genel seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genel seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2015 Cumartesi

HAYDİ İŞBAŞINA (VEKİLLERE ÖDEVLER)



03.11.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

Vekaleten başkentin, yeni vekilleri seçildi. Ankara’ya seçilenlerin vekilliği de vekaleten gibi olduğu için seçimler pek beklenti yaratmıyor bizde. En az muhatapla en önemli sorunların çözülmesini, sadece ümit edebiliyoruz. Gerçi boşa çıka çıka ümitleri dağlanmış bir sakinler kitlesiyiz ama yine de “Belki bu sefer..” diyor insan. Ümit fakirin ekmeği...



Kent lobisi yok

2009 ve 2014’de iki yerel, 2011 ve 2015’de olmak üzere de iki genel seçim geçirdik. 2011’den bu yana sadece seçim dönemleri değil, yılbaşlarında da Ankara’da yapılacak işleri hatırlatmaya çalıştık hep. Çok gecikmiş büyük işlerin yanısıra bazıları küçük gibi görünse de stratejik işlerdi bunlar. Bir kentin, önce kendi havzasını sonra ülkeyi etkileyecek işleri. Devletin merkezi olan başkentte, bazıları neredeyse yarım asrı bulan zamandır en önemli işleri yapılmayınca ‘vekaleten başkent’ fikri, kurt olup kemiriyor sinir uçlarını.



Her yerel seçimde kentin yerel yöneticileri, sivil toplum örgütleri ve kentin ileri gelenlerinden beklediklerimizi, genel seçimlerden sonra siyasi gücün de katılarak ele alınmasını umuyoruz. Öncelikle cümleten bir kent lobisi oluşturulsun, Ankara’nın yatırım öncelikleri ve toplumsal ihtiyaçları, önem sırasına göre bir bir takip edilsin, her biten işle başımızı biraz daha yukarı kaldırıp, ileriye bakalım istiyorduk. Havanda su dövmekten henüz başımızı kaldıramadığımız gibi, ileriyi görenlere de kulak vermiyoruz, sanki ukalamız eksik kalmış gibi.



Ulaşım damarları açılamadı

Sayın vekillerimiz, bu Ankara’nın önce temel eksikleri var. Kentin altyapısı yetersiz, her yağışta 5 milyonluk nüfusu kaldırmağına bir kez daha şahit oluyoruz. Ancak ulaşım konusu stratejik:


Yeni yollar, hızlı tren ve havayolunda pekçok yeni noktaya doğrudan uçuşlar, şehirler ve uluslararası ulaşım damarlarımızı biraz genişletti. Çubuk üzerinden Çankırı-Samsun karayolu güzergahını genişletmemiz, Çubuk-Kazan, Kazan-Ayaş arası bağlatıları tamamlamamız gerekiyor. Batıda Ayaş-Beypazarı-Çayırhan-Nallıhan, doğuda Elmadağ hattına banliyöyü, Akyurt ve Çubuk’a, metro ya da tramvayı uzatmak ihtiyaç artık.


Sizin hiç kullanmadığınız toplu taşıma ağımız ve araçlarımız  ise çok zayıf. Sincan ve Çayyolu metro hatları,sorun çözeceğine dert oldu Ankaralı’nın başına. Dünyada benzeri yok. Ayrıca erkenden biten metro ve otobüs seferleri, sosyal yaşamı da erkenden bitiriyor.



Sanayinin önü açılmalı

Savunma ve havacılık sanayisinde planlanan yatırımlar, öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ve bunların yer aldığı organize sanayi bölgelerinin desteklenmesini, altyapı ve ağır bürokrasi gibi önlerindeki engellerin kaldırılmasını gerektiriyor.


2 yılda önemli yol katettiğimiz raylı ulaşım sistemlerinin,  ulusal çapta önünü açmalıyız ki uluslararasına da çıkabilsinler.


Tıbbi araç, alternatif enerji ve kauçuk alanında kümelenmelerimiz var. Teşvik ederek harekete geçirmeliyiz.



