kuyruk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuyruk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2017 Cumartesi

MADDE 1: TOPLU TAŞIMA



03.11.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Yanlış bir dilden anlatmaya çalışıyor olabiliriz. Başkentlinin toplu taşıma ihtiyacı ve sorunları, karşılık bulmuyor ilgilisi tarafında. Topyekün çözüm yerine günübirlik çözümlerle bazen işleyen de bozularak yeni sorunlar ekleniyor, üzerine bizim gibi konuya kafayı takmışlara dudağa götürülen parmak gösteriliyor. Susunca da bir şey olmuyor ki. Hangi dilde ifade etmek gerekiyor acaba? İşaret diliyle mi?

Aslında bir ayı geçkin süredir sorun tekrar nüksetmiş, metroda zaten uzun olan sefer aralıkları daha da uzayarak yığılmalara neden olmaya başlamıştı. Sıklaşan arızalar da eklendi mi yığılma nedenlerine. Özellikle işe gidiş-geliş saatlerinde, konserve kutusuna gönüllü giren sardalyeler halinde bu aralar vatandaş.
Ankara Metrosu işe ve eve geç kalma günlerinden!
Aynen devam ediyor
Aynı metro hattı üzerinde 2 kez inip binmek zorunda kalmak..
Metroyla bağlantılı ring hatlarının aksaması ya da eksik olması..
Bir yerin otobüsünü eksiltip başka bir yerin sorununu çözme çabası..
Toplu taşımanın hiç uğramadığı bölgelerde vatandaşın kendince çözümler araması..
Öğrencileri daha uzun ve masraflı yoldan götürüp, uzun kuyruklarda bekletmeler..
Bunların birkaçının birleşimi nedeniyle Keçiören metrosunun olması gereken yolcu kapasitesine ulaşamaması..
Olduğu gibi devam ediyor.


Belediyenin kendi internet sayfalarında yer alan verileri değerlendirdik, uzmanlara danıştık, görüş ve önerilerini paylaştık, bir şey değişmedi. Şehrin çok gerisinde kalan ulaşım ağı içinde debelenmeye devam ediyor başkent. Bu arada özel toplu taşıma araçlarının belediyenin toplu taşıma araçlarından fazla yolcu taşıma kabiliyeti gelişirken özel araç kullanımındaki artış da devam ediyor.

Sığmıyor daha fazla
Yeni yollar açmak, olanları genişletmek, battı-çıktı, kavşaklar yapmak çözüm olmuyor bir türlü. Önce toplu taşımayı çözmeyi denemiyoruz nedense. Toplu taşıma planları, en geriden geliyor başkentin gündeminde. Oysa her yıl Polatlı kadar nüfus ekleniyor Ankara’ya ve erteledikçe karmaşıklaşıyor sorun.
Okuyacağına bekleyen gençlik

Dahası, yeni sanayi yatırımlarının merkezi olacak Ankara. Altyapı ve ulaşım planlaması ya da uygulamaları için geç bile kaldık. Her ikisi de belediyenin bir numaralı gündemidir ancak bize göre toplu taşıma, şu anda başkentin en öne çıkan başlığı olmuştur sıralamada. Çünkü var olan nüfus, olan ağın içine sığmıyor daha fazla. 

 Dilde tüy, kalemde mürekkep bitiren konuyla ilgli birkaç yazımız:
http://aliinandim.blogspot.com.tr/2017/05/egoya-kolay-sorular.html
http://aliinandim.blogspot.com.tr/2017/03/egonun-aciklamalari-yanitlarimiz.html
http://aliinandim.blogspot.com.tr/2017/07/hani-yalandi.html

13 Ekim 2013 Pazar

KUYRUK MEDENİYETİ


11.10.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Kuyruk mevsimi” diyorum sonbaharla kışa. Biraz da ilkbahardan ekleniyor, yılın yarısı bitiyor kuyruklarda. Geçmişi kuyruklardan ibaret bir millet, bilgisayar çağında da bu huyundan vazgeçmiyor. Sağolsun yöneticilerimiz, kuyruksuz bırakmıyor halkını, yoksa da icat ediyorlar bir tane.


