müfredat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müfredat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2012 Çarşamba

GÜRÜLDEYEN GENÇLİK VE MESLEK OKULLARI

17.07.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Olsun da yavaş olsun. Yavaş olsun, eksik olmasın. Eksiği tamamlansın tam olsun.

Sıcaklığı artan, ısındıkça toprağı zorlayan kaynar bir su kaynağı üzerindeyiz sanki. Altımız kaynıyor, basınç artıyor,   sıkışmış enerji, patlayacak çatlak arıyor. Gençlik, gürüldüyor altımızda.

Ya bu enerjiyi zamanında ve doğru değerlendirecek, kaplıca gibi sıcaklığından şifa bulacağız ya da patlamasıyla hepimiz, tedbirsizliğin cezası, baştan aşağı kavrulacağız. Gençliğin  damarlarında akan deli kan, yapıcı da olur yakıcı da. Coşkun enerji, yönlendirmeye bağlı.

TCDD!
Özel okul ve devlet okulu ayrımı, birçok çocuğumuzu, gelecekten kopardı. Devlet okullarında, iyi eğitim verilmediği izlenimi var ve bu okullarda okuyan çocuklarımız, daha yolun başında gelecek ümitleriyle vedalaşıyor. Bir yandan da okulların hepsini etkisiz kılan dershane sistemi yürüyor. Türkiye Cumhuriyeti Dershane Devleti adeta. Demiryolları’nın adına ortak çıktı; bu da TCDD!

Üniversite havucunun peşine sürüklenen milyonlarca gencimiz,  okullarını bitirip, eller cepte, kaldırım arşınlıyor. Üniversite okumuş niteliksiz işgücü üretiyor sistem. Daha liseye başlarken ümidi kırılmış gençler ne yapsın peki? Ümitsiz gençten, şifalı gençlik olur mu?

Haberleri yok
1 yıldır Ankara Sanayi Odası Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Başkanı, iş garantili kurslarına başvuru gelmemesinden şikayet ediyor. Gelmez. Dershaneden, kurstan geçilmeyen memleketimin gençleri, yanlış adamların elinden aldıkları kurs sertifikalarını, uçak yaptılar çünkü. ‘Kurslar’ın, ciddiyetinden şüphe ediyor, uçakları kafamıza atıyorlar. Çok ihtiyacı olan ama olanaksızlıklar içinde boğuşan gençlerimizinse bırakın kursları, odalarınızdan bile haberi yok.

Bu gençleri, ümidi kırılmadan bulmak, yakalamak zorundayız. Öncelikle meslek lisesi ya da meslek yüksekokulları yoluyla. İşsizlikten başı ağrıyan bir devletin ciddiyeti de bunu gerektirir. İşsizlik içinde yoğun işgücü arayışında bir sanayimiz var ama nitelikli işgücü yok. Hem iş var hem de işsizlik. Ne garip!

Yaklaşık 1 buçuk yıldır peşindeydi Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir. Resmi Gazete’de yayınlanınca 4 gün önce açıkladı; “Özel Eğitim Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle organize sanayi bölgelerinde açılacak teknik lise ve meslek lisesi öğrencilerine, devlet desteği sağlandı.” Milli Eğitim Bakanlığı, bu amaç için ödenek ayırdı. Ankara Sanayi Odası ilk meslek okulunu kurmak üzere. Ostim Meslek Yüksekokulu’ysa 80 kişilik ilk mezunlarını verdi bu yıl.

70 kat derin derdimiz
Sorum geldi, soruyorum: “Kendi okullarına niye özensiz Bakanlık? Devletin meslek okulları, niye geri kalmış bir teknolojiyle sanayiden kopuk, güncel olmayan bir eğitim veriyor da organize sanayi bölgeleri, okul açmak zorunda kalıyor? Sanayi, “eğitilmiş eleman” diye fırdönerken bu okullar ne işe yarıyor?

Hayır işledi, başına bela aldı Nurettin Özdebir. Bakanlık ağırdan alıyorsa Ankara Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Ankara’nın meslek okullarını masaya yatırmalı, tek tek okulların raporu alınmalı, müfredatı ne, neyi eksik, teknolojisi ne alemde, biz ne yapabiliriz, dökülmeli.

Ankara’nın, 70 katlık binalardan önce 70 kat dertlerine derman lazım. 70 kat genç, gürüldüyor çünkü derinlerde!

