şikayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şikayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2014 Salı

KARANLIK VE SOĞUK BAŞKENT



14.11.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bu Ankara’nın derdi azmış gibi bir de doğalgazla elektrikle uğraşmaya başladı. Memleketin başkenti, doğalgaz, elektrik işlerini halledemiyor. Mağdur vatandaş dışında da pek kimsenin umurunda değil anlaşılan. Bitmiyor çünkü çığ gibi büyüyen şikayetler. Bizim gazete, o kurumların çağrı merkezi gibi oldu, işini çözemeyen bizi arıyor. Yazıyoruz, herhalde yazdığımız haberi kendimiz okuyoruz.



120 bin kişi en az

Şu anda yaklaşık 4 bin civarında konut ki bunların çoğu apartman, hatta kocaman siteler, doğalgaz bağlantısı bekliyormuş. Her evi 3 kişiden saysak en az 120 bin kişiden bahsediyoruz. Geçenlerde Mamak’ta bir apartman, “2 Yıldır Doğalgazımız Yok” diye afiş asmıştı. Milliyet Ankara Gazetesi, neredeyse 2 yıldır Mamak Kusunlar’daki TOKİ Evleri’nde donan vatandaşların haberini yapıyor. Ev sahiplerine gecekondusunu özleten bir kentsel dönüşüm örneğine dönüştü Kusunlar, hangi düğmeye basmak gerekiyor acaba faaliyete geçilmesi için?



Mamak’ta, apartmana afişi astıktan bir hafta sonra Başkentgaz ekipleri lütuf buyurmuş, doğalgaz hattını çekmişti. Pişkinliği de elden bırakmayıp, “Şimdi de özür ya da teşekkür afişi asın” demişlerdi vatandaşlara. Kusunlar’da çocuklar, hastalıktan okula gidemez olmuştu. TOKİ Evleri’nin sokakları da buz pisti, tüm mahalle artistik buz patenine merak salmıştı.



Meşgul mu ediyoruz acaba?

Elektriğe gelince...
Başkent Elektrik Dağıtım Şirketi’ne, ne kadar karanlık bir başkentte yaşadığımızı anlatamadık. Bir hatta sokak ya da cadde aydınlatmaları kesilmeye görsün, günlerce hatta aylarca sürebiliyor. Turizme açacağımız Ankara’nın turistik sokaklarına, gece gidin bir bakın. 4 yıl oldu, Kale ve çevresinde bir sokak yansa öbürü sönüyor. Zifiri karanlık sokakları, caddesi var hala.



Bunun gibi zengin, fakir mahallesi fark etmeksizin Ankara’nın pek çok sokağı, elektriğin keşfedildiğinden habersiz. Doğalgaz gibi yüzlerce, binlerce konut elektriğin bağlanmasını bekliyor. “Siz hattı çektirin, biz geliriz bağlarız” diyorlar.  Sanki asli görevi değil, başka bir işleri varmış da meşgul ediyormuşuz gibi kendilerini.



Faturada düşüş yok

Hele arıza hiç olmayagörsün. Arızanın olduğu apartman ya da site de şöyle bir yanıt alıyor; “Siz kazdırın, arızayı tespit ettirin, gelip ilgileniriz.” Kazdırdığını da kendi kapattıracak bu arada. Ankara’da, binlerce voltluk elektriğin geçtiği hatları düz elektrikçiler tespit edebiliyor, elektrik kaçağı olabilecek o bölgeyi düz işçi kazabiliyorsa elektrik bedellerinden o masrafları da düşelim o zaman. Özelleştiğinden beri bağlantı ve arıza masrafları vatandaşa yüklendi ama elektrik fiyatlarında hiçbir düşüş olmadı çok şükür.



Ayrıca bu iki kurum da çağrı merkezlerini kapatabilir; şikayetlere hiçbir faydası dokunmuyor çünkü. Ya sizi haftalarca, aylarca oyalıyor ya da zekanızla alay edercesine gerekçelerle top gibi birbirine atıyorlar.



