şirket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şirket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2013 Pazar

YENİ İŞ VE MARKA YOLLARI


26.04.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi


Ankara, iş yapmak ve marka olmak için uygun bir kent. Kendine has bir iş yapma sorumluluğu, düzeni yani terbiyesi var. Bu yüzden köklü markalar çıkarabiliyor Ankara. Biraz ağırdan alsa da yenilikçi yanıyla daha çok öne çıkıyor Ankara firmaları. Sağlam basıyorlar adımlarını. Ancak marka olan, soluğu İstanbul’da alıyor, bir daha da arkasına bakmıyor. Marka olup, Ankara’da kalanlar yok mu? Var. Var ama onlar da dünya markası olma yolunda ağır davranıyor. Yeni iş alanları ve markalara ihtiyacımız var, Ankara, bu yolu açmaya hazırlanıyor.



Ankara’dan 2 ‘süper marka’

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin ‘2012 Süper Markaları’ açıklandı. İngiltere merkezli marka değerlendirme kuruluşu Superbrands, Türk iş dünyasının önemli isimlerinden oluşan Seçici Kurul’un oyları ve araştırma şirketi Nielsen’in kamuoyu ölçümleriyle belirlenen Türkiye’nin 159 ‘Süper Markası’nı açıkladı. Önce 1089 marka belirlenmiş, bu sayı 300’e düşürülmüş ve süzgeçten geriye ‘süper’ olarak bu 159 firma kalmıştı. Çoğu büyük dünya firmalarının Türkiye temsilcilerinden oluşan markalar. Kalan Türk firmalarının arasında iki Ankara firması görebildim. Bu 159 firma arasında ASELSAN Ve Kavaklıdere Şarapları süper marka olmaya layık görülmüştü. Sadece iki firma. İkisini de gönülden kutluyoruz.



“Tufan geliyor”

2012’nin Ocak ayında Çankaya Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Ziya Burhanettin Güvenç, “Tufan geliyor, teknoloji tufanı” demiş, küçük ve orta ölçekli işletmeleri “kümelenin” diye uyarmıştı. Aynı dönemde Bilişim Vadisi ve teknokentler gündeme yeniden gelmeye, organize sanayi bölgeleri, üniversiteler ve teknokentlerle işbirliğinin somut adımlarını atmaya başlamıştı. Yeni teknoloji dünyayı kaplamaya başladığı zaman, borsada kayıtlı şirketlerin en az yüzde 99’unun, Amerikan borsasındaki şirketlerin en az yüzde 80’inin kapanması bekleniyor. Bugün çalıştığımız işlerin çoğu, yarın olmayacak demek bu. Adım adım o günlere doğru gidiyoruz. Değişimi görmeliyiz.



Süper marka fabrikası!

Şirket işleyişleri, iş yapma alışkanlıkları değişiyor. Şirketler, üniversiteler ve sanayi, ele ele vermek zorunda artık. Gençleri de bu geleceğe göre yetiştirmek. Tam bu noktada, organize sanayi bölgeleri ve teknokentler, çok önemli bir yere sahip olacak. Devlet ve yerel yönetimler, onların bu hazırlığına hızla yardımcı olmalı. Buralardan yeni işler ve markalar çıkacak. Hatta 2 süper şirketimiz olduğuna üzüldüğümüz günler çok geride kalacak. Çünkü bu örgütlenmeler, hızlı ve doğru adımları atarsak süper marka fabrikasına dönecek.



Ankara teknokentleri
Nasıl mı olacak? Organize sanayi bölgeleriyle ilgili yazı dizimizde ipuçlarının bir kısmını vermiştik. Yarın da teknokentlerin bu gelişmelerdeki yaşamsal önemini işleyen yazı dizimize başlıyoruz. İpuçlarının kalan kısmını, bu dizide fazlasıyla bulacaksınız. İş ve iş alemi değişiyor, 5 hafta boyunca her Cumartesi, yenisini konuşacağız.

