kaplıca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaplıca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2016 Perşembe

HAYMANA UYANIYOR


23.02.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi


Malumun yeniden ilanıydı; 4 bin yıllık kaplıca tarihi olan Haymana, 2006 yılında, yeniden ‘termal turizm bölgesi’ olarak tanımlandı. Girişimciler, yeni yatırımlar için teşvik edildi ve yeni oteller, pansiyonlar, devremülkler yapılmaya başlandı. 2006 yılında ilan edildi ama 2012’lerde anca hareketi görülmeye başlandı. Unutulmuş gibi ilçeyi, sakinleri bile unutmuştu sanki; 1990’larda 12 binlere düşmüş nüfusu, unutuldukça 7-8 binleri gösteriyordu 2010’lu yıllarda.

Yolla başladı gerileyiş
1957’ye kadar Eskişehir yolu, Haymana’dan geçiyordu. Ne zaman ki Polatlı’ya kaydı yol, capcanlı çarşısı, ticareti, sosyal yaşamı gerilmeye başladı. 4 sineması, akşamın keyfi lokantaları, cıvıl cıvıl sokakları solmaya başladı. 1960’da etçiliği ilerlemeye başladı ama yetmedi ticareti canlandırmaya.

Kaplıcaları müşteri çekiyor ancak gelen, otelinden, pansiyonundan çıkmadan şifa bulup gidiyor, Haymana sokaklarına yaramıyordu geldiği. Sosyal ortam olmayınca sokağa çıkmanın cazibesi kalmamıştı çünkü. Kaplıcalar sanki şehrin ortasında değil 10 kilometre ötesindeydi. Kaplıcada şifasını bulan, bakkala uğramadan, haydi eyvallah kaçıyordu Haymana’dan.
Haymana içindeki Papazın Evi için müze planı var

Çuvaldız Haymanalılar’a
Bu konuda Haymanalılar’ın, çuvaldızı kendilerine batırması lazım; 60 yıl bir ilçenin çöküşü, üstelik doğal, tarihi ve kültürel kaynakları da varken seyredilmez. Kaplıcadaki adamı sokağa indirememek, umursamazlığın olduğu kadar işbirliğini beceremeyişin de göstergesidir. İşbirliği, beraber olmayı, beraber akıl yürütmeyi gerektir. Beraber çözüm yolu arama alışkanlığı yoksa beraber çöküşü izleme çaresizliği vardır.

Milli Park madalya olacak
Yeni oteller, pansiyonlar ve devremülklerle beraber bir gelişme daha oldu ilçede. 1921’de Haymana'nın Çal ve Mangal Dağları'ndaki direnişiyle Sakarya Meydan Savaşı'nda bir destan yazılmış, aşılamayan cephe, savaşın seyrini kökünden değiştirmişti. İşte 1 yıl önce 8 Şubat 2015’de, Haymana ve Polatlı’da Sakarya Savaşı’nın verildiği topraklar, Bakanlar Kurulu kararıyla ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’ ilan edildi. Bölgede savaşın siperlerini, kaybolmuş şehitliklerimizi buluyoruz o günden beri. Milli Park, bu 2 ilçemizin madalyası olacak adeta.
Haymana Çalış beldesi-Atatürk Evi

Atatürk Evi ve bilmediğimiz yerleri
Bunlardan ayrı Haymana Belediyesi, doğa, tarih ve kültür birikimlerini tek tek saptıyor ve bu yöreleri, eserleri, turizme katmak için çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz Cumartesi ANKAMER heyetiyle bilinenleri saymazsak Kutluhan beldesinde 1557 tarihli kaderine terk edilmiş Kutluhan Camisi ve Hüsameddin Ankaravi Türbesi'ni, Bostanhöyük köyünde, 1921 tarihli ilginç Mehmet Ağa Konağı’nı, Durupınar’da Meçhul Asker’in mezarını, Çalış beldesinde, Sakarya Savaşı esnasında Atatürk’ün iki gün konakladığı müze haline getirilmiş Hacı Mevlud Konağı’nı gezdik. Birçok Haymanalı’nın da bilmediği yerleri öğrendik. Yenice’nin geniş ve uzun mağaralarına zamanımız kalmadı. Heyecan veren bu keşiflerin ve çalışmaların sonunu görmek de nasip olur inşallah.
Haymana Bostanhöyük Mehmetağa Konağı
 

Turizm okulu acil
Tutturmuş dünya kaplıca camiası, “Fransa’nın Vichy kasabasındaki su 1 numaradır” diye. Şu Haymanamız vitrine bir çıksın, o zaman anlayacağız elimizdekinin kıymetini, göreceğiz bakalım sıralamada nasıl bir yer değişikliği olacak. Ve ilk olarak çok acil mutlaka, ciddi bir turizm meslek okulunu ilçeye kazandırmakla yola devam etmeliyiz.
 
Haymana Kutluhan (Hüsameddin Ankaravi) Camisi

 


Camiye bitişik Hüsameddin Ankaravi Türbesi


4 Haziran 2015 Perşembe

HAZIRLIKLI MIYIZ?