Tahsilat tıkır tıkır!

Suyu da eklerseniz bir kentin en temel ihtiyaçları bu hizmetler. Yüzbinlerce insanı mağdur etmek, hizmetin işlemediğini gösterir. Tahsilatlar tıkır tıkır işliyor ama. Harcama ölçümleri, el değmeden, en modern yöntemlerle yapılıyor, cırttt diye pos makinesinden anında elimize tutuşturuluyor maşallah.


Başkent efendim burası, bir ülkenin başkenti. Devletin merkezinde ne rahatlıktır bu uygulamalar? Bu kurumlar duymuyor, devletin de mi kulağına su kaçmış, aylarca, yıllarca süren mağduriyetlere göz yumuyor, şikayetlere kulak asmıyor?

17 Şubat 2013 Pazar

ULUS ESNAFININ HAKLI ŞİKAYETİ


15.02.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Ulus’ta, çok uzun zamandır kendi haline bırakılmış bir kargaşa var. Aslında Ulus’un kalabalığını, kargaşasını severim ama sözünü ettiğim, o halinden uzaklaşan bir kargaşa. Caddeleri, sokakları, çirkinleşmesinden korktuğum bir gidişat içinde. Güzelim eski yapıları, mağazaları ya bozularak ya yıkılarak çirkinleşmişti, bir de sokaklarında, kaldırımlarındaki yaşam çirkinleşmesin. Kalabalık ve kargaşa, sokakta bir düzen varsa yaşam, kent açısından sağlık göstergesidir. Ulus, tam da böyledir işte. Ancak bıçak sırtındaki bu dengeyi, koruyabilirseniz tabii.



Esnafın şikayeti

2 gün önce Milliyet Ankara Gazetesi’nin manşetinde Şenay Güner arkadaşımızın ‘Duyun Bu Feryadı’ başlıklı haberi vardı. Feryat, Ulus esnafından yükseliyordu. Adım atacak yer bırakmayan işportacılardan, bozuk kaldırımlardan, heykelin çevresindeki kirlilikten, Emniyet Müdürlüğü'ne verilen yüzlerce şikayet dilekçesine karşılık alamamaktan, Altındağ ve Büyükşehir Belediyesi arasında kalmaktan şikayetçiydiler. Kızılay'a nasıl bakıyorlarsa, buraya da öyle baksınlar. Bizim tek amacımız, yeniden güzelleşmesi" diyorlardı.



Yürüyüşün niteliği

Ulus’a, işim olmasa da zorlama bahaneyle yolumu düşürürüm arada bir. Ankara, hala Kale’dir, Ulus’tur benim zihnimde. Uğramadığım zaman Ankara’yı unutacakmışım gibi gelir. Orada olduğunu görmeye giderim. Ulus metrosundan Ankara Palas’ı geçip heykele, oradan Hacı Bayram’a, Anafartalar Caddesi’ne ve eğer gücüm kalırsa Çıkrıkçılar’dan Kale’ye doğru bir teftiş yürüyüşü olur. Tersine yürürken mutlaka Hal’e, Ulus Çarşısı’na, orada (kapanmadan önce) Akman’a ve Heykel’e uğrarım. Genellikle dönüşte hava karardığı için, Heykel’in karanlığı bir kez daha içime dokunur. Aydınlatması, belki yılı geçti çalışmıyor. Meydana konan büyük ışıklandırma direğinden gelen ışık neyse o. İşte bu yürüyüşün niteliği, Ulus’taki değişimin ibresidir.



