evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2016 Cumartesi

EVREN’E BU TESİS İLK ADIM OLSUN



14.10.2016 Milliyet - Ankara Gazetesi


Güneşli, ılık bir güz günü, Kasım 2012’ydi gidişimiz. Çoğu Ankara sakini bırakın ilçeliğini, adını bilmez. Sapada kalıyor, uğrayanı olmadığı gibi işsizlik ve yoğun göçten iyice beli bükülmüştü. Genç nüfus ilçede durmuyor, tarım, hayvancılık için yaratılmış arazileri ile turizm cenneti olacak Hirfanlı Baraj Gölü bir kenarda, emekli maaşlarıyla ilçeyi ayakta tutan emekliler, loş kıraathanelerde pinekliyordu. O kadar ki günün ortasında, terk edilmiş şehir gibi sokaklar bomboş, adres soracak adam arıyorduk.

Mağdurluğu yeni değil; 1982’de çaresizlikten ‘Çıkınağıl’ olan adını bile değiştirmişti. Belki faydası olur diye 12 Eylül 1980 askeri darbesinin Genel Kurmay Başkanı, Türkiye’nin 7’inci Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in adını almışlar, bir kez ziyarete gelen Evren, sorunları dinlemiş dinlemiş gitmiş, hiçbir faydası dokunmamıştı yöreye.
Issız ilçe: Evren
“Kainat güzel bir şeydir!”
1990’da ilçe olmuş ancak işler daha da kötüye gitmiş, 6 bin 500’lere oradan 2 binlere düşmüştü nüfusu. Bakkalları, lokantaları kapanıyor, devlet daireleri bir bir eksiliyor, kız almaya başka şehirlere gidiyordu evde kalmasın diye gençler. Belki hayrı dokunur ümidiyle aldıkları Evren adını, iade etmek istiyordu artık Evrenliler. Müstehzi gülümsemeleriyle yeni kanaatleri şöyleydi: “Tamam Kenan Evren’in soyadı ama biz Evren’i, ‘kainat’ kabul ettik. Kainat, güzel bir şeydir!
Yeni tesis yeni adım
Bu ay başında bir tesis açıldı Evren’de. Evren Belediyesi’nin öz kaynakları ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla 2015 Ağustosu’nda yapımına başlanan tesis, Baraj Gölü kenarında. Daha önce yapılan tesis harabeye dönmüş, ilçede oturacak, göl manzarasını izleyecek, lezzeti damak şenlendiren sazanı, 100-120 kiloluk yayınları tadacak tek bir yer kalmamıştı.
Hirfanlı Baraj Gölü'nün lezzetli sazanı
50 kişilik kapalı salonu, 200 kişilik açık düğün alanı, restoranı, otoparkı, yarı olimpik yüzme havuzu ve çocuk havuzu olan bu tesiste, turizm ve otelcilik okulu öğrencilerine de staj yaptırılacakmış. Özellikle yörenin gençlerini, kesinlikle bu alana yönlendirmek lazım çünkü sadece bu tesisler değil, kamp, su sporları, doğa turizminde de çok uygun bir bölge Hirfanlı Baraj Gölü çevresi. Hatta buna su bilimleri ve ziraat fakültesi öğrencilerini de katmak gerekir.

‘1 ay çalış 11 ay ye’ bitsin
Bu tesisin ne demek olduğunu, Evren’i bilen anlayabilir. Şuncağız tesise muhtaç, o kadar hareketsiz ve çaresiz bırakılmış doğa cenneti bir ilçe. Kendi tabirleriyle ‘1 ay çalış 11 ay ye’ ekonomisini aşmaya çok ihtiyacı olan bir ilçe. Adana’ya giden TEM yolu, çok yakınından geçiyor, ulaşımı da kolaylaşacak. İsteyene Tuz Gölü, 30 kilometre.
Tesislerin eski ve yeni hali
 
Ankara’nın bakir, bilinmeyen ilçesi Evren’i öğrenmeliyiz artık. Kangrene dönüşmeden, tarımıyla hayvancılığıyla turizmiyle kurtarmalıyız yöreyi. 3 sorun saymıştık 2012’de; göç, sulama kanalları ve göl kenarındaki tesis. Bir halloldu, kaldı ikisi.

