ilhan cavcav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilhan cavcav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2017 Perşembe

ANKARA BİR MARKASINI GENÇLER AĞABEYİNİ KAYBETTİ



24.01.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Hamamönü’nde, semte adını veren Karacabey Hamamı’nın yanından İnci Sokak’a giriliyor. İshakağa Konağı’nı geçince Yeşilahi Camisi. Karşısında bir kısmı yeni yıkılmış eski evlerin boşluğu ve tarihi bir çeşme yıkıntısı. Çeşmenin yanında 2-3 arabanın park ettiği bir boşluk var. Orası, Cavcavlar’ın evi  işte. Hacettepe’nin canlı ansiklopedisi Lütfü Yanar’la gezerken öğrenmiştik.
Cavcavlar'ın evinin yeri.. sağda İshakağa Konağı
Sokağını, mahallesini anlattırmak istemiştik ama ağır bir grip geçirdiği söylendi, daha sonraya atıldı talebimiz. Sonrasında birkaç kez aradık, konu futbol olmayınca umursayan olmadı anlaşılan. Oysa sporcuların başında ağabeyliğin olduğu günleri de anlatacaktı onlardan biri olarak. 5 yıl geçmiş üzerinden, işte anlatamadan gitti ağabeyi sporcuların.

Gençlere ağabey ayarlıyor
25 Aralık 2013’deki söyleşimizde anlatmıştı Aykut Akalın: “..35 yıl önce hem Avni Bulduk’u hem İlhan Cavcav’ı tanıyan, onların futbol aşklarını ve futbolun ne denli önemli olduğunu bilen biri olarak 6 yıl önce bir gün ikisini buluşturdum. Avni ağabeye “Anlat” dedim. “Bu İlhan, zengin bir adamdı. Bir gün Ulus’ta yürürken herkesin selam verdiğini görünce ‘Sen zenginsin ama seni kimse tanımıyor’ dedim. Gel seni Gençlerbirliği’nin Başkanı yapalım, parayı da şöhreti de saygıyı da görürsün’ dedim. O zaman anladı futbolun gücünü” dedi..” Avni Bulduk, şöhret ve saygı vaat ediyor ama bir kulübe, yani gençlere sahip çıkacak ağabey ayarlıyordu aslında.
Cavcav gençlerle

Şimdi para hesabına vuruluyor da paranın olmadığı 50 yıl önce bile binlerce lisanslı sporcusu var Gençlerbirliği gibi kulüplerin. MKE Ankaragücü, Hacettepespor, Güneşspor, Onbirateş, Ankaragücü (MKE Ankaragücü’nden ayrı), Harbiye, Muhafızgücü, Uçaksavar, Süvari, Havagücü, Maskespor, Stadspor, Kömürspor, İstasyonspor gibi daha sayamadığımız takımları var Ankara’nın.

Sorumluluk duygusuyla yürüyordu
O zamanı yaşayan ağabeylerin ortak bir amacı, ortak bir söylemi var; “Gençler kahve köşelerinden, kötü alışkanlıklardan uzaklaşsınlar.” O yüzden işte parası yokken bile bu kulüpler, binlerce sporcusuyla ne yapıp edip yaşıyordu. Mahallenin gençlerini aylaklığa, başıboşluğa bırakınca ne olacağını iyi bilen ağabeylerin sorumluluk duygusuyla yürüyordu işler. Ne yapıp eder o kulübü yaşatırlar, aynı zamanda ağabeylerin rahlei tedrisinden geçen gençler de gerek spor gerekse iş yaşamlarında başarılı birer birey olarak katılırdı topluma.

1975 yılında İlhan Cavcav’ın da başkanlığını yaptığı Hacettepespor değil miydi kavgalarıyla “İlallah” ettiren Hacettepe Mahallesi’ni birleştirip, kenetleyen ve meşhur eden? Atıfbey Mahallesi, bugün de kadın, çoluk çocuk mahallecek ağabeylerin gözetimindeki Onbirateş’in arkasında duruyor. İşte Aykut Akalın, hala Güneşspor’un hem başkanı hem oyuncusudur ihtiyaç olduğunda. “Futbolu, ağabeylerimiz sevdirdi bize. Ben de kardeşlerimi aynı fedakarlıkla yetiştirmeye, kahve köşelerinden kurtarmaya çalışıyorum” demişti söyleşimizde.
Aykut Akalın

Bir ağabey iki marka
İlhan Cavcav, işte bu ağabeyler neslinin de son örneklerindendi. 36 yıllık Gençlerbirliği Başkanlığı süresinde olması gerektiği gibi tesisleri, parayı har vurup harman savurmayan yönetimi ve Türkiye liglerindeki haksızlıkları seslendiren çatlak sesiyle bir marka yarattı. Ankara, ‘Gençlerbirliği’ ve ‘İlhan Cavcav’ adlarında iki marka kazandı. Her marka olanın İstanbul’a gitme sevdasına da hiç kapılmadan.