02.06.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bazısı yerinde bazısı zamansız, biraz çarpık atıyoruz ama yeni adımlar atılıyor Ankara’da. Çok gecikmiş, hala da geciken adımlara meyletsek keşke. Atalet içindeki başkente gelen hareketi ve hareketin yönünü, hala yorumlayamayanlar var. Tempolu yürüyüşe, koşmaya geçemiyoruz onlara takılmaktan.



Sağlık turizmi

2 yıldır Kızılcahamam, Güdül, Haymana gibi ilçelerimizde büyük kaplıca oteller yapılıyor. Kazan, Çubuk, Polatlı gibi ilçelerimiz de hazırlık içinde. Etlik’te ve Bilkent’te, 2 büyük hastane yerleşkesinin inşaatları sürüyor. Daha çok yurt dışından gelecek hastaları hedefleyen iki proje. Sağlık turizmi için adımlar atılıyor yani.



Kongre-fuar turizmi

Akyurt’ta, Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nin temeli nihayet atıldı. Dünyanın ilk 100 fuar alanı içinde yer alacağı söyleniyor. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinin ve yüksek teknolojili üretim yapan sanayisinin olduğu şehirde çok gecikmiş de olsa önemli bir yatırım. Kongre ve fuar turizmini başlatıyoruz yani.



Ulaşım damarları açılıyor

Başkentin, yurtiçine ve dışına açılan ulaşım damarları dardı, açılıyor yavaş yavaş. Eskişehir, Konya, İstanbul’dan sonra İzmir, Bursa, Sivas, Kayseri, Antalya diye geliyor hızlı tren. Kars’tan Habur’a kadar açılacak inşallah damarlarımız. Yük taşımacılığı için açılacak hatları bekliyoruz. Karayolunun, otoyol olarak Urfa’ya kadar bağlanması planlanıyor. Adana’dan sonrası hazır zaten. Ankara’dan direkt uçuş sayısı 600’e çıktı. Mayıs ortasında Türk Hava Yolları, 7 ülkeye 27 sefer olmak üzere yeni direkt uçuş hatları açtı. Ülkenin başkentine ulaşım kolaylaşıyor yani.



Eğitim turizmi

Yenileriyle 20’ye çıktı üniversite sayımız. Çevre ülkelerden öğrenci akışı başladı Ankara’ya. Rektörler, bu öğrencileri de gözeterek, üniversitelerde konaklama sorununun çözülmesi, sosyal olanakların geliştirilmesi talebinde bulunuyor artık. “Eğitim turizmine açılmaya en uygun şehir Ankara” diyebiliriz yani.



Doğa ve kültür turizmi

Doğa turizmine açılmak, kültür turizmini geliştirmek durumundayız. Her türlü doğa etkinliğine uygun ilçelerimiz, yörelerimiz var. Tamamen bakir, maşallah turizmin ‘t’si değmemiş ellerine. Kültür açısından Kale’yi 1 numaraya koymalıydık, kenarından başladık maalesef. Kale’yi, Hacı Bayram ya da Hamamönü gibi ‘yenileştirmeden’, özgün halini koruyarak turizme hazırlamalıyız. Altyapısını bile bitirmedik ama. Gece, çoğu sokağı hala karanlık. Şu Medeniyetler Müzesi  de daha fazla gecikmeden ciddiyetle gündemimize girmeli.



Ankara yemekleri yapan 1 buçuk lokanta var, Kale ve çevresine yenilerini açmamız gerekiyor. En hayati konulardandır, turistin kalbine giden yol midesinden geçer filhakika! Kendi yemeklerimizi sunarken çevredeki eserleri ve müzeleri gezme olanağı da sağlamış oluruz böylece.



Bu turist külyutmaz

Buraya kadar sözünü ettiğimiz turist modeli, önce kültür tüketen turist modelidir. Yapayla gerçeği gözünden ayırt eder, külyutmaz türündendir. Ankapark’a, en son gidecek turist modelidir yani.



Turizm büroları, kenti rehberleri olmayan, metrosu gece 11’de biten, Kale’ye hiçbir toplu taşıma aracının olmadığı, arabasıyla gidenin de park yeri bulamadığı, yürüyen merdiveni yürümeyen, az bir yağmurda sokaklarından dereler akan şehir, turizme hazırlıklı şehir değildir. Yine tersten gidiyor, çarpık atıyoruz adımları. Önce turisti getirip, sonra mı çözeceğiz bu sorunları?



Yatırımlar turizme yönelmeli
Eğer bu yatırımları laf olsun diye yapmıyorsak hazırlanmalıyız. Habire büyük alışveriş merkezi yapıyor, lüks konut üretiyoruz. Paralarımızı, bu hazırlıklara yönlendirmeli,  turizm yatırımlarını desteklemeliyiz artık. Hiç de ışıltılı laflarla üstü örtülecek gibi değil başkentimiz. Turistin gelir gelmez ilk bakacağı yerde, halının altında, çok birikmişimiz var.

