başkent edaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başkent edaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2015 Salı

ELEKTRİK DOĞALGAZ DESTANI



13.01.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın elektrik ve doğalgaz şirketleri, özelleştiğinden beri adeta destan yazıyor. Maşallah ikisi de asli işini yapmamak için yarışıyor, tahsilatta en öndeler. Yarışları da destansı. Sloganı bizden: Hizmetsizlikte sınır yok!

“Arama bizi!”
Bu iki kurum da yapmakla yükümlü oldukları işlerin bir kısmını vatandaşa yüklüyor, parasını onlara ödetiyor, onların şikayetlerini ise hiç umursamıyorlar. Umursamadıklarını beyan etmek için ‘çağrı merkezleri’ bile var. Arıyorsunuz, alay ediyorlar aklınızla. “Arama!” diyorlar yani. Ola ki azmetti, ısrar ettiniz, pinpon topu gibi yetkililer arasında çeviriyorlar pembeleşmeye döndürülen soğan gibi. Devletin merkezi başkentte en temel iki ihtiyacımızı, yalvararak talep edeceğiz neredeyse. Başkentin merkezindeki devletse izleyici koltuklarında.

Defalarca yazdık, en son tam 1 ay önce ‘Karanlıkve Soğuk Başkent’ demiştik. 4 bin civarındaki konutta, yaklaşık 120 bin kişinin doğalgaz bağlantısı beklediğini, 2 yıldır Mamak Kusunlar’daki TOKİ Evleri’nde donan vatandaşların haberini yaptığımızı söylemiştik. Hatta yine Mamak’ta bir apartman, “2 Yıldır Doğalgazımız Yok” diye afiş asmıştı.

Sıfırın altında geçersiz kart
Milletin sayaçları kartlıya çevrildi, şimdi de yeniden mekanik sayaçlara çevirmeye zorlanıyor. 20 günde çevirmeyen 78 lira ceza ödemek zorunda bırakıldığı gibi yükleme yapamadığından şikayetçi aboneleri dinledik kulaklarımızla. Ayrıca önceki sayaç bedeli olan 300 dolar iade edilmeden üstüne 400 lira yeni sayaç bedeli talep ediliyor vatandaştan. Sıfırın altında 20 dereceyi gördüğümüz günlerdeyse kartını yüklettiği halde vatandaşa ‘Geçersiz!’ diye ünledi sayacı. El insaf!..

999 bin 553 konuttan bahsediyoruz, iskambil kartı değil yani değişecek olan. İşyerlerinden, işçilik dahil, ortalama bin 500 lira sayaç değiştirme, 5 bin lira hizmet ve sayaç bedeli isteniyor. Hesaba vurursak eski parayla yarım katrilyondan fazla bir rakama denk geliyor, aklımızı aştığı için kesin rakamı veremiyoruz! Cümleten adeta, hizmetsizliği ödüllendirmeye teşvik ediliyoruz.

Elektrikli başkent!
Elektrik şirketimiz de hizmet ve şikayetler konusunda aynı rahatlık içinde. Dedik ya “Asli işini yapmamak için yarışıyorlar” diye. 2015 yılında elektriğin keşfedildiğinden habersiz sokaklar var Ankara’da. En son Dikmen’de, Naci Çakır ve İlk Adım Mahalleleri’nde 4 aydır elektrik olmadığını öğrendik. Daha yıl olan, yıllar olanlar var elektriği unutan. Nerede? Başkentte!..

Elektrikteki sistem de “Siz hattı çektirin, biz geliriz, bağlarız” biçiminde çalışıyor. Elektriği olanlarsa arıza olmasın diye duaya çıkıyor kitleler halinde. Kazma, arızayı tespit etme işi bize ait. Kolay vallahi, kontrol kalemini alıp dayayalım 10 bin volta, çarpılmadığımız yer arızalı demektir! Geriye ‘kalmayan işi’ yapmak için, elektrik şirketimiz arzı endam ediyor. Ha onu da keyifleri ne zaman olursa... Rahat bir çalışma ortamları var.

