yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2018 Cumartesi

YOLLARI DURAKLARI BÜFELERİ YUTAN KUTU



03.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

İki yıl kadar önceydi. Karanfil Sokak civarındayız, tanıdığıymış, büfeciyi selamladı arkadaşımız. Laflamaya devam edince aklımdakini soralım dedik: “Bu yeni açılan büfelerin sizinkilerden farkı ne?” Eğildi küçük penceresinden, “Mezarımızı kazıyorlar abi” dedi. Bir süre anlayamayan bakışımızı izledikten sonra “Yeni yönetmelik hazırlanıyormuş, 50 büfesi olmayan büfe açamayacakmış” diye sonra da doğrulatamadığımız bir bilgi verdi.

Durağı kaldırttı
‘Buy Box’ diye yazılan ‘bay baks’ diye okunan ‘alışveriş kutusu’ anlamındaki İngilizce isimli o büfeler, mantar gibi belirdi her yerde. Hızla kaldırımda yaya yollarını kapatmaya, bir başka büfenin dibine konuçlanmaya başladılar. Otobüs duraklarını kaldırtmaya vardı iş. Örneğin Tunalı Hilmi Caddesi’nde, Kuğulupark Taksi’nin karşısındaki otobüs durağı kaldırıldı, bu büfe kondu yerine. Sağanak yağmurda bekleyenler iyi bilir, beslediği samimi duyguları paylaşmışlardı bizimle!

İstediği yere konabiliyordu bu büfeler. Vatandaşa engel, kimin ekmeğine ortak olduğuna, şehircilik ve ticaret ilkelerini çiğneyişine bakılmıyordu. Yapmaması gereken, yapanı cezalandırması beklenen Büyükşehir Belediyesi’nin izniyleydi hepsi.
Türkiye'nin başkentinde İngilizce isimli kapatılan Buy Box büfelerden biri (Foto: Sabah Ankara Gazetesi)
Büfecilerin isyanı
Geçtiğimiz ay Ankara Umum Gazete Bayii ve Satıcıları Esnaf Odası 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı ve seçim sonucu önceki Oda Başkanı Yaşar Öztürk tekrar seçildi. Seçilir seçilmez kısa demecinin içinde şu cümleler yer alıyordu: “..Büyükşehir Belediyesi'nin Ankara'nın her köşesine dağıttığı 'yeni nesil büfe' diye adlandırılan Buy Box büfeler, gazete büfelerimizi, tüm esnafımızı mağdur etti. Bu büfeler kaldırılmalı..”

Aradan çok geçmedi, bu büfelerin kapandığını gördük. Meğer Belediye’ye bağlı ANFA şirketi bir ihaleyle bu büfeleri bir firmaya vermiş, firma da bu 57 büfeyi üçüncü şahıslara kiralamış. Ama Belediye’ye gelmesi gereken kira yok ortada. Bu fark edilince kapatma süreci başlamış ve kiralayan üçüncü kişiler bir güzel ortada kalmış.

Yanlışı yaşıyoruz
Ülkenin başkentinde kaldırım ve otobüs duraklarını işgal edebilen bir girişim, işgali ve ticari yanlışı dolayısıyla değil de kirayı vermediği için kapanmış oldu. Doğrulatamadığımız yönetmelik değişikliği ne alemde, hala mümkün müdür henüz bilemiyoruz. Başkentin en işlek merkezlerinde, gözümüze soka soka işlenen bu yanlışı yaşadık, yaşıyoruz.

Mezarımızı kazıyorlar” demişti büfeci, bizim de yolumuzu kapatıyor, duraklarımızı alıyorlardı elimizden. Bu vesileyle ciddi bir şehircilik yanlışını düzeltmek ve işgali gözden geçirmek için fırsat olarak değerlendirebiliriz belki şu duraksamayı.

21 Ocak 2018 Pazar

KAVŞAKTAKİ ŞEHİR



20.01.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Dünyanın ümüğü Anadolu’ysa Anadolu’nun ümüğü Ankara’dır” demiştik bir yazımızda. Havayolundaki gelişmelere karşın tarih boyunca coğrafi bir kavşak şehir olan Ankara, anlaşılmalı ki hala öyledir. İyi anlaşılmalı ki yatırımlar da öyle yapılsın. Anadolu’yu tutmayan bölgeyi tutamaz, Ankara’yı tutmayan Anadolu’yu.



