alışveriş şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2012 Çarşamba

ANKARA LOBİSİNE İLK ADIM OLSUN

12.06.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Şopping Fest başladı. Ankara Alışveriş Şenliğimiz… Gördüğüm, duyduğum kadarıyla eğlence kısmı güzel başladı. Güvenpark’a parkeden dinozorları, çocuklarla izledim. Kızılay’da, hiç bu kadar çocuğu bir arada görmemiştim. 23 Nisan’da bile!.. Hareket eden, ses çıkaran dinozorları, “gözü oynadı.. ağzını açıyo.. niye durdu bu?” diye diye, merakla izledik beraber.

Üstü açık gezi otobüslerine bayılmış çocuklar. Onların bayıldığı şeye ben de bayılıyorum. İki yıldır iki tanesini, Ulus-Ankara Kalesi-Kızılay arasına koyduramadık!

“Gecikiyorum” diye homurdanırken Batıkent metro durağında, şenlikli bir sahne, oynak bir müzik karşıladı beni. Gecikmesem iki oynayıp, ciddi bir toplantıya, en rahatlamış adam olarak katılacağım!

Gece yarısını geçmiş, saat yarıma geliyor. Etimesgut-Sincan-Batıkent arasında süzülen İstanbul yolunu, iş çıkış saatlerinde bile böyle kalabalık görmedim. Tarkan Konseri’nin olduğu gün. Gecenin yarımında, kalabalık trafiğe sevineceğim aklıma gelmezdi!

Yaşarsa güçlü olur
Neler neler var daha görmediğim. Onları da başkalarından dinliyorum. Eğleniyor insanlar, memnun. En çok ta uzun yıllar kendileriyle ilgilenilmeyen Ankaralılar memnun. Gece 11’de metroya, otobüse yetişmek zorunda bırakılan Ankaralılar. Yaşıyor şehir!..

Neydi bugüne kadar elinizi tutan? Niye bugüne kadar yapmadınız? Biraraya gelmek için neyi beklediniz? Sadece ticari bir amaç hedeflenmiş olabilir ama bu etkinlik, Ankara’nın siyasilerine, yöneticilerine, tüccarlarına, sivil toplum örgütleri ve Ankaralılar’a, unuttuğu bir görevi anımsatmalıdır; yaşamayan bir kentin, organları cılızlaşır. Yaşatırsanız güçlenir. Güçlenmek için yaşatmalısınız.

Önemli tepki ve hareketlenme
Ankara Alışveriş Şenliği başlarken büyük alışveriş merkezlerimizi hareketlendirmeyi amaçlıyordu. Ancak Ankara’nın küçük ve orta ölçekli esnafları, unuttuğumuz bir tepkiyle “Biz de varız” deyip, şenliği düzenleyen kurula karşı bir hak arama çıkışması yaptı. Kurul da “Hayır” demedi, işbirliğinin ilk adımlarını, büyütmüş oldular. Haberleri yok, bazı Ankaralılar, şenlikten çok bu hareketlenmeye sevindi. Sinir uçları dağlanmış, ilgisiz, duyarsız Ankara, tepki veriyordu!

İşte bu işbirliği ve hareketlenmedir önemli olan. Ankara,  kendi işi hallolduktan sonra kentle ilgilenmeyen Ankaralılar’la yarım yüzyıldan uzun bir zamandır dağınık, bir araya gelemiyor. Kenti kollayan lobisi yok. İleride sıkça adını anacağım bazı kurumlar, yeniden ayağa kalkma, işin ucundan tutma hazırlığı içindeler. Bu etkinlik, işbirliği ve hareketlenme, Ankara lobisinin oluşturulması için ilk adım olabilir.

Zarar önemsiz lobi önemli
Ankara Şopping Fest’in ardından kar-zarar hesabı nasıl çıkacak bilemiyorum. İstanbul’un alışveriş şenliğiyle aynı günlere denk geldi çünkü. Ancak edilecek zarar, bugüne kadar ihmal edilmiş Ankara’nın hesabı olarak düşünülmeli. Uzun vadede edilecek kar ise kendi kadar kenti de düşünen bir lobinin, oluşturulma adımlarıdır. Sonrası kar garantilidir!