Kale’ye davet
Mesela Ankara’nın turistik merkezi Kale’ye götürmek istiyorum elektrik şirketinin en yetkili yetkililerini. Samanpazarı tarafından zifiri karanlıkta bir çıkalım, zifiri karanlık sokaklarında bir dolaşalım istiyorum. Bakalım ilk hangisi “Ay akşamdan ışşıkttııırr.. yaayylalar yaylalaar” diye türküye başlayacak. Turist, türküyü de bilmediği için esnafı gibi, hava kararmaya yüz tutunca yemeği yarım bırakıp, uzuyor ufak ufak. 4 yıldır Kale’yi de esnafı da turizmi de takan yok.

Doğalgaz ve elektrik şirketlerimiz, destan yazıyor Ankara’da. Tahsilatta tavşan, hizmette kaplumbağa destanı. Çok destan yazılıyor Ankara’da ama nedense iyisi başkente denk gelmiyor bir türlü.

18 Kasım 2014 Salı

KARANLIK VE SOĞUK BAŞKENT



14.11.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bu Ankara’nın derdi azmış gibi bir de doğalgazla elektrikle uğraşmaya başladı. Memleketin başkenti, doğalgaz, elektrik işlerini halledemiyor. Mağdur vatandaş dışında da pek kimsenin umurunda değil anlaşılan. Bitmiyor çünkü çığ gibi büyüyen şikayetler. Bizim gazete, o kurumların çağrı merkezi gibi oldu, işini çözemeyen bizi arıyor. Yazıyoruz, herhalde yazdığımız haberi kendimiz okuyoruz.



120 bin kişi en az

Şu anda yaklaşık 4 bin civarında konut ki bunların çoğu apartman, hatta kocaman siteler, doğalgaz bağlantısı bekliyormuş. Her evi 3 kişiden saysak en az 120 bin kişiden bahsediyoruz. Geçenlerde Mamak’ta bir apartman, “2 Yıldır Doğalgazımız Yok” diye afiş asmıştı. Milliyet Ankara Gazetesi, neredeyse 2 yıldır Mamak Kusunlar’daki TOKİ Evleri’nde donan vatandaşların haberini yapıyor. Ev sahiplerine gecekondusunu özleten bir kentsel dönüşüm örneğine dönüştü Kusunlar, hangi düğmeye basmak gerekiyor acaba faaliyete geçilmesi için?



Mamak’ta, apartmana afişi astıktan bir hafta sonra Başkentgaz ekipleri lütuf buyurmuş, doğalgaz hattını çekmişti. Pişkinliği de elden bırakmayıp, “Şimdi de özür ya da teşekkür afişi asın” demişlerdi vatandaşlara. Kusunlar’da çocuklar, hastalıktan okula gidemez olmuştu. TOKİ Evleri’nin sokakları da buz pisti, tüm mahalle artistik buz patenine merak salmıştı.



Meşgul mu ediyoruz acaba?

Elektriğe gelince...
Başkent Elektrik Dağıtım Şirketi’ne, ne kadar karanlık bir başkentte yaşadığımızı anlatamadık. Bir hatta sokak ya da cadde aydınlatmaları kesilmeye görsün, günlerce hatta aylarca sürebiliyor. Turizme açacağımız Ankara’nın turistik sokaklarına, gece gidin bir bakın. 4 yıl oldu, Kale ve çevresinde bir sokak yansa öbürü sönüyor. Zifiri karanlık sokakları, caddesi var hala.



Bunun gibi zengin, fakir mahallesi fark etmeksizin Ankara’nın pek çok sokağı, elektriğin keşfedildiğinden habersiz. Doğalgaz gibi yüzlerce, binlerce konut elektriğin bağlanmasını bekliyor. “Siz hattı çektirin, biz geliriz bağlarız” diyorlar.  Sanki asli görevi değil, başka bir işleri varmış da meşgul ediyormuşuz gibi kendilerini.