Okul ve acil eleman ihtiyacı

Başkent sanayisinin ve ticaretinin, meslek okullarını bitirdiğimiz için, onbinlerce çok ciddi ve acil eleman ihtiyacı var. Mesleki eğitim, yeniden ve güncellenerek devreye girmeli, başkent, bu konuda modeller oluşturmalı.

Sanayinin, üniversite ve teknokentlerle buluşturulması, buluşanların çaplarını genişletmesi lazım. Yavaş ilerliyor buluşma çalışmaları.



Bilişim Vadisi şart

Tabii ki bütün bunların kaçınılmaz uzantısı olarak Bilişim Vadimiz’i kurmamız lazım. Devlet Gebze’ye götürdü ama Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın raporu bile bu konuda en uygun yerin Ankara olduğunu söylüyordu. Devlet değilse başkent, kendisi gerçekleştirmeli bu projeyi. Geleceğin Ankarası için, en kaçınılmaz ihtiyaçlarından biri olacak çünkü.



Turizm sıfır

Ankaramız’ın turizmi sıfır. Daha geçen hafta Kale’de, umumiler kapalı olduğu için lokantaların tuvaletinde sıraya giren turistleri haber yaptık. İlgimiz bu seviyede. Kale sokakları karanlık, otopark yok, altyapı çalışmaları 5 yıldır bitmedi.


Turistik mekanlarımızın çoğunda esnaf erken kapatıyor, turistiği kalmıyor işin.


Yerel mutfağın yemeklerini ise 1 buçuk lokantada bulabiliyor turistler.


Sağlık turizmi için yatırımlar sürüyor ama turizm altyapımız hiç yok. Doğa turizmini keşfedemedik, Medeniyetler Müzemiz’i de kuramadık.


Uluslararası ister spor ister sanat ister kültür olsun, büyük

etkinliker düzenleyemiyoruz. Bu çapta bir stadyumumuz bile yok.



Seçimden seçime görüşmeyelim

İşte böyle bekleyen işlerin bir kısmı. Bazılarında hiç yol almıyor, kalanlarda çok yavaş ilerliyoruz.


Böyle gelmiş böyle gitmesin, seçimden seçime görüşmeyelim. Ankara vekillerimiz birinin ucundan tutup, sahip çıksın başkentine ve sorunlarına. Çünkü bu başkent, ana kucağı oldu. Hiçbir zaman ne kendisine gösterilen kaba muameleyi ne de vurdumduymazlık seviyesindeki ilgisizliği haketmedi.

13 Haziran 2015 Cumartesi

ANKARA KAYIĞININ YENİ VEKİLLERİNE



12.06.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Seçim heyecanını kaybetmiş bir seçmeni var Ankara’nın. Özellikle genel seçimlerde. Gerçi 31 Mart 2014 Yerel Seçimi’yle 7 Haziran 2015 Genel Seçimi’nde bir hareketlenme oldu ama ikisinde de büyük ümitler besleyecek bir gelişme olduğundan değil, “Tepki hareketlenmesiydi” demek lazım. Hayati işler, ya çok yavaş ilerliyor ya hiç ilerlemiyor ya da halkın gündemiyle pek kesişemiyor çünkü.



Özal iyi özetlemişti

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan olduğu yıllardı herhalde, “Vatandaş önümüzde, devlet halkın gerisinde kalmış” biçiminde bir laf etmişti. Hiç unutamadığımız bir laf oldu. Durumu çok güzel özetleyen bir tanımlamaydı. Tam da Ankara’nın bugünkü durumu için kullanabileceğimiz türden bir tanımlama; Ankaralılar önden gidiyor ama yerel yönetimleri, devlet bürokrasisi ve siyasetçileri, geride kaldılar.