Kuyrukperverler

Oysa eskiden ne güzeldi; birinden çıkar diğerine girerdik. Hele 1980 öncesi. Ucunda ne olduğunu bilmeden, sohbet muhabbet amaçlı kuyruk müdavimleri vardı. Fakir Türkiye’nin fakir belediyeleri, bugünkü gibi etkinlikler düzenleyemediği için  kuyruklar, kaynaşma yeri olmuştu. “Oğlum, evde oturacağıma buraya geliyorum, iki çift laf ediyoruz” diyenleri kulağıyla duymuş kuyrukperverlerdendim. Bizim milletin sabır çıtası yüksektir, zahmetle yıldıramazsınız kolay kolay. O koltuktaki siyasetçiler, yöneticiler gider, gittiğinden emin olana kadar bırakmazlar kuyruklarını.



Bir de resmi kurumlarınızın, tadına doyulmaz meşhur kuyrukları vardı. Kapıdan girişi bile kuyrukla olurdu. Ah o güzel günler!.. “Şu maliyeye gideyim de canım çekti, stopaj kuyruğuna gireyim” diyen müptela esnaf az değildi. Nerede resmi kurum, orada kuyruk. Zincirleme, kuyruklararası geçiş yapardık. Pulu başkasından, mührü başkasından, imzası başkasından, birinden diğerine, çılgınlar gibi takıldığımız kuyruklar.


Bekleyen gelişemiyor

Bu millet, bu basit işler için yıllarca, on yıllarca bekledi. Bekleyince bir yere gidemiyor tabii insan. Siz gitmeyince ülke de bir yere gidemiyor. Hala her yıl aynı sınıfta çakan öğrenci gibi, ‘gelişmekte olan ülke’ sınıfından çıkamıyoruz bir türlü. ‘Gelişmişlik’ sınıfı üst katta kalıyor, siz, altta hep.  Beklemek zorundaysanız beklemeye alışıyor, beklemesini öğreniyorsunuz. Ancak siz beklerken başka ülkeler sizi beklemiyor, uzaya falan gidiyor çok aceleleri varmış gibi. Beklesenize kardeşim, kuyruktan çıkınca beraber gidelim!


Parasıyla kuyruk

Ön ödemeli doğalgaz alışverişi, yeniden kuyrukçu yapmıştı zaten bizi. ‘Önce parayı öde, sonra hizmeti al’ sistemi, paramızla rezil olma eziyetini de bizim sırtımıza yüklemişti. Bir de kota uygulaması başlayınca mum diktik medeniyet seviyemize. Kuyrukları kaldırmak için hiçbir hamle ya da çaba göremediğimiz gibi zengininden fakirine, parasıyla hizmeti alamamak gibi yeni bir aşamaya yükseldik. Türkiye’nin başkentinde yetkililer, yarım ağız sözlerle uzun süre izledi bu durumu. Kota, iki katına çıkarıldı, kaybettiğimiz eşeği bulduğumuza sevindik.


Çelişki gören yok

Bilgisayar çağında, uzaydan gözünü görebildiğimiz adam, kuyrukta bekliyor. Kurumlar ve yöneticileri, bu durumu bir çelişki olarak algılamıyor. Dilinden düşürmedikleri ‘son teknoloji’nin yanına yakıştırabiliyorlar olan biteni. Kuyruk yaratan dünya görüşüyle daha çok yerimizde saymaya devam edeceğimiz gibi, eşeği de daha çok kaybedip buluruz yine devamı olarak bu zihniyetin.

20 Eylül 2010 Pazartesi

KUYRUK MEVSİMİ BAŞLADI

18.09.2010 Milliyet-Ankara Eki

Geldi güz mevsimi, kuyruk zamanı. Mevsimine ve tatilin süresine göre uzayan, kısalan doğalgaz kuyrukları var Ankara’nın. Ramazan Bayram’ı öncesi, belirdi sustalı kuyruklar.