Hangi cadde ya da sokak olursa olsun yürüyüşün hoşça geçen ve geçmeyen kısımları olur. Bazı yerlerden kaçarcasına geçersiniz, bazılarında mıy mıy oyalanırsınız. Heykel’le Anafartalar Caddesi’nin Eski Adliye binasına kadar olan kısmı bazen çok yorucu olur. Kaldırımda yürümek hem kaldırımın bozukluğundan hem işportacılar yüzünden yorucudur. Bentderesi ve Hisar Yolu’na, arabalardan ara kalırsa ulaşabilirsiniz. Ulus’un tarihiliğini hissettirecek çok az mağaza ve bina kaldığı için ilgi azalır, kargaşası, yorucu olur eğlendirici değil.



Harareti soğutmalı

Yer yer ritmi bozuluyor yaşamın ve bozuldukça cezasını esnaf çekiyor tabii. Ulus, yaşayan bir kalabalık ve kargaşadan,  çirkinleşen bir keşmekeşe kaymak üzere. Esnaf doğru söylüyor; düzenli kargaşa, Kızılay’da nasıl sağlanıyorsa Ulus’ta da sağlanabilir. Daha önce öyleydi çünkü. Ulus esnafının  göstergelerine dikkatle bakmak, şikayetlerine can kulağı  vermek lazım. Motor yüksek hararet yapmış, patlamadan sokağı biraz soğutmak lazım.

28 Aralık 2012 Cuma

ELEKTRİKLİ İLİŞKİLER

28.12.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın elektrik hizmetini görmekle yükümlü kurum, şikayet ve uyarıları dikkate alma konusunda şalteri indirmiş galiba. Başkentin, şikayetçi olmayan mahallesi, sokağı kalmadı. Her gün de katlanarak artıyor. Elektrik kurumu özelleştikten sonra belki sistemi tam oturtamamışlardır, oturdukça çözerler diye eksikleri nazikçe uyarıyoruz ama sorunlar ve şikayetler azalacağına, günden güne daha da artıyor. 21’inci yüzyılda su kadar temel ihtiyaç haline gelmiş elektriği, lüks tüketim hizmeti olarak almaya başladı Ankaralılar. Sonuncusunu yapalı daha bir ay oldu ama şikayetler gibi uyarıların da günden güne artması gerekiyor anlaşılan. Ankara, zaten karanlıktı, şalter inmiş, kalanı da o kararıyor.

Elektrik freni

Aylardır karanlıkta kalan sokaklar var, her gün yenileri ekleniyor. Günlerce haftalarca karanlıkta oturan, özellikle kışla beraber, ciddi ısınma sorunlarıyla karşı karşıya bırakılan apartmanlar, onların sakinleri var. O evlerde, çocuklar yaşıyor. Kentin içinde ve çevresinde uzun uzun bulvarlar, bugüne kadar görmeye alışık olmadığımız karanlıklara gömülüyor. Daha önce sayabiliyorduk, artık sayamıyoruz şikayetleri. Her fırsatta başkentin yarım yüzyıl sonra dönen talihinden, yapılan ve yapılacak büyük yatırımlardan, kentin gelişmesinden, turizme açılmasından dem vuruyoruz ama bu planların hızı, daha şimdiden, elektrik freniyle kesiliyor.


Hakkımızı mumla arıyoruz
Elektrik hizmeti, bir hak. Bedava da verilmiyor. Yeni uygulamada arıza olunca, önce tespit edilmesi bekleniyor. Gelip, ücreti karşılığında, arızanın tespit ettirilmesi gerektiğini tespit ediyorlar. Bazen arıza tespiti bile başkasına kalıyor. Yetkisi olmayan birileri gelecek, arızanın yerini tespit edecek, gerekiyorsa kazacak, elektrik kurumumuzun onarmasına hazır hale getirip, bekleyecekler.  Elektrik kurumumuz kendisine uygun zamanda gelecek, arızayı çözecek, işi bitecek. Yetkisiz kişilerse tekrar devreye girecek, çukuru, açtıkları gibi ücreti karşılığı kapatacaklar. Zorlu işe gelemiyor, pek narin kurumumuz. Hassasiyeti, tahsilat konusunda daha da artıyor. Eskiden, bir elektrik faturası içinde bütün bu hizmetlerin karşılığını ödüyorduk.  Şimdi ödediğimiz gibi, aldık elimize kontrol kalemini, arızayı bile kendimiz buluyoruz. Kamu kurumuyken gördüğümüz hizmeti, mumla arar olduk!

