safranhan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
safranhan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2018 Pazar

EN ESKİ ANKARA ANKARA’NIN ESKİSİNDE


 19.05.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi


Kale’ye çıkmanız lazım. Kale kapısına bakan yan yana Çengelhan’la Çukurhan’ın arkasında kalan Safranhan’a gitmeniz lazım. Rahmi Koç Müzesi’ni barındıran Safranhan’ın içinde açılan çapı küçük içeriği büyük ‘Tarihi Dokumak: Bir Kentin Gizemi, Sof’ sergisini gezmeniz lazım. O serginin içine 1730’larda yapıldığı tahmin edilen Ankara’nın en eski tasviri ‘Ankara Manzarası’nın orijinali geldi, görmeniz lazım.

Ressamı bilinmiyor resmin. Aslında neresi olduğu da bilinmiyordu 1972 yılında Prof. Dr. Semavi Eyice hoca ‘Ankara’nın Eski Bir Resmi’ kitabında bahsedene kadar. O keşfetmişti resmin Ankara’yı tasvir ettiğini. Bilinmeyenler içinden bilinen en eski Ankara çıktı. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’ın, Rijksmuseum müzesindeydi.

Ankara’nın efsane tablosudur
Ankara ve Ankara tarihine meraklı olanlar için efsane bir tablodur. Resimli şehir ansiklopedisi adeta. O yüzden imkanı olan yerinde görmeye gider, olmayan, resmin fotoğraflarını bir nevi ameliyat eder. Tabloyu, Ankara’dan sof ticareti yapan Levantche Handel isimli bir firmanın yaptırdığı, Amsterdam’daki bürosuna astığı rivayeti var.
Rijksmuseum’a gidebilenler, uzun yıllardır göremiyordu tabloyu. 2012’de, Türkiye ile Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 400’üncü yıldönümü nedeniyle teşhire çıkarılmış, sonra yine kaybolmuştu ortadan.

Depoya kaldırılmıştı
2015’in Ekim ayında Ankara araştırmacısı Timur Özkan, çok zorlu bir sürecin ardından Hollanda’nın Lelystad kentinde tabloyu görmeyi başardı. Müze’nin bir sanayi sitesi içindeki deposunda, madeni Avro basılan bir matbaanın üst katına saklanmıştı.

Özkan’ın kişisel çabalarıyla görmek için çırpındığı o efsane tablo, Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) ve Safranhan Rahmi Koç Müzesi işbirliğiyle nihayet Ankara’ya getirildi. 12 Mayıs’ta sergiye çıktı, 16 Eylül’e kadar bizimle olacak.

Sofu bilelim
Bu tablonun en önemli özelliklerinden biri de en eski Ankara keçilerini, tiftikten yapılan sof kumaşı pazarını, atölyelerini, alışverişini tasvir ediyor oluşudur. Sergide, Topkapı Sarayı gibi müzelerden ödünç alınan örnekleri ve sof tezgahında kullanılan aletleri de göreceksiniz. Sadece kendi sarayımızın değil, dünya saraylarının vazgeçilmeziydi sof kumaşı, bizim ipeğimizdi. Mikroskopla inceleyebileceğiniz tiftik taneleri, özelliğini gösterecek size. Artık dokuyamıyoruz, bilelim bari.
Efsaneyle hem de Ankara'da buluşmanın mutluluğu
Ankara’da kalsın!..
Vee sadede gelirsek... Ama şimdi buraya kadar gelmiş.. Ankara tarihinin en eski tasviri.. Ankaralılar için böyle önemli bir tablo.. Hollanda’da depoya kapatılmak için geri gönderilir mi? Elini kalbine koy ey Hollanda, evinde mi, bir depoda mı değeri bilinir ve artar bu eserin? Gelin ciddiye alın bu öneriyi, neredeyse 290 yıl sonra, tarihiyle buluşsun Ankara.

25 Mart 2017 Cumartesi

ÜÇLÜNÜN SONUNCUSU: SAFRANHAN



25.03.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Ankara’nın 58 müzesi var. İlçeleriyle beraber 74. “Biliyorum” diyen 4-5 tanesini bilir, haydi 10 olsun. Bir kısmı resmi kurumlar, bir kısmı üniversiteler içindedir, o kurumun ya da üniversitenin sakinleri bile gidip gezmemiştir.

Bilinç olmayınca
Gitmezler çünkü çocukları, gençleri götürüp gezdirmeyince tarih, belge, arşiv, koleksiyon bilinci oluşmuyor, gözünün önünde telef edilen tarihi eserlerine yıkıntı, kağıt fabrikalarına gönderilen belgelerine çöp gözüyle bakıyorlar memleketin. Tarihten kendisine kalana da kendi tarihine de sahip çıkamıyor, toprağına yabancılaşıyor nesiller. Toprağını, kültürünü tanımayan, sahip de çıkamaz tabii.

Haziran’da açılışının yılı dolacak. Ankara Kalesi’nin ana girişinin tam karşısında Çengelhan, yanında Çukurhan vardı, onların arkasına Safranhan Müzesi açıldı. Çengelhan’daki eserler oraya taşındı, genişliği sayesinde yeni eserler, koleksiyonlar eklendi. Üçlü tamamlandı, o parselde gerçeğine yakın çok başarılı bir tadilat ve düzenlemeyle eski Ankara yeniden yaşamaya başladı.

İkinci cezaevi
Zafran Hanı’ deniyor, ‘Zaferan Hanı’ deniyor, ‘Zağferan Hanı’ deniyorsa da son hali Safranhan dilimizde. Şer’iye sicilleri yani mahkeme defterlerinde, Ankara’ya yerleşik, aslen Kayserili Hacı İbrahim oğlu Hacı Mehmed tarafından 1511 yılında yaptırıldığı, duvarlarına bitişik 20 dükkân ile vakfedildiği kayıtlı.

Odaları beşik tonozlu, 42 odası var. Ankara tiftiğinden hem kendi hem dünya saraylarına giren sof kumaşının ticareti gerileyince, boşalıyor odaları. Osmanlı’nın son zamanları Cumhuriyet’in ilk yıllarında cezaevi olarak kullanılıyor. Ankara’nın ilk cezaevi, Kale içinde Zindankapı’da Akkale Hapishanesi. İkincisi Safranhan, üçüncü en eskisi Ulucanlar. Mimari değeri de olan bir eseri cezaevi, depo olarak kullanırken neyse birileri de tersine çevirip kültür merkezine dönüştürebiliyor.

2012 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı satın aldı, 2016 yılına kadar aslına sadık kalınarak tadilatı, düzenlemesi sürdü, avlunun üzeri cam ile kapatılarak koruma altına alındı ve geçtiğimiz Haziran açıldı.

Kültür merkezi oluşuyor
Hanların büyüklüğü hareketli, canlı ticaretin göstergesidir, son kurtarabildiklerimizden biri Safranhan. Yanlarında 1471’de yapılan Mahmut Paşa Bedesteni ile Mehmet Paşa Hanı (Kurşunlu Han), yani ikisinden oluşan şimdiki Anadolu Medeniyetleri Müzesi var. Aralarındaki boşluğu dolduran Erimtan Müzesi ve çevresini saran sanat atölyeleri, galerilerle başkente yakışır bir kültür merkezi oluşuyor.

Çok küçük bir alan içinde gezmeye doyulamayacak 3 müze ve sanat erbabı... Eh biz de bu merkeze yakışır bir Kale ve meydanı istiyoruz, yerel yönetimlerimiz dikkate değer görürse eğer.