manhattan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manhattan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2015 Perşembe

7 KULELİ STAT



18.08.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Uluslararası nitelikte çağdaş bir stadyum ve etrafına spor yerleşkesi istedik, bol gökdelenli, koca alışveriş merkezli site çıktı bahtımıza. Stadyum, parselin köşesinde öksüz gibi kalmış. Hatta sitenin stadyumu zannediliyor ilk bakışta. Dünyada kaç tane varsa 7 gökdeleniyle 7 kuleli stat...



Yerleşim merkezli stat

Proje, Ankara basınında geniş yer aldı. Sahibi Ankara Ticaret Odası Başkanı Salih Bezci. Bizzat kendisi çizmiş eskizlerini. Stadı bol bol tarif eden Bezci, 42 bin kişilik bir stat planladığını, 3 bin dolarlık koltuk maliyetiyle 120 milyon dolara mal olacağını belirtmiş. Bir cümle olarak “Göl etrafında konut ve iş merkezleri olmak üzere yaşam alanlarının inşa edileceği projede, göl manzaralı kafe ve restoranlar, kültür ve sanat merkezleri de bulunuyor” demiş. Projedeki stadın kapladığı yerle Bezci’nin demecinde kapladığı yer tam tersi olmuş.



Belli ki orayı beğeniyor, daha önce de Ankara için Amerika’daki New York kentinin Manhattan bölgesine benzeyen projeler önermişti Bezci. Bu kez de Manhattan’daki Central Park’ı (Merkez Parkı) örnek vermiş. Stadı İstanbul yoluna yanaştırmayı, Gençlik Parkı havuzunu da stada doğru genişletip, Ankara’nın Central Park’ını yaratmayı önermiş.



Merkez Residansı

Güzel de hadi stadın projede çok az yer tutmasından geçtik, Central Park, kentin göbeğinde bir orman. İçinde gökdelenler ve alışveriş merkezleri yok. İçinde büfeler, kafeler de yok, sadece park. Tek tük seyyar satıcılara müsaade edilir. Bizim projeyse bu haliyle ‘Central Residance’ olur ancak. Ayrıca Ankara’nın Central Parkı zaten vardı; Atatürk Orman Çiftliği. Onu da betonlaştırmak, asfaltlaştırmakla meşgulüz.



İhtiyaç o değil ama

Hiç üstümüze vazife olmadığı halde haddimizi aşarak, Ankara’nın spor olanaklarını, daha doğrusu olanaksızlıklarını dile getirmeye çalışıyoruz bazen. Biz bile Ankaralı sporcuların ne kadar ilkel koşullar altında spor yapmak zorunda kaldığını, tarla sahalarda maçlara çıktığını biliyoruz. Başkentin spor tesisleri, nüfusunun 10’da 1’i nüfuslu illerden daha kötü. Cumhuriyet’le beraber 19 Mayıs Stadı çevresine yapılan spor yerleşkesi de olmasa birçok spor dalı, hiç olmayacak Ankara’da.



Salih Bezci’nin projesinde, doğal olarak mesleğinin ve işinin etkisini görüyoruz. Gelin görün ki vallahi de billahi de Ankara sporunun ihtiyacı, sadece 42 bin kişilik bir stat değil, o gökdelen ve alışveriş merkezleri hiç değil. Ankara’da arazi çok, bu gözalıcı projeye yer bulunur mutlaka. Dört bir yanına, gençleri yönlendireceğimiz spor tesisleri lazım başkentin. Tabii Salih beyi bırakmıyor, o bölgeye aynı göz alıcılıkta ve dünya çapında bir spor yerleşkesi çizmesini bekliyoruz. Her türlü sporun medenice yapılabileceği bir yerleşke. Dünya sporcuları, gelmek için can atsın.



Spora yönlenmeyince
19 Mayıs Stadı ve çevresi, kentin ulaşım olarak en uygun yerlerinden. Tüm gençlerin kolayca gelip, gidebileceği bir bölge. Yerimiz zaten hazır yani. 5 milyonu aşmış nüfuslu başkentin, 1 milyonu aşkın öğrencisi var. Bunlara spor yapabilecek yaş aralığını da eklersek kaç milyonluk bir nüfusun talebinden bahsediyoruz kim bilir. Talebe arz etmeliyiz yani. Spora yönlendirilmeyen gençlerin, nerelere yönlendiğini birkaç yıldır acı örneklerle gördük; bonzai kullanım yaşı, 11 yaşın altına indi.

