın, “Bizim okuldan cahil çıkmaz” dediği Atatürk Lisesi için “Bu okulda üniversiteyi kazanmamak diye bir şey yoktur, kazandığı yeri beğenmemek vardır” demişti 28 yıllık ALEV’in başkanı olarak.
Erol Üçer - Ali İnandım


Bilinçli bir vatandaşımızı, ülkenin gençlerine sahip çıkıp bir meşalenin sönmesini engelleyen iş adamımızı kaybettik. Erol Üçer’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları ve Atatürk Lisesi’ne başsağlığı diliyoruz.

9 Nisan 2011 Cumartesi

OKULDAN CAHİL ÇIKARMAK


08.04.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bizim okuldan cahil insan çıkmaz” dedi İlber Ortaylı. Cahil çıkmayan okul, Ankara Atatürk Lisesi; geçen hafta 125’inci yaşını kutladı. 1886’da Ankara İdadisi olarak kurulmuş, 1908 de Ankara Sultanisi, 1924 de Ankara Erkek Lisesi adını almış. Atatürk’ün adını alan ilk lise. İstanbul’un Galatasaray, Vefa, Kabataş, İstabul Lisesi neyse Ankara’nın Atatürk Lisesi de o. Namı diğer Taş Mektep. Taş haline kıyıp, yıkmış, yenisini yapmış profesörler! Anadolu’da, ‘Türkçe’ eğitim yapmak üzere kurulan ilk liselerden biri olmasını, bugün de bir  meziyet olarak sayabiliriz tahminimce!

Memur değil öğretmen
Bizim okuldan cahil insan çıkmaz” diyebilmek ne kadar güzel, güven ve onur verici bir şey değil mi? Böyle beton gibi, okuduğu okulun arkasında durabilmek. Geldiği makama rağmen okulunu, kendisinin önüne koyabilmek. Dershane yok, para, pul ilişkisi yok, devletin olanaklarıyla topluma öncülük eden nesiller yetiştirmiş devlet okullarında büyümek. “Devlet memurluğuna kapağı attım, hayatım kurtuldu” diye kameraların önünde çılgınlaşan öğretmenlerin, hayal bile edilemeyeceği zamanlar. Öğretmen olup, fidanlara, rengarenk çiçekler açtırmak için azmeden, çabalayan, hayatını adayan öğretmenlerin zamanı. Öğrencileri ve milleti tutup, ilerilere savuracak kudrette öğretmenler zamanı. Azınlık ta olsa hala varlar, ümüklerinden sıkılmalarına karşın.

Şehitler ve ünlüler lisesi
Ankara Atatürk Lisesi, Ahmet Muhip Dıranas, Rüştü Saraçoğlu, Vehbi Koç, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Melih Cevdet Anday, Orhan Veli Kanık, Turgut Özakman, Gazi Yaşargil, Can Yücel, Hüsamettin Cindoruk, Hikmet Çetin, Önder Sav, Altan Öymen, Güneri Civaoğlu, Mehmet Barlas, Kartal Tibet, İlber Ortaylı, Erman Toroğlu, Kenan Işık, Can Dündar gibi daha sayamadığımız birçok ünlüyü mezun etmiş bir okul. Kurtuluş Savaşı'nda birçok öğrencisi savaşlara katılıp şehit düşmüş, Milli Mücadele’nin ardından Atatürk Lisesi’ne, bizzat Atatürk tarafından sancak verilmiştir. Her türlü okul yani!

Hepsinden mezunum
Köklü bir okul olabilmek parayla değil, eğitim felsefesi ve gelenekle gerçekleşir. Öğrencilerini eğitmekle yetinmez, kendine güvenmeyi öğretir. Yeteneklerini yönlendirir, farklı düşünebilme cesaretini verir. Öğretmenleri, öğretmek ister. “Amma övdü, Atatürk Lisesi mezunu bu” diyenler, değilim. Ancak Türkiye’nin her yanında bu nitelikte okullar, benim de okulumdur. Ben, hepsinden mezunum.

Emeği çiğneyenin okulundan değilim
Neredeyse ilkokullara inen dershaneli, bol sınavlı ve hedefsiz eğitim veren sistem ve okullar benim değil. Ana, babanın tüm varlığını eğitim için harcadığı, gücü yetmeyenin canına kıydığı, öğrencinin müşteri, öğretmenin tezgahtar durumuna düşürüldüğü, hayata atacağı adıma çelmeyle başlanan sistem, benim sistemim değil. Üniversite sınavında ‘şifreler’ oluşturup, bu adaletsizliği aralarında paylaşanın, çalışanın, çabalayanın emeğini çiğneyenin okulundan değilim ben.

Bizim okuldan cahil insan çıkmaz” diyenlerin okulundanım. Hangi mesleği yapsa hakkını verebileni yetiştiren okullardan mezunum. Zonguldak’ta tomruk taşıtılan, büyük alışveriş mağazalarında tezgahtar olarak tüketilen üniversite mezunlarıyla aynı okuldan değilim. Olmasam da ‘cahil insan çıkmayan’ okullardan mezunum ben. Hepsi benim okulum, ben de İlber Ortaylı kadar Atatürk Lisesi mezunuyum.

Bizim 'okul' diye bildiğimiz, okutup da cahil çıkarmayanıdır çünkü!