orhan aydın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orhan aydın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2012 Cumartesi

OLUYOR GALİBA

27.04.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

“Unuttunuz mu?” diye anımsatma gereği duyuyorlar bazen. Unutmuyorum efendim. Hangi çözüm bekleyen sorun, vaadedilen atılım ya da yürüyen projeyle ilgili yazmışsam hiçbirini unutmuyorum. Ne yapılacağını gözlüyor, az bir yol katedilmesini bekliyorum. Kayıt makinemiz çalışmaya devam ediyor. Bununla beraber konuşmayı sevip, konuştuğuyla kalanların, tek bir sözü aklımda kalmıyor. Türkiye’nin ve Ankara’nın içinde bulunduğu koşulları kavrayamayan, o koşullara katkı sağlama girişimi olmayan hiç kimse, sabaha anımsanmıyor.

Müptela gençliğe OSTİM dokunuşu
Ankara’nın özellikle bazı yönetici ve sanayicileri, içinde bulunduğumuz koşulları erken kavradı. Projelerini hazırladı, planlarını yaptı, uygulamaya çalışıyorlar şimdi. Hatta sesleri çıktığı kadar uyarıyor, geride kalanları, yanlarına çağırıyorlar. Bu yolda, yüzlerini çevirdikleri en önemli kitle gençler oldu. Yarışma sarhoşu sınav müptelası gençliği, gecikmeden meslekleriyle buluşturmaya çalışıyorlar.

En somut adımları Türkiye’de Ankara, Ankara’da OSTİM atıyor. Önce meslek okullarının işlevini yeniden fark edip, okullarını kurdular. Sonra üniversitelerle ilişkiye geçtiler. Ardından teknokentlerle işbirliğine giriştiler. Hem üniversite hem de meslek okulu öğrencilerine kapılarını açtı, gençlere, yerinde uygulama olanakları sağladılar. Konuşmalar, toplantı salonlarında kalmadı, söylediklerini yapıyorlar. Önümüzdeki 10 yıllık yatırım ve üretim planlarına, hızla aklı ve gençleri katma çabasındalar. İş çok ama yeterli ve yetenekli eleman yok.

Sanayiciler gençlerle
Geçen hafta Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD), meslek liselerinde, ‘sanayi tanıtım toplantıları’ başlattı. Amaç, meslek lisesi öğrencilerine sanayinin tanıtılması ve onlara yön çizebilmek. İlk durakları Abidinpaşa Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’ydi. Yanlarında kendi alanında başarılı, örnek sanayicileri de götürüp, gençlere,  deneyimlerini aktarmalarını sağladılar. Okulların ihtiyaç ve sorunlarından da haberdar olunabilir böylece.

3 gün önce OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ankara Genç Girişimciler Kurulu’yla buluştu. Konuşmalar, ‘yerli üretim’de yoğunlaştı. Aydın, “Türk insanı,  bu ürünü yapamaz, yapsa da yabancı muadili kadar kaliteli yapamaz” gibi düşüncelerin, kendi ürünlerini bize satmak, bizi ebediyen pazar olarak görmek isteyen dış güçlerin dayatması olduğunu söylemiş. “Bugün farkında değilsiniz ama bindiğiniz Boeing uçaklarının birçok parçası ülkemizde, hatta OSTİM’de üretiliyor” demiş. Ankara’nın hemen hemen tüm üniversiteleri, öğrenci kulüpleriyle bir araya geldiklerini, eğitim, staj, proje gibi ihtiyaçlarda ellerinden gelen desteği verdiklerini, genç girişimcilerin de ihtiyaç halinde, kapılarını rahatlıkla çalabileceklerini belirtmiş.

Külfetler
Üniversitede okumak, bazı gençlerimiz için, parasal olarak ta zaman olarak ta külfet artık. Bazı üniversiteli gençlerimiz içinse iş bulmanın kendisi külfet oldu. Sadece sanayide değil, turizm gibi, sağlık gibi, tarım gibi hayvancılık gibi daha pek çok alanda, ciddi yetişmiş eleman açığımız var. Okulların akılları ve gençlerle her yerde buluşmak zorundayız.

Nazar değmesin
Ankara Sanayi Odası’nın, bu akıl ve gençlerle buluşma  çalışmalarını, Ankara il sınırları içinde her yerde, bir plan ve program içinde düzenlemesinde büyük fayda görüyoruz. Bu tür girişimlerin, Ankara’nın diğer sektörlerine, sonra da tüm ülkeye yayılmasını ümit ediyoruz.

