ring seferleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ring seferleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2015 Pazartesi

YENİ YIL ÖDEVLERİ



02.01.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

Yeni yıl hepimize kutlu olsun. Ağzımızın tadı bozulmadan, sağlıkla beraberliğimizi pekiştirerek, gelişmeye kararlı bir ülke ve onun başkentiyle daha güzel günlerde yaşarız inşallah.

Başöğretmen Atatürk Anıtı
Yeni yıla Milli Eğitim Bakanlığı’nın önündeki ‘Başöğretmen Atatürk Anıtı’nın bitmiş tadilatı ve etrafına düzenlenen yeni bahçesiyle girdik Ankara’da. 11 Temmuz 2014’de ‘BakanlığınHeykeli Dökülüyor’ demiştik, sağolsunlar sesimizi duydu, gereğini, başkente yakışanı yaptı yetkililer. Havası değişti, yüzü yumuşadı Bakanlık girişinin!

Ödevlerimizden biri buydu. Geçtiğimiz yıl 31 Mart Yerel Seçimleri’nden sonra Nisan’ın 18’iydi. Yerel yöneticilerimize,  kapsamlı bir eksik dökümü hazırlamıştık. Bir kısmı uzun bir kısmı kısa vadeli. Başlığı da ilgi çekiciydi; Eksik Listesi! Dökümü kaybetmiş olabilirler diye 2015 için en azından kısa vadeli önemli başlıkları bir daha hatırlatmayı düşündük. Kıymetimizi bilen yok, zor bulurlar bizim gibi düşüncelisini ve dahi fil hafızalısını!

Kıs vadeli eksik listesi
Kısa vadede el atılması gereken konular şöyle:

- Başkentin, hala içeriğini doğru temsil eden, herkesin üzerinde uzlaştığı bir amblemi yok.
- Şehirler ve uluslararası ulaşım ağlarımız hala zayıf. Havada doğrudan uçuşlar az, karada raylı sistemler kolay merkezlere  ulaşamıyor. Daha dibimizdeki yolu dümdüz Çubuk’a, Akyurt’a, havaalanına bile en azından tramvay ya da banliyö götüremedik, metro gidecek diyorlar.

Metro bize yaramadı
- Şehiriçi ulaşımda metroydu çaremiz, onu da yanlış planlanmış ring seferleriyle mundar ettik. Kendimizden geçtik, 1 milyona ulaşmış öğrenci, 200 bini aşkın üniversite öğrencisi olan 5 milyonluk kentin çocukları, okulu yolda bitiriyor. Bu arada metro, Ankaray ve Sincan-Kayaş banliyö hattında olmayan bazı semtlerin otobüs seferleri, aksine azaltıldı, mağdur edecek biçimde güzergahları değiştirildi.
- Yıl sonuna bitmesi beklenen sinyalizasyon çalışmaları bitirilemedi, gece saat en geç 10 buçukla 11’deki metroya yetişmek zorundayız. 7 ayı geçti uygulama başlayalı. Önce 21, aşamalı olarak 24 saate çıkarılmasını önerdiğimiz belirli merkezlere toplu ulaşım seferleri, bu haliyle hayal perdesinde kaldı. Kışla nizamına devam!
- Sen misin söyleyen; metro duraklarının yürüyen merdivenleri grevinin 6’ıncı ayını da geride bıraktı. Cümleten isyanda merdivenler, hiç işlemiyorlar artık. Uyardıkça çalışan da duruyor. Devreler ters bağlı olabilir! Asansörlerin bazıları çalışmaya başlamış ama, görüyoruz ara sıra.

Hala durak yok
- Yağmur, kar, bir de beyin haşlama sıcaklar başlayınca hatırlıyoruz, pek çok yerde otobüs durağı yok hala. O kadar alışmışız ki başka semte durak konunca kıskanıyor insan.
- Yağmur yağınca caddelerden, sokaklardan seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor. Son yağmurlarda, pek değişen bir şey olmadığını bir kez daha gördük. Ancak Batıkent metrosundaki onarımdan sonra duş günleri bitti, bir teselli ikramiyesi olarak belirtmeliyiz.

Akyurt beklerken Ankapark
- Akyurt’a Fuar ve Kongre Merkezi inşaatı beklerken sürpriz yumurtadan Ankapark çıkmıştı, inşaatı sürerken mahkeme durdurma kararı verdi. Turizmcilerin öncelikli tercihi Akyurt’tu, ikisi de yok şimdi elimizde.

