salihler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salihler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2017 Pazartesi

GÜDÜL DE BİZİM ADAYIMIZ



14.03.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bolu’nun bir ilçesi olan Göynük’ün ulusal gazetelerde olması gereken koca koca haberlerini, Ankara gazetelerinde görüyoruz. Saymıştık daha önce, hala da devam ediyor, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin az yatırımı, az emeği yok Göynük’te. Belediyemizin de katkılarıyla Uluslararası Cittaslow (Sakin Şehirler) Birliği’ne üyeliği resmileşti, Türkiye’deki 11 ‘sakin şehir’e eklendi Göynük.

Fatih Sultan Mehmet’in hocası Mehmed Şemseddin’in, nam-ı diğer Akşemseddin’in 1464’de yaptırılan türbesi Göynük’te. Hocası gibi bir bilgenin, bir alimin sükunetini taşıyordu Göynük. Türkiye’nin hem mutlaka görülmesi ama hem de bu sükunetini, çevresini, doğasını bozmadan koruması gereken şehirlerindendi. Sakin şehirler arasına girmesi, inşallah onu ‘turistik yapacağız’ diye bozma ihtimalinden koruyacaktır.

Tarihi değiştirecek keşif
Ankara ilçelerini dolaşıyorduk, Ocak 2013’de Güdül’deydik. Sayımlarda 8-9 bin görünüyor ama fiilen 3 bin nüfusuyla göç canavarına karşı koyamayan ilçelerimizden. Belki de bu sayede özgün tarihi dokusu korunmuş, sakinliğin başkentlerinden sayılabilecek kadar kuş ve kurbağa sesleri duyulabiliyordu şehirde. İklim özellikleri her şeyi yetiştirmeye, arazisi hayvancılığa uygun. Sokağı bile olan 40 leblebiciden hariç her evin bahçesinde leblebi kavrulurken Çorum kadar ünlü leblebinin, 1 tane numunelik leblebicisi kalmıştı.
Güdül'de kuşların, kurbağaların sesi duyulabiliyor
2007 yılında TRT’de ‘Karlı Dağlar’daki Sır’ belgeselini izleyen Güdül Salihler köyünden Cemil Söylemezoğlu, büyük bir tarihi keşfin fitilini ateşledi; Orta Asya ve Rusya’da 10 bin kaya üzerindeki 100 bin resmi kaydeden belgesel, Türkler’in tarihini aydınlatıyordu. O resimlerden Salihler ve Adalıkuzu köyleri civarında da vardı ve Cemil’in çocukluğundan beri ‘Çizik Kayalar’ diye biliniyordu. Belgeselcileri aradı, haber verdi.
Güdül Salihler-Adalıkuzu kaya yazıları
Sakinliğin turizmi
Milattan Önce 3 bin-5 bin yılları arasına tarihlenen, Orhun Abideleri’ndeki yazıların benzeri, kaya resimleri ve kurganlar çıktı Çizik Kayalar’dan. Kurgan’, Orta Asya’daki Türk mezar tarzına verilen ad. 2008-2010 yılları arasında keşif kesinleşti, yani Türkler, 1071’den çok önce de Anadolu’da yaşamış, Güdül’de kanıtı bulunmuştu.

Yazımızı okuyan, bölgeyi hakkıyla dolaşmış Türkiye Gezginler Kulübü ve Ankaralı Gezginler Grubu üyesi Timur Özkan aradı ve “Güdül Ankara’nın bir ‘Yavaş-Sakin Şehri’ olabilir. Ankara’da yok, en uygun yer Güdül” diye önerisini dile getirdi. Doğru ya, bazı yerleri de sakinliğiyle saklayarak değerlendirmek lazım. Kendine ekonomik bir çıkış arayan Güdül, sakinliğin turizmini yapabilirdi.
En uygun aday
Gerçi Ankara’nın Bala, Kalecik, Ayaş, Evren, Çamlıdere, Haymana gibi pek çok ilçesi ilgisizlikten fazlasıyla sakindi ama bir tane seçeceksek eğer, en iyi adaydır Güdül. Büyükşehir Belediyemiz’den Göynük’e yapılan yatırımları, Turizm İl Müdürlüğümüz, Kültür ve Turizm Bakanlığımız’dan, tabii Güdüllü ve Ankaralılar’dan da ilgi bekliyoruz. Göynük 230 kilometre, Güdül 90. Başka ilin ilçesi kadar, kendi ilçemize de hakkını vermeliyiz.

8 Eylül 2012 Cumartesi

ÇALINAN TARİH VE BİLİNCİ


07.09.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi



1990’lı yılların 91’i ya da 92’si olması lazım. Yurtdışına kaçırılmış ‘Karun Hazinesi’ gündemde. Tarih meraklısı Özgen Acar abimizin, uzun yıllar süren takibi sonucu Türkiye’ye getirilmesi söz konusu. Truva ve Bergama’dan kaçırılan eserleri de ekleyerek ‘32. Gün’de, programa konu önerdik. Kabul edildi, kolları sıvadık. Başladık bulduğumuz kitapları, makaleleri okumaya.

