siyasiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyasiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2011 Cumartesi

SEÇİM GÜRÜLTÜSÜ DİNİNCE


24.06.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Projeler, projeler… Bir ay öncesinden başlayıp, hergün yatırım haberleriyle doldu Ankara gazeteleri. Ertesi gün kurdelesi kesilecek yatırımlarmış gibi canlı, heyecanlı haberler içinde yüzdük bir ay. Seçim bitti, müjdeler de hız kesti. Yatırım coşkusundan uzak, gündemine döndü gazetelerimiz. Duyurusu yapıldı, uygulama için hazırlık yapılıyor diye ümit ediyoruz  bakalım. Yine, Ankara’dan başka her şeyle ilgilenen vekiller seçmemişizdir inşallah!



Seçim sonrası ilk gelişmeler

Seçimden sonra ilk destek açıklaması, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldi. Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği’ni kabulünde, havada kalan ‘Bilişim Vadisi Projesi’ne değindi. “Bilim merkezi haline gelen Ankara, bu proje için en uygun yer. Bu projeyi takip etmek lazım” dedi. Hem de nasıl etmeli sayın Gül; bu yoğun birikimi, daha fazla boşa akmadan, enerjiye dönüştürmenin zamanı geldi de geçti bile.



Evvelki gün Cemil Çiçek, Akyurt’ta yapılması planlanan, 1 milyon 800 bin metrekarelik fuar alanı projesi ve Gölbaşı serbest bölgesi için kentin ileri gelen yöneticilerini, odaları ve sivil toplum örgütlerini topladı. Seçimin dumanı tüterken bu toplantının yapılmış olması, Ankaralı’nın, alışık olmadığı bir şey. Her duyduğuna inanmayı çoktan bırakan Ankaralılar, yükselen ilk yapıları görmeden tepki vermeyecek, göreceksiniz. Biraz daha heyecanlı olduğum için, ilk temel atıldığında ben vereceğim, onu bilesiniz!



Yatırım adımları

Bir de seçimden bir hafta önce, Ankara’daki ilk yılını değerlendiren Vali Alaaddin Yüksel’in, gürültüye giden açıklamaları vardı. Yatırım Destek Ofisleri kuruluyordu. Kasım ayında, Proje Pazarı açılacaktı. Yatırımcı ve proje sahiplerini, buluşturmanın yolları aranıyordu. Gerilemesi durmayan hayvancılık ve tarım için yeni girişimler vardı:  Çubuk’ta, havaalanından uzakta, 40 bin hayvanlık 100 ahır kurulmaya başlanmıştı. Kapanan Tarım Müdürlükleri, tabelalarını yeniden asmış, göreve başlamıştı. Avrupa Sağlık Birlikleri’nin başkanları davet edilmiş, Ankara’nın, kaplıca turizmi için kapsamı tanıtılmıştı. Bir de tabii bana göre Ankara’nın ‘en çılgın projesi’, Kale civarının eskisine uygun  düzenlenmesi yatırımına ilk kazma vurulmuştu.



Ankaralı olun

Yatırımlardan sözediyoruz. Bir beklentiler var bir de yapılanlar. Yapılanlar başlangıç, beklentilerinse yapılması şart. Hepsine bir yerden başlamalı, başlayanları, büyüterek geliştirmeliyiz. Laf olsun diye değil, tepki verilsin, eller taşın altına koyulsun diye anımsatıyoruz. Toplantılara, tepkisiz, “Anlat anlat heyecanlı oluyor” bakışlarıyla katılmayın diye. Bu gelişmelere uygun katkı ve önerilerinizle gelmeye başlayın artık diye. Siyasileri, vekillerimizi, parti ve Meclis koridorlarından çıkarıp, Ankara’yla ilgilenmeye zorlayacak güç olun diye. Azıcık kendinizden başınızı kaldırıp, Ankara’ya da bakın diye. Biraz Ankaralı olun artık diye!



Sessizleri istemiyoruz
Nüfusu artarken ekonomisi daralan, üstelik sattığının 4 katını alan bu kabın, daha fazla basıncı kaldıramayıp, patlamasını beklemeyin demeye çalışıyoruz. Ankara’da, sorunların ve çözümlerin, bu kadar ortak ve yüksek tonda seslendirildiği zaman azdır. Hareket etmiş trene atlama alışkanlığından bu defalık vazgeçip, bir kez daha şu treni kaldırın diyoruz. Seçim gürültüsü dinince, yeniden suskunluğa gömülmenize engel olmaya çalışıyoruz. Bu dönemde bir tek, sessizce izleyen odalar, sivil toplum örgütleri ve siyasileri istemiyoruz.