Prangayla 2023'e
Koca siteler, caddeler, sokaklar, karanlıkta bekliyor. Özellikle son bir yıldır, alışık olmadığımız uygulamalar ve bugüne kadar görmediğimiz sayıda şikayetle karşılaşıyoruz. Elektrik kurumumuzun şikayet hattı, kışın soğuğunda, soğuk şaka gibi akıllar veriyor abonelerine. Sokakları gibi, ruhu da kararıyor Ankara’nın. Tahsilata duyarlı, şikayete ve uyarılara şerbetli tavrıyla “Başkent için, zamanlaması da uygulaması da  çok yanlış bir özelleştirme” dedirtiyor.

Büyük atılımlar, üniversiteler, teknoparklar, artan ağır sanayi yatırımları, birkaç milyon turist beklentisi… Karanlık bir kentte, elektrik bürokrasisiyle mücadele ederken mi olacak bunlar? 2023 hedefleri, bu karanlıkta mı gerçekleşecek? Durduk yerde elektrik, Ankara’nın ayağında bir prangaya dönüşmeye başladı. Azmış gibi, elektrikli bir ilişkiye daha girdik. Elektrik var, ışığı yok!

20 Aralık 2012 Perşembe

ANKARA’DAKİ METROBÜS MÜ?


18.12.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi


Toplu taşımada, yeni bir kavram girdi Türkiye’nin gündemine: Metrobüs. Ulaşım plancıları, “raylı sistemlerin kalitesi ile otobüs sistemlerinin esnekliğini birleştirebilen, hızlı ulaştırma türü” olarak tanımlıyor işlevini. Hızlı inşa edilebilmesi, bulunduğu hattı uzatabilme ya da kolaylıkla değişik hatlar açılabilmesi, dünyada, hafif raylı sistemlere bir seçenek haline getirdi metrobüsü. Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Meksika, Endonezya ve Çin’de, çok başarılı uygulamaları var. Brezilya’nın Curitiba şehrinde, 1972’den beri kullanılıyor, üstelik çift körüklüsüne geçmişler. Biz, önce İstanbul’a kurduk, gün geçmiyor ki bir sorunlu haberi gelmesin.


Ankara metrobüsü incelenince
İstanbul’dan sonra Ankara’ya geldi ama gelen metrobüs müymüş, bir bakalım. Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü hocalarından Doçent Doktor Metin Şenbil, oturmuş, incelemiş konuyu:
Metrobüs sistemleri, hızlı ve yüksek kapasiteli araçlar yanında istasyonlar, akıllı ulaşım sistemleri, güzergahlar, ücret toplanması ve servis özellikleri ile bir bütün toplu taşıma sistemidir. Bu kadarla kalmaz, metrobüsün hizmet verdiği şehirlerin imar planlaması ile de desteklenmesi gerekir” diye başlıyor Şenbil hoca. 15 Eylül 2012 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete sokulan körüklü otobüslerin, tanıma uyuyup uymadığını, dünya’daki başarılı uygulamalar bir yana, sistemi tam oturmamış İstanbul’la kıyaslayarak anlamaya çalışmış önce. Soruyor, yanıtlıyor:

