sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2017 Çarşamba

15 METRE KONUSU



19.12.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bir belediyenin ilk yapması gereken işlerdendir ama semt kurulduğundan beri beklemişliğimiz var kaldırımı. Bildiğiniz yolun kenarındaki kaldırım, Batıkent’e 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nden 7-8 ay sonra gelmişti. 21.Yüzyıl’ın başlarında yani!..

Yenimahalle’nin yeni Belediye Başkanı Fethi Yaşar, göreve gelişinden kısa bir süre sonra hızla kaldırımsız Batıkent’i kaldırıma kavuşturmuş, yıllarca süreceğini sandığımız kaldırım çalışması, 6-7 ay içinde tüm semtte bitirilmişti.

Kaldırım bayramı!
Birincisi; böyle hızda hizmet getirilmesine şehir olarak alışık değildik,
ikincisi; Batıkent bu konuda en mağdur ilçelerden biriydi, üçüncüsü; o Batıkent, Türkiye’nin 20 ilinden büyük nüfusa sahipti.
Başkan da böylece nasıl çalışacağının işaretini erken vermiş oluyor, daha sonra da devamını getiriyordu her alanda.

İşte bizim kaldırım sarhoşluğu sürerken anlayamadığımız bir şey oluyordu; caddelerin köşesine kadar geliyor kaldırım, kalıyordu orada, devamı gelmiyordu. Sokaklar pırıl pırıl oldu, caddelerin çirkinliği iyot gibi çıktı ortaya. “Caddeleri de öbür seçim dönemine mi bırakıyor acaba Başkan” diye fesatlık geçiyor aklımızdan. Alışkanlık işte!..

O zaman öğrendik; 12 metre ve üzerindeki cadde ve sokaklar Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğuna giriyormuş, Başkan’ın günahını almışız. Ağustos 2011 ile Temmuz 2012 arasında 4 yazımızla konuya dikkat çekmeye çalıştık. Batıkent gibi daha pek çok ilçenin semtleri aynı durumdaydı çünkü. Temmuz 2012’de Büyükşehir Belediyesi cadde kaldırımlarını yapmaya başladı. Semtte bir bayram havası!..

15 metre ortak kararı
Yeni Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Tuna, ilçe belediye başkanlarının fikrini aldıktan sonra cadde ve sokaklarda Büyükşehir sorumluluk alanının 12’den 15 metreye çıkarılmasını önerdi ve Büyükşehir Belediye Meclisi’nden karar çıktı.

Fethi Yaşar, Batıkent'i kaldırımla tanıştırmıştı
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, diğer ilçe başkanlarının düşüncelerine tercüman olacak bir açıklama yaptı üzerine ve “İlçelerin yükü arttı ama Ankara için hayırlı oldu. Büyükşehri Belediyesi, küçük işlerle uğraşmak yerine kenti geleceğe hazırlamalı” dedi. Hatta Büyükşehir’e teslim edilen 30 dönüm üzerindeki parkların da ilçe belediyelerine iadesini istedi.

Büyükşehir Belediyesi, yetişemeyeceği işlerin sorumluluğundan, vatandaşın hayrına çekilmeli tabii ki. İlçe belediyeleri, sorunun tespitinde ve çözülmesinde daha hızlı davranacaktır mutlaka. Onun için varlar zaten. Büyükşehir, büyük işleri ve hedefleri gerçekleştirmeye çalışmalı, başkentin Belediyesi, bir şehre ve başkente yakışır şehri oluşturmaya odaklanmalı.

Bütünşehir Yasası acilen
Bu sayede ‘Büyükşehir’ ya da yeni adıyla ‘Bütünşehir Yasası’nın yeniden gözden geçirilmesi konusunu da hatırlatmış olalım. Çünkü bu yasayla ilçe belediyeleri, pek çok gelir kaynağını Büyükşehir’e devretmişti. Örneğin bu yol genişliği kararı doğrudur ancak ilçe belediyelerine mali yük getirecektir. Hem bu anlamda hem de sorunların hızlı çözümü için Bütünşehir Yasası, en hızlı biçimde yeniden düzenlenmelidir.

