eziyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eziyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2014 Pazartesi

EZİYETE DEVAM



04.04.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Seçim tamam, çalışmaya devam” diye slogan hazırlamıştım,  içimde kaldı. Bitmedi, bitemiyor seçimimiz. “Seç” dediler, biz oyumuzu verdik. Hak geçiyorsa eğer, günahı hakkı yiyenin boynuna.



Gerçi öyle siyaset ya da partiler üstü sorunları var ki Ankara’nın, seçim sonuçlarını beklemek gerekmiyor. Hergün çekmeye devam ediyoruz eksik işlerin cezasını. Mart başında “Metro Eziyeti” demiştik, şikayetimize karşılık yaprak kımıldamadı. Metroda, yeni hatların açılmasıyla dert üstüne yenileri eklendi, paşa paşa çekiyoruz başımıza geleni.



İşin tadı kaçtı

Çayyolu yolcuları memnun mu bilmiyoruz ama bizim Batıkent-Sincan hattında işin tadı kaçtı sayılır. Daha önce de belirttiğimiz gibi; işe gidiş geliş saatlerinde sorun büyüyor. Sabah 9’dan sonra erken eksiltilmeye başlayan seferler, yolcularla görevlileri bağır çağır karşı karşıya getirmeye başladı. Sanki Sincan yolcusunun yoğunluğu, hala dikkate alınmıyor gibi.



Sabah kavgaları şıklaştı

Son bir haftadır sabah kavgaları sıklaşmaya başladı. Çünkü erken eksiltilmeye başlayan seferler, yolcuların birikmesine neden oluyor. Bizim rekorumuz arka arkaya 3 trendi, sıradaki bir hanımefendi 5 trenle rekorumuzu kırdı. Yani 5 tren durağa geliyor ve garaja gitmek için boş dönüyor. 5 trenlik yolcu, Batıkent durağında yığılıyor.



Halbuki Sincan hattıyla Batıkent yolcusu 3, hatta işe gidiş geliş saatlerinde 4-5 kat arttı. İki yöne de daha ilk duraktan tıka basa doluyor. Vatandaş bağırıp, çağırmaya başlıyor, görevliler, “Bizimle ilgili bir şey” değil deyip, çıkıyor işin içinden. Ne diyecek, sefer planını onlar yapmıyor ki. Ama durumu, masadan idare edenlere de mi iletmiyorlar hiç.



Yürüyemedi gitti merdivenleri

Bu arada beşinci ayı da geçti, metronun yeni yapılan yürüyen merdivenleri, yürüyemedi gitti. 10 defada 8 defa yürümeyen merdivenlerden çıkıyoruz yeryüzüne. Niye duruyor, çalışırsa kimin keyfine göre çalışıyor anlayamadık daha. Yeni yapılan asansörler de çok dekoratif oldu, içine saksıyla çiçek falan koysak daha ilgi çekeceğini iddia ediyoruz.



Kömür işçisi gibiyiz

20 yıldır Türkiye’nin ilk metrosu Ankara’da, hala metro eziyeti çekiyoruz. Hala planlama yapamıyoruz. Hala vatandaşın işini kolaylaştırmayı beceremiyoruz. Medeniyetin nimetlerinden metroyu kullanırken Zonguldak’ın kömür işçilerinden farkımız kalmıyor bazen.


Oturup, masadan planlamayın efendim, gidip, bakın. Biz, haber vermek, uyarmak için yazıyoruz bu sorunları. Kendimiz yazıp, okuyalım diye değil. Yarın tatsız bir olay çıkınca mı önlem alacaksınız? İnsan için gelsin medeniyet, gelmiş olmak için değil.

14 Mart 2014 Cuma

METRO EZİYETİ




11.03.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Nazikçesini söylüyor ‘eziyet’ diyoruz ama vatandaş başka türlü şeyler de söylüyor. Ulaşımda bir medeniyet göstergesi olan metronun medeniyet hali, Ankara’ya gelemiyor nedense. Başkent, neredeyse tam bir arabasever kent oldu, belki o yüzden metroyla arası iyi değil. Hatta bazen toplu ulaşımdan rahatsız olduğunu bile düşündürüyor insana. Pazartesi(dün) günkü metro maceramız, “Ha halloldu ha halolacak” diye boşuna beklediğimizi bağırır gibiydi adeta.



