dinozor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dinozor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2013 Pazar

DİNOZORLARIN ŞEHRİ ANKARA


01.11.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



9 milyon 800 bin yıl önce yaşamış ‘Ankara Maymunu’ Kazan Örencik’te bulunmuştu. Kafatası, şu anda Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. 15 gün önce yine Kazan Örencik’te, bir gergedan çenesi, fil kalıntılarının bulunduğu açıklandı. 9-10 milyon yıl önce bu bölge, fil, gergedan, maymun gibi hayvanların yaşadığı ormanlık bir alanmış. 20 yıl önce bu fosillerin Kazan’da çıktığını biliyordum ama bu buluntuların  neden doğal ortamında sergilenmediğini de anlayamıyordum. Bu buluntuların bir kısmını, Örencik İlkokulu’nun bir yanında sergilemeye hazırlanıyorlar. Ayrıca bazı köy evleri, eski dokusuna uygun yeniden elden geçirilerek pansiyon, kültür evi yapılacak, fillerden gergedanlardan geriye kalan orman, doğa yürüyüşlerinde, yakındaki gölet de olta balıkçılığıyla değerlendirilecek; turizme açılacak yani.İnşallah” diyelim.

Dinozorlar, fosiller Ankara’da

Eskişehir yolunda, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)içinde, Türkiye’nin değişik yerlerinden toplanan fosil ve iskeletlerin sergilendiği Tabiat Tarihi Müzemiz var. Türkiye’nin alanındaki tek müzesi ve dünyanın da sayılı müzelerinden. 193 milyon yıl önce Ankara-Köserelik civarında yaşamış dev bir mürekkep balığından bugüne doğru 6 bin 500 civarında buluntu sergileniyor. Ankara’nın Kazan, Evren, Kızılcahamam gibi ilçelerinden yeni buluntular, Anadolu Medeniyetleri ve Tabiat Tarihi Müzelerimiz’e katılmaya devam ediyor. Görüntü; mamutlar, dinozorlar, fosiller, Ankara’ya toplanmış!


Son teknoloji dinozor
Yeni Hayvanat Bahçesi projesi içinde yer alacak TemaPark’ın tanıtımı için bu fuara katıldık ama neden böyle yaptık, Nuh'un Gemisi’nden dinozorlara, tanıtım için neden teknoloji fuarını  seçtik, mesajımız neydi, karmaşık düşünceleri, ikna edici bir gerekçeye bağlayamadık. “En son teknoloji dinozor bizdemi demek istedik acaba?

Geçenlerde 24-27 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da, ‘CeBIT Bilişim Eurasia 2013’ fuarı vardı. Dünyanın her yanından,  özellikle bilgisayar teknolojisi açısından geliştirilmiş pek çok ürünün sergilendiği bir fuar. Ankara Büyükşehir Belediyesi, son teknoloji ürünlerin sergilendiği bu fuara, dinozor robotlarıyla katılmasın mı?

Dinozorluğun başkenti mi?
Geçen yıl da Ankara Alışveriş Şenliği Şopping Fest sırasında Güvenpark’ı basmıştı dinozorlar. Sürekli bir dinozorlar  arasında, pek içli dışlı... İçime kurt düştü; arkadaş, bu dinozorluk müessesesi, Ankara’dan çıkmış olmasın. Ankara, her şeyin olduğu gibi dinozorların ve dinozorluğun da mı başkentiydi yoksa! Her şeyde bir ağırdan alma hallerimiz, böyle bir bağdan mı kaynaklanıyor acaba? Bilmek istiyorum…

Şekil buysa eğer, düşünce sistemimi, baştan aşağı gözden geçirmek istiyorum.

20 Ağustos 2013 Salı

BİR ANKARA YOZLAŞMASI: ATATÜRK ORMAN Ç.


20.08.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Bir şehire bazen bir şey yapmayarak iyilik edilebilir. Tarihi, doğal dokusunu korumak için yapılmaz. Dünyanın bir değeri olmuştur, korunur. Bugün Prag, Sen(Saint) Petersburg, Paris, Roma gibi şehirlere, akın akın korunan tarihini görmeye gidiyor turistler. Londra’nın göbeğindeki Hayd(Hyde) Park’ta, sincaplar, ördekler, kuğular, insanlarla iç içedir. Dünyanın en büyük parklarından biridir ve şehrin ortasındadır. Bu şehirlerin her birine giden turist sayısının 3’te 1’i, bütün Türkiye’ye anca geliyor. Bizim edinemediğimiz bir bilinçtir, ancak tarihe ve doğaya acımasızlığımızı gösterebiliriz turistlere.



