binali yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
binali yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2017 Pazartesi

VATANDAŞ DEYİNCE OLMUYOR MU?



05.08.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bentderesi’ndeki genelevin yıkımına başlanması üzerinden 7 yıl geçti. Bir süre bekledik, mutlaka yetkililer sonrasını düşünerek bir proje hazırlamıştır diye, düşünülmemiş, fuhuş sokaklara düştü. En son bir Vali Yardımcısı’nın da şikayetiyle hayrete düşüyorduk. Buz dağının üstünü görüyormuşuz, görünenden daha büyüktü görmediğimiz kısmı.

Sanayide pazarlık yeri belli
Yazdık ‘Fuhuş Nereye Gitti’ diye. Tarih 12 Aralık 2014. Ulus merkezi ve çevresi, bir yandan Bentderesi’nden İtfaiye Meydanı’na tüm cadde ve sokaklarda, bir yandan Çankırı Caddesi dahil Dışkapı sapağına kadar, öbür yandan İskitler Demir Sanayi ve Ata Sanayi ile Güneş Sanayi Sitesi’ni içerecek biçimde çemberin içine boylu boyunca yayılmıştı fuhuş. Bölge, bir nevi ‘genelsemt’ olmuştu. Aile mahallelerinden de şikayetler geliyordu yeni komşularıyla ilgili. 1 Mayıs 2015’de, ‘Fuhuş Bir Yere Gitmemiş’ diye yazdık.

Meclis duvarında pazarlık
Okul önlerinde, çoluk çocuğun kalabalık olduğu çarşıda ki esnaf kendi asayişini sağlamak zorunda kalmıştı, otobüs duraklarında, hatta Valiliğin 50 metre aşağısında kabak gibi Çankırı Caddesi üzerinde, pazarlığa açık geniş bir piyasa oluşmuştu. Güneş Sanayi Sitesi’nin yarı yıkılmış izbe kısmında, abdest bozuluyordu. İskitler Camisi cemaati, sevaba mı günaha mı girdiği şüphesiyle anlatmıştı yaşananları. O kadar aleniydi her şey.

Yalova Kaymakamlığı’na aday, dediğimizle kaldık. Ne fuhuşun genleşmesinde bir daralma oldu ne de yıkılanın yerine genelev yapıldı. En son geçtiğimiz Çarşamba, Eski Meclis’in duvarında otururlarken gördük. Simgesel olarak pek burkucu bir manzaraydı. Devletin kurulduğu çevreye ve binaya gösterilen itibarın seviyesi, düşmeye devam ediyordu demek.
14 yıllık mezbele
İskitler’deki Demir Sanayi ve Ata Sanayi bölgelerinin bir kısmı, 14 yıl önce 2003 yılında yıkılmıştı. Merkezi İş Alanları (MİA) adıyla derli toplu, modern bir iş merkezine dönüştürülecekti çünkü. Geçen zamanda bizim MİA oldu MMA; Merkezi Mezbele Alanı. Başkentin kara deliklerinden birine dönüşmüş, yetmiyormuş gibi şimdi de uyuşturucu kullanılan, genelev işlevi gören bir yer olmuştu bölge.
Olmayacak işe mi başlanmıştı? 14 yıl şehrin göbeğinde, hiçbir yöneticisini rahatsız etmedi.

Kararlar iyi de
Ekim 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, havaalanından Külliye’ye giderken yolda esnafın kendisine seslenen pankartını gördü, durdurdu konvoyu. Başbakan Binali Yıldırım’la sanayideki bir lastikçiye misafir oldu, esnafın sorunlarını dinlediler. Bize anlattıklarını, onlara da anlattı esnaf. Sorunu en son, Ankara Valisi Ercan Topaca’ya iletti Cumhurbaşkanı.

Evvelki gün Vali Topaca, Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkililerini topladı ve durum masaya yatırıldı. Toplantı sonunda çevrenin temizlenmesi kararı çıktı, ayrıca Merkezi İş Alanları Projesi’nin inşaatlarına da başlanacaktı. Buna da şükür...

Başkent için çok gecikmiş hayırlı kararlar hepsi. Yalnız işte, vatandaş söyleyince olmuyor ya, o kısmı can sıkıcı.

9 Ocak 2017 Pazartesi

KEÇİÖREN METROSU ÇARE OLACAK MI?



06.01.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Ne kadar ama ne kadar gecikti metrolarımız. 28 Aralık 1997’de açılan ana hattan sonra Sincan-Çayyolu 17 yıl gecikti, nihayet 5 Ocak 2017’de açılan Keçiören hattı 19 yıl. 38 buçuktu, Keçiören’le 67 buçuk kilometreye çıktı başkentin metro hatları. 400 kilometrelik Londra Metrosu, yaklaşık 150 yıl önce açılmıştı.