7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ni nihayet tamamladık ve yeni vekillerimiz, istikametini belirleyememiş Ankara kayığımıza çok yakında atlayacaklar. 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nde 29 olan vekil sayımız 31’e çıkmıştı, bu seçimde 32 oldu sayıları. 32 vekilden 21’ini yeniledik, 11’i eskilerden.



Her yeni etkilemez başkenti

Siyasetteki değişiklikler başkenti pek etkilemediği için ‘yeni’ sözcüğü ümit vaadetmez Ankaralılar’a. Seçim heyecanını da o yüzden kaybetmiştir zaten; vatandaş, istisnai bir-iki vekili dışında kendi vekillerini tanımaz bile. Tanıdığı da yaraya merhem, derdine derman olmaya yetmez.



Biraraya gelip, kent adına bir lobi gibi davranma, öncelikli ve hayati projeleri hükümet ve devlet içinde takip etme, bir güç oluşturma, o gücü, yeri geldiğinde kentin yararına harekete geçirme gibi kaygılar taşımazlar çünkü. Hem içinde yaşar hem ekmeğini yer hem de başka bir şehirmiş muamelesi yaparlar Ankara’ya.



Başkent ya, ortaya bırakırlar. Memleketi farklı olup burada doğup büyüse de kendi memleketi için yapmaya çalıştığının yarısını, Ankara için yapmaz seçtiği vekilleri. Çoğunun, Meclis’in ya da partinin 100 metre ötesinden haberleri olmaz. Başkentin de vekilleri olduğunu, seçimden seçime fark ederiz; etkinlikten etkiliğe koşup, ortalıkta boy gösterdikleri, seçim afişlerinden sırıttıkları zaman.



Herhangi bir il gibi

O yüzden günlük yaşamından sosyal ortamına, yatırımlarından istihdamına, kent dokusundan mimarisine, plansızlığın ve gelişigüzelliğin eline bırakılmıştır başkent. Devletin merkezi olma vasfını, bir fırsat olarak değerlendiremez. Yakında ya da uzakta herhangi bir ilin sorunlarını, yıllarca çözülmeden aynen yaşar. Ne vatandaşı ne esnafı ne de sanayicisi, hükümete ve devlete yakın olmanın nimetlerinden faydalanabilir. Sahip çıkanı olmayan, kaderiyle baş başa bırakılmış bir şehirdir.


Ankara kayığı da nereden çıktı, deniz mi var Ankara’da?” diyecek şimdi vekillerimiz. Azıcık merak ederlerse kolayca öğrenebilirler. Kendisi, her dalgada yönü değişen dümensiz kayığa benziyor, içinde de kayığın ihtiyaç haline geldiği günleri oluyor başkentin.

2 Nisan 2014 Çarşamba

HANGİ İRADE?



01.04.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Türkiye, tarihinin en ilginç seçimlerinden birini yaşadı. Yerel seçimin içine genel seçim kaçmış gibi ilginç bir seçim. Olması gerektiği gibi, yüksek katılımlı, genel seçimleri özendirecek bir seçim oldu.



Ülkenin gidişatına yön veren, derin sağduyusu olduğunu düşünürüm vatandaşın. Bazen devletin ya da hükümetlerin durmak istediği yeri, keskin oy sapmalarıyla yönlendirir. Kendisinden beklenmeyen bir zamanda ve beklenmedik biçimde sizi, bir yerlere çekiştirir, “Bu tarafa git” der.



Arkasından gider gibi yapar

Türkiye genelinde, genel konular açısından, bu sağduyu ya da iradenin işlediğini söyleyebiliriz. Dediğim gibi; istemeseniz de çekiştirir sizi. Hatta bazen devlet ya da hükümetler başka yerlere çekiştirse bile, arkasından gider gibi yapar, kendi politikasında çürütür onları.



Bütün muhafazakâr görünümüne karşın yeniliğe açıktır, yeniliklere beklenenden çok daha hızlı uyum sağlar. 15-20 yıl içinde bütün kurumlarıyla yeni devleti, Cumhuriyet’i böyle kurmuş, hasta adam, dünya masasına yeniden böyle oturabilmiştir. Bizim milletin derinliğini ve zekâsını, asla küçümsememek lazım.



