minibüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
minibüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2018 Perşembe

SARAÇOĞLU FIRSAT OLUR MU?


27.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Kızılay’ın kaderi, Güvenpark’la Saraçoğlu Mahallesi’ne bağlı. Şehir merkezinin kaderi yani. Doğru değerlendirirsek kaybettiğimiz Kızılay’ı kazanır, yanlış yaparsak şehir merkezini kaybederiz. Gelip geçilen, merkezi olmayan bir başkentimiz olmaya devam eder. Birkaç kişinin çıkarı, merkezimize mal olmaz inşallah.

20 Mart’ta Maliye Bakanı Naci Ağbal, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Emlak Konut GYO Müdürü Murat Kurum, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna ve Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in katıldığı ‘Saraçoğlu Projesi’ tanıtıldı. Daha önce yüksek yoğunluklu ofisler, rezidans ve büyük alışveriş merkezleriyle (AVM) gündeme gelmişti mahalle. Yer gök ofis, rezidans, AVM iken çok şükür vazgeçildi.
Bozduklarımız
Projenin, yapıları ve yeşil dokuyu bozmadan gerçekleşeceğini söyledi bakanlarımız, belediye başkanlarımız. Yalnız neredeyse yeraltını kaplayacak otopark ile yeni yapıların eklenecek olması, şimdiye kadar aksini görmediğimiz için, projeye mesafeli yaklaşmaya zorluyor bizi. Şimdiye kadar hep bozuldu çünkü ‘düzeltiyoruz’ denirken.

Neyi bozduk? Örneğin Hacıbayram’ı, Bentderesi’ni, Güvercin Sokak’ı bozduk, şu aralar Hamamarkası-Ulucanlar arası ve İsmetpaşa’yı bozuyoruz. Tarihi ve mimari değeri olan bir yeri yıkıp yeniden eskisine benzetmeye çalışırsanız o düzeltme olmuyor, 2018 model yepis yeni bir eski elde etmiş oluyorsunuz. ‘Yepis yeni eski’, mimari ve şehirleşme biliminde yer almayan bir kavram, bozmanın bahanesi yerli icadımızdır.

Ankara''nın göbeğinde bir vaha: Saraçoğlu Mahallesi


Güvenpark niye önemli?
Güvenpark ve Kızılay niye önemli? Şehrin merkezi, meydan, onun içinde kaynaşma noktası olarak sosyal bir doku Güvenpark var. Toplumun değişik katmanlarının buluşma noktası. Cumhuriyet’in ilk zamanlarında orta sınıfı, yüksek bürokrat ve siyasilerle buluşturan dünyanın ender merkezlerindendi. Öyleydi yani, şimdi değil. Ne meydanlığı ne kaynaştırıcılığı ne de merkezliği kaldı; gelip geçilen bir yol üstü artık. Sokak aralarında küçük kümelenmeler dışında metro, otobüs ve minibüs duraklarının merkezi sadece, sosyal işlevini yitirdi.

Arabaları, minibüsleri kollayan yeraltına otopark fikri, çağdaş şehirciliğin tam tersine giden bir fikir. Çağdaş şehircilikte arabalar merkezden uzaklaştırılırken biz, trafik iyice kilitlensin diye bir de yer açıyoruz. Güvenpark’ın bir kısmını yiyen otobüs durakları, minibüslere devredildi. Ne oldu sonuçta? Boşalan yere de minibüs doldu, trafiğin kilitlenmesinde hiçbir şey değişmedi. Otobüslere yürüyor şimdi millet.

Güvenpark, bir tutam yeşilden ibaret hatta ayakbağı muamelesi görerek işlevini, Kızılay merkezliğini kaybetti. Merkezinde meydanı olmayan, meydandan kalana büzülmüş parkıyla Kızılay’ından gelip geçilen bir başkentimiz var. Hala araba derdindeyiz. Saraçoğlu Projesi, bu bölümüyle uzmanların görüşü alınmamış bir proje gibi görünüyor.
Bir zamanlar Kızılay..
Kızılay biteli çok olmuştu
Mahalle içine yapılacak yeni yapılar, eskilerin onarılış biçimi de projenin Kızılay’a bir katkısı olup olmayacağını gösterecek. Kızılay’ın, İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi her sınıftan insana açık bir buluşma, zaman geçirme noktası olmaya ihtiyacı vardı. Oraya benzetelim derken yeni halini onaylamayan bir kesim İstiklal Caddesi’nden çekildi ve cadde bitti. Şimdi günden güne bir bir kapanıyor dükkanlar. 