Tabii başkanların vatandaş hayrına uyumlu çalışmasının kimseyi değerinden etmeyeceğine de iyi bir örnek bu karar. Gelememiş hizmeti, kaybedilen zamanı en hızlı telafi etme yöntemini, çoğaltarak geliştirmelerini arzuluyoruz.

4 Mayıs 2017 Perşembe

ŞEHRİN HAPİS AĞAÇLARI



02.05.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Hayvanat bahçesinde ağ içine hapsedilmiş kuş gibi şehrin bazı ağaçları. Kuş uçmak için yaratılmış bir hayvan, bütün doğası, bedeni, uçmaya göre donatılmış. Özgürlüğün simgesi kuşlar, kendi isteğiyle ölemediği için, asli görevini yapamadan o ağların içinde yaşatılır her gün. Kaldırımlarda, refüjlerde kıstırılmış ağaçların da o kuşlardan hiç farkı yoktur.

Alabildiğine toprağa yayılmaya güdümlü ağaçlara, yanlış uygulamalar nedeniyle şehrin kaldırım ve refüjlerinde eziyet ederiz kimine belki asırlarca. Kaldırımın yanlış yerine dikeriz, belki bir yol genişletmesinde yerini daraltır taş ve betonla boğarız ya da yerini ayarlamadan hiç dikilmeyecek yere dikeriz.

Gözümüzün önündeki eziyet
Batıkent’te, her bahar yeşili fışkırmaya başlayınca daha dikkatimizi çeker; bu 30 santimi bulmayan açıklıktan hangi yağmuru alacak, nasıl soluyacak da büyüyecek bu ağaç? 25 yıldır 2 yaşındaki ağaç kadar bazıları, gelişemiyor. Site çevresindeki beton ve asfaltı, boğazına kadar sıkmış, sıkıştırmışlar. Birkaç tanesi yıllarca direndi ama dayanamadı 2-3 yıl önce kurudular çaresiz.

Bir başka otobüs durağında, 1 metre açıklık var ama toprak beton gibi sıkışık, ememiyor ne suyu ne besini. Onlar da en az 30 yıldır cılız. Daracık dibine düşen iki tutam yaprağı çöpçüler, kapıcılar süpürüyor, kendi besinini, gübresini de sağlayamıyor kendi ürettiği halde. Üstelik bu yanlış, parklarda da yapılıyor.

Yüzlerce yıl süreni var
Havalanamayan sıkışmış ağaç kökleri ihtiyacı olan oksijen ve karbondioksiti alamıyor, sıkışık toprak içinde besinleri ayrıştıracak bakteriler oluşamıyor, eksik mineraller zamanla toprağın besin değerini düşürüyor, sağlıksız ya da cılız ağaçlar, kurumadıysa eğer, onlarca, belki yüzlerce yıl insanoğlunun işkencesine katlanıyor.
Kilittaş kaldırım döşemeden önce hiç toprak payı bırakılmadan dökülen beton.. 
Bırakın 2 metreyi, kitabına göre yol ortası aralığı 7-8 metrenin altındaki refüjlere ağaç dikilmemesi lazım. 30 santime dikilmişi var bildiğimiz, ağaç refüjden taşmaya başladı. Hatta geçen yeni refüj düzenlemesi yapan Büyükşehir Belediyesi refüj içindeki toprağı kaldırdı, ağaçları bıraktı gitti öylece. Yıllardır yol, kaldırım yapımlarında o ağaçların çektiğini biz biliyoruz, kuruyor, açıyor, yine de dayanıyor cefakarlık anıtına dönüşen dostlarımız.
Yaprakları, gübresi aslında ama süpürüyoruz..

Uzman var belediyede yok
Yerine, toprağına göre ağaç ya da bitki türü belirleme, altyapıya uygun dar sokak, geniş cadde ağaçlandırma teknikleri var, tozu, egzozu önleyecek yöntemler var. Ağaçtır dili yok ama ağacı şehirde hapsetmeden yaşatacak bu köşeye sığmayacak bir sürü varoğlu çare var. Bunu da bilen, sayfalarca kitaplar, tezler, makaleler yazmış uzmanlar var. Her şeyi olan belediyelerde, bir tek bu uzmanlar yok herhalde. Çünkü ne çevre ne şehiriçi ağaçlandırma çalışmalarında, onların bilgisinden eser yok.