Ankara’nın başkent yapılmasını hala sindiremeyen ülkelerin İstanbul’u muhatap almak istemesi, yatırım ve etkinliklerini bazen daha pahalıya mal olması pahasına orada gerçekleştirmesi, boşuna değildir. Güçlü Ankara, güçlü Anadolu demektir çünkü, Allah muhafaza güçlü Türkiye’nin bir kez daha yolu açılır onlar için.



‘Anadolu düğümü’

Bütün bozma, çirkinleştirme marifetlerimize karşın İstanbul, hala dünyanın en güzel şehridir bizce. Ancak bu ülkenin ve şehrin idarecileri, bu ayrımı idrak etmek ve doğru değerlendirmek zorundadır. Öyle de yönetmek... Bilişim Vadisi gibi bu şehirden kaçırılan her stratejik yatırım, Anadolu’nun kaybetmesi anlamına gelir.



Bilişim Vadisi, bizzat Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kendi raporuna karşın Kocaeli’ne götürülmüştür. O rapor, çoğu İstanbul kurum ve üniversitelerinden oluşturulan bir heyet tarafından hazırlanmasına rağmen ‘Ankara’ demiştir. Raporun bir cümlesi, adeta özetidir: “İstanbul, Bilgi İletişim Teknolojileri’nin uluslararası cazibe merkezi ancak ‘Anadolu Düğümü’, kaçınılmaz olarak Ankara’dır.



Hakkını veren lazım

Bir şehre yarayan ama uzun vadede, ülke için alınmış yanlış bir karar olmuştur. Neyse ki Ankara, başta savunma ve havacılık sanayisi olmak üzere, pek çok stratejik yatırım alanlarını koruyacak ve geliştirecek önlemler almaya devam ediyor. İdarecilerine karşın çaba gösteriyor, organize sanayi bölgeleri, bir dönüşüm sürecinden geçiyor.



İşte Ankara, sadece başkent olduğu için değil ‘Anadolu düğümü’ olması nedeniyle de doğru yönetilmeliydi. Siyasiler, yatırım kararları alırken bu düğümü gözetmeliydi. Dünya, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki gibi bir değişim sürecine girdi ve bu süreç, aynı o yıllarda olduğu gibi bizim de kendimizi yenileme ihtiyacımızla kesişti. Kişisel değil ülke çıkarını gözetenler ve Ankara’yı, stratejik yerine koyabilenler lazım bize.



İdaresi hayatidir

Oysa coğrafi, stratejik ve ticari bir kavşak olan Ankara, yurtdışı direkt uçuşları dileniyor adeta. Anadolu’nun göbeğindeyken en azından çevresindeki 34 şehrin yolcuları, İstanbul’dan aktarılıyor örneğin. Neredeyse bir asır gelişimi gecikmiş kara ve demiryolu damarları, çok şükür genişletiliyor ve geliştiriliyor ama şehrin gelişme hızına yetişemiyor. Ulaşımı zor bir şehirde, başkent bile olsa, kim yatırım, ticaret ya da etkinlik yapmak ister? Başkentin ulaşamadığına, Anadolu nasıl ulaşsın?



Dünyanın ve ülkenin girdiği değişim süreci, ‘Anadolu düğümü’nü bir kez daha çok önemli hale getirdi. Şehrin idaresi, ülkenin idaresi kadar hayatidir. Kayıp yılları telafi edecek yatırımlar en hızlı biçimde gerçekleştirilmeli, bir kargaşa içinde debelenen yatırımların önü açılmalı, bürokrasi hazretleri, lütuf buyurup biraz koltuğunu soğutmalı.



Alelade bir şehir değil

Ankara’nın, başkentçilik oynayan alelade bir şehir muamelesi görmekten çıkarılması lazım. Hiçbir zaman kaybetmediği tarihi ‘Anadolu düğümü’ vasfını bir daha idrak etmemiz, nitelikli insangücüyle iş yapma kabiliyetini, hakkıyla değerlendirmemiz lazım. Gelişmek zorunda bu havza. Gelişmeyen Ankara’yla Anadolu’yu nasıl tutacaksınız?

8 Kasım 2017 Çarşamba

YAŞANILABİLİR KENT ANKARA



07.11.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


Başkent, üçüncüsü yapılan ‘En Yaşanabilir Kentler’ araştırmasının sıralamasında birinci oldu. Bakıyoruz habere, bir Ankara daha mı var bizim yaşadığımızdan başka diye. Arabalar için yapıldı herhalde araştırma. Öyleyse doğrudur, hatta bu konuda zirveyi uzun yıllar da bırakmaz arabasever Ankara. Ama içinde yaşayanlar, özellikle yayalar, bizim gibi boş gözlerle süzmüş, anlamaya çalışmıştır isim benzerliği mi acaba adı geçen şehrinki şüphesi içinde.