Yılda 15 milyon yolcu taşıyan Sincan-Kayaş arasındaki Başkentray Projesi’nin inşaatı devam ediyor. 21 Mart 2016’da sözleşmesi imzalanan hatta 14 ay süre biçilmişti, bu yılın Haziran-Temmuz’u gibi açılmasını bekliyoruz. Yolcu kapasitesini, yıllık 60 milyona çıkaracak. Çubuk-Havaalanı’ndan 27 kilometrelik ve Atatürk Kültür Merkezi’nden Kızılay’a 3 buçuk kilometrelik yeni hatların da sözünü vermişti Başbakan Binali Yıldırım.


Merkezi aştı talepler
Ama şehir, sürekli yayılan bir yağ lekesi gibi plansız ve düzensiz genişlemeye devam ediyor ve bu projelerin, başlamayanları bile çoktan ihtiyacın gerisinde kaldı. Hatta başkentin içinde kopuk kopuk raylı ulaşım hatlarını birleştirememişken şimdi çevre ilçelerden merkeze raylı ulaşım talepleri gelmeye başladı.

Örneğin Ayaş-Beypazarı-Nallıhan güzergahında... Örneğin yakında ciddi bir yatırım ve sanayi merkezi haline dönüşecek olan Kazan’da karayolu, yükü taşıyamayacak. Akyurt’u, belki bir tramvayla havaalanı metro hattına bağlamak gerekecek. Elmadağ-Ankara arasında, Temelli-Malıköy sanayi bölgesi ile Sincan ve Çayyolu arasında ciddi bir ihtiyaç doğacak. Çünkü yol yaptıkça trafik sorunu çözülemedi, ileride hiç çözülemez hale gelecek bu bölgelerde planlanan yatırımlar ve nüfus yoğunluğu arttıkça.

Var mı var metrosu
Türkiye’nin başkenti olduğu kadar yolların kesiştiği bir kavşak kenti olan Ankara, tam bir ray fakiri. Yüksek Hızlı Tren hatları ve yeni raylı ulaşım hatları birleştikçe biz dışarıya dışarı bize açılıyor ama içeride, bir semtten bir semte, Konya’ya ya da Eskişehir’e gitmek kadar zaman harcıyoruz.

Aktarmalarda kaybedilen zamanla kalmıyor, 200 bin civarında üniversite ve 300 bin civarındaki orta öğretim öğrencisinin cüzdanına da dokunuyor konu. Örneğin Sincan-Çayyolu hatları açıldıktan sonra ODTÜ, Hacettepe, Bilkent gibi üniversitelerde okuyan öğrenciler, hem zamandan hem paradan kaybeder oldu. E olmamış demek ki; raylı ulaşım, kente uyarlanamamış. Olsa metro varken Batıkent-Eskişehir yolu arasına otobüs seferi koymak zorunda kalınmazdı. Bizim metro, ‘Var mı var metrosu’ oldu bir nevi.

Merak ediyoruz
Bu arada 1997’den bu yana başkent nüfusu 1 milyon 500 bin kişi arttı. Şehir plancıları, mimarlar, biz gazeteciler, Keçiörenliler’den çok merak ediyoruz açılan metro hattının trafikte yaratacağı etkiyi. Acil bir ihtiyaçtı, zamanla artan nüfus, kent genelinde bir ayrıntıya dönüştürdü Keçiören hattını. Her ilçe merkezinin birbirine raylı ulaşım hatlarıyla bağlanma ihtiyacı, artık Keçiören kadar önemli hale geldi.

Belediye yapamadı, 19 yıl geciktik, hükümet el attı başkentin raylı ulaşım sistemlerine. Sözleri, bizzat Başbakan’ın kendisi veriyor. Türkiye’nin başkentidir, belki de çoktan devletin el atması gerekirdi başkentin hem şehirleşme hem ulaşım ihtiyaçlarına. Başkent, yüksek teknolojili sanayileşmenin merkezi olması düşünülen şehirdir aynı zamanda.

İstanbul’a dönüşecek
Başkent Ankara’nın Ulaşım Ana Planı yok, 2007’de hazırlanan ‘2023 Ankara Nazım İmar Planı’ da bizzat planı onaylayan Belediye Meclisi tarafından deliniyor o günden beri. Keçiören Metrosu’nu küçümsemiyoruz; başkentin bu çok hızlı ve plansız gelişmesi nasıl Keçiören’i ayrıntıya dönüştürdüyse kontrolsüz gelişme ve plansızlık da çok yakında İstanbul’a dönüştürecek, ondan korkuyoruz.

Bu kaygılarla metro hattının, Keçiörenliler’e ve Ankara’ya hayırlı olmasını, devamının gecikmeden gelmesini diliyoruz.

8 Kasım 2016 Salı

İPTAL EDİN BU İHALEYİ




04.11.2016 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bazı konuları işlemekten oyuklar oluştu bu köşede. Biri de yerli tren üretimi; 4 yıldır evirip çevirip işlemediğimiz yerini bırakmadık ama aynı yerde eşelenmekten ileri de gidemedik. Aşamıyoruz bürokrasiyi. Geleceği çok parlak olan bu pazara, yemeyenin malını yemeye, ağzımıza bir parmak bal çalarak yabancılar ortak geliyor!