Yaza doğru kanıksıyor, sonbahar, kış unutuyor ama her bahar aynı acıyı, ağaçlarla beraber tekrar tekrar hissediyoruz. Havasını solumayı, gölgesinde oturmayı biliyoruz da ne eziyetlere rağmen olduğunu umursamıyoruz. Kaldırımlara, yol ortalarına hatta kimi zaman parklara hapsediyor, şehri zindan ediyoruz ağaçlarına.

4 Haziran 2016 Cumartesi

SOKAK HAFIZASI



03.06.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi


Ankara, sanki genç yaşında alzaymıra yakalandı. Kendi sokak, cadde, bulvar, meydan isimlerini hatırlayamıyor. Git-gel akıllı gibi şehir, sokak hafızası oynak. Yer tarifine başladın mı konferansa dönüyor, anlat anlat bitmiyor.
Efendim Posta Caddesi’nden ki zamanında caddenin başındaki postaneden almıştır adını, yani Vali Doktor Reşit yani son haliyle Cinnah Caddesi’nden çıkarken sağda!..

Bulvar kaçıncı kez yıkıldı
Tarihi bir belge okurken olayın nerede geçtiğini anlayamıyor, fotoğrafa not düşülmüş, neresi olduğunu çıkaramıyorsunuz. Başkentin, sokak, cadde, bulvar, meydan isimleri gibi, kendisi de ziyadesiyle değişmiş ya da değiştirilmiştir çünkü.

Atatürk Bulvarı, kaçıncı kez yıkılıp yapılıyor. Hatta bulvar olmaktan çıkmış, alelade bir cadde, egzoz üretim merkezidir artık. Gelir geçersiniz; vitrin özelliği, yaşam alanı özelliği kalmamıştır. Kişiliksiz yapıların tepesine dikildiği Yenişehir’den birkaç bina kaldı, rant tanrısı, onları da şehvetli bir yıkma arzusuyla yanıp tutuşuyor.

Bağ kopuyor
Her isim değişikliğinde, hatırlanması gereken olay ya da kişiyi de unutuyoruz. Tarihi isimlerin tarihi değeri, tarihi vurgusu kalmıyor. Günlük siyasetin oyuncağına dönüşmüşse bu sefer de her gelenin kendi görüşüne göre değişiklikler yapılabiliyor. Diğer görüş katılmayabilir yani bu yenilenen isme. Oysa sokağın siyaseti ortaktır, oradan herkes geçer.

Oturmuş isimlerin belli aralıklarla ve siyasi rüzgara göre değişmesi, zihinde karmaşa yaratıyor. Sokakla beraber bizim hafıza da siliniyor. Her ne kadar ortak değerler üzerinden isimler verilse de bu kadar sık değişince isimleri, mekanlar, zihinlerimizdeki kalıcı etkisini kaybediyor. Aidiyet duygumuz, bir de böyle zayıflıyor. Karışık kafa, yaşadığı sokakla mahalleyle semtle manevi bağını kopartıyor.

Ankaralılar’ın talebi
Başkentin 84 yaşındaki en eski sivil toplum örgütü Ankara Kulübü’nün yeni bir girişimiyle hatırlamış olduk bu konuları. “Başkentliği canıyla malıyla hak etmiş Ankara’nın sokak, cadde, bulvar ve meydanlarında, birçok Milli Mücadele kahramanı ve ülke tarihine damga vurmuş önderlerinin adı yok. Bu isimlerin Ankara’da yer bulamamasını, büyük üzüntüyle karşılıyoruz” diyorlar.

120 bulvar, 7 bin 579 cadde var Ankara’da. Sokakları meydanlarıyla isim vermeye yeterince yer var diyebiliriz herhalde. Ne kadar acı değil mi; emeğiyle canıyla malıyla bir milletin kaderini değiştiren hemşerilerinin, kendi sokaklarına adını vermeye yer bulamaması?

Yedi yabancının, matematik sayılarının bile var, minnet ve vefa borçlu olduğumuz önderlerin ismi yok. İşte sokak adı deyip bu yüzden geçmemek lazım; bakın sokak hafızasından silinenler, kıymetini bilmemiz, adını taşımamız gereken değerleri, nasıl bizim hafızamızın içinden de ayıklamış değil mi?