saygı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saygı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2017 Perşembe

METRODA BOZULAN SAYGI AYARLARI



22.08.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi


Ankara Metrosu’na, saygı ayarlarını bozan bir gaz mı veriliyor acaba ki kapsından trenine kadar girene bir şeyler oluyor? Işıklandırma mı sorun, havalandırma mı? Az oksijen mi giriyor acaba havalandırmadan? Daha merdivenleri inerken doğallaşıyor saygısızlık, peronlarda ve trende, aşırı örneklere dönüşüyor. Çözemedik nedenini, nerede bu devlet!

Daha girerken önce yürümeyen yürüyen merdivenlerde başlıyor saygısızlık belirtileri. Duran yürüyen merdivenler, daha sırrına eremediğimiz bir nedenle oldum olası keyfi işliyor. Sağlamları da öyle, eskileri de öyleydi. İşe gidiş ya da iş çıkışı saatlerinde durup, gece 10’da fıldır fıldır çalışabiliyorlar. Sır, öğrenemedik 7 yıldır. Hele arkadaşları asansör beyler de eşlik ederse boykota, düşünün engelli ve yaşlıların halini.
Yürümediği gibi sık sık da arızalanıyor metro merdivenleri

İşletmeyle başlıyor
Bir ara tabelalar eksikti, Ankaray’a diye Kızılay’a çıkıyor, bir hışım geri dönüyordu vatandaş. Tren kapılarını gösteren yer çizgileri silindi çoğu yerde, sinsice yandakini gözleyip tahminen yer tutuyor bekleşenler. Pek çok yerde lambaların sönük olması, korku filminden sahne gibi kasvetli bir ortam yaratıyor. İşe gidiş dönüş saatlerinde sefer aralıkları hala uzun, 10 saniyeyi bulmadan doluyor peronlar. Yani işletmenin size saygısıyla başlıyor metro ruh hali.

Yolcular, merdiven yürüyorsa dizilmeyi beceremiyor, yürümüyorsa sohbet edenlerin ya da dünyanın sırrını almak üzere telefonuna bakarak yürüyen birinin arkasına takılıp kalıyor. Aşağısı, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN gibi; atom taneciklerinin düzensiz seyahatini, bir nükleer merkeze gitmeden burada, merdivenlerin başında durarak izleyebilirsiniz.

Kargaşanın düzeni
Herkes kafasına göre, trafik falan yok; istediği yerden yürüyüp, istediği merdivenden çıkıyor ya da en kalabalık saatte yolun ortasında durup, geyikleri gezdirebiliyorlar. Bu milletin böyle özgür bir yanı, genişliği var. Yani sağdan yürüyeyim, soldan gelsinler diye bir şey yok. Yerli tankımız Altay gibi ya Allah gücü yeten yetene taarruz ediyor, kargaşanın düzeni hayran bırakıyor.

İki ciddi nokta var bundan sonra; treni beklerken ve tren içinde. Örneğin siz, 5 ya da 10 dakikadır bekliyorsunuz ön sırada, etrafınızda 10 kişi var sizinle bekleyen. O seçilmiş kişi tam yanınızda beliriyor, azıcık boşluk varsa dibine kadar giriyor ve trenin gelmesiyle inenleri de beklemeden, hücum emri almışçasına 11 kişiyi bertaraf edip oturuyor başköşeye. İnenleri beklemeden bindiği için, tek başına ampul gibi parlıyor saygısızlık. Bir süre gözleri gözlerden kaçırıyor.
Sıra düzeni, nedense metroda işlemiyor
Bunu, olağanmış gibi çok yolcu yapıyor. Aile boyu yapanlar var. Ama aynı kişi, yukarıda otobüs sırasına giriyor, orada sökmüyor niyeyse cevvalliği, kuzu kuzu bekliyor. Metronun havasından mı ışığından mı, mutlaka araştırılmalı.

Oturan gençlik ürettik
Bir vaka da gençler raylı ulaşım sistemimizde. Öne geçme hileleri kullanıyor, yer kapıyor, telefona, kitaba ya da testlerine gömülüyorlar bindikleri gibi. 60-70 yaşında amcalar, teyzeler ayakta kalırken gözünün içine bakarak tınmayanları var. Çok çirkin bir görüntü bizim gördüğümüz terbiyeye göre. Kalkıp, yer veriyoruz tabiî ki.

Bırakın yer vermeyi, yardım etmeyi, ‘yaşlıları karşıdan karşıya geçirmek’ diye bir konu vardı okullarda bize öğretilen, hiç bu neslin anlayabileceği şeyler değil demek artık bu incelikler. Gençken oturan, sonra kaldırması çok zor olacak bir nesil geliyor.

Ve son yılların olağanlaşmış, değişmez hareketlerinden biri:  Çocuklu diye yer veriyorsun, çocuğunu oturtuyor ebeveyn. 3-4 yaşından 10-12 yaşlarına kadar ayrı bir yorgun nesil yetiştirilmiş, onlar oturuyor koca adamların yerine. Hiç rahatsızlık duymuyorlar, ana- babanın saygı algısı dikkat çekici tabii.