Geçen Kurban Bayramı’nda, bayramın ortasıydı, metroda, miting düzenleniyor zannetmiştim: Kızılay metrosunda, dört  bir yana uzayan dört kuyruk ki sefer düzenlemeden yarmak imkansız. Tek sıra değil, ikili üçlü bekleşiyorlardı. Sıkılmamak için dost, ahbap ta çağırılmış, doğalgaz kart dolum şubeleri, çetin bir kuşatmaya alınmıştı. Tek başıma bu savunmayı yararak Karanfil Sokak tarafına geçemeyeceğime kanaat getirip, gerisin geri metroya binerek Ankamall’a gitmiştim. Dışarıda yağmur atıyordu zaten!

Kuyruk Sporu
Şaşkınlığım, sonbahar, kış, ilkbahar derken yazla beraber geçti. Geçtiğimiz bayram öncesine kadar. O gün aklımdan geçenleri tekrar anımsadım; kuyrukta beklemek, cirit gibi milli sporumuz olarak tescil edilmeliydi!

1980 öncesi, yağ, şeker, tüpgaz, benzin, her şeyin kuyruğu vardı. Az beklemedik. Ciklet ve leblebi tozunda kuyruk olmuyordu. Bir günde raflar tekrar dolunca hemen atamadık üzerimizden. Hastane kuyruğu, emekli maaşı kuyruğu, kuyruksuz işlem yapmayan resmi dairelerimizle yavaş yavaş bırakmaya çalıştık bu alışkanlığımızı.

Alışmışız Bir Kere
Kuyruklarda, vatandaşlarımız telef olurken birden bilgisayar çağına geldik. Bankamatikler, numara basan otomatlar, telefonlu randevular derken milli sporumuz kaybolmaya başladı. Bir bankaya, hele hele bir resmi daireye gidip, hızlı işlem yaptırdığıma inanamaz oldum.
- Kuyruk yok galiba?
- Yok beyefendi, buyurun, alayım işleminizi.
- Olsa iyiydi ya…
- Alayım.
- Ani olunca hazırlıksız yakalandım, faturayı nereye koydum, bulmam lazım!

Yıllar sonra Ankara’ya gelip, unuttuğumuz bu ihtişamlı kuyrukları görünce gözlerim nemlendi. Milli kuyruk sporumuza sahip çıkanlar vardı!

Resmi kurumlarımızda, para almak ta vermek te tören gibiydi. Çeşitli aşamalardan geçen uzun bir sürece yayılırdı. Cebinizde nakit parayla aslanlar gibi girip, sanki inşaatında çalışmış gibi bitkin çıkardınız binadan. İnmedik, çıkmadık kat, uğramadık masa kalmazdı. Borcunu ödediği için cezalandırılan millet azdır. Son 10 yıldır, hızla aştığımızı düşünüyordum bu törensel eziyeti ama tam geçiş gerçekleşmemiş henüz. Ciğerimize sinmiş kuyruk sevgisi.

Peşin Kuyruklar
Bir arkadaşım anlattı: “Kartıma 300 liralık dolum yaptıracaktım. Sıra bana gelene kadar baktım, en yüksek dolduran 20 liralık doldurdu. Kışın ortasında, 5 lira, 10 liralık dolduruyorlardı. Utandım, 50 liralık doldurdum, çıktım sıradan” dedi. 50-100, değişik şubelerden tamamlamış 300 lirayı. 5-10 lira için kuyrukta bekleyenler çoğunluktaymış.

5-10 liralık dolum yapanların, doğalgazla ısınmaktan ümidi kestiği belli. Bazen zehir gibi soğuklarda, ahtapot kolları gibi yayılan kuyruklarda bekleyenleri gördüğüm olmuştu. Olmasa neyse ama olan bir şey için kuyruğa girmek zamanı geçmiş olmalıydı. Önlem olacak seçenekler varsa bile uzun kuyruklara etkisi olmuyor nedense.

Ankara’nın doğalgaz dolum kuyrukları, 1980 öncesine, çocukluğuma götürdü beni. Üstelik geçmiş borç için değil, peşin ödeme için dirilmişti kuyruklar. Nemlenen gözlerimi, dikkat çekmesin diye kırpıştırdım!