3 Kasım 2013 Pazar

DİNOZORLARIN ŞEHRİ ANKARA


01.11.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



9 milyon 800 bin yıl önce yaşamış ‘Ankara Maymunu’ Kazan Örencik’te bulunmuştu. Kafatası, şu anda Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. 15 gün önce yine Kazan Örencik’te, bir gergedan çenesi, fil kalıntılarının bulunduğu açıklandı. 9-10 milyon yıl önce bu bölge, fil, gergedan, maymun gibi hayvanların yaşadığı ormanlık bir alanmış. 20 yıl önce bu fosillerin Kazan’da çıktığını biliyordum ama bu buluntuların  neden doğal ortamında sergilenmediğini de anlayamıyordum. Bu buluntuların bir kısmını, Örencik İlkokulu’nun bir yanında sergilemeye hazırlanıyorlar. Ayrıca bazı köy evleri, eski dokusuna uygun yeniden elden geçirilerek pansiyon, kültür evi yapılacak, fillerden gergedanlardan geriye kalan orman, doğa yürüyüşlerinde, yakındaki gölet de olta balıkçılığıyla değerlendirilecek; turizme açılacak yani.İnşallah” diyelim.

Dinozorlar, fosiller Ankara’da

Eskişehir yolunda, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)içinde, Türkiye’nin değişik yerlerinden toplanan fosil ve iskeletlerin sergilendiği Tabiat Tarihi Müzemiz var. Türkiye’nin alanındaki tek müzesi ve dünyanın da sayılı müzelerinden. 193 milyon yıl önce Ankara-Köserelik civarında yaşamış dev bir mürekkep balığından bugüne doğru 6 bin 500 civarında buluntu sergileniyor. Ankara’nın Kazan, Evren, Kızılcahamam gibi ilçelerinden yeni buluntular, Anadolu Medeniyetleri ve Tabiat Tarihi Müzelerimiz’e katılmaya devam ediyor. Görüntü; mamutlar, dinozorlar, fosiller, Ankara’ya toplanmış!


Son teknoloji dinozor
Yeni Hayvanat Bahçesi projesi içinde yer alacak TemaPark’ın tanıtımı için bu fuara katıldık ama neden böyle yaptık, Nuh'un Gemisi’nden dinozorlara, tanıtım için neden teknoloji fuarını  seçtik, mesajımız neydi, karmaşık düşünceleri, ikna edici bir gerekçeye bağlayamadık. “En son teknoloji dinozor bizdemi demek istedik acaba?

Geçenlerde 24-27 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da, ‘CeBIT Bilişim Eurasia 2013’ fuarı vardı. Dünyanın her yanından,  özellikle bilgisayar teknolojisi açısından geliştirilmiş pek çok ürünün sergilendiği bir fuar. Ankara Büyükşehir Belediyesi, son teknoloji ürünlerin sergilendiği bu fuara, dinozor robotlarıyla katılmasın mı?

Dinozorluğun başkenti mi?
Geçen yıl da Ankara Alışveriş Şenliği Şopping Fest sırasında Güvenpark’ı basmıştı dinozorlar. Sürekli bir dinozorlar  arasında, pek içli dışlı... İçime kurt düştü; arkadaş, bu dinozorluk müessesesi, Ankara’dan çıkmış olmasın. Ankara, her şeyin olduğu gibi dinozorların ve dinozorluğun da mı başkentiydi yoksa! Her şeyde bir ağırdan alma hallerimiz, böyle bir bağdan mı kaynaklanıyor acaba? Bilmek istiyorum…

Şekil buysa eğer, düşünce sistemimi, baştan aşağı gözden geçirmek istiyorum.

2 Mayıs 2013 Perşembe

ANKARA’DA GEZİ HAVASI


30.04.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Güneşi gördük, birkaç gün ısınınca doğa, yeşil çağlıyor adeta. Çiçekler, yeşilin üzerine çekilmiş rengarenk oyalı bir yemeniydi, geçit törenindeki sıralarını savmak üzereler. Tomurcuklandı, sıra güllerde. Evler dar gelir, sığamayız, “Nereye gitsek?” diye dolanırız artık içinde.