Ayağa kalkmış Ankara Kalesi’yle.. Beypazarı, Tuzgölü gibi değerleriyle.. Kızılcahamam, Ayaş’tan tutun, kaplıca, sağlık, eğitim turizmiyle.. dünyayı, tıkış tıkış İstanbul’la bölüşüp, Ankara’ya indiren havalimanlarıyla.. ülkenin her yanını yaklaştıran hızlı trenleriyle.. dünya çapında yatırımlar çeken organize sanayi bölgeleri ve ilçeleriyle.. nitelikli işgücü, bilişim vadileriyle.. örnek tarım, hayvancılığıyla…

Özeti; lobiyi kurarsak her şey daha hızlı olur. Yeter ki Alışveriş Şenliği’ndeki kadar istekli ve birarada olalım. Ben Şenliğe kaynıyorum, siz konuyu bir düşünün.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

ANKARA MARKASI

29.05.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Ankara, Türkiye’nin başkenti. Bundan büyük marka olamaz. Bu marka yeter aslında. Bu markayı harekete geçirmek gerekiyor” diye başladı konuşmasına. “Bütün Türkiye buradan idare ediliyor. Bütün önemli, stratejik kararlar buradan alınıyor. Dolayısıyla Türkiye güçlüyse Ankara’da alınan kararlar sayesinde güçlü” diye devam etti. Her başkentini seven vatandaşın, özellikle her Ankara’yı seven Ankaralı’nın kulaklarına, tatlı bir nağmeydi bu sözler. Uzun yıllar hasret kaldığı bir sahip çıkmaydı Ankara için. Uzun yıllar ardı ardına kaybettiği markalarından, sonuncusuna sahip çıkma  uyarısıydı. Belki de elde kalan sonuncuyla başlayıp, eski markalarını geri kazanma uyarısı.

Uzun vadeli hedef
Bu sözleri sarfettiği yer Şopping Fest (Shopping Fest) açılış töreniydi. Şopping Fest’in Türkçesi Alışveriş Şenliği. ‘Ankara Alışveriş Günleri’ desek vatandaşlarımız tarafından daha iyi anlaşılabilirdi belki. Konu alışveriş olunca ‘marka’ sözcüğü, tamamen ticari içeriğiyle algılanmış olabilir salondaki konuklar açısından. Ancak defalarca okudum Cumhurbaşkanımızın sözlerini, ticareti aşan bir içeriği olduğu izlenimi edindim. Öyle 24 günlük bir etkinlik için söylenmiş gibi gelmedi. Daha fazlası vardı sanki içinde. Daha uzun vadeli çalışmalar öneriyor, uzun menzilli bir hedefi işaret ediyordu sanki.

1 yılı aşkındır uyarıyorlar
Yaklaşık 1 yıldır bu yönde açıklamalar ve uyarılar yapılıyor ancak bazı vekillerimiz tamamen duyarsız, ilgilenmiyor, bazı yöneticilerimizse duymazdan gelip, bildiğini okuyordu. Geçen yıl Mart ayında Meclis Başkanı Cemil Çiçek, “Kişiye göre işleyişler yapıyoruz, ilerisini hesaplayın, bir ülkenin ne imkanı ne zamanı bu kadar kolay heba edilecek bir şey değil. Ankara’yla övünüyoruz ama planlamalar, buna göre yapılmadığı takdirde sıkıntılar yaşıyoruz” demişti. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, Savunma Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, hatta Sağlık Bakanı, başta OSTİM olmak üzere ziyaretlerde bulunuyor, sanayicileri ve Ankara’nın ileri gelen girişimcilerini, yönetici ve akademisyenlerini uyarıyordu. Yerli kaynakların, yerli üretim için biran önce harekete geçirilmesini talep ediyor, yerli araba, yerli uçak, yerli tren gibi hedefler bile koyuyorlardı.

Anlayan anladı
Bir kısmı anladı, görevi üstlendi, gereğini yapmak için çalışmaya çoktan başladı bile. Bir kısmıysa eski usul, üretim değil, tüketim ekonomisiyle büyüme hayallerinden uyanamadı. ‘Yeni Türkiye’ tabiri, üreten Türkiye’yi tarif ediyordu oysa.

Ankara Valisi, 6 ay önce ilk kez, ‘Ankara Milletvekilleri Bilgilendirme Toplantısı’ düzenliyor, o günden bugüne 3 partiden 31 Ankara milletvekili arasında, sahnede sadece ikisi görünüyordu; Aylin Nazlıaka ve Levent Gök. Parti ve meclis koridorlarında kayıptı diğerleri. Türkiye Cumhurbaşkanı, Ankara, Türkiye’nin başkenti. Bundan büyük marka olamaz. Bu markayı harekete geçirmek gerekiyor” diyor, kentin oylarıyla koltuğa oturmuş vekillerden çıt çıkmıyordu. Acaba Ankara gibi, Türkiye’nin gidişatından da mı haberdar değillerdi?

Öncülük edip, kentin içinde fıldır fıldır döneceklerine, parti ve meclis koridorlarındaki siyaset girdabına kapılmışlardı  belliki. Dünya’ya kafa tutarak marka olmuş başkentin, bırakın markasıyla ilgilenmeyi, sokağına bile çıkamayacak kadar meşguldüler!