aso teknik koleji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aso teknik koleji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2014 Pazartesi

TÜRKİYE’YE ÖRNEK OKUL AÇILDI


21.02.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi



Bir okul açıldı; sözle anlatılması zor bir okul. Binası ve çevresiyle özel okullara, müfredatıyla devlet okullarına örnek bir okul. Öğretmenleriyle eğitim sistemiyle özlediğimiz okul anlayışı, bu binada vücut buldu; ASO Anadolu Teknik Lisesi ya da ASO Teknik Koleji’nde.



Ortak akılla çalışınca

ASO Teknik Koleji, aslında geçen yıl başka bir binada eğitime başlamıştı. 3 Eylül 2012’de Sincan ASO 1’inci Organize Sanayi Bölgesi’nde başlayan okul inşaatı bu yıl bitti, ikinci yarıyıla kendi binalarında derse başladılar. Geçen yıl 72 öğrencileri vardı, bu yıl 28’i kız 122 öğrenciyle tam gaz  eğitime devam ediyorlar. Düşünce aşamasından beri takip ettiğim okulu, içinde öğretmenleri, öğrencileri, laboratuarları, kütüphaneleri ve spor olanaklarıyla görmek nasip oldu. Ortak aklı çalıştırdığımız zaman ne güzel işler yapabiliyoruz, aşk olsun!



Neden bu okul?

16 Aralık 2011’de, ‘Adımlar Sıklaşmalı’ diyerek başlamıştım meslek okullarıyla ilgilenmeye. Meğer sanayicilerin bağrı çok yanıkmış; onbinlerce yetişmiş eleman ihtiyaçları vardı ama milyonlarca işsiz arasından işe uygun eleman bulamıyorlardı. Konuyu takip etmeye devam ettik sonra. Meslek okullarından mezun gençler, bayat teknoloji ve bilgileriyle neredeyse sıfır  olarak geliyordu fabrikalara. Okulda kaybettiği yıl kadar zamanı fabrikada öğrenmekle geçiriyorlardı. Bu arada üniversite-sanayi işbirliğine olan acil ihtiyacı, yeni fark ediyorduk.



Çok yazılarımız oldu, çok tartışıldı konu. Sanayiciler baktı kimsenin başı çekeceği yok, kendi yaralarına kendi merhemlerini katmaya giriştiler. Üniversitelerle ilişkileri sıklaştırmaya başlarken Türkiye ve Ankara için çok hayati bir projenin, sanayinin doğrudan ihtiyacına yönelik eleman yetiştirecek bir okulun, ASO Teknik Koleji’nin temellerini attılar.



Az zamanda çok güzel iş!

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na gittiler, bir tüzük değişikliğiyle organize sanayi bölgelerinin görevleri içine okul yaptırabilmeyi aldırdılar. Milli Eğitim Bakanlığı’na gittiler, öğrenci başı bir destekleri olur mu diye, düz öğrenci maliyetinin 1 buçuk katı destek aldılar. O maliyet, Teknik Kolej’deki öğrencilerin 3’te 1 maliyetini anca karşılıyor ama olsun, bir işbirliğini başlatmış oldular.

ASO Teknik Koleji


Maliyeti 26 milyon

Yönetim değişince herkes aklına estiği gibi davranamasın diye bir vakıf kurarak her eğilimden sanayiciyi yönetime kattılar. 100’er bin lira veren 29 sanayici, elini taşın altına koydu.  Ayrıca Ankara Sanayi Odası (ASO) 3 milyon(trilyon), ASO 1, ASO 2 ile ASO 3 organize sanayi bölgeleri de 3’er milyon lira vererek projenin ilk kaynağını oluşturdular. “13 milyona da yapardık ama örnek olmalı, en iyi olmalı” deyip 26 milyona bitirdiler okulu.



Okuyasım geldi

ASO 1 Organize Sanayi Bölgesi içinde, pırıl pırıl, çok güzel tasarlanmış bir okul, okuyasım geldi. Da.. puanı tutturamam. SBS(seviye belirleme sınavı)’de en kötü, ilk yüzde 18’in içine girmem gerekiyor. Ya da 458’le en yüksek puanı alan öğrencileri gibi yüzde 2’nin içinde olmalıyım. Bu durumda, ziyaretçiydim, ziyaretçi kalabilirim en fazla!