Kaçırılan hazineler ve koca sunak
Karun Hazineleri, fotoğraflarından gördüğümüz kadarıyla bile mücevher işçiliğinin özgün ve üstün örneklerinden oluşuyordu. Bergama’dan kaçırılan ‘Zeus Sunağı’, “Dünyanın 8’inci harikası sayılmalı” dedirtecek güzellikte bir başyapıt olarak tarif ediliyordu. En görkemli mermer sunak araklanırken ayakta uyuyorduk. 134 yıldır Berlin Müzesi’nde. Truva’dan kaçırılan eserler de gözalıcıydı ancak eserlerin bulunma, çıkarılma ve kaçırılma hikayesinden daha çok etkilenmiştik.

Henrih Şileman (Heinrich Schliemann), Alman bir tüccar. Parayı yapınca bir de amatör arkeolog olur. Homeros’un İlyada’sını dikkatle okuyup, Truva’nın, Çanakkale Boğazı’nın Ege’ye doğru, Hisarlıktepe bölgesinde olduğuna kanaat getirir. 1870 yılında kazmaya başlar, 3 yıl gibi kısa bir sürede Priamos’un Hazineleri’ni bulur. Adeta bir kahramanlık hikayesi, kendi günlüğünden alıntılarla yazılmış kitabı okuduğumuzda,  heyecanlandık. Olmayan hazineleriyle Truva’yı çektik, sonradan yapılma tahta atla oyalandık. Oysa hazinenin ucunu görüp, milleti uyandırmadan kazılara geceleri devam eden amatör arkeolog karı koca Şilemanlar, aslında okumuş yazmış, zenginliğe doymamış define avcılarıydı. Bulduğunu yurt dışına kaçırdı, sattılar.

İşte Amerika Birleşik Devletleri’nin, Pensilvanya Üniversitesi Müzesi’nden getirilen, Kültür Bakanımız’ı duygulandıran Truva Hazinesi, Şilemanlar’ın kaçırdığı bu hazinedir. Şimdi Anadolu Medeniyetleri Müzemiz’de sergileniyor. Şileman’ın da  ‘amatör’ü kalkmış, ‘arkeolog’ olmuş!

Kıymetini bilmediğimiz değerler
Bu eserlerin getirilmesi, çok zor iştir. Hergün yenilerinin evine dönmesi tarih yapbozunda bir eksiği tamamlıyor. Ancak bir de elimizde olanlar var, tamken kıymetini bilemediğimiz.

Ankara’yı kuran Friglerin başkenti Gordion, Polatlı’da. Bilen yok, giden yok. Dünyanın öbür ucundan turistler, kuru bir ziyaretle yetiniyor çünkü ziyareti uzatacak albenisi yok.

Geçen yıl Güdül’de, Salihler ve Adalıkuzu köyleri civarında, Orhun Abideleri’ndekinin benzeri yazılar, kaya resimleri ve kurganlar bulundu. Kurgan’, Orta Asya’daki Türk mezar tarzına verilen ad. Milattan Önce 3 bin-5 bin yılları arasına tarihleniyor. Türkler’in, 1071’den önce de Anadolu’da yaşadığının taş gibi göstergesi. Anadolu’daki tarihimizi yeniden yazacak bu buluş, 2011 yılında Güdül’de karşımıza çıkıyor, ne var ki dar bir çevre hariç dönüp, bakan yok.

2500 yaşındaki Ankara Kalesi, anıtsal bir tarih karşımızda. Çirkin işhanları ve gecekondulaşmış çehresiyle gözümüzün içine bakıyor. 40 yıl öncesine kadar eteklerine inen tablo gibi görüntüsünden eser kalmamış. Bu yaz da geçti, elinden tutup, kaldıramadık yine. Benzeri yok dünyada.

Kızılca Sarayözü civarında eski adıyla Kırka, yeni adıyla Hırkatepe Köyü var. Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Osman Bey’in dedesi Gazi Gündüzalp’in şehit düştüğü, gömüldüğü yer. Türbesinin sefaleti, 10 yıl önce fark edildi ve yeniden düzenlendi. Yaklaşık 750 yaşındaki türbeyi, yine 750 yıldır koruyan bir avuç adam biliyor.

İçimizden çalınan
En yeniye, 90 yıl öncesine gelelim. Osmanlı’nın 250 yıllık gerileyen sınırları, Polatlı Duatepe’de durdu. Haymana  direnişi sayesinde. Bu duruştan doğan Cumhuriyet, 3 bin yıldır unutturulan tarihini, yeniden anımsattı Türkler’e. Ankara’ya yarım saat, Gordion’a, 5’er, 10’ar dakika.. ne Duatepe, ne Kartaltepe’yi  biliyoruz.

Haydi Şilemanlar, tarihi ziynetlerimizi çaldı. Bir türlü tarih bilinci oluşmuyor. Daha 90 yıllık mazisi varken o bilinci kim çaldı içimizden?