ara eleman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ara eleman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2015 Cumartesi

ÇÖPE ATILAN ÜNİVERSİTELİ



10.07.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Ateş mi saçmış bal mı damlamış, doğrunun acısıyla isyan dolu satırlar dökülmüş elinden. Gençlerinin geleceğini, ülkenin geleceğiyle planlayamayan devletin, röntgenini çekmiş adeta. SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, günü kurtarmacılığı, ahşabı ağır bir tokmakla kafamıza kafamıza vurmuş belki dank eder diye.



Dünyanın en köklü petrol şirketlerinden biri Azerbaycan Devleti’nin petrol şirketi SOCAR. Petrol, doğalgaz, enerji ve bilişim alanında ciddi yatırımları var. Türkiye’de de Petkim üzerinden çok büyük yatırımlar yaptığı gibi yenilerine hazırlanıyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde, Türkiye’yi kapsayan 20 milyar dolarlık yani yaklaşık 50 milyarlık (katrilyon) yatırım planlıyor. Bölgemizde oluşturulan enerji koridoru Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı TANAP’ın da faal ortağı.



Tokmak darbesi gibi düşünceler

İşte Kenan Yavuz, bu firmanın Türkiye Başkanı. 8 Temmuz’da, internette paylaştığı düşünceleri haber oldu. Düşüncelerin aksini iddia edenin, baş ve küçük parmağı iyice açarak, alnı karışlanabilir. Önce bakalım ne demiş Kenan Yavuz:



- Nitelikli ara işgücü bulamıyoruz. Üniversite bitirdim diye eline diploma alan, “Ben ne zaman müdür olacağım?” demeye başlıyor.

- Gecekondu üniversiteler kuruluyor. Buralardan mezun çocuklarımız ve ailelerin beklentileri yükseliyor.

-  Ailelere sesleniyorum, sitcom üniversitelere çocuklarınızı gönderip hayatlarını karartmayın. İş bulamazlar.

- Zira her on ara işgücüne karşı, sadece bir üniversite mezununa ihtiyaç var.

- Sanayici olarak bir gün bile YÖK, bizlere sormuyor “İstihdama dair ihtiyaçlarımız nelerdir?” diye. Kafasına göre hareket ediyor. Sonuç ise ortada.

- YÖK eğer talep ederse çöpe attığım üniversite mezunlarının CV'lerini (özgeçmişlerini), kendilerine hediye edebilirim.

- Meslek yüksek okulları ve teknik meslek eğitimi teşvik edilmeli, teknik olmayan meslek yüksek okulları kapatılmalıdır.

- YÖK, sürdürülemez bir düzen kurdu. Kaynaklarımız heba oluyor, yazık oluyor. Radikal reformlar yapılmalıdır.

- Buradan YÖK'e sesleniyorum, gelecek üç yıl içinde binlerce meslek eğitimli işçi istihdam edeceğim. Üniversite mezunlarına ise kapım kapalı.



Maden işçisi üniversite mezunu

Var mı itirazı olan? Marketlere tezgahtarlık, kasiyerlik,  şirketlere güvenlik görevlisi, kafelere garsonluk yapan üniversite mezunu yetiştiriyoruz. Zonguldak’ta maden işçisi sınavına girecek kadar çaresiz kalanları da unutmayalım. Hem ortaöğretim hem yüksek öğretim sistemimiz, resmen işsiz ve gizli işsizler üretme merkezi.



Ara eleman yetiştirmeyi ise neredeyse tamamen bıraktık. Önce 4+4, sonra 4+4+4 sistemiyle çıraklık bitti. Bütün iş alanlarında çırak yetişmiyor artık. Sanayiciler, devletten umudu kesince kendi okullarını ve teknokentlerini açarak sorunu çözmeye çalışırken zanaatkar ve tüccarlarlar, henüz bu adımı atma kararında görünmüyor.




Oysa ülkenin, okuldan çıktığı gün işe başlayacağı yüzbinlerce ara elemana ihtiyacı var. Artık sermayesi olan bir ülke Türkiye ve yeni kurulduğu söylenen dünyada, üretimle varolabilir ancak. Ancak ülke, genç neslini, ‘üniversite sınavı’ denen bir kıyma makinesinin, dershane denen bıçaklarında öğütmekle meşgul. Ve dahi gözümüzü çıkaracak kadar önümüzde olduğu halde geleceğin planlandığına dair hala hiçbir işaret görünmüyor. İş var, işsizlik de var. Ama öğretim elemanı bile bulamayan üniversite açıyoruz habire.



Niye sanayici ya da zanaatkar kendi okulunu açsın ayrıca. Ülkenin normal okulları, meslek okulları, üniversiteleri ne işe yarıyor? Üretmeyen eğitimi ne yapalım, kapatın o zaman, olmadığını bilelim bari.



Daha kötüye gidiyor

Ankara sanayicileri, kendi çıraklık ve teknik liselerini açarak önlem almaya çalışıyor ama devlet gibi olmuyor, güçleri yettiği kadar. Devletin merkezi Ankara’da, devlete seslerini duyuramıyorlar. Zanaatkarları ve tüccarları ise henüz ağırdan alıyor.


