maç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2015 Cumartesi

STADYUM NE OLDU?



06.03.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


 “Takımları lig şampiyonluğu görmemiş, uluslararası nitelikte stadı olmayan başkent neresidir?” sorusunun ortası gelmeden gülmeye başlarlar adama. Altından ne hınzırlık çıkacak diye beklenir, yoksa dünya alem bilir Ankara olduğunu. Milli Takımı bile gelmez olmuş, dünyanın umurunda olmaz. 5 milyonluk başkent, 500 bin kişilik şehirler kadar olamaz, onların 40 bin kişilik dünya çapındaki statlarını, bükük dudağı, nemli gözleriyle imrenerek izler. Nedendir, nedir kadersiz başına eksilmediği gibi tren gibi dizilen? Acıların çocuğudur Angara!



Batsın bu dünya!

Arabeskin Allahı Ankara’dan çıkmalıydı ama İstanbul’la Adana’dan çıktı. İkisinin de ağladığına değdiğini görüyoruz. Yeni devletin başkentini kuranlardan sonra gerisini getiremedi arkadan gelenler. Hızla gecekondulaşan şehrin, zihniyeti de gecekondulaştı. Oysa örnek şehirlerdir başkentler, ülkenin gerisine örnek olurlar. Hem gecekondu zihniyetli hem arabeski yok hem de statsız bir başkent. Batsın bu dünya!..



Hayalet proje

Biliyorsunuz 2 yıldır Ankara’ya uluslararası nitelikte yeni bir stat yapılacağı vaadiyle avunuyoruz. Hayalet gibi proje, bir görünüp iki kayboluyor. Hayal, karabatak misali, Zırhlı Birlikler’in oradan dalıyor, bakıyorsunuz Batıkent’ten çıkıyor. Oradan dalıyor, hiç ummadığımız Atatürk Kültür Merkezi’nden uzatıyor başını. Oysa stat, gayet oturaklı bir şey. Bir şehirde yapılacağı yerler, zaten kendiliğinden bellidir. Kent merkezinde, toplu taşıma noktalarıyla kesişen yerlerde olur, bu kadar. Daha nesini düşünüyoruz?



Bizimkininse fikri bile seyyar, dolanıyor şimdilik.

Başımız döndü, “Yap da nereye yaparsan yap” dedirtecek sonunda.



İhtiyar statlar isyanda

Gönlümüz, 19 Mayıs Stadı’nın çevresinin düzenlenmesinden yana ama Atatürk Kültür Merkezi’nin bulunduğu arazi de medeni bir spor yerleşkesi için uygun görünüyor. Oraya Medeniyetler Müzesi yapılsa daha iyiydi ya, “Yap da nereye yaparsan yap” derken merkezden çıkmamak koşulunu gözeterek söylüyoruz.  İkisi de merkezde, toplu taşıma araçlarıyla da rahat ulaşılacak yerdeler.



Amma velakin bazı işler şipşak olurken bazıları sündükçe sünüyor Ankara’da. Örneğin Ankapark’tan önce bu stada ihtiyacımız vardı. Bu statla beraber, 79 yaşındaki 19 Mayıs Stadı ve çevresi yeniden elden geçirilmeliydi. 48 yaşında olduğu halde 19 Mayıs Stadı’ndan yaşlı görünen Cebeci Stadı da çoktan ayağa kaldırılmalıydı. O da merkezdedir, pırıl pırıl parlamalıydı Cebeci’nin ortasında. İhtiyar statlar isyanda!



Yüzbinleri ilgilendiriyor

Profesyonel liglerde 11 futbol takımı var Ankara’nın. Amatör kümedeyse 160’a yakın takımın, 500’e yakın da alt takımı var. Çok ilkel koşullar içinde çırpınan amatörlerin, bırakın antrenman yapacak saha bulmayı, sabah 9’da başlayan maçlarının gece yarılarına kadar sürdüğünü daha önce de söylemiştik. Adı ‘spor’ bunun, başkentte yapılıyor. Hakemi, antrenörü, saha görevlisi, ailesi derken düşünün kaç yüzlerce bin kişinin muhatap olduğu bir şeyden bahsediyoruz 5 milyonluk başkentte.


Üstteyiz henüz, alta inmedik. Ucundan kaldırınca ne çamaşırlar dökülecek acaba bu ilgisizliğin eseri olarak. Ve altında olmayan bu kentin üstüne, bir medeni stadı yakıştırıp da yıllarca oturtamayanları, sabır ve azimlerinden dolayı tebrik ediyoruz.