Paylaşmayı bilen gelsin
Yemeye iştahlandıkları pasta, yaklaşık 225 milyar (katrilyon) lira. Nisan 2013’de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı iken Binali Yıldırım’ın 10 yıl için açıkladığı rakamdı bu. Üstelik sadece metro trenleriyle ilgili harcayacağımız tutar. Demiryolu sanayisinin 20 ile 23 Eylül 2016 tarihleri arasında yapılan en büyük fuarı ‘InnoTrans 2016’da, bize ve firmalarımıza boşuna çok yakınlık göstermiyordu yani yabancılar.

Gelmesinler demiyoruz gelsinler de paylaşmayı da bilsinler. Dünya devi uçak, otomotiv, tren, savunma firmalarına parça üreten, kendi savunma ve havacılık sanayisini geliştiren, ciddi üretim alanlarına giren bir ülkeyiz artık biz. Pastanın hepsini alıp gitmek olmaz, en azından yüzde 51 yerli katkı payı koşulunu uygulamalı gelecek yabancı firmalar. Bu konuda önümüzdeki örneklerse şimdilik olumsuz.

Bir olumsuz örnek
İşte Çinli CSR firması, Ankara’nın 324 araçlık metro ihalesini 391 milyon 230 bin dolarla yani yaklaşık 875 milyon (trilyon) liraya almış ancak 2012’den bu yana ne yüzde 51 yerli katkı payı şartına, ne vagon teslim sürelerine uymuş ne de teknoloji bilgisini aktararak sürdürmüştür çalışmasını. 4 yıldır bildiğini okuyor. Biz değil OSTİM Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Ahmet Kurt söylüyor:
“..Çinli firma, yüzde 51 şartını yerine getirmek için ne kadar niteliksiz iş kalemleri varsa onları değerlendiriyor.. bir nevi yasak savıyorlar.. İçinde bilgi olan hiçbir kalem, Türkiye’de üretilmemektedir. Yerli piyasadan temin edilen ekipmanlar pasif elemanlardır.. Oysa Türkiye’de metronun yürüyüş takımlarını üreten çok güçlü, markalaşmış firmalarımız var. Bu firmalar dünyaya vagon satıyor ama Türkiye’ye satamıyor..

Bu firmanın bir de Türk firmasıymış gibi paravan şirket kurma girişimi olmuş, ARUS ve Ankaralı sanayiciler tarafından uyarılmıştı. Bütün bunlar, 4 yıldır devam ediyor, “Dur” diyeni de yok.

Bir parmak bala kovan isteyenler
Bunun yanında ortaklık kurmaya gelen Alman firma 100, Fransız firma 300 milyon (trilyon) liralık yatırım yapmayı vaat etmişti bu yılın başlarında. Tabii ki ihaleleri almak koşuluyla. 225 milyarlık (katrilyon) pazara, bir parmak bal çalarak girme derdindeler hala.

Oysa biz, dünya kalitesinde tramvaylar, vagonlar üretmeye başlamış, Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi ARUS’la metrolara, yüksek hızlı trenlere talip oluyorduk. Devlet Demiryolları, ASELSAN TÜLOMSAŞ, TÜVASAŞ, TÜDEMSAŞ, TÜBİTAK ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin içinde yer aldığı, ülke çapında 400’den fazla firmanın da parça ve akıl üreterek katılacağı ‘milli tren’ çalışmasının meyvesini 2018 yılına bekliyorduk. Uyanıklar kovanın kapısını tutacak, bize de bir parmak bal...

Bu ülkede yolcu taşımacılığının yüzde 3’ü, yük taşımacılığının yüzde 5’i demiryolu ile yapılabiliyor. Öyle de bakir bir alan, onu da hatırlatalım bu arada.

Sanayicide anahtar
Anlatmalı, gereğini yapmalı... Anlamalılar... Çinli firma gibi olacaksa o ihale de bu şartı yerine getirmeyen diğer ihaleler de iptal edilmeli. 7 yıldır 10 bin dolarlık kişi başı milli gelir çengeline takıldık, Orta Gelir Tuzağı’nın kapısındayız. İptal edin çünkü yerli sanayicilerimiz, o trenlerin yüzde 100’üne talip artık.


Bir Kitap: Ankara’nın Ağaçları
Emekli Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş’ın, arşiv değerindeki ‘Ankara’nın Ağaç, Ağaççık ve Çalıları’ adlı kitabı çıktı. Kitabı, sadece başkentin bitki örtüsünü sessizce ama ciddi olarak izleyen ve araştıran Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nden edinebilirsiniz. Yeri, Kavaklıdere’de, Bestekar Sokak 30/8’de. www.kirsalcevre.org.tr