Kenan Yavuz’u isyan ettiren sistem, en az 25 yıldır tekliyor. Tamir eden olmadığı gibi daha da kötüye gidiyor günden güne. İnsan kaynaklarını da sermayesini de hovardaca tüketiyor Türkiye. Ara eleman yetiştirmediği gibi, ana babanın onca emeği ardından, çöpe atılan üniversiteli üretiyor.

26 Kasım 2011 Cumartesi

KÜÇÜK YATIRIMCININ CAN SİMİTLERİ


25.11.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Aynı gün iki haber: Biri, kısa süre cezaevinde yattığı için 5 yıldır iş bulamayan eski hükümlü Barış Satılmış’ın öyküsü. Diğeri, fabrikaların gözdesi makine mucidi Halil Cantürk’ün. Birincisi gündemi iyi izlemiş. 72 saatlik bir girişimcilik kursuyla hayatı değişmiş. Bir Ankara’da, bir Polatlı’da ve bir tane de İzmir’de, buharlı oto yıkama tesisi var. 1 ay sonra Bursa’da, bir şube daha açacak. İkincisi bir mucit aklına sahip olduğu halde belli ki bir işletme ve destek sorunu yaşıyor. Ara eleman ve sermaye olmayışından şikayet ediyor. Üstelik kazandığı paraları, hep araştırma-geliştirme çalışmalarına yatırdığını anlatıyor. Yetiştirdiği 150’ye yakın elemanı, büyük fabrikalara kaptırmış. Mütevazı atölyesinde, yine de fabrikalara makineler icat ediyor, Tayvan’dan bile icatlarını incelemeye geliyorlar.



Çözemedik şu sorunu

Barış Satılmış, internetten, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı KOSGEB’in ve Türkiye İş Kurumu İŞKUR’un sitelerini dikkatle takip etmiş. İŞKUR Ankara İl Müdürlüğü’nün açtığı girişimcilik kursuna katılmış ve KOSGEB, yapmayı düşündüğü işi uygun bulup, destek olmuş. Halil Cantürk, kendi parasıyla icat yapıyor, yetişmiş eleman bulamıyor, olanı da kaptırıyor. Anlı şanlı, fabrikaları olan, marka ürünler yaratan bir mucit olabilecekken babadan kalma yöntemlerin yetersizliğiyle mücadele ediyor.



Çözemedik gitti şu sorunu; beceriyle desteği buluşturmakta bir zaafımız var. Bugün gidin, yüzlerce mucit bulursunuz Türkiye’ye yayılmış organize sanayi bölgelerinde. Kendi çapında çırpınırlar. Yüz milyonlarca liralık yatırımlara imza atacak adamlar, o ayki nafakasını kurtardığına dua edip, çürür bir kenarda. Destek, ayağınıza gelene değil biraz da kendi döngüsünde kısılıp kalanı bulup, çıkarmakla olmalı.



İcat edenden çok yapılmışı taklit edeni seviyoruz. Zararsız, garantili iş onlarınki. Galata Kulesi’nden uçup, Üsküdar’a inen Hezarfen Ahmet Çelebi’yi, sürgüne yollayan aklın tedirginliğini taşıyoruz hala! 2011 yılında mucidimiz, başının çaresine bakıyor.



Destek var haberimiz yok

Hak yemeyelim; küçük ya da orta ölçekli işletmeler için destek sağlayan KOSGEB gibi çok kurumumuz var. Bir yenisi de Ankara Kalkınma Ajansı’nın, Yatırım Destek Ofisleri. Organize sanayi bölgelerimiz, kendi bünyesinde onlarca kurs düzenliyor artık. Eskileri yeni sisteme uyarlamaya çalışıyor, gençleri meslek, iş sahibi yapıyorlar. İŞKUR, benzer bir görevi üstlenmiş. Ancak yine de yüzlerce küçük işletme, yüzbinlerce vatandaşımız, bu desteklerden yaralanmıyor nedense. Haberleri bile yok. Duyurular, bilgilendirme ekipleri, daha yakınlarına hatta ayaklarına gitmeli belki. “Kurduk kurumu, buyursun gelsinler” yetmiyor demekki.



Yeni dünyaya hazırlık için

Barış Satılmış’la Halil Cantürk, tesadüfen aynı gün haber olmuş, birer ibret öyküsü. Türkiye’nin, aynı anda yaşayan iki ayrı küçük yatırımcı örneği. Biri günceli yakalamış, diğeri kaçırmış. Ancak ikisi de bu ülkenin değerleri. Çözmeliyiz bu sorunu. Destekleri, hızla layıkıyla buluşturmalıyız.


Ankara olarak Bilişim Vadisi, savunma sanayisi, sağlık, eğitim, turizm ve organize sanayi bölgelerinde atılımlar yapmaya hazırlanıyor ya da yapıyoruz. Eleştiri olsun diye değil, yeni bir dünya kuruluyorsa eğer, Ankara’da Türkiye’de eski alışkanlıklardan sıyrılıp, can simitlerini, doğru yere atsın diye söylüyoruz.