29 Şubat 2012 Çarşamba

KENDİ ARALARINDAKİ MAÇTAN


28.02.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Siyaset; bitmeyen maç. Bir değişiklikle bütün seyri değişebilen oyun. Kazanıyor sanırken kusurlu bir hareketle geriye düşebilirsiniz. Bir karar ya da oyuncu değişikliği, beraberliği getirebilir. Biri kaybettim öbürü kazandım sanırken bazı hamleler, her şeyi tersine çevirebilir. Takımın adı, oyuncuları, oyun tarzi değişebilir, temsil ettikleri taraftar kitlesinin kişiliği ve istekleri değişmez. O yüzden tarih boyunca en çok izlenen ve bu yüzden bitmeyen tek maç, siyaset maçıdır diyebiliriz belki.

Zemin kaygan
Spor salonuna doğru yaklaşıyorum; Türkiye’nin sayılı, Ankara’nın en iyi salonu Arena’ya. Bir öncekine göre cansız geliyor davulların sesi. İçeri girmeden ‘hoşgeldin’ bahşişi için çalan davullar, isteksiz. Oysa her yanından yine ciddi bir kalabalık akıyor salona. Çay ocakları, köfte, kokoreç mangalları, her türlü parti bezemeleri satan tezgahlar etrafta. Dumanları tütüyor, renkleri parlıyor. Salon dışındaki alan temizlenmemiş, buzlaşmış karların üzerinde çok dikkatli herkes. Zemin kaygan, hava kapalı.

Kopukluğun nedeni
Giriyoruz, dev bir ‘CHP, 16’ncı Olağanüstü Kurultayı’ yazısı sahnenin gerisinde. Yanına ‘Demokrasi Şöleni’ diye eklenmiş  slogan. Sunuşlar, Anadolu Ateşi’nin gösterisi, Divan’ın oluşturulması derken Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, kürsüye yürüyor. Önceki Kurultay’da da böyle olmuştu; CHPliler, Kılıçdaroğlu’nu, bir genel başkanın görmekten keyif alacağı coşkuyla karşılıyor ve kürsüden inerken coşkuyla yolcu ediyorlar. Ancak konuşması boyunca aralarında bir kopukluk oluyor. Kılıçdaroğlu’nun, sesini yükselterek vurguladığı bazı konulara ya tepki vermiyor ya da vermekte gecikiyorlar. Bazı konularıysa normal vurguladığı halde aynı anda, topluca coşkuyla karşılıyorlar.

16’ncı Olağanüstü Kurultay’da iki yerde kesiştiler; biri muhaliflerin salonda yarattığı ilk gerginlik sırasında gerçekleşti. Kılıçdaroğlu’nun, “Hiç kimse halkın yürüyüşünü engelleyemeyecektir” demesiyle yıkıldı ortalık. Diğeri, Kılıçdaroğlu kürsüdeyken sahne önünde yaratılan bir kargaşa sırasında gerçekleşti. Korumaların duvar gibi önünü kaptamasına sert çıkan Kılıçdaroğlu’nun, "Koruma arkadaşlar, lütfen çekilin. Beni, CHP’lilerden korumak gibi göreviniz olmamalı" demesiyle bütün Kurultay’ın en şiddetli ikinci tezahüratını gösterdiler. Sonrası için ölçü olabilir belki bu kesişme noktaları diye altını çiziyorum.

Konuşmanın ardından havalanmaya çıkıyoruz dışarı. Hava ılımış, buzlaşmış karlar erimiş. Günler sonra güneş, hem parlıyor hem ısıtıyor. 12 bin kişilik Arena Spor Salonu’nun içi, 15 bini bulmuş gibi tıka basa dolu. Yarısı kadar insan salon dışında voltalıyor.

İki durumdan hangisi?
Bu yazı yazıldığı sırada 17’nci Olağanüstü Kurultay başlamamıştı. Ancak 16’ncıdan daha sert bir Kurultay  bekleniyordu. Tüzük değişiklikleri, tazelenme için fırsat ama CHP’nin genel gidişatına etkilerini kestiremiyoruz henüz.

Yalnız kurultayların içinde saklı şu soruları sorabiliriz belki: Ya CHP, bir kitleyi temsil etmek istiyor ama o kitleye uygun takımı çıkaramıyor ya da siyaset maçında muhalefet edeceği iktidara karşı idmanı abartıyor. İdman için kendi aralarında o kadar çok maç yapıyorlar ki asıl oynayacakları takımın karşısına çıktıklarında takatleri kalmıyor. CHPliler’in kendi aralarındaki siyaset maçıysa her daim iktidar ödüllü şampiyonluk maçı kadar ilgi çekiyor izleyici  tribünlerinde.