Kızılay ise biteli çok olmuştu, belki bu proje yeniden cazibe noktası haline getirebilirdi. Ama ancak mali getirisinden çok toplumsal etkisi düşünülerek yapılan bir projeyle olabilirdi bu. Zaten Saraçoğlu Mahallesi ile Güvenpark, son şansı Kızılay’ın. Olmadı mı daha da olmaz, kökten çözüm içeren yeni kentsel dönüşüm projelerine kalır iş. Elinizdeki projeye bir daha bakın, geri dönülmez yanlışlar olmasın içinde.


Dikkat: Yazımızı yazdıktan sonra Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nden gelen haber şöyleydi:   
"..Saraçoğlu Mahallesi'nin Emlak GYO'ya devrine karar veren Bakanlar Kurulu Kararı'na dair açtığımız davada, Danıştay 10. Dairesi oybirliği ile yürütmeyi durdurma kararı verdi.."

24 Mart 2018 Cumartesi

YOK MU METROYA BAKAN?


24.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Son iki haftadır iyice kötüledi metrodaki arızalar. 20 Mart Salı sabahı, Batıkent metro durağında insan taşkını vardı. Yayıldılar yol kenarlarına. Metro gelmemiş, minibüs, otobüslere akın etmiş, sardalye konservesi olarak işlerine gitmeye çalışıyordu şehirli. Bitmiyor, bitemiyor Ankara’nın metroyla sabır sınavı.

3 gün önce Cumartesi günü akşamı bizzat, 20 dakikalık Kızılay-Batıkent hattını 50 dakikada kat etmiştik. Gecikme nedeniyle bütün duraklar dolu, 38 milyon nüfuslu Tokyo metrosu gibi tıkışıyordu treni bulan. Ne soluyacak hava ne kıpraşacak delik ne de açıklama var, kurbanlık koyunu böyle taşısan zabıta ceza keser.

Aksaması hiç çekilmiyor
Bu zihniyet, başkentin metro tarihi boyunca pek değişmedi zaten. Bize yoğun toplu taşıma aracı olarak değil de lütuf buyurur gibi hizmet etti hep. Hatların devamı 17 yıl getirilmediği için dünyanın ve Türkiye’nin en kısa metro hattı, bağ bağışlarcasına bir rehavetle idare edildi. Değişen bir şey yok, öyle de devam ediyor, o kadar da istikrarlı çok şükür.
23 buçuk yıl sonra 28 Ekim 2017’de Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek istifa etmiş, 3 Kasım’da ‘Madde 1: Toplu Taşıma’ diye yeni Başkanımız’a bir öncelik uyarısında bulunmuştuk. Gökçek’in istifasından bir buçuk ay önce metronun aksamaları tekrar nüksetmeye başlamıştı çünkü. Olan halinden şikayetçiyken bir de aksaması hiç çekilmiyor.

2 haftadır coştu
O günden beri aksamalar sürüyor, son 2 haftadır coştu maşallah. İngiliz’in 150 yıldır tıkır tıkır işlettiği 400 kilometrelik Londra Metrosu’na karşın biten hatlarıyla 67 buçuk kilometrelik Ankara Metrosu, işletilemiyor da işletilemiyordu. İşletilen de kapasitesinin yüzde 20’sini kullanabiliyor zaten.

Aynen devam
Sefer aralıkları, işe gidiş-geliş saatlerinde bile uzun.
7-8 yıldır tren kapısını gösteren yön okları silindi, yenilenmiyor.
Eksik tabelalar var, tamamlanmadı.
Aydınlatmalar kontrol edilmediği için bazı duraklar, romantik denecek kadar loş.
Bazı duraklarda olmayan yürüyen merdivenler, oldum olası bir muamma; kafa patlatıyoruz yıllardır, çalışma ilke ve saatlerini çözemedik henüz.
Bazı duraklarda ring otobüs seferleri uyumlaştırılamadı ya da yetersiz hala.
3 katlı metrosunu nasıl idare ediyorsa Londra, bizim ‘sinyalizasyon’ derdi bitmedi gitti.
En sonunda metrodan vatandaşı taşırdık. Mahkum edildiği toplu taşıma araçlarına, minibüs ve halk otobüslerine doluştu taşkın.
20 Mart sabahı metrodan sokağa taşan yolcular (Foto: Ankara Ulaşım Dayanışması)
Siyaset ve işletme lazım
Elalemin yapıp bizde olmayan, şehir ve ülke ekonomisine katkısı tartışılmaz bir toplu taşımacılık siyaseti ve işletmeciliğidir. Dedik işte, adam 3 katlı 400 kilometrelik metroyu 150 yıldır işletiyor, biz, son 25 yıllık eksik metro hatları ve yanlış işletmeyle şimdiden 120 yılımızı kaybetmiş durumdayız. Varsa metroya bakan, onlara sesleniyoruz.