Sen miydin metro isteyen!

Sincan hattı açıldıktan sonra metrodaki yolcu yoğunluğu 3-4 katına çıktı. Sincan’dan binenler, Batıkent durağında iniyor, Kızılay’a gitmek için yeniden diğer trene biniyorlar. Dönüşü de aynı biçimde aktarmalı yapıyorlar. Sincan seferleri başlamadan önce bile, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde, Batıkent’te aşırı yoğunluk olurken bu hat açılınca cehenneme döndü metro seyahatleri. Plansızlık, programsızlık akıyor metro seferlerinden. Hani “Sen miydin metro isteyen, al sana metro!” dercesine cezamızı çekiyoruz.



Ucu kaçtı

Plansızlık, programsızlık akıyor hatta yapılan planın da  yoğunluğu görmeden masa başında hazırlandığını düşündürüyor. Yani yürümeyen yürüyen merdivenlerinden trenine kadar eziyet oldu çıktı başımıza bu metro. Dünyanın en büyük şehirlerinde, İstanbul’da, İzmir’de, Konya’da, Eskişehir’de tıkır tıkır işliyor da Ankara’nın ikliminde ne var da aksaklıkların arkası gelmiyor onu bulamadık. Önceki halinde sineye çektiğimiz sorunlar varken Sincan hattının açılmasıyla ucu kaçtı tam tabiriyle.



Pazartesi günü, aslında yoğunluk saatinin bitmediği bir zamanda, saat 09:25 gibi, Batıkent’te 3 tren “servis dışıdır” denerek yolcular bekletildi, 4’üncü trene binebildiler. Bu arada Sincan hattından gelen yolcularla doldu taştı durak. Batıkent’ten bindiğimizde tıka basaydı tren. Diğer duraklardan yolcu binmeyecek sanki. Yolcular, daha kuyrukta rahmet okumaya başlamıştı, yolda hatim indirdiler maşallah!



Sefer aralıkları uzun artık

Gündüz saat 10:30 a kadar, akşam 20:30’a kadar bir yoğunluk oluyordu ama bu yoğunluk Sincan hattıyla değişti; düzenli bir yoğunluk oluyor artık. Seferlerin sıklaşması lazım. Kızılay’da, 10 saniye sürüyor durağın dolması. Batıkent’te, Sincan’dan tren geldiği anda doluyor zaten. Buna karşılık  sefer aralıkları, hala uzun. Uzatılmış bir hattı planlayamıyorsanız Çayyolu, Keçiören hatları açılınca ne olacak, söylemeyin bilmek istemiyoruz!



Metro panayırı

Daha nedenini çözemediğim başka bir konudur; bir de o kalabalığın, durmadan peronu değiştirilen trenlere yönlendirilmesi var ki metroyu panayıra çeviriyor. Önceden uyarmıyorlar, tam girerken trenin peronu belli oluyor. O güruh, haydiii babasını tanımıyor öbür perona koştururken. Uzun yıllardır bir de böyle bir derdi var metronun. Marka şehir Ankara’nın, bir marka işlemidir, arıza dışında başka hiçbir yerde görmedim böyle orijinal bir uygulamayı. Memurlar, amirler, çok eğleniyordur bu manzarayı izlerken.



Yöneticiye sormak lazım

Beceriksizliği andıran bir plansızlık örneğiydi dünkü seferimiz. Bir yönetici, buna bilerek göz yummuyorsa “Masa başından iş yapıyor” denir böyle durumlarda. Bilerek işe gidiş ve dönüş saatleri dışında binmeye çalıştığım halde bu duruma düşüyorum, mecbur kalanlara Allah sabır versin.


Herkes homurdanıp, rahmet okurken durakta, arkamda bekleyen hanımefendi “Kurtuluşa gidecek başka bir araç yok mu?” diye sordu yanındakine. “Ona bineceksek metroya da gerek yoktu hanımefendi” diyecek oldum. Metro olan bir kentte, başka bir araca muhtaç hale gelmek, yöneticiye sorulması gereken bir sorudur. Başka şehirlerde medeniyet göstergesi, bizde nasıl eziyet makinesine dönüşüyor, sormak lazım.