Çiklet markası önerileri
- 3-4 yıldır aynı konuları çiğnemekten yakında sakız markası olacaklar ama Kale, Malıköy organize sanayi bölgesi ve Atatürk Orman Çiftliği’ndeki uygulamalar, saç baş yolduruyor. Kale; altyapısı bitmedi, bitemedi, toplu ulaşımı yok, gece sokakların çoğu zifiri karanlık. Malıköy’ün acil su ve yol ihtiyacı, 14’ncü yılına girdi. Atatürk Orman Çiftliği, adeta yapılaşmaya açıldı, bağış koşullarına aykırı uygulamalarla göz göre göre, günden güne daralıyor.
- Altyapı zayıf olunca uluslararası çapta etkinlik ve turnuvalardan bahsedene gülebilirler. 1936 model 19 Mayıs Stadyumu, 1967 model Cebeci İnönü Stadyumu’yla avunuyoruz. Milli Takım bile gelmiyor. Son geçtiğimiz Mart ayında geldiklerinde, aradan 10 yıl geçmiş başkente uğramayalı.
- Bentderesi’nde kapanan genelevlerle fuhuş sokağa yayıldı. Suriyeli göçmenlerin düştüğü sefalet, kendi fakirimizi unutturdu. Mogan’da yapılaşma, Eymir’de yapılaşma niyetleri, yakın tehlikeler.

Kaçma 2015!
Kısa vadeliler demiştik, bunlar onlar. Şimdi düşününce uzunlara bulaşmaya cesaret edemiyor insan. Yeni yılla bu cesareti bulur, el ele hallederiz inşallah. Hoş geldin 2015, kaçma, gel buraya!

23 Ekim 2014 Perşembe

OKULU YOLDA BİTİRİYORLAR



21.10.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Elalemin de okulu var. Her şey öğrencinin en kolay ulaşacağı ve yaralanacağı biçimde tasarlanmış. Kiminde az kiminde çok ama mutlaka spordan kantinlere, kütüphaneden yurtlara, sosyal ortam hazırlanmış. Yurdun yetmediği yerde halka, evlerini öğrencilere açacağı koşullar oluşturulmuş. Kendi gözümüzle de şahit olduğumuz koşullar bunlar. Yani devlet, öğrenciye, “Yeter ki sen oku” demiş. “Okula nasıl gideceğim?” diye bir soru, akıldan geçecek konu değil.

1 numara ucuz ve kolay ulaşım

Bizde, kendi öğrencilik yıllarımızdan da biliyoruz, öğrenci önce okula ulaşma savaşı verir. Özellikle üniversite öğrencilerinin, okul bitene kadar süren bitmez mücadelesidir. Okumaktan çok yola harcarlar enerjilerini. İstisnai olarak insaflı üniversiteler ve belediyeler konuya eğilir, çözümler üretir ama genele vurduğunuzda öğrencinin 1 numaralı sorunu, ucuz ve kolay ulaşımdır.



Ankara, uluslararası çapta köklü üniversitelerin olduğu bir kent, hem de başkenttir. 9’u devlet, 11’i vakıf, üniversite sayısı 20’ye ulaştı. 200 bini aşkın öğrencisi var bu üniversitelerin. Daha da artacak. Ve çoğu, daha okula ulaşmakla meşgul.



Okula teğet geçmeyen metro

Dünyada, Gar’a ve üniversitelere uğramayan bir metro varsa biri de Ankara’da. Eskişehir yolu üzerinde ODTÜ, Hacettepe, Bilkent başta olmak üzere Başkent ve Çankaya Üniversiteleri dizilidir. Metro, hiçbirine teğet geçmeden geçer gider. Durağa en yakını 3 ile 6 kilometre arasında değişiyor. Daha uzağına “Metro geçiyor” dersek ayıp olur. Uzaktakileri spor akademisi yapsak belki bir nebze kurtarırdı ama değiller işte!



80’Li yıllara döndük

Üstelik Çayyolu ve Sincan hatları açılınca faydası olacağına metronun zararını gördü öğrenciler. ‘Ring seferi’ diye bir şey çıktı, 1980’lerde yaşadığımız kuyruklar ve konserve balık misali hınca hınç dolu otobüslü yıllara geri döndük. Hem okul servisleri hem de EGO’nun semt seferleri kaldırılınca yarı dertli başımıza çok güzel tam bir dert açmış olduk. Bu arada protestocu ODTÜ’nün ulaşım sorunu da 1 yıla yaklaşmak üzere.



Geçen hafta cinnet geçirmiş herhalde gençler, ‘otobüse kart basmama’ eylemi gerçekleştirdi. Otobüs de bunları okul yerine karakola götürdü. 10 binlerce genci bekleten EGO’nun, 16 kişi için en hızlısından karakola servis yapması, gençleri buruk bir sevince boğdu! “Gelişme mi kaydediyoruz acaba?” diye bizde de bir umut ışığı yandı, söndü.



Deneme yanılmayla olmaz

Ankara Belediyesi, kurumlarıyla genç, tecrübesiz bir belediye değil. Yılların tecrübesiyle sessiz sedasız sorunları çözecek birikimi olması gerekir. Üstelik artık bir yerden bir yere ulaşacak 5 milyon nüfusu var başkentin. Bu nüfus, deneme yanılma yöntemiyle değil, öngörüyle planla taşınabilir. Yeni açılan metro hatlarındaki seferlerin yavaş yavaş yerine oturmasını beklerken eskisini arar hale geliyoruz. Öğrenci olmayan vatandaşları da katarsak yüzbinlerce insanın mağduriyeti söz konusu.