18 Mayıs 2011 Çarşamba

DAHA ÇOK İŞ İÇİN


17.05.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ekonomide baş döndüren rakamlar, toplumsal olarak karşılığını bulamıyor bazen. Çok para kazanıyorken aynı anda yoğun bir işsizlik hastalığına tutulmuş olabiliyor ülkeniz, şehriniz ya da yöreniz. Hemen nedenlerini saptayıp, hızla tedaviye başlamazsanız ilerliyor hastalık. Toplumların hastalanma hızını ve zamanını kestirmek zordur; işi şansa bırakmamak lazım.  Hastalığın muzdariplerinden biri de Ankara.



İşportacı

Seyyar satıcıların artmasından şikayetçi belediye başkanlarımız. Adres vermek istemiyorum ama bazı merkezlerdeki artış, bir süredir dikkat çekici hale geldi. ‘İşportacı’ da diyoruz onlara. Çok satıp, az kazanarak, günü kurtarmaktan başka çaresi kalmamış insanlardır. 20 tane mendil satarsa o günü 5 lirayla da kapatabilir, 15 lirayla da; marifetine kalmış. Niteliksiz işçidir çünkü, kentin ondan beklediği marifetlerle yetişmemiş, eğitilmemiştir. Memleketini terk etmiş, mahallesinde doyamaz olmuştur. Büyük kent ve kentin merkezi, son çaresidir. Daha kenarda köşede, dikkat çekmeyeceği yerlerde satarken gözünü karartır ve en görüneceği yere, merkeze gelir. Bütün gün kaç-göç yaparak, her an diken üstünde, şansını dener. Vergisini ve kirasını veren tüccara haksızlık olur. Bir kentin merkezinde, işporta artıyorsa kent ekonomisinde bir aksilik var demektir.



Bu işin bir yanı. Bir başka açıdansa…



Nitelik yoksa projeler hayal

Nitelikli işgücü, göçediyor Ankara’dan. Demek ki eğitilmiş, yetiştirilmiş, üstelik tecrübe edinmiş işgücüne, iş yaratamıyor, o becerilere uygun yatırımlar yapmıyor Ankara. Abdullah Değer, Ankara Genç İşadamları Derneği (ANGİAD) Başkanı. Bakın ne diyor: “İşçi ile sadece üretim yapılır. Araştırma-Geliştirme çalışmaları yapmazsanız, işgücünde niteliği arttırmazsanız, dışarıdan teknoloji satın almaya devam eder, hiçbir atılımı gerçekleştiremezsiniz.” Yani ‘Bilişim Vadisi’ hayal olur, savunma sanayi projeleri de güdük kalır diye anlıyorum Abdullah Değer’i. İşçinin çokluğu yeterli değil; nitelikli teknik çalışanların çokluğu da önemliymiş demek bir iş alanında.



Beyinlerimiz mevcuttur!

Konuştuğumuz şeye bakın! Nitelikli işgücünün, gerekliliğini anlatmaya, açıklamaya çalışıyoruz. Araştırma-Geliştirmenin önemini vurguluyoruz. Ne zaman önemsizdi ki bunlar? O yetenekli beyinleri Ankara’da tutamıyoruz, gidiyorlar. Dünya’ya, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde yetişen beyinlerin buluşlarını, ürünlerini göndereceğimize, bizzat beyinlerin kendisini gönderiyoruz. Dışarıdan alıp, içeride satmaya biraz fazla alıştık galiba. “Kim uğraşacak, ne gereği var” rehavetinden, kendi çocuklarımızı görmez olduk. Kent girişine tabela asalım; “Toptan, perakende beyinlerimiz mevcuttur!



Doğru okuyalım tabloyu
Meslek okulları, üniversite-şirket işbirlikleri, niteliksiz işgücünü yönlendirmenin önemini bir kez daha yinelemiş olalım. Güzel projeler var önünde. Büyük işlerin arifesindeki Ankara, bu işleri söküp, almak zorunda. Fırsatları kaçırmaya dayanacak gücü yok. Nüfusunun şişkinliği, ekonomik büyümeden çok ümidini büyük şehire bağlayanların artmasından kaynaklanıyor. Balon, gün be gün şişmeye devam ediyor. Bu tabloyu, yanlış okumamalıyız. Okursak eğer, kentin göbeğine akan seyyar satıcılar, en az suçlusu olacaktır işgallerinin.