Kıyaslama sonuçları
“ - Yüksek kapasiteli otobüs var mı? İstanbul’dakiler iki körüklü ama Ankara’da da “var” diyebiliyoruz.
- Bu otobüslere ayrılmış özel yol var mı? İstanbul’da var, Ankara’da hem var hem yok. Metrobüs hattı için yapılmış özel bir yol yok ama varolan yolda çizgiyle ayrılan hat, bir dereceye kadar özel yol olarak kabul edilebilir.
- Özel durakları var mı? İstanbul’da var, Ankara’da yok. Ortak  duraklar kullanılıyor Ankara’da.
- Otobüs dışı ücret toplama var mı? İstanbul’da var Ankara’da yok. İstanbul’da, kart ya da akbil gibi uygulamalarla ücret durağa girerken ödeniyor. Ankara’daysa otobüsün içinde.
- Sık sefer var mı? İstanbul’da var Ankara’da yok. Sadece 50 araçla yolu da diğer trafiğe karışan bir hatta, sık sefer yapılması mümkün görünmüyor.
- Elektronik izleme var mı? İstanbul’da var, Ankara’da yok. İstanbul’da,‘ AKYOLBİL’ sistemi ile metrobüs dahil, tüm toplu taşım hatları, elektronik olarak izlenmektedir.
- 7 Gün 24 saat hizmet var mı? İstanbul’da var Ankara’da yok. İstanbul’da, 7 gün 24 saat hizmet verilerek otomobile ihtiyaç azaltılıyor. Ankara’nın toplu taşıma sisteminde, gece 12’den sonra hizmet duruyor.”

Meclis’e varmaz bu metrobüs
Şenbil hocanın incelemesinden anlaşıldığı üzere, Ankara’daki sistemi, İstanbul’la bile kıyaslayınca metrobüsle ilgisi olmadığı anlaşılıyor. Dünya’daki örneklerle hiç ölçüştürmeyelim boyunu. Otobüs özel yolunda ilerleyen, körüklü otobüs sistemi bizimki.

Geçen hafta Park Eymir TOKİ Konutları'nda oturan yaklaşık 3 bin 500 kişi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu'na başvurarak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın "otobüs hattı değişikliğini" şikayet etmişti ya. Metrobüsün bu kadar şikayet edileni, şikayetçilerini, şikayet için Meclis’e bile yetiştiremez.

21 Kasım 2012 Çarşamba

KARARTMA DİREKLERİ


20.11.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi



Ankara, zaten iyi aydınlatılmayan bir şehirdi. Şopping Fest’le (Alışveriş Şenliği) Kızılay Meydanı’na düğün avizeleri sallandırılıncaya kadar, kentin en merkezi bile karanlıktı. Kavşak aydınlık, gerisi hala loş. Bu kentin ruhu karanlık değil ama onu yönetenler, ruhunu karartmayı, yıllar yılı görev bildi sanki. Hizmetleri aksatarak günümüzü kararttılar, gelişmelerin gerisinde kalarak içimizi kararttılar, çok aydınlıkmış gibi şimdi de gecemizi karartıyorlar. Sonra da Ankara, ‘kasvetli başkent’ oluyor. Yöneticilerin ruhu nasılsa kente yansıyan da o. Hele o kent başkentse memleketi yönetenler de ortak oluyor kasvetin sorumluluğuna. Böyle bir başkenti kendilerine yakıştırıp, içinde yaşayabiliyor ancak tüm ülkeye aydınlık vaat edebiliyorlar. Büyük fedakarlık!

Karanlıkta kara kalem
Temmuz ayında, ‘Çarpıyor Ama Elektriği Değil’ derken çok uzun zamandır elektrikle ilgili birikmiş şikayetleri özetlemeye, 2023’e karanlık bir başkentle gidilemeyeceğini anlatmaya çalışmıştık. Meğer kara kalemle karanlığa yazmışız; ne yazdığımız görünmüş ne de o günden bugüne, yazılanı aydınlatacak bir ışık. Aydınlanacağına kararıyor 21’inci yüzyılın başkenti.