12 Ekim 2011 Çarşamba

İŞSİZLİĞİN REÇETESİNİ BİLENLER


11.10.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Biz giderken bazıları, dönüyor olur. “Nal toplamak” diyoruz ya, onların nalını toplarız biz arkadan gidenler. Önceki ‘Badem Lezzetinde Haberler’ yazımızdaki haberlerin güzelliğinden, önümüzdeki nalları fark edememişiz. Sonrasında gelen bilgilerle nal toplayan durumuna düşmekten duyduğum memnuniyeti anlatamam!

Geçen yazımızda, Temelli’deki Anadolu Organize Sanayi Bölgesi’ne dikilen badem ağaçlarının, eğitime katkısına değinmiştik. Badem ağaçlarından elde edilen gelirle meslek okulu açılacaktı. Darısı Ankara Sanayi Odası (ASO) 1’inci Organize Sanayi Bölgesi’nin başına demiştik. Onların da 2 bin 200 elma ağacı vardı. O gün yanıt geldi. Tabiri caizse anında nalı, elime tutuşturdular!

Okul hazırlıkları başlamış bile
ASO’nun, 1’inci ve 2’inci Organize Sanayi Bölgeleri, çoktan bir meslek lisesi için çalışmalara başlamış bile. Hatta lisenin yeri de belirlenmiş. Öncelikle bir eğitim vakfı kurmaları gerekiyor. Önümüzdeki ay, vakfın kurulma aşaması tamamlanacak. İlkbahar gibi de okulun inşaatına başlanacak. Kendi alanında, Türkiye çapında bir örnek olacak.

Ayrıca öğrencileri, parasız eğitmeyi düşünüyorlar. Öğrenci  başına maliyeti, yıllık 10 bin lira olarak hesaplamışlar. Bunun için de kaynak yaratmaya çalışıyorlar. Şaka yollu “Elma satışından gelir sağlama önerinizi düşüneceğiz” diyorlar. Bunun dışında 50’ye yakın alanda mesleki eğitim veriyor ASO. Çoğunda iş garantili meslek sahibi yapıyorlar çocuklarımızı, işsizlerimizi; Ankara sanayisinin ağabeyine yakışacağı gibi.

Sistem doğru yönlendirmiyor
Çocuklarını, dershanelerde ve yapmayacakları meslekler için üniversitelerde tüketme lüksü yok Türkiye’nin. Eğitim sistemimiz, ihtiyaca göre yönlendirmiyor çocuklarımızı. Yüksek işsizliğin nedenlerinden biri de bu yönlendirme eksikliğidir. Üretimden kopuk bir eğitim sistemimiz olduğu için olan binlerce işe, çalışacak adam bulunamıyor. Bir gariplik olduğunu “gör” demeye gerek var mı?

Okullar derhal güncellenmeli
Organize sanayi bölgelerinin ya da Ankara Sanayi Odası gibi kurumların görevi değil okul açmak. Değil ama devlet, meslek okullarına sırtını döndüğü için kendi söküğünü dikmek zorunda kalıyorlar. Önümüzdeki döneme ilişkin ekonomik beklentiler doğruysa önemli hem de çok önemli olacak meslek okulları. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı meslek okulları, derhal elden geçirilip, hem müfredatı hem de teknik donanımı güncellenmelidir. Bu okulların önemini vurgulayan bir gelişme daha var.

Kentsel dönüşümle ilişkisi
Gecikmiş bir ‘kentsel dönüşüm’ furyası esiyor ülke çapında. Ankara, bu furyanın en hızlı ve keskin geçişlerine şahitlik eden kentlerden biri. Bir semti, 6 ayda, eskisiyle ilgisi olmayan bambaşka bir yere dönüştürebiliyoruz. Briketi betona dönüştürüp, medeni kent dokusuna uyduruyoruz ama içindeki insanların dönüşme ihtiyacını, ihmal ediyoruz. Onların da nitelikli işgücüne dönüşmesi gerekiyor. Nitelikli işgücüne dönüşecek ki kentin üreten bir parçası ve sahibi olmaya devam edebilsinler. İşte meslek okulları, bu dönüşümü, en hızlı uyarlayacak yapılardan biri. Bu ciddi işlevini de aklımızda tutalım.