Hayd Park’ta yapılaşma

Şimdi bu Hayd Park’ın önce içinden bir yol geçiriyoruz 35-40 metre genişliğinde. Sonra devasa bir Başbakanlık binası oturtuyoruz ortasına. Toprağını kazıyoruz, düzlüyoruz, zemini sağlamlaştırıyoruz. ‘Tema Park’ diye bir şey yapmak istiyoruz çünkü. Şu raylar üzerinde, yükseklere inip çıkan bir lunapark eğlencesi var ya, “rollır kostır (roller coaster” diyorlar, lunaparkta yokmuş ya da yapmaya yer yokmuş gibi onu koyuyoruz bir yanına. Bir başka yanına, gerçekleri MTA Müzesi’nde dururken yapma dinozorlara yer açıyoruz. 80 dönüm arazinin üzerini kapatıyor, telefonlara bile girmişken bilgisayar oyunu 400 atari koyuyoruz içine. Tekray, çift ray trenlere yollar, teleferiklere hatlar çekiyoruz. Dünyanın ünlü hayvanat bahçeleri küçülür ya da kapanırken en büyüğünü yapmak için biraz daha genişliyoruz park içinde. Tayms (Thames) Nehri geçiyor yanından, parkın 50 dönümüne arıtma tesisi kuruyoruz ayrıca. Bunların yanında lokantasıydı, büfesiydi, tuvaletiydi derken daha ne kadar yapılaşacağını kestiremiyoruz. Daha yeni 700 milyon (trilyon) liralık ek bütçe ayırdık bu işlere. Yeterse artık. Bu parkın orasına burasına kooperatifler, büyük alışveriş merkezleri, orduevleri, otomobil servisleri yapılmış zaten. Elçiliği ve parlamento üyelerine dinlenme tesisi eksikti, yakında onlar da belki daha neler neler olacak. Av için tasarlanmış ama 1637’de halka açılmış Hayd Parkı, böylece tarihi ve doğal özellikleriyle beton-asfalt yanında tarihe de gömmüş oluyoruz.



Çiftlik örnek olsun

İngilizler’in yüreğine inmiştir bu satırları okuyan olduysa. Hükümet Konağı’na yürümeye başlamıştır yazıyı ortasında bırakan. Oysa Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılanların, Hayd Park’a yapıldığını hayal etmeye çalışıyorduk. Parkken bile turistlerin ziyaret ettiği Hayd Park’a çevireceğimize, bir beton ve yozlaşma anıtına dönüştürüyoruz kentin ortasında kalan tarihi ve doğal bir nimeti. Üstelik İngiliz kralı ya da kraliçeleri, parasıyla alıp, halka bağışlamamış Hayd Parkı. “Bu parkı koruyun, tarımı geliştirin burada, mesirelerde halk dinlensin” diye bir vasiyetleri de yok. Ama 250 hektarlık araziyi gözleri gibi koruyorlar hala. Halbuki ne biçim alışveriş merkezleri, hayvanat bahçeleri, lunaparklar, betonlar, asfaltlar yapılır, tam şehrin göbeğinde. Biz yapalım da örnek olsun, onların da aklı başına gelir birgün.



90 yaşını göremeyecek
Bu bilince yabancı değiliz biz. Kale’yi, tarihi evlerini, derelerini, bağlarını böyle kaybetti Ankara. Şimdi Hacı Bayram’da, Hamamönü’nde, Kale’de yeniden yapmaya çalışıyoruz eskisini. Sıra Atatürk Orman Çiftliği’ni bozup, yeniden yapmaya geldi. Devletin kurucusunun vasiyetine rağmen. 380 yaşındaki Hayd Park’ta turistler sincaplarla gezerken Atatürk Orman Çiftliği, 60 yıllık tırtıklamaların sonunda 90’ıncı yaşını göremeyecek anlaşılan. Tarih ve doğa bilinci, bir kez daha ergenlikte kalıp, olgunluğa geçemeyecek.