Öğrenciler, tamamen burslu


‘Öğrenci Sandığı’

Öğrenciler tamamen burslu; yemeği, çorabına kadar kıyafeti, servisleri, okul sağlıyor. Kapıdan girer girmez, içinde teknik programları hazır halde dizüstü bilgisayarlarını alıyorlar. Proje öncelikli bir okul, her öğrenci mutlaka bir proje içinde yer alıyor. Kantinde görevli yok, istediğinizi alıp, parasını kutuya koyuyorsunuz. Şimdiye kadar 25 kuruş eksik çıkmamış. Ha bir de ‘Öğrenci Sandığı’ var; kutuda bir miktar para var, ihtiyacınız olduğu kadarını alıyor, deftere miktarı ve ne zaman ödeyebileceğinizi yazıyorsunuz. Gecikirse kimse yakanıza çökmüyor.



Bölümleri sıraya koymuşlar, ihtiyaca göre açıyorlar. Önce Endüstriyel Otomasyon Teknoloji Alanı (Mekatronik) açılmış. Sonra Makine Teknolojisi Alanı, sonra Motorlu Araçlar Teknolojisi Alanı. Önümüzdeki yıl da Elektrik Elektronik Teknolojileri alanı açılacak. Hepsini bir anda açmak yerine uzmanlaşarak ve o alanda derinleşerek ilerlemeyi planlıyorlar.



Robot Alpago

Daha 1 buçuk yıl olmuş, İnovasyon Atölyesi’nde geliştirdikleri biri sumocu Alpago, iki robot karşıladı bizi. Öğrencilerin imalatı. Bu atölyede süresiz çalışmak serbest öğrenciye. Hatta bir şey geliştiriyorsa dersleri aksatabilmesi de serbest. Okulun bütün dijital saatlerini öğrenciler yapmış. Bütün aletler, makineler, tezgahlar son model, çalışacakları yerde çağı yakalamak zorunda kalmayacaklar.



Robot Alpago, sürpriz oldu hepimize
Okulun göbek adı ‘plan’

Öğrencilerin, hem Ankara içinde hem yurtiçinde hem de yurtdışındaki stajlarından dil kurslarına kadar her şey planlanmış. Gittikleri yerde, çalışacakları ustabaşının adı bile belli. Dahası; öğretmenlerin, bölümlerine göre odaları ayrılmış, dersleri bırakın, onların bile boş zamanlarını değerlendirme planı yapılmış.



Şöyle bir kabasını anlattığımız bu okulun oluşmasında Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir’in ve ekibinin çok emeği var. Fikir aşamasından bürokratik sorunların çözümüne, yabancı ülkelerdeki okulların incelenmesinden sistemin uyarlanması ve uygulama koşullarına kadar. Başından beri bu fikre çok inandı ve sonuna kadar takip etti. Sık sık gündüzler hariç, bazen gece de inşaatı kontrole gittiği olmuş. Okul Müdürü Mustafa Daşçı öncülüğünde, çok memnun oldukları bir öğretmen kadrosu oluşturmuşlar. ASO 1, okul, öğretmen, öğrenciler… Herkes birbirinden memnun.



Niye övüyorum?

İlan tellalı gibi sen niye övüyorsun bu kadar?” diyenlere açıklayayım:

Türkiye, üretim alanında bir sınıra geldi. Bu çıtayı ya atlayacağız ya da 300 yıldır olduğu gibi, dönüp kuyruğumuzu kovalamaya devam edeceğiz. 300 yıldır, “orta gelir tuzağı” denen tuzaktan kurtulamıyoruz. Bunun için üretmek zorundayız. Ama kuru üretim değil; kendi aklımızı kullanarak kendi teknolojimizi geliştirerek üretmek zorundayız. Üretmek için aklımızı açmak, meslek okullarını güncelleştirmek, bilgiyi, üniversite duvarlarının arkasından çıkarmak zorundayız. Sanayi, okullarla içiçe, doğal bir işbirliği içinde olmalı. Dünyadaki durum nedeniyle bir fırsat oluştu, bu fırsatı değerlendirmeliyiz.
ASO Başkanı Nurettin Özdebir ve Okul Müdürü Mustafa Daşçı motor atelyesinde


Bu okul, bu fikrin ülkeye yayılması için bir öncü, bir model, bir işaret fişeğidir. ASO Teknik Koleji’ndeki öğrenciler, kapıdan çıkar çıkmaz iyi maaşlarla iş bulmayacaklar sadece. Debelendiğimiz tuzaktan tutup, geleceğin dünyasına, güçlü bir ülke olarak çıkaracaklar bizi.