Kağıt üzerinde mi?
Şehir plancıları öyle demiyor, mimarlar öyle demiyor, orman ve çevre mühendisleri öyle demiyor da bizim bildiğimiz Ankara, nasıl birinci olabiliyor? Diğer şehirler mi o kadar kötü de biz birinci oluyoruz yoksa kağıt üzerinde öyle mi görünüyor acaba?
Geç geçebilirsen karşıya
İçinden otoban gibi yolların geçtiği ama yayaların karşıdan karşıya geçemediği, geçebildiği yerde de arabalar önünde tavuklar gibi kaçışılan bir şehir Ankara. Kırık dökük, düzensiz kaldırımları dip dibe büfe, bitmeyen reklam tabelaları ve saksılarca tam tabiriyle işgal edilmiş, engelliyi gözetmeyen, yayaların yürüyemediği bir şehir. Yağış olmaya görsün; ne yoldan geçilen ne kaldırımında yürünen...

Ulaşım özürlü ama..
50 kilometre çaplı şehirde 5 kilometre çaplık toplu taşıma ağı olan, bu kadarını bile birbirine uyumlu bağlayamayan bir şehir. 17 yıl çivi çakılmadan bekleyen, dünyanın gar ve havaalanına uğramayan tek örneği, hala 6 hattı yapılmamış, yapılanda da aynı hat üzerinde kesintili yolculuk edilen, kapasitesinden 10 kat düşük yolcu taşıyan metrosu var bu şehrin. Tramvayın ‘T’si uğramadı henüz. Nasıl birinci olunabiliyor böyle?

Metro ve otobüs saatleriyle sosyal yaşama sınır koyan, hastayı, yolcuyu, öğrenciyi, vardiyalı çalışanları düşünmeyen şehir, tavuklar için doğru da insanlar için nasıl yaşanılabilir kabul edilebiliyor acaba?

Suyu, yeşili ve selleriyle
2007 yılında bitip hizmete girmiş olması gereken Işıklı-Gerede suyu dururken 1968’deki ‘Ankara İçmesuyu Master Planı’nda bile ‘arıtılamaz’ denilen Kızılırmak’ın kirli suyu içirilen bu şehir, nasıl yaşanabilir birinci olabiliyor?
Kızılırmak

Kişi başına düşen yeşil alan 17 metrekareye çıkarıldı” denen rakamları uzmanlar, “4, hadi en fazla 4 buçuk metrekaredir” diye açıklıyor. ODTÜ, ilgili kamu kurumlarının gözü önünde bir gecede 135 hektar ormanından oldu. Şehrin ihtiyacı olan yeşil kuşak, orman ile yapay yeşillendirme ya da park arasındaki farkı ayırt edemeyen şehir, nasıl birinci seçilebiliyor?
Bir gecede yangınsız 135 hektar ormanını kaybetti Ankara
Her yağışta dereleşen sokakları, nehirleşen caddeleri, havuzlaşan altgeçitleriyle tüm Türkiye’nin alay konusu olan şehrin, yaşanılabilir olan kısmı neresidir?

Yağ lekesiyle birinci
Tarihi dokusu ve eserleri korunacağına ya da restore edileceğine bildiğiniz yepisyenilenen, 2 bin yıllık kalesine sahip çıkamayan, ödüllü mimari eser değeri taşıyan yapılarını baraka kadar kolay yıkabilen şehre, hangi ölçüye göre birincilik veriliyor?
Yıkılan birçok Cumhuriyet yapısından biri de ödüllü İmar Bankası'ydı  
Ayrıntılara girmeden bu kaba değerlendirmenin ardından şehir plancılarının ‘yağ lekesi’ dediği düzensiz, gelişigüzel şehirleşmesi, kendi yaptığı planı binlerce kez ihlal eden belediyesiyle demek birinci olunabiliyor.
Şehrin 2 katrilyonunu emen Ankapark

Nerede?
Ülkenin öncelik sıralaması olmayan, bu nedenle kaynaklarını doğru kullanamayan, borcu bitmeden borçlanan başkentinden bahsediyoruz. Bu şehir, uzmanları dinleyip rantın ihtiraslarına bu kadar teslim edilmese, kıt kaynaklarıyla bile bozkırın ortasında vaha, ülkeye örnek bir şehir olurdu.

Kağıt üzerinde değilse eğer, soruyoruz: “Söyleyin bize o birinci olan Ankara nerede? Orada yaşamak istiyoruz!