peron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2017 Salı

TREN HIZLI DA..



11.07.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Tren yüksek hızlı, yeni gar uzay üssü maşallah. Tren perona girdiğinde ikisi de birbirini yadırgamıyor. Ama arabası olana yapılmışlar zaar; olmayanın, trenden önce gara ulaşma ulaşımı gerekiyor çünkü.
Tren füze..
29 Ekim 2016’dan bu yana 8 ay olmuş, 50 adımlık yol için uzun dik merdivenlerden iniyor, çıkıyor, sabır tünelini aşıp dolanıyor, dolanıyor yaklaşık 1 kilometre sonra gar girişine gelebiliyorsunuz. Maltepe tarafından normal insanı bezdiren bu yol, yaşlıları, engellileri geçtik, boyundan büyük bavullarıyla öğrencileri bile nefessiz bırakıyor. Varınca uzay üssüne, sadece sövgüler duyuluyor övgüler beklenirken.
Gar uzay üssü..
7 yıl geçti
Önce 31 Mayıs 2010’du, ‘Gar Otogar Bizden BuKadar’ yazımızla açılışı yapmıştık. 29 Temmuz 2011’de ‘Maltepe’den Gar Niye Uzak?’ diye tekrar vurgulamaya çalıştık. Sonra da defalarca hatırlattık; Maltepe metrosundan bavullarınızla caddeye çıkıyor, Gar’a giden alt geçidin girişine yürüyor, oradan merdivenleri iniyor, içi çarşı uzuuun geçitten yürüyor, en son Gar peronlarına çıkan merdivenleri tırmanıyoruz diye. Dönüşü de aynı eziyetti. Her tren seyahatimiz birilerinin bavullarına yardım etmekle başlıyor ya da bitiyordu. Kimse takmadı.

Hele gece tren gecikmeli gelirse ki başımıza geldi, tren yolunun kenarındaki toprak yoldan dımdızlak yürümüş de Maltepe’ye varmıştık karanlığın ortasında beliren hayalet gibi. Gece çarşının olduğu alt geçit kapatılıyor, kişisel becerisine terk ediliyormuş meğer vatandaş. Metro da erken bitiyor mu, al sana çifte kavrulmuş kuru kahve, yutabilirsen yut. Tüm yolculuk masrafı kadar bir de Ankara içinde harcıyordun. Onu da anlattık, 7 yıl geçti, takan olmadı.
Gar'a varma aracı tabanvay.. (Foto: Hürriyet Ankara)
Birdi iki oldu
Metroya bağlanmayan bir tren garımız vardı, şimdi iki oldular. Sevinmiştik ‘yeni’ diye, hem Gar tarafından hem Maltepe, yenisine de yürüyorsunuz vallahi gayet ilkel bir ulaşım aracı olan bacaklarınızla. Bu hizmetler aslında yolcu için yapılıyor ama kimse rahatsız değil yolcuların bu hizmetlere ulaşamamasından. Arabasever başkent, bu hizmetini de herkese değil, arabalı vatandaşların hizmetine açmış sanki pek göze sokulan eksikleriyle.

İncelemeye değer yaklaşım
Çok ilginç... Başkente verilen hizmet anlayışı, pek çok alanda akademik inceleme deryası adeta. Yolcuyu ulaştıramayan, yolcunun ulaşamadığı ulaşım araçları var mesela bu şehirde. Eskişehir’den, Konya’dan 1 uçuk saatte gelip, yarım saat metroya ulaşmak için geçtiğiniz engelli parkur oluşturulmuş mesela. Mesela yolcunun baştan hiç hesaba katılmadığı, metroya bağlanmayan yüksek teknoloji bir ulaşım projesi düşünülmüş. 5 milyonu aşmış hele ki resmi işlerin merkezi bir başkentte, gerçekten incelenmeye değer bir yaklaşım bu.

Evet, tren yüksek hızlı, gar yüksek teknolojili ama bedeli var; en ilkel ulaşım aracı olan bacaklarımız ve kas gücüyle bedenimize ödetiliyor kürek mahkumları gibi.

3 Mart 2016 Perşembe

DURAK İSTERÜK!