Yani efendim, metronun halkın başına bela olduğu dünyada başka bir kent varsa inşallah onu örnek almıyoruzdur. Öğrencilerini yolda telef edenlerse bizi örnek alıyor olabilir!

4 Eylül 2014 Perşembe

NASIL OLACAK BU İŞLER?



 02.09.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Zamanında yapılmayan, yarım, eksik bırakılan ya da ertelenen işler, şikayetçinin hançerini gümüşler. Eleştiri hançeri, geciktikçe keskinleşir. Ankara, 5 milyonluk bir kent oldu ancak 5 milyon olmaya iyi hazırlanmadı. Altyapısı, göç hızının çok gerisinde kaldı.



Yalnız ‘gri kent’ algısını kırmaya başladığını söyleyebiliriz. Hatta başkent, bu yapıyı da algıyı da kırmaya kararlı. Bu değişimi kavrayamayan, bazı yöneticileri ve ileri gelenleri.



Prangalarla koşamayız

Böyle gelmiş böyle giderci, eski memur anlayışlı, masadan kalkıp sokağa inmeyen, kalktığı zaman da rantın sokaklarından ötesine geçmeyen yöneticilerin dönemi değil bu dönem. Rantın sahte ışıltısına kapılan ileri gelenlerin dönemi de değil. Dünyaya açılmaya sabırsız Ankara’nın ayağında, prangaya dönüşüyorlar sadece. Koşmasını engelliyorlar.



Ne şehir ne de 1 milyona ulaşan öğrencisiyle dinamik dokusunun sabrı var. Başkentin, birçok ilimizden geri kalışını, açıklayamayız. Adı üstünde başkent, devletin merkezi, daha ötesi var mı?



Çayyolu ve Sincan sorunlu

Öncelikle, daha önce de defalarca söylediğimiz gibi, kent içi ulaşımı çok sorunlu bir başkentiz. 50 kilometre yarıçaplı kentte 5 kilometre yarıçaplık toplu ulaşım ağı var. Çayyolu ve Sincan metro hatlarının büyük katkı sağlayacağını düşünüyorduk ama en son geçen hafta yaşadıklarımızdan sonra bu hatların tamamlanmadığı, planlamaların masa başında yapıldığı kaygısına kapıldık. İçindeki ağır geldi, patladı sanki torba; döküldük geçen hafta.



Çayyolu hattında sinyalizasyon hatası dendi, binlerce kişi metro duraklarında yığıldı. Ulus-Kızılay yönündeki otobüsler de kaldırıldığı için işine gidemedi. Hata, aynı hafta ikinci kez tekrar edince Eskişehir yolunu kapattı vatandaşlar.



Hopladık yolun öbür yanına, Etimesgut ve Sincanlılar da şikayetçiydi. Birincisi; ring seferleri yüzünden daha fazla araç değiştirmek zorunda kalıyorlar, ikincisi; Kızılay-Ulus yönüne giderken ring seferlerinin, Batıkent tarafından değil de sadece Çayyolu üzerinden gitmesiydi. OSTİM’e işe gidecekse nerdeyse bir ‘O’ çizmek zorunda kalıyor yani. Bu kez de “Planlamayla değil, deneme yanılma yoluyla mı yürüyor işler?” kaygısına kapıldık.



Teleferik ve diğerleri

Bu arada Yenimahalle metro istasyonuyla Şentepe arasındaki teleferik, 1 saat havada kaldı. Bir vatandaş “Biz alıştığımız için korkmadık” demiş. Haftada en az bir kez oluyormuş. Biliyorsunuz, o teleferik ‘toplu ulaşım’ amaçlı yapıldı. Alışık vatandaş, işe yetişme derdi olmayanlardandı galiba.



ODTÜ, Hacettepe ve Bilkent Üniversiteleri’nin metro duraklarından çok uzak kaldığını ve duraktan ötesine başınızın çaresine baktığınızı da hatırlatalım. Bunlara 2 aydır yürümeyen yürüyen merdivenleri ve bazısı başından beri çalışmayan asansörleri de ekliyoruz. Yetmez; arkasına turizmi patlatacağımız kentin Kale’sine, hala otobüs seferi olmadığını takıyoruz. Alışveriş Şenliği kapsamında bile sefer konmadı. Daha da yetmez; son metro seferi en son gece 11’de bitiyor. İyi mi?



Dünya kenti mi?

Diğer altyapı ya da üstyapıyla ilgili başlıklara girmedik,  ulaşımdayız daha. Hiç bir plan dahilinde hareket edildiği, dünya kenti olmaya aday bir kent hissi ediniyor musunuz bu gidişattan?


O kadar çok işimiz var ki keşke hepsi ‘kentsel dönüşüm projeleri’ kadar hızlı yürüse. Kentsel dönüşüm işi çok hızlı yürüyor ama gerisi, ne yöneticileri ne ileri gelenleri ne de işleri, pek dönüşmeye niyetliymiş gibi görünmüyor.