Kararan bulvarlar mahalleler
Birkaç günde bir geçiyorum Anadolu Bulvarı’ndan. Geceye denk geliyor eve gittiğim için. Birkaç gün önce yine geçtim, neredeyse boydan boya kapkaranlıktı koca bulvar. Yeni genişletildi yol biliyorsunuz. Yol çizgileri hala yok. Karanlık ve yol çizgileri olmayan yolda, önümüzü görmeden zifir içinde yüzdük adeta. Her türlü kaza için çok elverişli, fevkalade bir güzergah olmuş!

Yaklaşık bir ay oldu, İstanbul’dan dönüyordum. Çevre yolundan  Ankara’ya giriyoruz. Otobandan şehir merkezine saparken karardı yol. Karanlık, Batıkent-Sincan sapağına kadar sürdü neredeyse. 20 yıl kullandım bu yolu, ilk kez böyle karanlıkta girdim başkente. Hele otoban kısmının karardığına hiç şahit olmamıştım. Başkente ilk kez gelen birinin, aklından ne geçireceğini düşündüm.

Konya Yolu’nun Oran sapağında, şu aralar yanıyor ama ısrarlı bir karanlık vardı uzun zamandır. En son Bala’dan dönerken Gölbaşı girişinde ve çıkışında, aralıklı karanlıklar içinden geçtik. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda (İstanbul Yolu), en az 30 direklik bir karaltı bölgesini tecrübe fırsatı buldum. Bu yolun da karardığına neredeyse şahit olmamıştım. Mahallemdeyse inatçı direkler var, hala düzenli olarak kararan.

Nafile şikayetler
Abonelerin, koca koca sitelerin şikayetlerine, hergün yenileri ekleniyor. Ankara Valisi bile ülkenin en karanlık şehirlerinden biri olarak tanımlıyor başkenti. Ve bize elektrik hizmeti sağlamakla yükümlü şirket, “Şu bölgede çok tüketim oluyor, belirli saatlerde söndürsek asayiş açısından sorun olur mu?” diye sorabiliyor Emniyet Müdürlüğü’ne. Bazı yerlerde, sormadan söndürüyor galiba.

Ne rahatlık?
Bir kentin girişi, o kentin yönetimiyle ilgili ilk kanaati  oluşturur. Hele geceyse daha belirgin olur kanaat. Bir başkent için olumsuz kanaat, tüm ülkeye ve yönetim tarzına maledilir. “Burayı beceremiyorsa gerisi kim bilir ne haldedir?” diye düşündürür. Birkaç karanlık direk, pek çok olumlu izlenim üzerine çekilmiş çiziğe dönüşür. Basittir ama akılda karanlık ve kasvet kalır.

Karartma direkleri var başkentin. Başkent, daha başı yok. Nasıl bir rahatlıktır efendim aydınlık bir ülke vadeden başkentin direklerini karartmak?

4 Temmuz 2012 Çarşamba

ÇARPIYOR AMA ELEKTRİĞİ DEĞİL

03.07.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın, bu kez de elektrikle sınavı başladı. Çok azı basına yansıyan, en sık duyduğum şikayetlerden biri oldu. Anlatan, kim olursa olsun, büyük bir kızgınlıkla anlatıyor. Kesilen, muhatap olacak adam bulamıyor, bulan, bağlanması için pazarlık yapıyor, pazarlık yapacak gücü olmayan, yaz ortasında buzdolabını, çamaşır makinesini, elektrikli ama elektrik harcamayan müzelik bir şaheser olarak dünya kamuoyuna sergiliyor!

Tasarruf bize yaramıyor
Tasarruflu ampule para yetişmiyor. Evler, şirketler, çoğu yoğun kullanıma geçti ama tasarruftan kim kazançlı çıkıyor belli değil. Bizim faturada, bir değişiklik olmadığı gibi yaz, kış faturalarımız arasında bir fark da kalmadı. Eskiden, kandırmaca, 10 lira eksilirdi, bu yaz, o da eksilmiyor. Şimdi de 10 yıllık elektrik sayaçları değişecekmiş. Demek elektriği sayaç üretiyorsa değiştirince huzura ereceğiz. Tasarruf, şimdi başlayacak!