25 Eylül 2014 Perşembe

TURİZMİN KAPISINI ARALAYAN VALİ



23.09.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Kapıyı açmak istedi ama aralamakla yetinmek zorunda kaldı. Yerel öneticiler, bürokratlar, işadamları, esnaf, izlemekle gerisinde kalmakla günü geçirdi. Oysa turizm, Ankara için çok bakir bir alan, yüzbinlerce kişiye yeni ekmek kapısı olur. Ancak rahatını bozmadan iş yapmaya, kendi işine yaramayan işe bulaşmamaya alışmış atıl bir zihniyetin kente hakim olduğunu görüyoruz. İnşallah şansını tepmemiştir Ankara.



Ağırdan almak lüksü

Çok çıplak bir gerçek var ki binlerce yıllık tarih ve kültür merkezi Ankara, birikimlerini pazarlayamıyor, başkent olmasına rağmen bu birikimi değerlendirerek bir cazibe merkezi olamıyor. Elalemin başkentleri, Türkiye’ye gelen turistin 3 katını ağırlarken Ankara, pek çok konuda olduğu gibi turizme açılmakta da ağırdan alıyor. Her yıl Polatlı kadar nüfusun eklendiği bir şehrin, ağırdan almak gibi bir lüksü nasıl olabiliyor, onu da “Bilincim yerinde” diyen kimsenin anlaması zor oluyor.



1 trilyon dolarlık pazar

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel emekli oldu. Antalya Valiliği sırasında turizm konusunda edindiği tecrübeyle Ankara’nın birikimini gördü ve turizmi, kentin gündemine soktu. Başta Hamamönü ve Hacı Bayram olmak üzere merkez ve çevre ilçelerde, turizme katkısı olacak birçok projeye mali olarak destek sağladı. Ankara Kalesi için adeta seferberlik ilan etti. “Dünya’da turizm sektörü 1 trilyon dolarlık hacme ulaşmak üzere, Ankara niye bundan payını almasın” diye toplantılar yaptı. Ancak aynı ilgiyi, ilgililerden göremedi. Kendisini bilmiyoruz ama biz, saçımızı başımızı yoluyorduk bu ilgisizlikten dolayı.



Yarım ve eksik kalan işler

Öncülüğünde, Ankara Kalesi’ni turizme kazandırmak için bir eylem planı hazırlanmıştı ama defalarca uyarmasına karşın 4’üncü yıl bitti, altyapı çalışmaları bitirilemedi Kale’de.



Dünyanın en büyüklerinden biri olmaya aday Medeniyetler Müzesi için Kültür ve Turizm Eski Bakanı Ertuğrul Günay adeta ricacı oldu ama temeli bile atılmadı müzenin.



Polatlı, Haymana, Ayaş, Nallıhan, Güdül, Kızılcahamam gibi hemen turizme ayak uydurabilecek ilçelerde, beklenen adımlar atılamadı, atılanlar da hep ağırdan atılıyor. Beypazarı ise varolan koşullarda doygunluk noktasına geldi, yeni açılımlara ihtiyacı var.



Akyurt’la Çubuk arasında yapılması planlanan “Kongre ve Fuar Merkezi” lafının üzerinden 4 yıl geçti, onun da temeli hala atılamadı.



Bazı yerel yemeklerini yapan 2 lokantası var Ankara’nın. Bir yemek kitabı çıkarıldı ama sadece Ankara yemekleri yapan lokantalar, hiç özendirilmedi. Hamamönü’nde, en çok Karedeniz yemekleri yapan lokantalar var.



Ne yapılıyor derseniz; sadece sağlık turizmine yönelik kaplıca oteller ve devremülk inşaatları hızla yürüyor.



Ankara’nın, hava ulaşımında aktarma merkezi olması gibi daha çok başlık ve ayrıntı var ama turizmi konuşmaya turizmcilerinin bile yanaşmaması, bir valinin görev süresine bu kadarını nasip etti.



Kapı aralandı, açılması lazım

Emekli Valimiz Alaaddin Yüksel, toplumsal olaylarda alınan sert tedbirlerde ve Seymen Alayı ile Garnizon Koşusu’nun güzergah değişikliğinde çok eleştirilmişti. Ancak öte yandan gelir gelmez bütün ilçelerini dolaştı ve Ankara’nın uzun süredir kemikleşmiş hatta gündeminde olmayan pek çok konusunu gündeme getiren Vali oldu. Başkentin söylemeye utanılacak turist rakamlarıyla en bakir ve ekmekli kapısına el attı, gelin görün ki kireçlenmiş eklemler, bu kadarını yapabildi.



Gidişat ağır da olsa en azından Alaadin Yüksel’in turizm kapısını araladığını söyleyebiliriz. Yeni Valimiz Mehmet Kılıçlar dün görevine başladı. Bu kapıyı ısrarla zorlayarak, onun açabilmesini umut ediyoruz.


Alaaddin Yüksel’e yeni hayatında başarılar diliyor, çiçeği burnunda Valimiz Mehmet Kılıçlar’a “Hoş geldiniz” diyoruz.