aktarma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aktarma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2016 Çarşamba

AKTARMA BECERİKSİZLİĞİ VE MARMARA KÖŞKÜ



24.05.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi


Marmara Köşkü yıkılınca Kızılay-Batıkent metro aktarma beceriksizliğinin ay dönümünü kutlayamadık; yıkıldığını kamuoyunun tesadüfen öğrenmesinin şaşkınlığı ağır bastı. Metro aktarmasına ise her gün, ilk günkü kadar şaşırıyoruz. 6 vagon yolcunun güruh halinde tırmanışına, yürüyüşüne, diğer trenden inenlerle kesişmesine alışılamıyor.

Ay dönümünü kutladığımız bu aktarma beceriksizliğindeki yeni gelişme, tren sefer aralıklarının uzatılması. Aslında aktarma başladıktan kısa bir süre sonra tren seferleri eksiltildi ama fark etmemişiz gibi yaptık, düzene oturmasına fırsat vermeyi düşündük. Geldiğimiz nokta; 25 ile 35 dakikalık gecikmenin sabitleşmesi.

Meydan muharebesi gibi
Hele işe gidiş ve işten çıkış saatlerini görmek lazım. Yok yok görmemek lazım. Mecbur kalmadıkça görülecek şey değil; Akköprü-Atatürk Kültür Merkezi Meydan Muharebesi mübarek. İnenlerle binenlerin çetin mücadelesi, sabah 9 buçuk 10’a kadar, akşam da 7 buçuk 8’e kadar sürüyor. O gün de ezilmeden, çiğnenmeden kurtulana, çeyrek altın takmak lazım. Madalyası taşınacak makul bir muharebe olmadığı için övünülecek yanı da yok madalya almanın.

Hatırlatmıyor da günlük gibi not düşüyoruz. Vatandaşın kulağımıza çalınan iyi dilekleriniyse kendimize saklıyoruz. Kaçan otobüsler, trenler, uçaklar... Kimin umurunda bilmiyor, aktarma ay dönümünüzü kutluyoruz.

Marmara Köşkü için bilgilendirme
‘Marmara Köşkü Aramızdan Ayrıldı’ yazımıza Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi. Açıklamayı paylaşıyoruz:

Ankara Atatürk Orman Çiftliği içerisinde tarihi SİT alanı dışında yer alan Marmara Köşkü, ilk yapıldığı 1930’lu yıllardan günümüze birçok kez tadilat görmüş ve proje, aslına uygun olmayarak değiştirilmiş ve orijinalliği bozulmuştur.

Son olarak 1 yıl önce köşkün aslına uygun olarak restorasyonu için hazırlanan proje, Ankara 1 Numaralı Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmıştır. Ancak anılan projenin uygulaması yapılırken statik raporuna bakılması istenilmiştir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan statik raporda, köşkün statik yapısının bozulduğu ve restorasyonun riskli olacağı belirtilmiştir. Bunun üzerine hazırlanan rekonstrüksiyon projesi (yıkılıp orijinaline uygun yeniden yapılma), kurul tarafından onaylanmıştır.

Mimarlar Odası tarafından söz konusu rekonstrüksiyon projesi, mahkemeye götürülmüştür. Mahkeme, ara kararında yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Ancak daha sonra mahkeme, esas kararında Mimarlar Odası tarafından yapılan itirazın reddine karar vermiştir. Yani Ankara 1 Numaralı Koruma Bölge Kurulu’nun ilk başta aldığı rekonstrüksiyon projesi kararı geçerli hale gelmiştir. Kurul da son mahkeme kararından sonra yeniden bu kararın geçerli olduğuna kararını vermiştir.

Sonuç olarak yapıldığı günden bu yana hem orijinalliği hem de statik yapısı bozulan Marmara Köşkü, ODTÜ raporu, Ankara 1 Numaralı Koruma Bölge Kurulu kararı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Komisyonu kararı ve son olarak mahkeme kararı sonucu aslına uygun şekilde yeniden inşa edilecektir.

Bu yıkımı kamuoyunun tesadüfen öğrenmesi gibi konular var. Yıkıldı artık, başka yorumlar için zamanımız var yani.