27 Nisan 2011 Çarşamba

ANKARA GEMİSİ


26.04.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Çılgın Proje’siz Ankara. Alçakgönüllü projeleri bile bir türlü gerçekleşmeyen başkent. Bazı çılgın ötesi projelerinse gerçekleşmesinden korktuğumuz, şaşkınlıktan yılgınlığa savrulduğumuz muamma kent. Denizli İstanbul’a, nehirler vaat edilirken denizsiz bozkırda, toprağa sürtüne sürtüne lafla yürütülen gemi. Tıkandı, saplandı, durdu gemi. Laftan fazlası lazım artık yürümesi için.

Alarm veriyor kent
Siyasiler, sahalara indi ama partilerin seçim beyannamelerine bakarsak Ankara, yine üvey evlat. Bizim lafımızı bize söylemekten öteye geçmiyor demeçler. Vaatten sayarsak hepsi Ankara’nın gerisinde. Türkiye’nin ikinci büyük kenti, patlamış nükleer santral gibi alarm veriyor ancak çığlığı, bir dönem daha duymak istemiyor kulaklar. Tarımıyla hayvancılığıyla ticaretiyle sanayisiyle nüfusuyla toplumsal dokusuyla alarm veriyor, duya duya Ankara’dan, İstanbul duyuluyor yine. Ne şamatacıymış şu İstanbul!

Teşviksiz Ankara
İstanbul’da, yerin altından, tepelerin içinden, denizin dibinden tüneller açılıp, yollar, metrolar yapılırken Ankara’da, yüzde 70’i bitmiş Kızılay-Sincan hattını, kurbağalar bekledi yıllarca. Fuarcılığın kıymetini nihayet fark eden yetkililer, hala fuar alanı için yer bakınıyor. Bitmiyor toplantıları. İstanbul iş yapıyor, Ankara, toplantı! Ostim, Siteler, Ankara’da değil sanki. Eğitim, sağlık ve bilişim alanlarında 1 numara olmasına karşın, dilenmediği kaldı Ankara’nın. Bu alt yapı nasıl görmezden gelinir? Bu üç alanda, şimdiki haliyle bile uluslararası bir merkez olma kabiliyeti varken üstüne nasıl kafasını bastırırız kaldırmasın diye? Oysa bizzat devletin teşvikiyle önü açılması gereken üç ana sektör bunlar. ‘Bilişim Vadisi’, siyasi çekişme kurbanı olmak üzere, biz, teşvik bekliyoruz!

Açılamayan turizm kapısı
Vali Alaaddin Yüksel, bu gerileme sürecinde bir kapı araladı; turizm kapısı. Kendi kadrolarının bile bu ciddi açılımı kavradığından emin değilim. Kale ve çevresi için yapılan eylem planı, yerinde sayıyor. Devletin bir omuz atması, kartopunu çığa çevirir bu bölgede  ama kısıtlı çabalarla yetiniyoruz şimdilik. Kale ve müzelerimiz dolmadan, ilçelerimizin turizm olanaklarına sıra gelir mi? Beypazarı, Nallıhan gibi ilçelerimiz, kendi çabasıyla kendi yolunu çiziyor, siyasiler ve Ankara’dan bir ümidi olmadan. Polatlı’nın turizmi de tarımı da Allah’a emanet. Bala ve Haymana, hem Ankara’nın hem Türkiye’nin üvey evlatlarından!

Lafla yürümez artık
Aman sen de papağan gibi…” diyorsunuz. Daha ziyade ağaçkakan azmi bendeki. Seçim öncesi, Ankara’yı 20 yıl geriden izleyen adayları uyarmak için aynı doğruları gagalıyorum: 1 satıp, 4 alıyor Ankara. 100 bine yakın kişi okuma yazma bilmiyor başkentte. Niteliksiz işsizler havuzu… Ekonomisi küçülüyor, nüfusu büyüyor. Değil dibine, kendine bile ışık veremiyor.

Sokaklarda dolaşırken bizim bayat ve kokmuş laflarımızı, bize tekrarlamasın adaylarımız. Çözüm önerileri ve iddialarını duymak istiyoruz. Bir dönem sonra değil, bu dönem; yok öyle bir dermanı Ankara’nın. Akrebi, yelkovanı geri geri işleyen bir saat artık. Ankara’nın alarmını duymayan kulaklar, kendi için siyaset yapıyordur. 4 buçuk milyonluk kentin çığlığını  duymayan, sağır olsa gözü de mi görmez? Saplandı ‘Ankara Gemisi’, durdu. Lafla milim yürümez artık!