Halkın istemediği bir değişimse seçimde dersinizi veriyor. Israr ederseniz arkanızdan geliyormuş gibi yapıp, ortada bırakıyor sizi. İstediği bir değişimse kendi istediği yere kadar sizi takip ediyor. Burada, bizim millete has olan; arkanızdan geliyormuş gibi yapmasıdır.



Ankara’nın demek istediği

Bu genel seçim şerbetli yerel seçim sonuçları, Ankara açısından ne demek istiyor acaba?



25 ilçenin 21’ini Ak Parti aldı. CHP ve MHP, ikişer ilçede kazandı. Önceki seçimde CHP 4, MHP 7 belediyeyi almıştı. Beypazarı ve Bala, daha sonra MHP’den Ak Partiye geçmişti. Durağan değil yani siyaset, seçimden sonra bile birinden diğerine geçecek hareketliliği devam ediyor. Beklentisi ve arayışı sürüyor yani.



Geçtiğimiz yıl içinde Ankara’nın bütün ilçelerini dolaşmış, bir yazı dizisiyle Milliyet Ankara Gazetesi’nin sayfalarından size aktarmıştık. Gördüğümüz resimde, daha çok genel seçimleri etkileyecek konular işleniyordu. Bütün çiftçiler, mazot ve gübreden, bütün besiciler yem ve toptan etin ucuzluğundan şikâyetçiydi. Yerel yönetimlere duyulan sevgi ya da tepki aşağı yukarı Türkiye’nin her yanındaki ilçelerden, beldelerden farklı değildi. Hatta Evren, Kalecik gibi iktidar partisiyle mesafeli birkaç ilçe dışında, yerel gelişmeler açısından genel bir memnuniyet vardı diyebiliriz.



Çelişki yok

Yalnız CHP’li Yenimahalle ve MHP’li Kızılcahamam gibi sürekli projeler geliştiren ilçeleri de katarak konuşmak lazım. Yenimahalle kaldı, Kızılcahamam gitti. Çünkü Kızılcahamam’da, bundan sonra yapılabilecek işlerin çoğu, ancak hükümet desteğiyle yapılabilecek büyük yatırım gerektiren işlerdi.



Ya da Beypazarı’na bakalım: Büyükşehirde yüksek oy oranıyla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ortak olan Mansur Yavaş’ın memleketi Beypazarı, kendi ilçesinde, yüzde 51 gibi bir oranla Ak Parti’ye vermişti oylarını. Bir turizm merkezine dönüşen Beypazarı, yeni atılımlar gerçekleşmeyince tıkandı, bu seçimde çelişkili gibi görünebilen bir parti tercihi yapabildi. Oysa dediğimiz gibi, çelişki yok. Halk, yerel seçimlerde takım tutar gibi partilere oy vermiyor artık.



Hangi iradenin koltuğu

Gelelim irade konusuna: Seçimlerde, sandığa müdahale etmek bir adaya seçim kazandırabiliyor. Bütün seçim tarihimizde, bunun örneklerinden geçilmez diyebiliriz. İstanbul, Ankara gibi nüfusun yoğun yığıldığı yerlerde, rekabet daha da artıyor. İşte sandığa müdahalenin başladığı yerde iradenin ya da halkın sağduyusunun yönü saptırılmış oluyor. İstemediği bir değişime zorlanıyor.


Bizim milletin sessizce arkadan çeklime özelliği burada devreye giriyor. Ya kendi siyasetinizin ya da arkanızda olmayan milletin, bir şeyler çatlayıp, patlamadan kurbanı oluyorsunuz. Milli irade, her zaman şahsi iradenin üstesinden geliyor. O yüzden pişman olmamak için sandıklarla oynamak yerine, oturacağınız koltuğun, hangi iradeye dayandığını doğru teşhis etmek zorundasınız.