Faturada düşüş yok

Hele arıza hiç olmayagörsün. Arızanın olduğu apartman ya da site de şöyle bir yanıt alıyor; “Siz kazdırın, arızayı tespit ettirin, gelip ilgileniriz.” Kazdırdığını da kendi kapattıracak bu arada. Ankara’da, binlerce voltluk elektriğin geçtiği hatları düz elektrikçiler tespit edebiliyor, elektrik kaçağı olabilecek o bölgeyi düz işçi kazabiliyorsa elektrik bedellerinden o masrafları da düşelim o zaman. Özelleştiğinden beri bağlantı ve arıza masrafları vatandaşa yüklendi ama elektrik fiyatlarında hiçbir düşüş olmadı çok şükür.



Ayrıca bu iki kurum da çağrı merkezlerini kapatabilir; şikayetlere hiçbir faydası dokunmuyor çünkü. Ya sizi haftalarca, aylarca oyalıyor ya da zekanızla alay edercesine gerekçelerle top gibi birbirine atıyorlar.



Tahsilat tıkır tıkır!

Suyu da eklerseniz bir kentin en temel ihtiyaçları bu hizmetler. Yüzbinlerce insanı mağdur etmek, hizmetin işlemediğini gösterir. Tahsilatlar tıkır tıkır işliyor ama. Harcama ölçümleri, el değmeden, en modern yöntemlerle yapılıyor, cırttt diye pos makinesinden anında elimize tutuşturuluyor maşallah.


Başkent efendim burası, bir ülkenin başkenti. Devletin merkezinde ne rahatlıktır bu uygulamalar? Bu kurumlar duymuyor, devletin de mi kulağına su kaçmış, aylarca, yıllarca süren mağduriyetlere göz yumuyor, şikayetlere kulak asmıyor?

28 Aralık 2012 Cuma

ELEKTRİKLİ İLİŞKİLER

28.12.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın elektrik hizmetini görmekle yükümlü kurum, şikayet ve uyarıları dikkate alma konusunda şalteri indirmiş galiba. Başkentin, şikayetçi olmayan mahallesi, sokağı kalmadı. Her gün de katlanarak artıyor. Elektrik kurumu özelleştikten sonra belki sistemi tam oturtamamışlardır, oturdukça çözerler diye eksikleri nazikçe uyarıyoruz ama sorunlar ve şikayetler azalacağına, günden güne daha da artıyor. 21’inci yüzyılda su kadar temel ihtiyaç haline gelmiş elektriği, lüks tüketim hizmeti olarak almaya başladı Ankaralılar. Sonuncusunu yapalı daha bir ay oldu ama şikayetler gibi uyarıların da günden güne artması gerekiyor anlaşılan. Ankara, zaten karanlıktı, şalter inmiş, kalanı da o kararıyor.

Elektrik freni

Aylardır karanlıkta kalan sokaklar var, her gün yenileri ekleniyor. Günlerce haftalarca karanlıkta oturan, özellikle kışla beraber, ciddi ısınma sorunlarıyla karşı karşıya bırakılan apartmanlar, onların sakinleri var. O evlerde, çocuklar yaşıyor. Kentin içinde ve çevresinde uzun uzun bulvarlar, bugüne kadar görmeye alışık olmadığımız karanlıklara gömülüyor. Daha önce sayabiliyorduk, artık sayamıyoruz şikayetleri. Her fırsatta başkentin yarım yüzyıl sonra dönen talihinden, yapılan ve yapılacak büyük yatırımlardan, kentin gelişmesinden, turizme açılmasından dem vuruyoruz ama bu planların hızı, daha şimdiden, elektrik freniyle kesiliyor.