22 Kasım 2017 Çarşamba

EN ACİL İKİ TEDAVİ



21.11.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Başkentin iki kurumuna, tedavi edebilme kabiliyeti yeniden kazandırılmalı. İvedilikle tedaviye geçilmesi gereken aciller içinde en acil iki sorunu var Ankara’nın. Birinin yağışlarla beraber şiddetle nüksettiğini göreceğiz, diğerini zaten her gün yaşadığımız için kanıksamış vaziyetteyiz. Su baskınları ve toplu taşıma, şehrin en aciller sıralamasında ilk sırayı paylaşıyorlar her ne kadar şehrin gündemi değilmiş gibi yapılıyorduysa da.

EGO ve ASKİ, başkentin bu iki rahatsızlığını tedavi edecek kabiliyette olsaydı en aciller sıralamasının başını, tabii ki bu konular işgal ediyor olmazdı. Biz de dağların taşların duyduğunu, iki türkülü çatlak ses aşık gibi 7 yıl tekrar ediyor olmazdık. Tekrarladıkça melodisi inlemeye dönüşen ses, zamanla kendini bile rahatsız ediyor insanın.
Her yağışta görüntü değişmiyor
Su faturasından hariç
En son 27 Mayıs’ta yaşadığımız şiddetli yağış ve onun yarattığı caddelerden akan seller ile yüzen arabalar görüntüsü ibretlikti. Ondan önce bu kadar şiddetli olmasa da iki yağış daha olmuş, şimdiye kadar olduğu gibi yine hiç ders alınmamıştı. Daha da önce balık adamların daldığı alt geçit fotoğrafımız, ülkenin hafızasına kazındı.
Ülkeye mal olan fotoğrafımız!..
ASKİ’nin varlığını, şişmiş su faturaları dışında da hissetmek istiyor, kabiliyetini göstermesini bekliyoruz yıllaaar yıllardır!

Şehri özeller taşıyor
Bu arada başkentin nüfusu 5 milyon 350 bini aşarken belediyenin toplu taşıma kabiliyeti geriye gidiyordu. EGO verilerine göre:

- 2012 yılında günlük yolcu taşıma ortalaması:
Belediye otobüsleri 615 kişi
Minibüsler 510 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 620 kişi
Özel Halk Otobüsleri yaklaşık 900 kişi iken..

- 2016 Ağustos rakamlarına göre ise günlük ortalama,
Belediye otobüsleri 405 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 410 kişi
Minibüsler 440 kişi
Özel Halk Otobüsleri ise bin 100 (1100) kişi olmuştu.

Özel toplu taşıma araçları daha çok yolcu taşıyor, kişisel araçlarına yönlenen Ankaralılar, trafiği kilitliyordu.
Özel Halk Otobüsleri, yolcu taşımada birinci
Raylı taşımadaki kayıplar
Yine EGO verilerine göre 2008 ile 2016 yılları arasında
Ankaray’da yolcu kaybı yüzde 17,
Batıkent Metrosu’nda yüzde 22’ydi.

Nüfus yaklaşık 800 bin kişi artmış ama belediyenin toplu taşıma araçlarına rağbet düşmüştü. Nüfus artışına göre hesaplanan kayıp ise 41 milyon yolcu, yani yüzde 38’di. 3 kişiden biri, raylı toplu taşımayı terk etmiş, özel toplu taşıma araçları ve kişisel araçlarına yönelmişti.

Çok ciddi bir hizmet açığı dışında nasıl yorumlanır bu rakamlar? Hele ki o açık bir başkentteyse... Belediyeler hizmet vermekle yükümlüdür kar etmekle değil. Kaldı ki o hizmet verilse özel toplu taşıma araçları kadar kazançlı çıkılabilirmiş belki de.

Varmış gibi
Bu hesaplara göre EGO’nun tespit etme, planlama, uygulama ve sorun çözme kabiliyetini güncellemesi gerektiği anlaşılıyor. O yapmayınca hesap kitap işleri bize kalıyor, lakin duyan yok, hesap da elimizde kalıyor!

Önce temeli atılır, taşıyıcı kolonları yapılır, sonra arası doldurulup tamamlanır bir bina. Şehir de planlaması, altyapısı, asli hizmetleri eksik olunca araziye oturtulmuş zayıf temelli, 3 kolonlu bina gibi varmış gibi görünür ama mutlaka çökmesi kaçınılmazdır.