“Nereye gitsek?” deyince birkaç yer gelir Ankaralılar’ın aklına. Ezberi bozmaz, Amasra’ya, Abant’a gider de Ankara’nın, dibindeki doğa harikalarından haberi yoktur çoğunun. Oysa “Burası Ankara mı?” dedirtecek o kadar çok yer var ki bazısını  gezmeye hafta yetmez. Bahar yelleri esiyor başımızda, havalar aklımızı çeliyor, hep gidesi ağır basıyor insanın. “Nereye gitsek?” diye düşündüm de bilindik yerler dışında birkaç tane yer geldi aklıma. Yolunuz düşecek olursa aklınızda bulunsun diye.



Bildiğimizden çok Ankara

Gölbaşı’nda Mogan Gölünü, Eymir’i, Kazan’da Kurtboğazı Barajı’nı, Nallıhan’da Kuş Cenneti’ni, Çubuk’ta Karagöl’ü, Kızılcahamam’da Soğuksu Milli Parkı’nı, Çamlıdere’nin Aluçdağ Yaylası’nı, Şereflikoçhisar’da Tuz Gölü’nü, Beypazarı’nda, İnözü Vadisi’ni, Ayaş Kaplıcaları’nı, Kalecik Kalesi’ni, Polatlı’da Alagöz Karargahı’nı, Duatepe’yi ve eşek kulaklı Kral Midas’ın Gordion şehrini, biliyorsunuz. Büyük ihtimal buraları görüp, “Bu ilçede, bu beldede başka bir yer var mı?”  diye sormadan geri dönüyorsunuz. Var hem de yeni keşfedilen ya da turizme yeni açılan yerler var. Birkaç tanesini ben sayayım, gerisini de gittiğiniz zaman sorar, öğrenirsiniz. Nallıhan’ı gezmeye 3 gün yetmediğini görünce Ankara’yı keşfetmeye başlayacaksınız. Demişken Nallıhan’dan başlayalım o zaman.



Gezmeye birkaç öneri

Nallıhan'da Uluhan, Hoşebe mesirelerinden, Bozyaka Göleti, Juliapolis harabeleri, Ilıca Şelalesi’nden başka Karacasu ve Akdere köylerinde köy pansiyonculuğu başladı. Kendi elinizle topladığınız köy yumurtası, bahçe domatesiyle kahvaltı gezmeye başlamadan önce.

Kalecik Kalesi’nin eteklerindeki bağ evlerini, TOKİ konutlarına dönüşmeden önce görmelisiniz. Kızılırmak’a komşu bağlarında dolaşıp, eski Tekel Şaraphanesi’nin ya da bazı bağ evlerinin herkese açık bahçesinde yayılarak şarabınızı yudumlayabilirsiniz.

Kızılcahamam-Çamlıdere arasında yeni bir jeopark kuruldu sayılır. Dünyanın en büyük fosil ağaç ormanlarından biri  Pelitçik’de. Edelek Yaylası’nda, 20 milyon yaşında Topuzun İn mağarası, Balcılar ve Beşkonak’ta istiflenmiş 15 milyon yaşında bazalt sütunları, Beşkonak’ta balıklar, yılanlar, kurbağalar, böcekler, yapraklar her şeyin fosili var. Çubuk gibi görülesi bir de Karagöl’ü var.

Güdül evleriyle meşhur, çoğu korunuyor. Sakin ilçe, kafa dinlemelik. Sonra Kirmir Vadisi, İn-önü Mağaraları gezmelik,  Sorgun Yaylası ve Göleti, yemelik-içmelik.

Evren’in, bir Hirfanlı Barajı manzarası var, bütün doğa sporlarına elverişli ama kıymetini bilememiş hem Ankara yöneticileri hem de ilgili bakanlıklar.

Beypazarı’nda, içini gezdikten sonra Eğriova, Tekke Yaylaları, Kirmir Çayı boyunca Gönen Vadisi’nde devam ediyor gösteri.

Kazan’da, Asarkaya Kütlesi, Bitik Höyüğü’nde, ‘Bakır Çağı’na kadar giden katmanlar var.



Gezesimiz mi gelmiş?
Birkaç anımsatma bunlar. İlk gördüğünüz ve duyduğunuz yerleri gezin, sonra sorun; her ilçede her beldede yeni bir yer keşfedeceksiniz. Ankara’yı, bilmiyoruz efendim, bilmiyoruz. Abant’ı, Amasra’yı ezbere biliyoruz ama. Gezesim mi gelmiş ne; hırsımı çıkaracak yer bulamayınca Abant, Amasra gitti güme!