Hakkımızı mumla arıyoruz
Elektrik hizmeti, bir hak. Bedava da verilmiyor. Yeni uygulamada arıza olunca, önce tespit edilmesi bekleniyor. Gelip, ücreti karşılığında, arızanın tespit ettirilmesi gerektiğini tespit ediyorlar. Bazen arıza tespiti bile başkasına kalıyor. Yetkisi olmayan birileri gelecek, arızanın yerini tespit edecek, gerekiyorsa kazacak, elektrik kurumumuzun onarmasına hazır hale getirip, bekleyecekler.  Elektrik kurumumuz kendisine uygun zamanda gelecek, arızayı çözecek, işi bitecek. Yetkisiz kişilerse tekrar devreye girecek, çukuru, açtıkları gibi ücreti karşılığı kapatacaklar. Zorlu işe gelemiyor, pek narin kurumumuz. Hassasiyeti, tahsilat konusunda daha da artıyor. Eskiden, bir elektrik faturası içinde bütün bu hizmetlerin karşılığını ödüyorduk.  Şimdi ödediğimiz gibi, aldık elimize kontrol kalemini, arızayı bile kendimiz buluyoruz. Kamu kurumuyken gördüğümüz hizmeti, mumla arar olduk!

Prangayla 2023'e
Koca siteler, caddeler, sokaklar, karanlıkta bekliyor. Özellikle son bir yıldır, alışık olmadığımız uygulamalar ve bugüne kadar görmediğimiz sayıda şikayetle karşılaşıyoruz. Elektrik kurumumuzun şikayet hattı, kışın soğuğunda, soğuk şaka gibi akıllar veriyor abonelerine. Sokakları gibi, ruhu da kararıyor Ankara’nın. Tahsilata duyarlı, şikayete ve uyarılara şerbetli tavrıyla “Başkent için, zamanlaması da uygulaması da  çok yanlış bir özelleştirme” dedirtiyor.

Büyük atılımlar, üniversiteler, teknoparklar, artan ağır sanayi yatırımları, birkaç milyon turist beklentisi… Karanlık bir kentte, elektrik bürokrasisiyle mücadele ederken mi olacak bunlar? 2023 hedefleri, bu karanlıkta mı gerçekleşecek? Durduk yerde elektrik, Ankara’nın ayağında bir prangaya dönüşmeye başladı. Azmış gibi, elektrikli bir ilişkiye daha girdik. Elektrik var, ışığı yok!

21 Kasım 2012 Çarşamba

KARARTMA DİREKLERİ


20.11.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi



Ankara, zaten iyi aydınlatılmayan bir şehirdi. Şopping Fest’le (Alışveriş Şenliği) Kızılay Meydanı’na düğün avizeleri sallandırılıncaya kadar, kentin en merkezi bile karanlıktı. Kavşak aydınlık, gerisi hala loş. Bu kentin ruhu karanlık değil ama onu yönetenler, ruhunu karartmayı, yıllar yılı görev bildi sanki. Hizmetleri aksatarak günümüzü kararttılar, gelişmelerin gerisinde kalarak içimizi kararttılar, çok aydınlıkmış gibi şimdi de gecemizi karartıyorlar. Sonra da Ankara, ‘kasvetli başkent’ oluyor. Yöneticilerin ruhu nasılsa kente yansıyan da o. Hele o kent başkentse memleketi yönetenler de ortak oluyor kasvetin sorumluluğuna. Böyle bir başkenti kendilerine yakıştırıp, içinde yaşayabiliyor ancak tüm ülkeye aydınlık vaat edebiliyorlar. Büyük fedakarlık!

Karanlıkta kara kalem
Temmuz ayında, ‘Çarpıyor Ama Elektriği Değil’ derken çok uzun zamandır elektrikle ilgili birikmiş şikayetleri özetlemeye, 2023’e karanlık bir başkentle gidilemeyeceğini anlatmaya çalışmıştık. Meğer kara kalemle karanlığa yazmışız; ne yazdığımız görünmüş ne de o günden bugüne, yazılanı aydınlatacak bir ışık. Aydınlanacağına kararıyor 21’inci yüzyılın başkenti.