01.03.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

Haziran’da tam 6 yıl olacak ‘Yer Yer Duraklı Ankara’ diyeli. O günden bugüne de ara ara yokladık kazara duyan olur diye. Ankara’nın olmayan belediye otobüs duraklarını istiyor, olanların yetersizliğini ifade etmeye çalışıyorduk. Yalova kaymakamıyla aynı kaderi paylaştık; takan olmadı. Yalova Haziran 1995’de il olmuş, kaymakam yırtmıştı ama biz, başkentte, merkezinden kenarına, çölde su matarası devrilmiş bedevi gibi inliyorduk “Duraakk duraaakk” diye.

Çiftçi kavrukluğuyla
Bazı semtlerde hiç otobüs durağı yok, durak tabelasından anlaşılıyor durak olduğu” demiştik.

Kızılay’da, karşı kaldırımla bu taraf bile fark ediyor, yolcular arasında nifak doğuyor, duraksızlar hasetle bakıyorlar dizi dizi duraklılara” demiştik.
1930'lu 40'lı yıllarda otobüs durakları

Bizim Batıkent’in olan duraklarını söktüler, bir bölgesinden öteye de 6 yıldır gelmedi yenisi. Kader ortaklığı yaptığımız çok semt var.

Ki hala öyledir, gidin yağmur yağınca metro merdivenlerinden aşağı bakın, yağmurun dinmesini bekleyen sessiz çoğunlukla karşılaşacaksınız. Kuzu kuzu bekler, otobüsü kaçırırlar beklerken.

Yazın kavurucu sıcağındaysa beyin organı muhallebi kıvamına geldiği için, yakınmaya bile ağız açılmıyor. “Cinnet geçirmediysek eğer, buğdayını hasat etmiş çiftçi kavrukluğuyla gidiyoruz işimize” demiştik. Yazın aksesuarı, kaldırım boyu kenarına çökmüş yaşlılardır.

Nitekim 6 yıl sonra hala depreşüp, durak isterük!

Avrupalı durak
Bir ara duraklama başladı ancak oturarak 3 kişi, hadi 3’erden de 6 kişi ayakta sığsın, hiç ‘Türk tipi’ olmayan Avrupai duraklar kondu olmayan yerlere. Bizim bindiğimiz duraklarda, 20 kişiden aşağı bekleyen sayısı 10 saniye sürer. İş geliş-gidiş saatlerindeyse kaç otobüs gelirse gelsin, 40-50’den hiç eksilme olmaz.

Hangi Avrupalı tasarladı, hangi öbür Avrupalı dikti acaba bu durakları?” diye çok düşündük. Avrupa gördük, 5 kişi bekliyorsa ‘kalabalık’ derler o durağa. Otobüsü, tramvayı, adam biriktirmeden sık işler çünkü. Bizde, “Az sıkışıverelim” diye kafayı soksan nihayetini dışarıda bırakan kifayetsiz durumuna düştü estetik tasarım. Tasarlayandan başlanır sırasıyla anmaya.
1970'lerin başında Kızılay'da peron tarzı otobüs durakları
İşte ‘Türk tipi’
Temmuz 2011’di. “‘Ankara’da durak yok’ yazısı yazma hastalığına tutuldum. 3 ayda bir yazmazsam kuruntuya kapılıyorum” demiş, kendimizden şüphelenmiştik. Maazallah tedavisi olmayan bir rahatsızlık, hastane kabul etmez, tanımlanamayan cisim muamelesi görürsünüz. Çok şükür duraksızlığa alıştık da kısmen kurtulduk bu saplantılı yaklaşım tarzımızdan. Sağanak yağmurdan yağmura, aşırı sıcaktan sıcağa aklımıza geliyor.
Ümitköy metro otobüs durağı
Ancak bu sefer, elimize geçen 2 fotoğraf tetikledi kuruntumuzu. Kalabalık duraklar için aklın yolu bir durak çözümü, 50-60 yıl önce de varmış Ankara’da; gar peronu misali yekpare durak. ‘Türk tipi’ diye buna denir, basit ve faydalı bir çözüm. Güncel bir fotoğrafla da destekleyebiliriz bu örneği; Eskişehir yolundaki Ümitköy Otobüs Durağı’yla. Medeniyet ve Türk tipi karışımı, derde deva bir çözüm. Şehir Avrupalı görünecek diye Ankaralı’yı mağdur etmeye hiç gerek yokmuş yani.