13 Haziran 2012 Çarşamba

ANKARA LOBİSİNE İLK ADIM OLSUN

12.06.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Şopping Fest başladı. Ankara Alışveriş Şenliğimiz… Gördüğüm, duyduğum kadarıyla eğlence kısmı güzel başladı. Güvenpark’a parkeden dinozorları, çocuklarla izledim. Kızılay’da, hiç bu kadar çocuğu bir arada görmemiştim. 23 Nisan’da bile!.. Hareket eden, ses çıkaran dinozorları, “gözü oynadı.. ağzını açıyo.. niye durdu bu?” diye diye, merakla izledik beraber.

Üstü açık gezi otobüslerine bayılmış çocuklar. Onların bayıldığı şeye ben de bayılıyorum. İki yıldır iki tanesini, Ulus-Ankara Kalesi-Kızılay arasına koyduramadık!

“Gecikiyorum” diye homurdanırken Batıkent metro durağında, şenlikli bir sahne, oynak bir müzik karşıladı beni. Gecikmesem iki oynayıp, ciddi bir toplantıya, en rahatlamış adam olarak katılacağım!

Gece yarısını geçmiş, saat yarıma geliyor. Etimesgut-Sincan-Batıkent arasında süzülen İstanbul yolunu, iş çıkış saatlerinde bile böyle kalabalık görmedim. Tarkan Konseri’nin olduğu gün. Gecenin yarımında, kalabalık trafiğe sevineceğim aklıma gelmezdi!

Yaşarsa güçlü olur
Neler neler var daha görmediğim. Onları da başkalarından dinliyorum. Eğleniyor insanlar, memnun. En çok ta uzun yıllar kendileriyle ilgilenilmeyen Ankaralılar memnun. Gece 11’de metroya, otobüse yetişmek zorunda bırakılan Ankaralılar. Yaşıyor şehir!..

Neydi bugüne kadar elinizi tutan? Niye bugüne kadar yapmadınız? Biraraya gelmek için neyi beklediniz? Sadece ticari bir amaç hedeflenmiş olabilir ama bu etkinlik, Ankara’nın siyasilerine, yöneticilerine, tüccarlarına, sivil toplum örgütleri ve Ankaralılar’a, unuttuğu bir görevi anımsatmalıdır; yaşamayan bir kentin, organları cılızlaşır. Yaşatırsanız güçlenir. Güçlenmek için yaşatmalısınız.

Önemli tepki ve hareketlenme
Ankara Alışveriş Şenliği başlarken büyük alışveriş merkezlerimizi hareketlendirmeyi amaçlıyordu. Ancak Ankara’nın küçük ve orta ölçekli esnafları, unuttuğumuz bir tepkiyle “Biz de varız” deyip, şenliği düzenleyen kurula karşı bir hak arama çıkışması yaptı. Kurul da “Hayır” demedi, işbirliğinin ilk adımlarını, büyütmüş oldular. Haberleri yok, bazı Ankaralılar, şenlikten çok bu hareketlenmeye sevindi. Sinir uçları dağlanmış, ilgisiz, duyarsız Ankara, tepki veriyordu!

İşte bu işbirliği ve hareketlenmedir önemli olan. Ankara,  kendi işi hallolduktan sonra kentle ilgilenmeyen Ankaralılar’la yarım yüzyıldan uzun bir zamandır dağınık, bir araya gelemiyor. Kenti kollayan lobisi yok. İleride sıkça adını anacağım bazı kurumlar, yeniden ayağa kalkma, işin ucundan tutma hazırlığı içindeler. Bu etkinlik, işbirliği ve hareketlenme, Ankara lobisinin oluşturulması için ilk adım olabilir.

Zarar önemsiz lobi önemli
Ankara Şopping Fest’in ardından kar-zarar hesabı nasıl çıkacak bilemiyorum. İstanbul’un alışveriş şenliğiyle aynı günlere denk geldi çünkü. Ancak edilecek zarar, bugüne kadar ihmal edilmiş Ankara’nın hesabı olarak düşünülmeli. Uzun vadede edilecek kar ise kendi kadar kenti de düşünen bir lobinin, oluşturulma adımlarıdır. Sonrası kar garantilidir!

Ayağa kalkmış Ankara Kalesi’yle.. Beypazarı, Tuzgölü gibi değerleriyle.. Kızılcahamam, Ayaş’tan tutun, kaplıca, sağlık, eğitim turizmiyle.. dünyayı, tıkış tıkış İstanbul’la bölüşüp, Ankara’ya indiren havalimanlarıyla.. ülkenin her yanını yaklaştıran hızlı trenleriyle.. dünya çapında yatırımlar çeken organize sanayi bölgeleri ve ilçeleriyle.. nitelikli işgücü, bilişim vadileriyle.. örnek tarım, hayvancılığıyla…

Özeti; lobiyi kurarsak her şey daha hızlı olur. Yeter ki Alışveriş Şenliği’ndeki kadar istekli ve birarada olalım. Ben Şenliğe kaynıyorum, siz konuyu bir düşünün.

