bavul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bavul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2011 Pazar

MALTEPE’DEN GAR NİYE UZAK?


29.07.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Tren yolcuları olarak sesleniyoruz. Daha önce de birkaç kez seslenmiştik ama bu kez bizzat Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek’e iletmek istiyoruz derdimizi. Daha önceki seslenmelerimiz, yanıtsız kaldı çünkü. Metro ve Ankaray, Ankara Garı’na niye küskün bilmek istiyoruz. Salgın hastalık mı bulaşıyor Gar’dan da ikisi de dokunmadan, uzağından geçiyor?



Bir kez daha yıldım

Varoluş mantığına göre metrolar, havaalanı, gar ve otogarlarla birleşir. Toplu taşımanın en basit kuralında, yoğun durakların en hızlı biçimde tahliye edilmesi, yolcuların, daha az yoğun duraklara hızla yönlendirilmesi planlanır. Havaalanına zaten yok, AŞTİ tamam ama bizim Ankara Metrosu, Gar’a uğramamak üzere planlanmış. Bu planı yapan ya demirden korkuyor ya da demiryollarına gıcık kapıyor olmalı. İmza atılan garabetin ceremesini misliyle  çekiyoruz sağolsunlar!



Maltepe’yle Gar arasındaki yola katlanmamak için, uzun zamandır tren yolculuğu yapmıyordum. Bu kadar yıldırıcı bir geçişi, tasarlasınız bu kadar olurdu. Oysa ne kadar seviyorum tren yolculuğunu. Gördüklerim ve yaşadıklarım, bir kez daha yıldırdı beni.



Gar’a zorlu güzergah

Özledik, amcaoğullarının ziyaretine Eskişehir’e gideceğiz. “Siz gelmeyin, otogardan tramvayla geliriz” dedim. “Ne otobüsü abi, hızlı tren 1 buçuk saatte burada. Çok rahat, atlayın trene, gelin” dediler. Doğru, hızlı treni de denemiş olurduk. Balık hafızalı milletin vatandaşı olarak Çubuk sazanı gibi atladık öneriye. Batıkent’ten metroya bindik, Maltepe’de indik. Ağır olmayan çantamızla merdivenleri tırmanıp, caddeye çıktık. Bir mesafe yürüdük, yeraltından Gar’a giden alt geçitin girişine geldik. Bu geçit, aynı zamanda çarşıdır. İndik dolanan merdivenleri. Biz inerken boyu kadar bavulla tırmanmaya çalışan bir öğrenci kızımıza denk geldik. Kıyamadık, çantasını çıkarmasına yardımcı olduk. Sonra uzun alt çarşıdan gara yürüdük. Gece 10 gibi bu alt geçit kapanıyor. Daha zorlu ve  karanlık bir yol bekliyor sizi  Maltepe’ye ulaşmak için. 1 buçuk saat önce çıkmıştık, ucu ucuna trene yetiştik. Çok dakik, saati gelmesiyle kalkıyor hızlı tren. Medeniyet!..



Canımız akrabalarımızla hoşça bir haftasonu geçirdik, dönüyoruz. Eskişehir Gar’ı kolay, biniyoruz. Dakik tren, zamanında Ankara’da. İniyor ve geldiğimiz yoldan geri, Maltepe’ye yürüyoruz. Yaşlı bir karı kocayı, bavullarını çekiştirirken buluyoruz çarşı çıkışının merdivenlerinde. İyi ki gece 10’dan sonraya kalmamışlar. Yardım ediyoruz tabii. “Şu metroyu bir türlü düzayak bağlayamadılar” diye karşılıklı yakınıyoruz. Gece faslını daha önce anlatmıştım, yinelemeyeceğim.



Hayır duası Maltepe’yle Gar arasında

Sayın Melih Gökçek, duyulmadı, bir kez de sizin ilginize sunuyoruz: 100 tren yolcusundan 80’i, bu yolu kullanır. Bu yıldırıcı güzergahı tasarlayanlara ilişkin dileklerimizi tahmin ediyorsunuzdur. Ancak hatanın devamıyla üstünüze kalıyor yakınmaların vebali. Basit bir yöntemle deneyebilirsiniz aktardıklarımın doğruluğunu; ister Batıkent, ister Dikimevi, ister AŞTİ, isterseniz Kızılay’dan binin metroya ve bu güzergahı bir denetleyin. Aklınıza yatıyorsa biz Ankaralılar’ı bilgilendirin lütfen.