31 Mayıs 2011 Salı

ANKARA DİNOZORLARI


31.05.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi


Dinozor var efendim Ankara’da. İri yapılı, keskin dişli, silip, süpürebilen bildiğiniz dinozor. İskeletine bile bakarken eliniz, ayağınız boşalıyor. Bir kaburga kemiği, kazara kafanıza düşse beyin faaliyetlerinizdeki tarih algısı alt-üst olur. Bilim camiasında, yırtıcılık ya da  efendilikleri konusundaki çelişkili görüşler, kesin bir kanaat sahibi olmamızı engelliyor. Gelmiş, geçmiş, mevcut dinozorların, bilimin ışığıyla aydınlatılmasını ısrarla bekliyoruz.



Erken dinozorluğum

Yıl 1987. Ankara Üniversitesi’nin, o zamanki Basın-Yayın Yüksekokulu, bugünkü İletişim Fakültesi’nin, meşhur okul gazetesi ‘Görünüm’ için bir araştırma yazısı hazırlamak istedim. Bugün anlı-şanlı pek çok gazeteci, Görünüm’ün tezgahından geçmiştir; ünü oradan gelir. Konu: Arkeoloji. O yaşlarda, arkeolojiye karşı saplantılı bir ilgi baş göstermişti bende. 20’li yaşlarında, İletişim Fakültesi’nde, arkeoloji araştırması yapma düşüncesini, aklım erdikçe daha farklı değerlendirir oldum; bende de bir dinozorluk varmış Allah için!



Dinozorluğun kökeni

Öğrencileri, okuldan soğutmayı göze alamayan hocamız Nevzat Dağlı, yazımı Çorum Gazetesi’ne göndermekte bulmuştu çareyi. Ortada yapılmış bir araştırma, emek var, kıyamamıştı. 15 ve 16 Ocak 1987 tarihli Çorum Gazetesi’nin sayfalarında, öğrencilerini korumak uğruna, kendi memleketlilerine kıymıştı!



Çok şaşırdığım bir bilgiye, bu araştırmayı yaparken ulaşmıştım: Ankara’da dinozor vardı, mamut vardı, milyonlarca yıllık fosiller vardı. Nasıl yani? Evet, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün  (MTA) içindeki Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’nde ikamet ediyorlardı. Gittim, oradalar hakikaten. Ağzım açık müzeyi gezerken bir yandan da Ankara’da dinozorluğun, zaten derin bir kökeni olduğuna ilişkin düşüncelere garkoldum.



140 milyon yaşında

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün, Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi, 6 yıllık bir aradan sonra kapılarını, tekrar ziyaretçilere açtı. Türkiye’nin, alanındaki tek müzesi, dünyanın en önemli müzelerinden. Yanlış inşaat nedeniyle kapanan müze, yenilenerek ve sağlamlaştırılarak yeniden açıldı. Müze sakinlerinin en yaşlısı, 140 milyon yıldır yeryüzünde. 140 milyon yaşındaki Allosaurus, 15 milyon yaşındaki mastodont fosili, 3500 yaşındaki fil iskeleti, hepsi müzede.



Çocuklar müzeye

Evren ilçemizde, mamut ve dinozor kalıntılarını kapsayan kazılar sürüyor. Kazan ilçemizin  dudak uçuklatır cinsinden fosilleri de çıkmaya devam ediyor. Allahtan bunların sergilenebileceği müze yeniden açıldı. Yoksa çocuklarımıza nasıl tanıtacaktık?


Dinozorların, bir beden bir de ruh hali var. Gelişen koşulları algılayamadığı, uyum sağlayamadığı ve mücadele edemediği için bedenen yokolmuştur dinozorlar. Ancak ruh hallerinin sindiği bazı insanoğlu, dolaşıyor olabilir aramızda. Gelişime her zaman açık Ankara, zarar görecekse yaşayan dinozor ruhlarından görecektir. MTA’nın, Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’ne götürün çocuklarınızı. Götürün ki “dinozor” dediğimizde, sokakta dolaşanın neye benzediğini bilebilsinler!