Salon kanepesindeymiş gibi
Salon kanepesindeymiş gibi yayılarak oturan hatta gazete okuyanlar, “Oturabilir miyim” demeden yan koltuktan çantasını almayanlar, miting anonsu yapar gibi telefonla konuşanlar, bin kere sesli uyarı yapıldığı halde kapı önünü işgal etmekten, ineni bineni engellemekten yılmayanlar... Bazen de akılda tutulamayacak özgün örnekleriyle raylı sitemlerimizin, saygıyla ilgili sorunları var. Günden güne kötüleşen, olağanlaşan bir hak ihlali sorunu.

Bir bakıverse önce vatandaş kendisine, yetkililer metroya, şunun ışığımı havası mı artık, eğilsek nedir sorun.

23 Mart 2011 Çarşamba

YAŞLI DOSTU KENT


22.03.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara değil, peşinen söyleyeyim. Zaman zaman yaşlı Ankaralılar’ın yaşadığı zorlukları, şahit olduğum kadarıyla dile getirmeye çalışıyorum. ‘Yaşlı Dostu Kent’ kavramı, 18-24 Mart arası ‘Yaşlılara Saygı Haftası’ nedeniyle Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık tarafından seslendirildi. Tam da aradığım kavramı bulmuşlar. Okurlarımızdan gelen şikayetler, gözlerimle görüp, kulaklarımla duyduklarıma bakılırsa ‘Yaşlı Dostu Kent’, Ankara değil.

Duraklarda, metroda
Ara ara otobüs bekleyen yaşlıları yazmıştım; ne altına sığınabilecek, ne oturarak bekleyecek otobüs durağı fakiri Ankara’da. Bacakları kaldırmayıp, kaldırımlara çöken teyzeleri, amcaları anlatmıştım. Yağmur altında, sabırla ıslanarak beklerler. Aynı sabrı, güneş altında kavrulurken gösterirler. Geçtiğimiz yaz, 45 derecelik sıcaklarda, geciken otobüsleri bekleyen yaşlıların, çektiği eziyeti paylaşmıştım. Gelen otobüsün, yüksek basamaklarında kalışlarına girmemiştim.

Birçok durağında yürüyen merdiven olmayan, olanların da çoğunlukla yürümediği metroda, dinlene dinlene tırmanan yaşlı teyzeleri yazmıştım; asansörden haberleri olmadığı için, onlara dağ gibi gelen dik merdivenlerle mücadelelerini. Asansörü gösteren tabela yok, uyarı yok. Yaşlılar için ayrıca sesli bir anons gerektiğine kanaat getirdim. Yaşlı dostu değil, yürümeyen yürüyen merdiven dostu kent Ankara!

Metroya binince, yer vermeyen gençleri yazmıştım. Ara sıra “Lütfen yaşlı ve hamilelere yer veriniz” anonsu yapılıyor. Sözü bile edilmemesi gereken, ne kadar ayıp bir anons. Hepsinin kulağında kulaklıklar, müzik dinlemekten anonsu duymayan gençler, yabancı ülkeye gelmiş angus şapşallığıyla oturuyorlar. Yine kalkıp, biz yer veriyoruz. Öyle öğrendik çünkü büyüklerimizden.

Kaldırımlarda
Geçen ay, İtfaiye Meydanı’ndan, Ulus Meyda’nına doğru, düzensiz, çukurlu, tümsekli kaldırımlısından Sanayi Caddesi’ne girdim. Bir teyzemiz, kaldırımda yürümekte zorlanıyordu. Ben zorlanıyordum, o ne yapsın. Düz bir yere kadar koluna girdim. Şikayet etti tabii sürekli, seyahatimiz sırasında. Alışığım; kaldırımlarda, karşıdan karşıya geçerken merdiven tırmanırken bulamadığı adrese götürürken çok teyzemizin, amcamızın koluna girdim. Öyle öğretmişti çünkü büyüklerimiz, öğretmenlerimiz.

Bir haber
Bir haber: Türkiye’de ilk kez Keçiören Belediyesi’nce başlatılan uygulamayla aileler, sosyal ve kültürel etkinliklere katılacakları ya da tatile gidecekleri zaman, yanlarında kalan yaşlıları, Belediye’ye ait misafirhaneye bırakabileceklermiş. Hizmet, ücretsizmiş. ‘Yaşlılara Saygı Haftası’da çıkan bir haber. İyiliğini, kötülüğünü, kestiremediğim bir haber. Yani kestiriyorum ama bugünkü terbiye ve saygı sınırlarını kestiremediğim için değerlendiremediğim bir haber. Böyle öğrenmemiştik büyüklerimizden.

Özürlü kent
Bir kent, içindeki herkesi gözetmekle yükümlüdür. Sahiplenme ve kentlilik bilincinin oluşması için de önemlidir bu. Ankara’nın, ‘Yaşlı Dostu Kent’ olamaması, özürlü bir kent olduğunu gösterir. Saygı ise daha genel, ülkenin huzurunu, geleceğini etkileyen bir kavramdır. Seviyesi, neye layık olduğumuzu gösterir. Şu andaki seviyeden gelecekte, saygısızlığı hak eden yaşlılar yetiştirdiğimiz izlenimi oluştu bende. Maalesef!.. Neden yaşlıları düşünmeyen, saygıyı öğretmeyen bir millete dönüştük acaba biz?

‘Yaşlılara Saygı Haftası’nı kutluyor, saygıyla büyüklerimizin ellerinden, bir kez daha öpüyorum.