Kararan bulvarlar mahalleler
Birkaç günde bir geçiyorum Anadolu Bulvarı’ndan. Geceye denk geliyor eve gittiğim için. Birkaç gün önce yine geçtim, neredeyse boydan boya kapkaranlıktı koca bulvar. Yeni genişletildi yol biliyorsunuz. Yol çizgileri hala yok. Karanlık ve yol çizgileri olmayan yolda, önümüzü görmeden zifir içinde yüzdük adeta. Her türlü kaza için çok elverişli, fevkalade bir güzergah olmuş!

Yaklaşık bir ay oldu, İstanbul’dan dönüyordum. Çevre yolundan  Ankara’ya giriyoruz. Otobandan şehir merkezine saparken karardı yol. Karanlık, Batıkent-Sincan sapağına kadar sürdü neredeyse. 20 yıl kullandım bu yolu, ilk kez böyle karanlıkta girdim başkente. Hele otoban kısmının karardığına hiç şahit olmamıştım. Başkente ilk kez gelen birinin, aklından ne geçireceğini düşündüm.

Konya Yolu’nun Oran sapağında, şu aralar yanıyor ama ısrarlı bir karanlık vardı uzun zamandır. En son Bala’dan dönerken Gölbaşı girişinde ve çıkışında, aralıklı karanlıklar içinden geçtik. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda (İstanbul Yolu), en az 30 direklik bir karaltı bölgesini tecrübe fırsatı buldum. Bu yolun da karardığına neredeyse şahit olmamıştım. Mahallemdeyse inatçı direkler var, hala düzenli olarak kararan.

Nafile şikayetler
Abonelerin, koca koca sitelerin şikayetlerine, hergün yenileri ekleniyor. Ankara Valisi bile ülkenin en karanlık şehirlerinden biri olarak tanımlıyor başkenti. Ve bize elektrik hizmeti sağlamakla yükümlü şirket, “Şu bölgede çok tüketim oluyor, belirli saatlerde söndürsek asayiş açısından sorun olur mu?” diye sorabiliyor Emniyet Müdürlüğü’ne. Bazı yerlerde, sormadan söndürüyor galiba.

Ne rahatlık?
Bir kentin girişi, o kentin yönetimiyle ilgili ilk kanaati  oluşturur. Hele geceyse daha belirgin olur kanaat. Bir başkent için olumsuz kanaat, tüm ülkeye ve yönetim tarzına maledilir. “Burayı beceremiyorsa gerisi kim bilir ne haldedir?” diye düşündürür. Birkaç karanlık direk, pek çok olumlu izlenim üzerine çekilmiş çiziğe dönüşür. Basittir ama akılda karanlık ve kasvet kalır.

Karartma direkleri var başkentin. Başkent, daha başı yok. Nasıl bir rahatlıktır efendim aydınlık bir ülke vadeden başkentin direklerini karartmak?

21 Ekim 2012 Pazar

VALİ DERTLİ BİZ DERTLİ


19.10.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi



Tık tık kapı… Milliyet Ankara Gazetesi’nin misafiri, Ankara Valisi Alaaddin Yüksel geldi. Uzun zamandır yüzyüze değerlendiremedik, Ankara konuşmaya misafirimiz oldu. O kadar birikmiş derdi varki başkentin, yapıldıkça daha büyükleri  ortaya çıkıyor ya da eksiklerin büyüklüğü üstümüze üstünüze geliyor. Yapılan göze batmıyor, eksiğin ayrıntıları, tek tek çözülmeyi bekliyordu. Konuşmaktan çaylar soğuyor, yarısını konuştuysak yine yarısı kalıyordu. Vali dertli biz dertli, Ankaralı, bizden dertli.