31 Mayıs 2011 Salı

ANKARA DİNOZORLARI


31.05.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi


Dinozor var efendim Ankara’da. İri yapılı, keskin dişli, silip, süpürebilen bildiğiniz dinozor. İskeletine bile bakarken eliniz, ayağınız boşalıyor. Bir kaburga kemiği, kazara kafanıza düşse beyin faaliyetlerinizdeki tarih algısı alt-üst olur. Bilim camiasında, yırtıcılık ya da  efendilikleri konusundaki çelişkili görüşler, kesin bir kanaat sahibi olmamızı engelliyor. Gelmiş, geçmiş, mevcut dinozorların, bilimin ışığıyla aydınlatılmasını ısrarla bekliyoruz.



Erken dinozorluğum

Yıl 1987. Ankara Üniversitesi’nin, o zamanki Basın-Yayın Yüksekokulu, bugünkü İletişim Fakültesi’nin, meşhur okul gazetesi ‘Görünüm’ için bir araştırma yazısı hazırlamak istedim. Bugün anlı-şanlı pek çok gazeteci, Görünüm’ün tezgahından geçmiştir; ünü oradan gelir. Konu: Arkeoloji. O yaşlarda, arkeolojiye karşı saplantılı bir ilgi baş göstermişti bende. 20’li yaşlarında, İletişim Fakültesi’nde, arkeoloji araştırması yapma düşüncesini, aklım erdikçe daha farklı değerlendirir oldum; bende de bir dinozorluk varmış Allah için!



Dinozorluğun kökeni

Öğrencileri, okuldan soğutmayı göze alamayan hocamız Nevzat Dağlı, yazımı Çorum Gazetesi’ne göndermekte bulmuştu çareyi. Ortada yapılmış bir araştırma, emek var, kıyamamıştı. 15 ve 16 Ocak 1987 tarihli Çorum Gazetesi’nin sayfalarında, öğrencilerini korumak uğruna, kendi memleketlilerine kıymıştı!



Çok şaşırdığım bir bilgiye, bu araştırmayı yaparken ulaşmıştım: Ankara’da dinozor vardı, mamut vardı, milyonlarca yıllık fosiller vardı. Nasıl yani? Evet, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün  (MTA) içindeki Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’nde ikamet ediyorlardı. Gittim, oradalar hakikaten. Ağzım açık müzeyi gezerken bir yandan da Ankara’da dinozorluğun, zaten derin bir kökeni olduğuna ilişkin düşüncelere garkoldum.



140 milyon yaşında

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün, Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi, 6 yıllık bir aradan sonra kapılarını, tekrar ziyaretçilere açtı. Türkiye’nin, alanındaki tek müzesi, dünyanın en önemli müzelerinden. Yanlış inşaat nedeniyle kapanan müze, yenilenerek ve sağlamlaştırılarak yeniden açıldı. Müze sakinlerinin en yaşlısı, 140 milyon yıldır yeryüzünde. 140 milyon yaşındaki Allosaurus, 15 milyon yaşındaki mastodont fosili, 3500 yaşındaki fil iskeleti, hepsi müzede.



Çocuklar müzeye

Evren ilçemizde, mamut ve dinozor kalıntılarını kapsayan kazılar sürüyor. Kazan ilçemizin  dudak uçuklatır cinsinden fosilleri de çıkmaya devam ediyor. Allahtan bunların sergilenebileceği müze yeniden açıldı. Yoksa çocuklarımıza nasıl tanıtacaktık?


Dinozorların, bir beden bir de ruh hali var. Gelişen koşulları algılayamadığı, uyum sağlayamadığı ve mücadele edemediği için bedenen yokolmuştur dinozorlar. Ancak ruh hallerinin sindiği bazı insanoğlu, dolaşıyor olabilir aramızda. Gelişime her zaman açık Ankara, zarar görecekse yaşayan dinozor ruhlarından görecektir. MTA’nın, Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’ne götürün çocuklarınızı. Götürün ki “dinozor” dediğimizde, sokakta dolaşanın neye benzediğini bilebilsinler!