Eğer sonunda “Senin gibi yardımsever vatandaşlarımızla her türlü zorluğu aşarız Ali İnandım” diyecek olursanız hiç bize güvenmeyin. Değil hızlı, uçak gibi gitse artık trene bindiremezsiniz beni. 1 buçuk saatte Eskişehir’den geldik, 1 saat 40 dakikada eve vardık. 40 dakikaya varacakken 1 saat eklendi. Gecesi kabus…


Hayır duası almak isterseniz, Maltepe’yle Gar arasında sizi bekliyor. Metronun bitişinden beri orada, daha fazla gecikmeyin diye bilmenizi istedim.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

AŞTİ SERVİS DERDİ


13.05.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Yolcuları, otogara ya da gara taşıyan servisler olmayınca yolcuya düşen cefayı ve maliyeti anlatmaya çalışmıştım. 22 Mayıs 2010 tarihinde, ‘Gar, Otogar, Bizden Bu Kadar’ diyen bir yazıyla. Yaklaşık 1 yıl sonra bir karar çıktı Büyükşehir Belediye Meclisi’nden; “Yolcuyu, AŞTİ’ye götüremezsiniz ama AŞTİ’den götürebilirsiniz” diye. Böyle bir sorun yokmuş gibi yaşamış bir yılı Ankara. Ulaşanı ulaştığına, ayrılanı ayrılacağına pişman eden kent!



Geleni gideni sevmeyen

Uzak semtlerden, AŞTİ ya da Gar’a ulaşımın zorluğundan bahsetmiştim. Otobüs ya da minibüsle ağır eşyalarını taşıyamayacak durumda olanların, taksiyle gitmek zorunda kaldıklarında ödedikleri parayı kıyaslamıştım. Ankara dışına çıkmak için ödedikleri bilet fiyatının iki katını, Ankara içinde, AŞTİ ya da Gar’a ulaşmak için ödüyorlardı. Havaalanını, dikkate bile almamıştım; daha basiti çözülemediği için. Bir yıl sonra Büyükşehir Belediye Meclisi, maliyeti yarıya indirecek bir karar aldı!



Biraz daha anımsatayım: Efendim, Metro ya da Ankaray’ın ulaşamadığı bölgelerden AŞTİ ya da Gar’a ulaşmak, tam bir eziyet. Yüklü bavullarıyla otobüs ya da minibüs gibi toplu taşıma araçlarını kullanmak zorunda kalanların perişanlığını gözlerimle gördüm. Bunların içinde bu yükleri taşıyamayacak çok yaşlı insanlar vardı. Taksiyi karşılayacak güçleri olmadığı için toplu taşıma araçlarıyla ulaşmaya çalışıyorlardı. İçi acıtan manzaralardı. Ne gelmek, ne de gitmek isterdiniz bu kentten. Geleni, gideni sevmeyen kent!



Kovboy filmi gibi

Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararı görünce kararsız kaldım; maliyet yarıya inse de ortada kalmıştı yine mesele. Otobüs firmalarına, AŞTİ’den yolcularınızı taşıyabilir ama AŞTİ’ye taşıyamazsınız diyordu karar. Diğer yarısındaki sorun nedir, çözemedim. İnsanlar, hafif gidip, ağır dönsünler diye mi, anlamadım ki. Ticari açıdan, ağır gidip, hafif dönmeleri daha mantıklı  değil midir?



Geçen yazımız, ulaşımın öneminden ve her türlü turisti Ankara’ya çekebilmenin öneminden  bahsediyordu. Ankara’ya inenin halini, hesaba katmamıştık. Bu kararla anımsadık tekrar. Yürümeyen merdivenlerden bavullarını taşıyan bayram yolcularını anımsadık. Sürüye sürüye merdivenlerden tırmanan bavulları. Ser sefil… Kovboy filmi gibi, nedir derdi; yabancıları sevmiyor mu bu kasaba? Yerlisini de sevmiyor zaten bu durumda. Nedir efendim, seyahat edenle bu kentin derdi?



Ertelemeyin sakın
Meclis’in aldığı kararın, diğer yarısını almadan tamamlanacağını sanmıyoruz. Ya belediye üstlenecek bu görevi, ya da zaten yapmaya gönüllü firmalara tümüyle devredecek. Aksi taktirde Ankara dışına seyahat etmek, Ankara içinde seyahat etmekten daha kolay olmaya devam edecek. Anneler babalar, dedeler nineler, çocuklarıyla torunlarıyla buluşmayı erteleyecek. Hatta giden, gitmişken bir daha dönmemeyi aklından geçirebilecek. Aman Allah korusun, sevdirmeye çalışıyoruz biz Ankara’yı!