29 Nisan 2016 Cuma

AKKÖPRÜ MECERASI BAŞLADI



26.04.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi


Başlayalı 10 gün oldu, her gün Akköprü ve Atatürk Kültür Merkezi’nden metro aktarmasına kulak kabartıyoruz. Bir gün de hem giderken hem dönerken şikayet duymadığımız gün geçmedi. Şikayette yaşlılar birinci sırada. Bu aktarmadan habersiz olanları var ki şehirlerarası otobüsünü kaçıracağını Akköprü’de fark edenleri gördük. Diğerleri, daha çok merdiven tırmanma, inme ve uzun yürümekten şikayetçi. Hastaneye gidenleri, oraya kadar dayanabiliyordur inşallah.

Keçiören metro bağlantı çalışmaları nedeniyle Sincan-Batıkent yolcularının Akköprü ve Atatürk Kültür Merkezi’nden (AKM) aktarma yaparken düştüğü halleri, ‘Başkent Klasiği’ başlıklı izlenim yazımızda hemen ertesi gün değerlendirmiştik. 10 günde değişen ve değişmeyenler oldu.

10 günde ne oldu
- “Metro duraklarına giriş-çıkış bir kargaşa içinde gerçekleşiyor, yönlendirme yapılmamış” demiştik, AKM’de biraz yapıldı ama Akköprü’de inen-çıkan yine birbirine giriyor.
- “Güvenlik zafiyeti diz boyu.. burada bir yürüme şeridi ve o şeridi gözleyecek güvenlikçiler düşünülmemiş” demiştik, yürüme şeridi hala oluşturulmadı ancak bizim gördüğümüz 2 silahlı polisin yeterli olduğunu ümit ediyoruz önlem olarak. 200 metredeki zafiyeti anlatamamışız.
- “Otobüsler bir düzen içinde beklemiyor..” demiştik otobüslere iniş biniş daha kontrollü oldu.
- “6 vagonluk kalabalık, Çayyolu metrosunun 3 vagonluk trenine tıkışmaya çalışıyor” demiştik, bir şey değişmedi. Üstelik sefer sayıları belli saati geçince azaltılıyor, ilk gün kaybettiğimiz 15 dakika, 25-35 dakikalara varıyor şimdi. Öğrencilerin vah haline; süre dolup, yeniden kart basmak zorunda kalıyorlarsa eğer.
- “Yaşlılar için indi-bindi ve kalabalık hızına uymanın zor olduğunu gördük” demiştik, dediğimiz gibi; şikayette birinci sıradalar.

Beceremiyoruz
Niye izlenim yazımıza Başkent Klasiği’ başlığını atmıştık? Başkentin toplu taşıma kullanan sakinlerinin aşina olduğu bu kaba yaklaşım, bir kez daha tescillendiği için. Ne biz yazmakla bitirebiliyoruz ne de bu anlayış değişiyor. Toplu taşımayı, beceremiyor bu şehir.

AKM’ye nasıl geliyor?
Bu arada gece 10 buçukla 11’de bizi eve gitmeye zorlayan trenlerimizin, Çayyolu’ndan AKM’ye kadar gelebildiğini gördük. 2 yıldır bitmeyen sinyalizasyon hala bitmediyse nasıl oraya kadar geliyor bu trenler? Bittiyse biz niye hala erkenden eve tıkılıyoruz? Haydi bakalım, çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane soruları...

10 gün gitti, kaldı 50 gün. 1 buçuk milyona yakın nüfusu ilgilendiren bu kara düzen uygulamayı, 50 gün daha çekeceğiz yani. Ha o da gerçekten 50 gün kaldıysa eğer.

14 Mart 2014 Cuma

METRO EZİYETİ




11.03.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Nazikçesini söylüyor ‘eziyet’ diyoruz ama vatandaş başka türlü şeyler de söylüyor. Ulaşımda bir medeniyet göstergesi olan metronun medeniyet hali, Ankara’ya gelemiyor nedense. Başkent, neredeyse tam bir arabasever kent oldu, belki o yüzden metroyla arası iyi değil. Hatta bazen toplu ulaşımdan rahatsız olduğunu bile düşündürüyor insana. Pazartesi(dün) günkü metro maceramız, “Ha halloldu ha halolacak” diye boşuna beklediğimizi bağırır gibiydi adeta.