Sanayicilerimizin, aklına ve gençlerine sahip çıktığını gösteren eylemleri günden güne artıyor. Nazar değmesin, tahtaya vuruyorum; bu iş, kendine has sükunetiyle oluyor galiba Ankara’da.

29 Ekim 2011 Cumartesi

ORGANİZE İŞLER


29.10.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi


Organize iş işler. Filmindeki türden değil bizim işler; organize sanayi işleri. İyi işlerse  tezgahlara hareket, insanlara bereket olur. Ülkeye zenginlik, krizlere ‘nanik’ olur. Adı ‘organize’ olup, kendi olmazsa eğer, filmin adı değişir; ‘Kesat İşler’ olur!



Sanayiciler sıkıştırıyor

Bu hafta organize de çok güzel gelişmeler var. Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD)Başkanı Adnan Keskin, açılışı yaptı; “Üniversiteler, Ostim’in yerini bile bilmiyor. Sanayinin içinde olmayan üniversite, kendini geliştiremez” dedi. Bir süredir sanayiciler, üniversiteleri fena sıkıştırıyor. Fanuslarından çıkmaya zorluyorlar. Uygulama alanı olmayan bilgiden, bilimsel tatminden ibaret üretilmeyen buluştan, okul kapısından çıkınca sokakta zil gibi kalan gençlikten, ne beklememiz gerektiğini ben de sorup, duruyorum.



Kavga çıksın istiyorum

Ya sanayiciler? Çalışmasına destek arayan, çabuk gelir getirmeyen projesini, tavla gibi koltuğunun altına verip,  nasihatle az üniversiteyi yolcu etmediler. Araya soğukluk gireli çok oldu yani. Tekrar ısınması zaman alıyor. OSİAD Başkanı’nın sözleri gibi, karşılıklı atışmalar bekliyorum.



İnfiale kapılan bir gurup mühendis, pankartlarla Ostim’e yürüsün, “Üniversite burada, Ostim nerede!” diye slogan atsın istiyorum. Ostim esnafının da iade-i nümayiş tertipleyip,  “Ostim burada, buluş nerede!” haykırmalarıyla yanıtlamasını. Bunun üzerine hiddetlenen mühendislerin, hışımla dosyayı çıkarıp, “Proje burada, tezgah nerede!” diye karşılık vermesini, projeyi kaptığı gibi makineleri döndüren esnafın, “Ostim isterse her şeyi yapar!” nidalarıyla ‘Türk Malı’ bir ürünü daha piyasaya sürmesini istiyorum. Bu minvalde gelişen bir kavga arzuladığımı, açık açık beyan ediyorum!



İşbirliğinin güzel resmi

Bu haftanın diğer güzel gelişmesi, Ostim’deki altyapı  denetimleri sırasında oluşan resimdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir ve Ostim Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, bir arada, işbirliğinin resmini çizmişlerdi. Daha iyisi için karşılıklı öneriler ve eleştiriler yapılmıştı. Uzun zaman oldu Ankara’da işbirliği görmeyeli, hemen parladı gözlerim tabii. “Organize olunca işliyor” dedim.



Bu arada Melih Gökçek’in, başka sözlerine takıldım: “Geriye adım atan birisi değilim ama sanayi ve geleceğimiz için sözlerimden vazgeçip, işbirliğine başladık” demiş. Sanki bir yenilgiden bahsediyor. Aman Melih bey, şehir bizim, sokak bizim, tezgah bizim, insan bizim. Kime karşı yenildiniz? Yenilgi saydığınız işbirliğiyle bir sanayi bölgesini ve bizi kazandınız. Bu işbirliği içinde bir ‘yenilgi’ kaygınız varsa mutlaka ‘yenilgi’ kıstasınızı gözden geçirmelisiniz. Bakar mısınız; yukarıda ‘kavga’ diyor, aşağıda Melih Gökçek’e, itidal tavsiye ediyorum!



Dünyanın en iyilerinden
Ankara için kavga edilecekse o da gecikmiş yatırımların bir an önce hayata geçmesi için edilmelidir. Ortadoğu Teknik, Bilkent ve Atılım Üniversiteleri, organize sanayi bölgeleriyle ilk ısınma turlarına başladılar. Organize sanayi bölgelerini, dünyada en iyi uygulayan ülkelerden biridir Türkiye. Dünyanın en iyilerine sahip olan Ankara’nın, çıkışı da en iyi yaptığı şeyin devamına bağlıdır.