23 Haziran 2013 Pazar

ÇOCUKLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN

 21.06.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



İki haber; biri yürek burkuyor, diğeri umutla dolduruyor içimizi. Bazen elimizdeki olanakları bir düzene koyamadığımız için çabaların boşa gitmesine kızmadan edemiyor insan.  Haritanın hepsini gören bir gözün, nereye gitmek gerektiğini göstermesi gerekiyor. Yoksa gençliğin yapıcı enerjisini karışık yollar içinde tüketiyor, ondan sonra da yolun başındayken kayboluyoruz.



Altın bilezik okulu

Okullar tatil oldu. Fikir aşamasından beri kendi okulummuş gibi takip ettiğim ASO 1’inci Organize Sanayi Bölgesinde kurulan ASO Teknik Koleji öğrencileri, ilk karnelerini aldı. Bu okulu niye önemsiyorum? Çünkü bütün ülke çapına yayılmış meslek okullarına örnek olacak bir eğitim sistemi ve ortamı yaratacağı için. Gelişmelere hızlı uyum sağlayamayan, sağlayamadığı için öğrencilerini okuduğu halde işsizlikten kurtaramayan meslek okullarına, örnek olmasını beklediğim için. Şimdilik 71 öğrenciyle başlamışlardı, 400’e çıkacak sayıları. Mezun olduklarında, karışık yollarda kaybolmadan, okulun kapısından hemen iş yerlerine geçecekler. İsteyen yüksek öğrenimine devam edecek ama altın bileziğini koluna takmış olarak.



Bu, umut veren birinci haberdi. Gelelim yürek burkan ikincisine:



Sokağa mı terk edeceğiz?

Arkadaşımız Burcu Sazak’ın haberinden, Ankara Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar ve Yakınları Sosyal Kültür Yardımlaşma Derneği (Yurt-Ay-Der) ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ortak projeler için harekete geçtiğini öğrendik. Bakanlığın hazırlamış olduğu Gönül Elçileri ve Koruyucu Aile Projeleri’ne tüm vatandaşlardan destek bekliyorlar. Bu haberde 18 yaşından sonra yurtlardan ayrılmak zorunda olan gençlerin, önyargıyla bakıldığı için iş bulamadıklarını da öğrendik. 15 yaşından beri “Yurttan ayrılınca ne olacak?” kaygısıyla büyüyen gençler, bir de iş bulamayınca adeta sokağa terkedilmiş oluyor.



Kim yol gösterebilir?
4300 kimsesiz ya da terkedilmiş gencimiz, şu an iş bekliyor. 623 tanesi ilkokul, 2400 tanesi ortaokul, kalan 1277’si lise ve önlisans mezunu. Tabii ilkokul ve ortaokul mezunları, kamu kurumlarında işe giremiyor. 15’li yaşlar tam da mesleki eğitimin başlayabileceği yıllar. İlgili bakanlıklar, Sanayi Odamız ve organize sanayi bölgelerimizle bu konuda işbirliğine gidebilir. Sanayicilerimiz, Yurt-Ay-Der’le ilişkiye geçebilir. Çünkü Ankara Sanayi Odası’nın, organize sanayi bölgelerimizin ve Ankara Ticaret Odası’nın meslek edindirme kursları var. Haritaya yukarından bakabilen göz, çocuklarımız ve geleceğimiz için, bize yol gösterebilir mi acaba?

6 Ekim 2012 Cumartesi

MALIKÖY’DE SANAYİ SERABI


05.10.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

250 yıllık gerileyişimizi durduran savaşın reviri, mühimmat deposu, havaalanı Malıköy. “Köye niye tren istasyonu koymuşlar?” diye merak edenler bilsin. Sakarya Meydan Savaşı’nın, Sakarya ilimizde yapıldığını sanan okumuş cahiller öğrensin. 10 kilometre yakınında, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının savaşı yönettiği Alagöz Karargahı var. Küçüklüğüne, sessizliğine kanmayın. Malıköy’ün, Kurtuluş mücadelemizde çok emeği var.