Sen miydin metro isteyen!

Sincan hattı açıldıktan sonra metrodaki yolcu yoğunluğu 3-4 katına çıktı. Sincan’dan binenler, Batıkent durağında iniyor, Kızılay’a gitmek için yeniden diğer trene biniyorlar. Dönüşü de aynı biçimde aktarmalı yapıyorlar. Sincan seferleri başlamadan önce bile, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde, Batıkent’te aşırı yoğunluk olurken bu hat açılınca cehenneme döndü metro seyahatleri. Plansızlık, programsızlık akıyor metro seferlerinden. Hani “Sen miydin metro isteyen, al sana metro!” dercesine cezamızı çekiyoruz.



Ucu kaçtı

Plansızlık, programsızlık akıyor hatta yapılan planın da  yoğunluğu görmeden masa başında hazırlandığını düşündürüyor. Yani yürümeyen yürüyen merdivenlerinden trenine kadar eziyet oldu çıktı başımıza bu metro. Dünyanın en büyük şehirlerinde, İstanbul’da, İzmir’de, Konya’da, Eskişehir’de tıkır tıkır işliyor da Ankara’nın ikliminde ne var da aksaklıkların arkası gelmiyor onu bulamadık. Önceki halinde sineye çektiğimiz sorunlar varken Sincan hattının açılmasıyla ucu kaçtı tam tabiriyle.



Pazartesi günü, aslında yoğunluk saatinin bitmediği bir zamanda, saat 09:25 gibi, Batıkent’te 3 tren “servis dışıdır” denerek yolcular bekletildi, 4’üncü trene binebildiler. Bu arada Sincan hattından gelen yolcularla doldu taştı durak. Batıkent’ten bindiğimizde tıka basaydı tren. Diğer duraklardan yolcu binmeyecek sanki. Yolcular, daha kuyrukta rahmet okumaya başlamıştı, yolda hatim indirdiler maşallah!



Sefer aralıkları uzun artık

Gündüz saat 10:30 a kadar, akşam 20:30’a kadar bir yoğunluk oluyordu ama bu yoğunluk Sincan hattıyla değişti; düzenli bir yoğunluk oluyor artık. Seferlerin sıklaşması lazım. Kızılay’da, 10 saniye sürüyor durağın dolması. Batıkent’te, Sincan’dan tren geldiği anda doluyor zaten. Buna karşılık  sefer aralıkları, hala uzun. Uzatılmış bir hattı planlayamıyorsanız Çayyolu, Keçiören hatları açılınca ne olacak, söylemeyin bilmek istemiyoruz!



Metro panayırı

Daha nedenini çözemediğim başka bir konudur; bir de o kalabalığın, durmadan peronu değiştirilen trenlere yönlendirilmesi var ki metroyu panayıra çeviriyor. Önceden uyarmıyorlar, tam girerken trenin peronu belli oluyor. O güruh, haydiii babasını tanımıyor öbür perona koştururken. Uzun yıllardır bir de böyle bir derdi var metronun. Marka şehir Ankara’nın, bir marka işlemidir, arıza dışında başka hiçbir yerde görmedim böyle orijinal bir uygulamayı. Memurlar, amirler, çok eğleniyordur bu manzarayı izlerken.



Yöneticiye sormak lazım

Beceriksizliği andıran bir plansızlık örneğiydi dünkü seferimiz. Bir yönetici, buna bilerek göz yummuyorsa “Masa başından iş yapıyor” denir böyle durumlarda. Bilerek işe gidiş ve dönüş saatleri dışında binmeye çalıştığım halde bu duruma düşüyorum, mecbur kalanlara Allah sabır versin.


Herkes homurdanıp, rahmet okurken durakta, arkamda bekleyen hanımefendi “Kurtuluşa gidecek başka bir araç yok mu?” diye sordu yanındakine. “Ona bineceksek metroya da gerek yoktu hanımefendi” diyecek oldum. Metro olan bir kentte, başka bir araca muhtaç hale gelmek, yöneticiye sorulması gereken bir sorudur. Başka şehirlerde medeniyet göstergesi, bizde nasıl eziyet makinesine dönüşüyor, sormak lazım.