Okuyucularımız, berber müşterileri, site yöneticileri, arkadaşlar, tanıdık, tanımadıktan dinlerken süpper gözlemciliğim sayesinde ben de dahil oldum konuya. Akşamları yürüyüş yaptığımız güzergahta, birer ikişer sokak lambaları sönmeye başladı. Önce tek tüktü ama katlanarak artıyor sayıları. Yakında ‘Elazığlılar Gecesi’ne en uygun mahalle oluruz; Çaydaçıra için daha karanlığını bulamayacaksınız çünkü!

Şikayetler niye arttı?
Ne oldu da şikayetler bu kadar arttı? Yeni bir şey değil elektrik arızaları, anlatanlar niye bu kadar kızgın? Bizim sokağın lambaları, niye eksiliyor?

Belli ki vermekle yükümlü olduğu hizmeti, iyi anlayamamış birileri işletmeye başlamış elektrik kurumunu. ‘Hizmet vermeden tahsilat’ mucidi birileri. Ankara’yı değil, memleketi kökünden kurutacak bir icat. Geleceğin güçlü Türkiyesi, 2023’ün Ankarası, hayaldir bu icatla. Akıllı başka biri çıkıp, odun, kömürle çalışan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, sokak lambası icat etmezse eğer!

Şikayet için arayan birine, “Siz orayı açtırın, biz gelir bağlarız” demişler. Nereyi açtıracak adam? Elinde kontrol kalemiyle koca sitenin elektrik sisteminde, kopuk yeri mi tespit edecek? Bulunca bir de parasıyla kazacak adam arayacak. Başka birine, her arayışında “1 saat sonra gelecek ekiplerimiz” demişler. 9 saat sonra delirmiş, araya hatırlı birini sokmuş. 16 saat sonra Çankaya Köşkü’nün dibine elektrik gelmiş. Şanslıymış. Aylardır elektrik sorunu çözülmeyen mahalleler, koca koca siteler var. Muhatapları yok ama.

Çaydaçıra’nın başkenti
Şikayet çok. “Şöyle marka kent olacağız, böyle atılımlar gerçekleştireceğiz” diye benim de desteklediğim çok önemli girişimler var. Nasıl olacağız? Çağın, su kadar önemli bir gereksinimi artık elektrik. Odun, kömürle mi?

Tahsilat kudretiyle eşdeğer hizmet anlayışı olan bir elektrik kurumu lazım Ankara’ya. Yoksa Elazığlılar kusura bakmasın, Ankara, Çaydaçıra’nın da başkenti olacak!


Vakıfbank’a teşekkür
Telekom, Tarımspor, SGK ve Emlak Toki’nin, voleybol alt yapısını feshetmesinden sonra Vakıfbank’ta Ankara 3’üncü Lig Bayan Voleybol Takımı’nı kapatma kararı almıştı. Yazımız üzerine, VakıfBank Genel Müdürü Süleyman Kalkan bizzat ilgilenmiş, 120 çocuğumuzu ilgilendiren takımı, başka bir kuruma devretmeden kapatmayacakları güvencesini vermişti. Sözünde durdu; takımı, Karşıyaka Spor Kulübüne devretti, çocuklarımızı ortada bırakmadılar. Kendilerine müteşekkiriz. İzmir’in Karşıyaka’sı, Ankara’nın çocuklarına sahip çıktı. Dönüp, mangalda kül bırakmayan Ankaralılar’a, bakıyoruz sadece!

Ayrıca Süleyman Kalkan beyefendi, bankanın Halk Müziği Korosu, banka sergi salonu, sergisi ve lokalini kapatmayacağı sözünde de durdu. Söz gevezeliği yüzünden yazılarımda yer bırakmayıp, teşekkürü 2 hafta geciktirdiğim için şimdi ben özür diliyorum.