akıllı durak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akıllı durak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2013 Cumartesi

AKILLANSAK YA ARTIK


16.08.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



‘Akıllı Durak’ ihalesine 2008 yılında çıkılmıştı. İlkbaharlar, yazlar, sonbaharlar, kışlar geçti, 5 yıl sonra takvim, 2013’e geldi. Akılsızına hasretken akıllısı için bir beklentimiz hiç olmamıştı zaten. Şehrin birçok yerinde hala iddiasız, düz mantık otobüs durağı bile yok, akıllısı gelince alışabileceğimizi sanmıyorum. Akıl vermeye falan kalkarsa aramızda sürtüşmeler olabilir. “Bekle 5 dakika, geliyor” deyip te gelmezse ağız dalaşıyla başlar gerilim “Bilmiyorsun da niye konuşuyorsun a aklıevvel” diye. Örneğin Ankara Metrosu’nda trenin kaç dakikada geleceğini gösteren tabelalar, boşuna elektrik tüketiyor. Genelde tutmuyor zamanlaması. Hatta genelde zamanı da göstermiyorlar ama gösterdiği zaman da “Göstermese daha iyiymiş ya” dedirtiyor, beklentimiz olmaz hiç değilse.



Bir akıllı daha

Durak gelemeden, beklenecek yeni bir ‘akıllı’mız oldu; ‘Akıllı Kart’ geliyormuş. Otobüslerde, metrolarda bilet yerine bu kartı kullanacağız. Adı da Ankarakart olacak. Beklemekten kartlaşmış Ankara’ya, pek yakışır bir isim olmuş sanki. İşini kolaylaştıracak şeyler hep geç geliyor Ankara’ya. Biz, ihaleyi beklerken akıllı durakları kullanıyordu İstanbul. Akıllı karta ise ondan önce çoktan geçmişti İzmir, Eskişehir, İstanbul. İstanbul çok yararlı bir uygulamayla bu kartları halk otobüslerinde de geçerli hale getirdi. Örneğin; ben gazeteye gelmek için otobüs beklerken görüyorum, 3 halk otobüsüne bir belediye otobüsü denk düşüyor. Aktarmalı yolcular, 60 kuruş yerine 2 lira vermemek için belediye otobüsünü bekliyor tabii. Akılı, duraktan çok İstanbul’daki gibi örneklerde görmek istiyor insan, kendini düşünen akıllar olduğunu bilmek istiyor.



Telefonumla bozuğuz

Geçtiğimiz günlerde ‘EGO Cepte’ diye bir uygulama başlatıldı. Akıllı telefonu olanlar ya da mesajla otobüsün nerede olduğunu, ne zaman geleceğini öğreniyorsunuz bu uygulamayla. Akıllı değilse telefon, mesajı bedava atmıyoruz herhalde. Benim telefon, sen akılsız çık, onun yüzünden bekliyorum ya ha şimdi geldi gelecek diye. Telefonumla bozuğuz bu uygulamadan  sonra, soğukluk girdi aramıza. Otobüs beklerken telefonumla hiç muhatap olmuyorum.



Sırası şaşmış işler
Altına sığınacak durak yok ama teknolojinin sınırlarını zorluyoruz öte yandan. Tam bir kafa karışıklığına işaret ediyor sırası şaşmış uygulamalar. Yarım saatte bir kalkan otobüsün varacağı zaman aşağı yukarı belli, söylesen ne söylemesen ne. Kaçırmışsam otobüsü, “Yarım saat sonra gelecek” desen ne demesen ne. Beklemek zorundayım zaten. Toplu taşımayla arası hoş olmayan bir şehirde, trafiği akıcı hale getirecek uygulamalarda gecikmişiz, gecikmeye de devam ediyoruz. Türkiye’de pek çok il, başkentin örnek olması gereken işleri yaptı, bitirdi. Onların 4-5 yıl önce bitirdiği işlere, “Müjde” diye sevinsek ne sevinmesek ne.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

AKILLI DURAK AKILSIZ DURAK


22.07.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’da durak yok” yazısı yazma hastalığına tutuldum. 3 ayda bir yazmazsam kuruntuya kapılıyorum; “Bana da Ankaralılar gibi, kanıksama virüsü mü bulaştı?” diye. Bir yıldır, bazı yazılarımızın açık konusu olmuş ya da başka konuların içine sızmış otobüs durakları. Endişeliyim; dur duraksız durak yazmakla kafayı bozarsam ya? ‘Duraksızlık’ diye bir hastalık yok ki hangi hastane, ne gerekçeyle kabul etsin beni!