Sporda, parayla robotlaştırılmış sporcu yetiştirmek olmamalıdır amaç, amacından sapıyor çünkü spor. Spor kulüpleri de marka olunca büyüdüğü kentin gençlerini yüzüstü bırakıp terk eden ticari işletme olmamalı. Gençlerine sorumluluk duygusuyla sahip çıkan ağabeylik, ablalıkla tanışmalı önce sporcu.

Son birkaç örnek ağabeyden ama en meşhurunu kaybettik bir geleneğin. İlhan Cavcav’ın derslerini, unutmaz inşallah bayrağı devralanlar. Başkentin gençlerine başsağlığı, ağabeye Allah’tan rahmet diliyoruz.

7 Mart 2013 Perşembe

STADI NEREYE YAPALIM?


05.03.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Öncelikle şunu saptamak lazım; 5 milyonluk Ankara’nın, 2013 yılında, hala uluslararası ölçülere uygun bir stadyumu yok. Şimdiye kadar büyük bir stadyuma layık görülmemiş başkent. Yıllardır resmi, özel, bir sürü futbol okulu olan kent, 3-5 bin kişilik sahalara tıkılmış. Statlar, sadece futbol için değil tabii; atletizm sporunun pek çok dalı da bu sahalarda yapılabiliyor. Ayrıca izliyorsunuz; dünyanın en büyük, görkemli gösterileri için de statlar kullanılıyor. “Niye yapılmamış?” diye sorsak Ankara’nın ihmal edilmişliği bir kez daha yüzümüze vurulacak, yine efkar basacak durduk yerde. Az efkarlı, yapılacağı konuşalım en iyisi.



Yeni stadyumun yeri
Aralık ayının sonlarında Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, 19 Mayıs Stadı'nın yıkılarak aynı yere yeni bir stat yapılmasından vazgeçildiğini açıklamıştı. Yeni stadı, Eskişehir Yolu'nda inşa etmeyi düşündüklerini söylemişti. Hatta Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le Zırhlı Birlikler’in karşısındaki arazide incelemelerde bulunmuşlardı. Çayyolu metrosunun bitişiyle ulaşım da kolaylaşmış olacaktı. Bu proje açıklandığından beri, değişik kesimlerden kısık sesli itirazlar duyuyordum stadın yeriyle ilgili. En son Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın çıkışıyla kısık sesler, yüksek bir tondan dillendirilmiş oldu.

Cavcav’dan erken uyarı
Cavcav, “Ben futbolu 19 Mayıs’ın toprak dış sahalarında top oynayarak, tribünlerinde maç seyrederek sevdim. Zaten seyirci sorunumuz var. Söylendiği gibi stadyum, şehrin merkezinden 30 kilometre uzağa yapılırsa İstanbul’daki Olimpiyat Stadı’nda olduğu gibi, insan sesi değil rüzgar sesi duyulur” dedi ve ekledi; “19 Mayıs Stadı’nın yakında hem metro hem gar hem de alışveriş merkezleri var. Ayrıca yeni stadyum bitmeden 19 Mayıs yıkılmamalı”. İlhan Cavcav, konuya futbol açısından yaklaşmış ama söylediğinin çoğu, atletizm sporu ya da büyük gösteriler için de geçerlidir.

Stadyumlar ne için?
Stadyumlar, geniş kitlelerin ortak bir etkinlik çevresinde bir araya geldiği ortamlar. Toplumsallaşmaya, büyük katkısı olan mekanlardır. Rakibinizle bir arada, karşıtınızla yaşamayı öğrenirsiniz. O yüzden böyle mekanlar, herkese eşit mesafe sayılacak şehrin merkezinde yer alır. Çarşı nasıl merkezde olursa, büyük toplulukları bir araya getirecek böyle mekanlar da merkezde olur. Bunun bilincinde olan dünya ülkelerinde, böyle uygulanıyor.

Bakın Ankaraspor, Esenboğa yolundaki tesislerine seyirci taşımak için ne kadar zorlanmıştı. Büyükşehir Belediyesi’nin desteği olmasa bozkır dikenlerine, armut ağaçlarına oynayacaklardı maçları. Büyük paralar harcanarak yapılması değil, insanlara yakınlığı önemliymiş meğer böyle tesislerin. Ders almalıydık bu örnekten ve İstanbul’daki Olimpiyat Stadı’ndan. Dünya’nın en görkemli stadyumları, hem merkezdedir hem de o büyük kalabalığı hızla merkeze getirip, yine oradan hızla tahliye edecek biçimde tasarlanmıştır. Amaç, merkezde buluşmaktır.

Kimin merkezi
Bilimsel ve toplumsal göstergeler, stadyumların, büyük alışveriş merkezlerinden farklı bir amacı ve işlevi olduğunu söylüyor. Beğendiğimiz yer, merkeze düşmeyecekse gidebilenlerin merkezi olacak demektir.