Ankarasız Ankaralılar

Vali Yüksel’in en büyük derdi, Ankaralı’nın Ankara’ya ilgisizliği. 2 yıl önce teselli niyetine “Belki tepkilerine karşılık alamamak köreltmiştir aidiyet duygularını” demiştim. “O yüzden Ankaralılar, Ankarasız kalmıştır.” Teselliye çay demle, Allahtan moralini bozmadı Vali Yüksel! Turizmi, Ankara Kalesi’ni, Bilişim Vadisi’ni, Ankara Kalkınma Ajansı’nı ve onun aracılığıyla uygulanmaya başlayan seracılıktan hayvancılığa, pekçok projeyi, üniversitelerin sanayicilerle buluşmasını, Ankara’nın gündemine soktu. Çok büyük bir iş, sadece ilk çiviyi çakarak başlayabilir. ‘Başlamak’tır aslolan, ilk çividen sonrası, yarım bırakanın günahıdır.


Turizmden tarıma, Bilişim Vadisi’nden ulaşım ve trafik sorunlarına, seracılıktan, hayvancılıktan, tabiat ve kültür birikimine hatta miting alanları ve yeni stadyumun yerine kadar çok şey konuştuk. Gazetemizin haberlerinde, detaylarını okuyacaksınız. Bendeniz, turizm ve ‘karanlık’ kentin gece yaşaması konusunda birkaç noktanın altını, kalınca çizmekle yetineceğim.

Neyi bekliyorsunuz?
‘Turizmcileri Turizme İkna Etmek’ başlıklı yazım, Valimizin  çok ilgisini çekmiş. 2 yıldır turizmi sayıklarken turizmcilerden beklediği ilgiyi görememekten şikayetçi. “Kapım sonuna kadar açık, her türlü proje ve önerilerini bekliyorum” diyor. Ben de turizmcilere, Vali Yüksel’in kapısını, ısrarla çalmalarını salık vermiştim. Önceki Antalya Valiliği’nden, sağlam bir turizm tecrübesi var.

Burun kıvıranı uyarayım; 33 bin yatak sayısıyla yeni konaklama tesisleri geliyor. Başlamış, inşaatları devam eden tesisler bunlar. 50 binleri bulacak yatak sayımız. “Niye yapılıyor bu yatırımlar?” diye merak etmiyor musunuz? Doğrudan uçuş noktalarıyla 1 buçuk yılda Esenboğa’nın yolcu sayısı, yüzde 11 arttı. Hızlı tren seferleriyle günlük yolcu sayısı, binden 17 binlere çıktı. Harekete geçmek, Alaaddin Yüksel’in kapısını aşındırmak için, hala neyi bekliyor turizmciler acaba?

Karanlık başkent
Yetersiz aydınlatma dolayısıyla “Türkiye’nin en karanlık şehirlerinden biri” diyor Ankara için valimiz. “Başkent, güneş battıktan sonra da batmamış gibi yaşamalıdır” diyor. Yüksek direk boyları gibi basit ayrıntılar nedeniyle yanlış aydınlatma, ruhumuzu karartıyor. Özelleştirilen elektrik şirketi, Emniyet Müdürlüğü'ne soruyor; “Şu bölge fazla tüketiyor, belirli saatlerde söndürsek asayiş açısından sorun olur mu?” diye. Asli işini şaşırmış şirketlerle yaşar mı bu şehir?

Dünya kenti
Bir de bu karanlığa erken biten toplu ulaşım araçlarını ekleyin. ‘Gri renkli kent’ derler adama. Daha da kurtulamaz lakabından, yaşamaz bu şehir. Bir şehir yöneticisi, kaç saat yaşatabiliyorsa kentin rengi o kadar parlak, müşterisi o kadar çok olur. Saatleri ve hayalleri daraltılmış, yaşamadığı saatler yaşadıklarını aşan bir kentte, tabii ki heyecansızlık oluyor.

Yarı ölü başkent, 70 yıllık döngüsünü 2 yıldır kırmaya, yeni civcivlerini vermeye uğraşıyor. Valinin de bizim de Ankaralı’nın da ümidi, bu civcivlerde. İş ki kalın kabuğunu kırabilsin, hayat bulabilsinler. Derdimiz, bu civciv  projelerin yaşama geçmesi, Ankara’yı bir dünya kenti olarak olgunlaştırmasıdır.



Fotoğraflar: Şevket Yaman