Durak önergesi

Nasıl olduysa geçen hafta, Büyükşehir Belediye Meclis’inde, ‘durak önergesi’ verildi. Önergeyi veren CHP’li Grup Başkanvekili Fazıl Güleken, “Ankaralılar, daha bakımlı, beklemeye elverişli ve vatandaşı yazın sıcaktan, kışın, yağmurdan ve soğuktan koruyacak duraklardan otobüse binmek istiyor. Otobüs duraklarının daha konforlu ve korunaklı hale getirilmesi gerekiyor” dedi. Durak mı dediniz? Duramam bir dakika, müptelasıyım. Araya amblem tartışması girince zor sabrettim. Duramıyorum duraksız.



Durak yok ne konforu?

Yalnız sayın Güleken, siz bakımlı, konforlu ve korunaklı duraktan bahsediyorsunuz ama ben,  “Durak yok, olsa” diyorum. İnşallah sadece olan durakların düzeniyle ilgilenmiyorsunuz. Ankara’da otobüs durağı yok, ne konforu? Dahası başkentin merkezi Kızılay’da bile yok. Bir keresinde metronun Güvenpark çıkışında, merdiven önlerine ciddi bir kalabalık birikmişti. Nümayiş var, yürümeyen merdivenlere tavır alıyor millet zannetmiştim. Yağmurun dinmesini bekliyorlarmış. O sırada otobüsler geçmeye devam ediyor yukarıda. Acelem olduğu için ben çıktım. Kızılay’la gazete arasında dere yok ama geldiğimde dizlerimin altına kadar yükselen nem, paçalarımdan süzülerek tahliye oluyordu. Yazın da sıcaktan cinnet geçirmediysek eğer, buğdayını hasat etmiş çiftçi kavrukluğuyla gidiyoruz işimize, evimize. Artık fışkıracak hale gelmiş amele yanığı bedenlerimiz, D vitaminini kabul etmiyor. Aşırı vitaminden, kaldırımlara çöküyor yaşlılar.



Türk tipi durak

Bir de eğer düşünülüyorsa ‘Türk Tipi Durak’ tasarlanmasını talep ediyoruz Ankaralılar olarak. Üçü oturarak beşi ayakta dolan otobüs durakları, bize uymuyor. Avrupa’dan devşirme durak tasarımları göze hoş gelebilir ama işlevsel değil bizim millet için. Birçok Avrupa kentini görmüş biri olarak biliyorum; orada, 5 kişi bekliyorsa kalabalık olmuştur durak. Ortalaması 3 kişidir. O sıklıkta gelir çünkü otobüs ve tramvay. Bizde ortalama 20 kişidir. Kızılay’da, 60’a kadar çıkar sayı. Belki de bölgeye ve yere göre tasarımlar yapılmalıdır.



Akılsızına bile hasretiz

2008 yılında, Akıllı Durak ihalesine çıkılmıştı. Neredeyse 3 yıldır ses çıkmadı. Duraklar, fazla mı akıllı çıktı nedir, müzakere ediyorlar herhalde duracakları yeri! Aman vallahi öyle akıl, fikir gibi büyük beklentilerimiz yok bizim duraklardan. “Gazeteye gideceksen yanlış durakta bekliyorsun Ali İnandım” ya da “Kale’ye, otobüs yok, Resim-Heykel’in aradan yukarı kaptır” diyecek hali yok ya. Yağmurdan, kardan, kavurucu güneşten korusun, varsın aklı eksik olsun.


Ne acı ki 21’inci yüzyılda, Türkiye’nin başkentinde, böyle çağdışı beklentileri olan Ankaralılar olsun. Klimalı lüks arabalardan anlaşılması zor şeyler mi anlatıyorum?