12 Nisan 2013 Cuma

ŞEHİRCİLİK DERSLERİ


09.04.2013 Milliyet-Ankara Gazetesi



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından bal damlıyor adeta. Erdoğan, "Bizim metropollerimiz (Büyükşehir) vardı ama o metropoller beceriksiz ve estetik dünyası olmayan, estetik ruhu olmayan ellerde adeta nekropole, yani ölü şehirlere dönüştü. Eskiden yeşilin içine, yeşille uyumlu yapılar inşa edilirken şimdi artık saksılarda çiçekler yetiştiriliyor" diyor.


"Bazen arkadaşlarımız diyor ki ‘derenin yatağını şöyle biraz kaydıralım, biraz değiştirelim'. Yapma! Er veya geç o dere, yatağını bulur. Derenin hakkı vardır. Hakkını alır, o zaman bedeli ağır olur. Canlar gider, cananlar gider. Buradan 3-5 kazanacağız diye bu yataklarla oynamayalım diyor.


Medeniyet tasavvuru olmayan, geçmişten beslenip geleceği inşa etmek yerine, köksüzlükten beslenip açlıkla, hırsla, tamahla betonlar dikenler yüzünden bizim neslimiz gerçekten viran bir miras devraldı diyor.

Denizlerimizi tehdit etmemeliyiz, sahillerimizi tehdit etmemeliyiz" diyor.

"Şuradan daha fazla rant elde edelim. Onun için emsali 1,5 değil, 3'e çıkaralım! Allah aşkına bu mantıktan vazgeçin. 3'e zorlayacağımız yer asla olmamalıdır. Plan notlarıyla oynamak suretiyle eğer siz bunu 7'ye, 6'ya çıkarıyorsanız tarih de millet de sizi affetmez. Şu anda emsallerle oynayan belediyeler var. Şehirlerimiz mahvoldu, gasp edildi. Adeta işgal altında" diyor.


“Biz kültürümüzün de derinliklerinden gelmek üzere estetiğe önem vermeliyiz. Fevkalade bir hal olmadıkça bu tür yapılanmalarda gökdelenler dikilmemeli. ..insanoğlu toprağa yakın yaşamalı. Biz, çocuklarımızın rahat rahat inip çıkabileceği konutlar inşa etmeliyiz" diyor. Derslerin devamını bekliyoruz.



Gelişigüzel şehirleşmenin sınırı

Başbakan Erdoğan’ın şikayet ettiği konulardan şikayetçi olanlara, enayi gözüyle bakılıyordu. Şimdi akıllıların bizi getirdiği noktayı tartışıyoruz. Bütün şehirleri ama öncelikle Büyükşehirleri vuran gelişigüzel, kafasına göre şehirleşmenin sınırına dayandık demek. Dayanmadan önce önlem alabilseydik keşke. Sadece yasaları, planları uygulasak yetecekti ama bir kez delinince herkes delmeye kalktı, yasa, plan, delik deşik oldu. Rant çarkı, koca koca şehirlere, hayatı zehir etti.



27 Temmuz 2012’de “Nasihat Dinlemeyenin İlacı Musibet” demiştik İstanbul’daki inşaat ve gökdelen çılgınlığı için. “4 ay önce yokken bir buğday tanesinin, başağa dönmesine denk sürede bir kasabayı barındıracak gökdelenler yükselmiş” demiştik. “İstanbul’a iyi bakıyoruz. İyi bakıyoruz ki Ankara, hangi hatalara düşmemeli, ders çıkarmaya çalışıyoruz” demiştik. Bu arada hiçbir ders alındığına falan şahit olmadık.


Plansızlığın başşehirleri

Aksine gökdelenleşmek, dar bir bölgeye onları sığdırmak için Hava Mania Hattı’nın kaldırılmasını bekliyorduk dört gözle.  Gökdelenden güneş değmeyen New York sokaklarına özenip, Manhattan semtini seçiyorduk örnek olarak. Bildiğimizi okumaya devam ediyorduk, bu kez Mart’ın sonunda, ‘Ankara’nın Ataşehir’i” diye Çukurambar ve Eskişehir yolundaki yoğun ve yüksek yapılaşmaya dikkat çekmeye çalıştık. Trafiğin “Gordion Düğümü”nü düğümlüyorduk bölgeye. Plansızlığın başşehirlerini yarıştırıyorduk sanki ülkede.


Şimdi dinlerlerse eğer Başbakan Recep Tayyip Erdoğan anlatmaya çalışıyor. Bu arada Başbakan uyarırken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü, emsal artışlarına onay vermeye devam ediyor. Rant, babasını tanımıyor gözü dönünce.