Reçeteyi devlet bilmiyor mu?
İşsizliğin reçetesi belli. Bu reçeteyi bilenler, gereğini yapıyor. Biz giderken onlar dönüyor. Nallarını topluyoruz arkadan. İyi de reçete bu kadar açıkken aynı nalları, devletin de bizimle beraber toplamasına akıl erdiremiyoruz bir türlü.

18 Haziran 2011 Cumartesi

MESLEK OKULLARININ BU YÜZÜ


17.06.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Üniversiteli amele’ yetiştirmeyelim diye üniversite ve meslek okullarıyla işbirliğine dikkat çekmeye çalışıyoruz bir süredir. Çocuklarımıza, ekmek yiyemeyecekleri ya da istemedikleri meslekler uğruna sınav makinelerinde kıymayalım istiyoruz. Hayatta yapmayacakları meslekler için, 4 yıl da üniversitede çürütmeyelim gençliklerini. Meslek liseleri ve yüksekokullarında iş hayatına kazandırılabilecek geçlerimiz var; hedefsiz ve plansız eğitim sistemimizde oyalayacağımıza, bir an önce üretim ordusuna katabileceğimiz yüzbinlerce gencimiz. Yüzbinlerce nitelikli işgücü açığına derman olacak. Katarken çağa uygun meslek eğitimiyle tabii.



Bayat eğitim çöpe

Hep organize sanayi bölgelerinin, işadamlarının, firmaların, üniversiteler ve meslek okullarıyla işbirliğinde gecikmesine, isteksizliğine değindik bugüne kadar. Halının ucunu kaldırınca birikmiş başka bir sorunla meslek okullarının, başka bir yüzüyle karşılaştık: Meslek yüksekokulları yine bir nebze daha iyiymiş ama meslek liselerinin durumuna ayrıca büyüteç tutmak gerekiyormuş meğer. Nuh Nebi’den kalma bilgi ve teknolojilerle yetişen gençler, güncel bilgi ve yeni teknolojilerden habersiz mezun oluyormuş. Çırak olarak ilk adımı attıkları iş yaşamlarına, aslında bir ‘sıfır’ olarak başlıyorlar. Liseden sonra 3-4 yıl, yüksekokuldan sonra  5-6 yıl daha kaybetmiş oluyorlar. Yıllarca aldıkları bayat eğitimi girişte, çöpe atıp, her şeye yeniden başlıyorlar. Ne israf, ne israf!..



İşbirliğine engel

Organize sanayi bölgeleri, firmalar, katkıda bulunma, eksiklerini giderme isteklerine karşın meslek liseleri ve yüksekokullarıyla işbirliği çabalarından sonuç alamıyor. Müfredat değişikliğine gidilmiyor, tezgahlar yenilenmiyor. Peki neden? Bin yıl düşünseniz aklınıza gelmez nedeni. Bürokrasi hazretleri sahnelerde!.. Kıpırdayana kadar teknoloji değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor, üretim sistemleri değişiyor. Çocuklarımız, daha lisedeyken küfleniyor. İş yaşamıyla yetişmiş işgücünü buluşturamıyoruz. Son çare üreticiler, kendi okullarını kurmak zorunda kalıyor. O da sınırlı sayı ve çapta oluyor maalesef. Eğitim, aynı zamanda ciddi bir uzmanlık alanı çünkü.



Bu yaz bir adım atalım

Ankara, yatırımlar dönemine girmeye hazırlanıyor; hem sanayi hem de turizm yatırımlarıyla. Turizm, daha başlamadan ilk meslek okulunu, Gölbaşı’nda açtı bile. Darısı sanayicilerin başına. Önümüz yaz. Tatili haram edip, varolan meslek okullarımızda iyileştirme ve güncelleştirme çalışmalarını hızlandırır, firmalarımızın işbirliğiyle buluşturursak kentin, yatırımların kaderini değiştirecek bir adım atmış oluruz. Yoksa nitelikli işgücünün ve yatırımların, Ankara’dan kaçışını, melül melül izlemeye devam ederiz, sokaklarda sürtmek zorunda bıraktığımız işsiz gençlerimizle beraber.


Çok ama çok ihtiyaç varken hemen güncelleştirip, çağa uydurmalıyız meslek okullarımızı. Kapatmak, aklımızdan bile geçmesin. Ankara’nın, önündeki yatırımların altından kalkabilmesinin bir koşulu da bu okullarımızdır. Yetişmemiş işgücünü, üretim sektörü işe alamıyor ama şu anda Ankara, 1 satarken dışarıdan 4 alıyor!