Badem bahçesinde tatlı hayaller
Sabah 9 buçuk. 2 Ekim günü, bereket taşıyan bulutlarla başlamıştı, şimdi sıcak gülümsemesiyle her yanı sarıyor, göz alıyor, yakıyor güneş. 45 dönümlük badem bahçesinin ortasında küçük bir bağ evi, verandasında simitli peynirli bir kahvaltıda, tepeden Malıköy’ü, geniş manzarayı izliyoruz. İzlediğimiz manzaranın yüzlerce hektarı, çoğu boş organize sanayi bölgeleri. Oturduğumuz badem bahçesi de bir organize sanayi bölgesinin içinde; Anadolu Organize Sanayi Bölgesi.

Tam bir yıl önce yazdığım 'Badem Lezzetinde Haberler'in yıldönümünü kutlar gibi, şimdi o bahçenin ortasındaydık. Badem kadar lezzetli bir haberdi çünkü; bademlerin satışından elde edilecek gelir, mesleki eğitime kaynak olacaktı. Gençlerimize okul ya da burs olarak dönecekti. Üniversite yolunda öğütmeden tüm gençleri, koluna altın bilezik bir meslek kazandırma gereğini ısrarla yinelediğimiz günlerdi. Bademlerin geliri birikirken müjde, Ankara Sanayi Odası’ndan geldi; ASO Teknik Koleji, bu yıl okullarla beraber açıldı. 5 yaşındaki bademler de yıldan yıla artan ürünüyle bu gençlere kaynak olmak için toprağa yayılıyor, 15 dönüm daha eklenerek 60 dönüme çıkmayı bekliyordu.

3 temel sorun
Bahçe iyiydi ya sorunları ve ihtiyaçları konuşmaya başlayınca simidin tadı, bahçede cıvıldayan kuşların sesi gitti.

Anadolu OSB’nin bahçesinden izlediğimiz manzaranın içinde 3 organize sanayi bölgesi daha var; ASO 2 ve 3’üncü organize sanayi bölgeleriyle Başkent OSB. Hepsi geniş yolları, istinat duvarlarına kadar bitirilmiş fabrika parselleri ve altyapısıyla bir düzen içinde hazır. Ancak çoğu parsel boştu. Anadolu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay ve yönetici arkadaşları, komşu organize sanayi bölgeleriyle ortak sorunlarını anlatmaya başladı.

Herkesin ilk sözü “Su” oldu. Elektrik gelmiş, doğalgaz gelmiş, yüzlerce hektar sanayi bölgesine, su gelmemişti. 1997 yılında burayı sanayi bölgesi ilan eden devlet, ilan etmiş ama köyün de sanayinin de en temel ihtiyacını yıllarca çözmemişti. Sulu sanayiden, kuru sanayiye!.. En yakın Kurtboğazı Barajı, 60 kilometre. Suyu getirmeye ne yetkileri ne de paraları var. Taşıma suyla değirmen döndürmeye alışığız da kuyu suyuyla sanayicilik, yeni buluşumuz!

İkincisi; yol sorunuydu. ASO ve Başkent OSB’ler biraz daha şanslıydı ama Anadolu OSB, ana yoldan içeri 6 kilometrelik yolda, cehennem azabı çekiyordu. Koca TIR’lar, karşı karşıya gelmesin diye dua ediyorlardı. Hem dışında hem içindeki daracık köy yolundan, sanayicilik yapmaya çalışıyorlardı. Daracık yolların daracık virajlarından dönmeye, malzeme taşımaya uğraşıyorlardı.

En önemli 3’üncü sorun ise kolektör ve arıtma sistemiydi. Atık suyu dışarı atabilecekleri yakında hiçbir yer yoktu. Arıtma sistemi olsa atık suyu kullanabilecek, çevre de kirlenmeyecekti. Hesaplamışlar; ASO ve Başkent OSB’lerle ortak kolektör ve arıtma yapılırsa 36 milyon (trilyon), herkes kendisi yaparsa 70 milyon liraya mal oluyormuş. Ortak arıtma için ses çıkmamış. Su olmadığından mı acaba?

Toprağa gömülmüş yatırımlar
Organize sanayi bölgeleri, ülke çapında 1 milyon kişinin ekmek kapısı. Anadolu OSB’nin, 450 fabrika parseli var, 15 bin kişiye iş alanı açabilir. Ancak bu koşullarda, topu topu 4 fabrikayla devletin ilan ettiği sanayi bölgesine gömdükleri yatırımla bekliyorlar. Bu 3 sorun yüzünden yatırımcılar, bölgeye gelemiyor.