11 Haziran 2011 Cumartesi

200 BİN Mİ ÇOK 10 BİN Mİ AZ?


10.06.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Dünyayı hoplatan Türk.. Büyük buluşuyla bilim camiasını titreten Türk.. Yeteneğiyle göz kamaştıran Türk!..” Gazetelerimizin, televizyonlarımızın baş köşelerinde, çiğ bir abartıyla  övününürüz kendileriyle. Türkiye sınırlarından çıkınca dünyayı, hoplatan, titreten, kamaştıran bir tabiatımız var. Türkiye’de, ‘tıs’ yok. Dünyayı hoplatan bu Türkler, nedense kendi topraklarını hoplatıp, sıçratamaz dünyaya karşı? İklimi mi uygun değil memleketin acaba; sınırları aşınca kan yürüyor beynimize. Gittiği ülkeye yarayan beyinler yetiştirme uzmanıyız.



Aynı beyin

Allah baba, herkese aynı beyni vermiş ama değerlendirebilen yararlanıyor nimetlerinden. İklimle pek ilgisi yok galiba. 2 binli yıllara geldik, bilim ve araştırma-geliştirmenin önemiyle oyalanıyoruz hala. Karar versek artık önemli olduğuna: aksini iddia eden olmamış ki tarih boyunca. Nesiller kuruttuk bu kararsızlık ve pısırıklığımızla. E yetsin artık!



Inovankara

Ostim Organize Sanayi Bölgesi, Sağlıkta Yenilikçilik Hareketi Platformu’yla adı ‘Inovankara’ olan bir çalışma gerçekleştiriyor. Ankara’nın, sağlık alanındaki tüm kurumlarını bir araya getirerek yerli üretimde, önlemler ve çözümler bulmaya çalışıyorlar. Bir tane bulmuşlar örneğin; dışarıdan alınan 200 bin Avroluk bir ürünü, Ostim’de 10 bin Avroya üretmiş Ostim. Üstelik daha kalitelisini. 200 bin Avro, yaklaşık 400 bin Lira eder. Eski parayla 400 milyar Lira. 10 bin Avro, 20 bin lira, eski parayla 20 milyar. Ostim, daha kalitelisini, 20 kere daha ucuza maletmiş. Beyin aynı, aklın yolu bir; tartışılacak bir yanı var mı bu kazancın? Ayakta alkışlanacak bir üretim ve başarı. Zahmet olmazsa alkışlayıverin bari!



Yapamayacağımız iş yok

Yapılan toplantıda, Türk Kızılayı Genel Müdürü Ömer Taşlı, “Bilgiyi üretiyoruz, ürünü üretiyoruz, kullandığımız makine ve teçhizatın bütün bilgilerini üretiyoruz ama bir türlü o bilgiyle üreteni yan yana getirip, kendi markamızı, kendi ürünümüzü üretemiyoruz” demiş. Ostimler’den, uzaklaşmamak gerektiğinin altını çizmiş. Ostim Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın’sa “Sağlık Bakanlığımız’la üniversitelerimizle teknoparklarla biraraya gelerek yapamayacağımız iş yok” diyor. Sağlık alanı dışında da becerilerini kanıtladıklarından sözediyor. Savunma Sanayisi’nin, öngöremediği işler çıkardıklarına değiniyor. Gördünüz, başarının anahtarını.



İş ki niyet olsun

Defalarca söyledik; Türkiye’nin en iyi üniversiteleri Ankara’da, firmalar, işbirliği yapıp, değerlendirsin diye. Meslek liselerimizi, okullarımızı, sakın kapatmayın aksine yenilerini açın diye. Ostim, bütün organize sanayi bölgelerimizin simgesi gibidir. Ostim derken aslında bütün organize sanayi bölgelerimizi kastederiz. Her birinde, en az 5 tane mucit bulursunuz.  Bu birikim tarım, hayvancılık ve bilişim sektörlerimiz için de geçerli, iş ki niyetiniz olsun.



Milyonlarca işsiz gencimiz, sokakları arşınlarken çözüm, işte burnumuzun dibinde. Ostim ve  Sağlıkta Yenilikçilik Hareketi Platformu’nun attığı adım, yüreklendirici bir adım. Yeniden soralım; 200 bin Avro mu çok, 10 bin Avro mu az? Aradaki 190 bin Avroyu yani 380 bin Lirayı savuracak kadar zengin mi Türkiye? Hele Ankara…


Dünyayı hoplatan, titreten, kamaştıran beyinlerimize, sınırlar dahilinde sahip çıkarak, hiç olmazsa 2 binli yıllarda kendimizle alay ettirmeyiz inşallah. Ettirmeyiz de dünyadan Türkiye’ye değil, Türkiye’den dünyaya seslenir beyinlerimiz.