Yani anlaşıldığı gibi sıcak bir Ankara sabahında, susuz Malıköy’de, anca bir sanayi serabı gördük!

22 Eylül 2012 Cumartesi

İŞARET FİŞEĞİ


21.09.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi


İşaret fişeği atıldı. Küçük, büyük fark etmez, tüm sanayi kuruluşları, tüm ülke için aydınlatıcı bir fişek. Organize sanayi bölgelerine, can simidi. Ülkeye örnek, yön gösteren bir okul, bir meslek lisesi. Ankara Sanayi Odası (ASO), işaret fişeği gibi okulu, ASO Teknik Koleji’ni açtı.

Fitili ateşleyip, uzaya göndermiyorlar gençleri. Ülkenin geleceğini, yatırım niyetlerini ve bu yolu nasıl almamız gerektiğini aydınlatan bir fişek. Gençleri, üniversite sınavı ve dershane makinesinde telef etmeden kurtarma yolunu aydınlatıyor. Kolunda altın bileziğiyle yaşama hazır, ekmeği elinde, kendine güvenli gençlerin yolunu. Varolan meslek okullarının, güncel koşullara uyarlanma ihtiyacına ışık tutuyor. Fişek, geleceği aydınlatıyor, uygun örneği hazırlıyor.

Eller Ay’a biz yaya
“Adam, hiç meslek okulu görmemiş, gördüğünü de yere göğe sığdıramıyor!” diyorsunuz. Gördük efendim, gördük. Gördük te bunca meslek okulu var, Ankara Sanayi ve Ankara Ticaret Odası, niye “35 bin yetişmiş işgücüne ihtiyacımız var, üstelik iyi maaşlarla” diye yana yakıla adam arıyor, onu anlayamıyoruz. Devletin meslek okulları, öyle bir eğitim veriyor ki yetiştirdiği gençler, iyi maaşa bile burun mu kıvırıyor? “İşsizlik” diye inlerken bu işler için yetişmiş gençler, nerede?

Çünkü adı meslek okulu ama o gençler, dünyanın, güncel gereksinimlerine yanıt verecek birikimle yetiştirilemiyor. Ülke sanayisi, meslek okulundan gelen genci, güncel koşullara göre, sıfırdan başlayan biri gibi yeniden yetiştirmek zorunda kalıyor. Yetişmiş genci yetiştirmek gibi anlamsız bir işle zaman kaybediyor. Eller Ay’a, biz yaya, devam sonra!

Niye işaret fişeği?
İşte ASO Teknik Koleji’nden beklenti, başladığı gün işini yapabilen gençlerin yetiştirilmesi, hazırlanmasıdır. Güncel teknoloji ve üretim biçimlerine uygun koşullarda yetiştirilmiş gençlik, o gün ekmeğini de eline almış demektir. Bir de yükseköğretimle taçlandırırlarsa becerilerini, bu taze kan, ülke sanayisini gençleştirir, dinçleştirir. Buluşları, önümüzdeki dünyanın belirsiz geleceğinde, bir fener gibi,  yolumuzu aydınlatır.

ASO Teknik Koleji, o yüzden işaret fişeğidir; gençlerin, nasıl yetiştirilmesi gerektiğini uygulayacak, benzeri okullara örnek olacak, tecrübe ve müfredatı hazırlayacak. Yararlı tecrübe, ülke sanayisine yayılacak. Üstelik gençler, burslu okuyacak.

Yükü ağır ama gözümüzdeki değeri, önemi budur. Fişek parlayınca, solmaya yüz tutan meslek okullarımızın ve gençliğin önü aydınlanacaktır.

Kopmuş bağı kuracak
Gazi Üniversitesi OSTİM Meslek Yüksekokulu, sanayicilerin, üniversiteyle bağını kurmuştu. Ardından OSTİM’le başka üniversiteler de ilişki kurmaya başladı. Bilgi, uygulamayla buluştu.

Sincan’da, ASO 1’inci Sanayi Bölgesi’nde açıldı ASO Teknik Koleji. O da kopuk bir başka bağı yeniden kuracak.

2 yıla yakın süredir bu okulun altyapısı için çabalayan ASO Başkanı Nurettin Özdebir’i, okulun önemini kavrayıp, gereğini yapan Milli Eğitim Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı kutluyoruz. 300 aday arasından sıyrılan 72 öğrencimize, öncü eğitimlerinde, başarılar diliyoruz.