vekil adayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vekil adayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2011 Cumartesi

BORCUNUZDAN BİRAZINI ÖDESENİZ


15.04.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Siyasetçilerinden, vekillerinden alacaklı Ankara. 60-70 yıldır alacaklı. Ankaralı’nın oylarıyla Meclis’e giren vekillerimiz, memleketi, dünya alemi avucunun içi gibi bilirken 200 metre aşağıdaki Kızılay Meydanı’nda, yağmur altında sırılsıklam otobüs bekleyen Ankaralılar’dan haberleri olmaz. Kızılay’dan, klimalı arabalarıyla havaalanına giderken geçerler. İçerisi serin olduğu için, sıcağın alnında kavrulanların halinden haberleri olmaz. Olmadan da biter çoğunun vekilliği.

Misafir vekiller
Hadi duraktan habersizsiniz, trilyonluk yatırım ihtiyacı ve projelerden de mi haberiniz olmuyor? Ankara gazeteleri, hergün birini manşetine koyuyor. Herkesin kendi işine geldiği yana çekmek istediği projeler, sadece manşet olduğuyla kalıyor. Büyük proje çok, kendisi ortada yok. Kentin kaderini değiştirecek büyük projelerin, içinde ya da kenarında, bizi temsil etmesi ve desteklemesi gereken vekillerimizi göremiyoruz. Devlet Ankara’da, sanki Ankara’nın en uzağında. 5-10 vekili, devlet büyüğü, o projelere önderlik edip, gerçekleşmesi için niye bir çaba göstermiyor, henüz aklım yetmedi anlamaya. Hep bir misafirlik hali var.

Ankaralı ümidi kesmiş
Vekil adaylarımız listelendi. Bilmem kaçıncı bölgeden bilmem kaçıncı sıradaki vekil adaylarımızın, Ankara için çabalarını, etkisini kıyaslamak isterdik. Yarım yüzyıldan fazla tecrübesi ve ümitsizliğiyle bir kez daha ruhum daraldı. Ankaralı, vekillerinden ve devlet büyüklerinden resmen ümidi kesmiş. Kimle konuşsam geleceğe yönelik iyi niyetimi, enayiliğe dönüştüren ortak bir yanıt alıyorum: “Ankara vekilliğinin adı var, Meclis’e girince ‘vekil’ kısmı kalır .

Tıkalı kanal
Başka bir zamandayız ama artık. “Böyle, değişmez” deyip, kabullenme zamanına devam edemeyiz. Ankara, Mars’ta bir başkent olmadığı için dünyadaki ya da ülkemizdeki ekonomik, toplumsal değişimlerin dışında değil. Tortu birikmiş, kanal kapanmış. Bir basınç lazım açmak için. Valimizin, işadamlarımızın, belediyelerimizin çabaları, açsa bile kısmen açacak kanalı. Siyasetin ve devletin, güçlü eline ihtiyacımız var. Daralan ekonomisi ve bozulan toplumsal dokusu, tıkadıkça tıkıyor kanalı.

Siyasetin borcu
Misafir vekilliğe tahammülü yok Ankara’nın. Önderlere, projelerin gerçekleşmesi için çabaya ihtiyacı var. Türkiye, dünya masasında oturan 10 ülke içine girmeye çalışırken tıkalı Ankara kanalı patlarsa komik olur; “Başkentine sahip çıkamıyor, ‘dengim’ diye oturmuş karşımıza” dedirtir elaleme! Ankara değil, 550 vekilimizi uyarıyorum.

70 yıllık kaybı, 20 yıllık yoğun ilgiyle kapatılabilir Ankara’nın. O miladın, bu seçimlerle başlamasını umuyoruz. Bir çivisine çekiç vurmadan Ankara’da siyaset yapma zamanı bitti, bitsin. Siyaset, az az da olsa borcunu ödesin Ankara’ya. Bu kayıtsızlığı, Türkiye’de kaldıramaz artık. 10’uncu ülke olarak masaya oturuyorum derken afedersiniz “cırrttt” diye pantolon ağı sökülen mahçup durumuna düşmeyelim. Yeni masa kurulur, eskisinden kalkamayız maazallah!

14 Nisan 2011 Perşembe

SAYIN VEKİL ADAYLARIMIZ


12.04.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Öncelikle adaylığınız hayırlı olsun. Bazılarınız Bakan olacak, bazılarınız Meclis komisyonlarında görevler alacak, kürsülerde konuşup, memleketin çıkarlarını kollamak için mücadeleler verecek, tartışmalara gireceksiniz. Şimdiden kameralara demeç verirken hayal ediyorsunuz kendinizi. Vekilliğin hakkını verdiğiniz sürece bütün hayallere layık olursunuz  ama Nasreddin Hoca misali, testi kırılmadan Ankara için bir parantez açmak istiyoruz biz Ankaralılar.

29 milletvekili çıkaran Ankara’ya, 2 vekil daha eklendi bu seçimlerde; oldu 31. Sizin vekillik hayalleri gibi biz de 29’undan bulamadığı ilgiyi, 31’le bulma hayalleri kuruyoruz Ankara’da. Aslında 550 milletvekili saymak lazım Ankara’yı ama maalesef; Ankaralısı bile Ankara’dan gayrı her şeye tuzlukla koşuyor. Efsunladılar mı bu şehri, büyü mü yaptılar bilemiyorum ama devletin eli, Ankara’ya dokunmakta pek tereddütlü, pek bir çekingen. Ancak hoyratlık, pek acar, pek atılgan!

Ankarasız vekiller
Geçmiş dönem milletvekillerimizle yapılan söyleşileri okuyor, okuduklarıma  bakakalıyordum. Ya Ankara’da büyümüş, ya Ankara’da okumuş ya da siyasetin taşlarını döşemek için yolu Ankara’ya sık düşmüş vekillerimizin, rahatsız edici bir tarzı vardı: İçinde yaşamış, yaşıyormuş gibi değil, Kars’tan, Van’dan, Hakkari’den bahsediyormuş gibi uzaktan bir söylemle bahsediyorlardı Ankara’dan. Kim ya da ne çıkarmıştı Ankara’yı bu vekillerin içinden? Üstelik hala içinde yaşarken!

Horozu bol
Geçen haftasonu, Ankara Sanayi Odası (ASO) başkanı Nurettin Özdebir’in, nefis bir özetlemesi vardı Ankara’yla ilgili; “Ankara’da, horoz fazla olduğu için sabah olmuyor” dedi.  Durmadan üretilen, konuşulan projelerin, bir türlü sonuca bağlanamayışından duyulan rahatsızlık, bu kadar güzel özetlenebilirdi. Önceki hafta Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,Kişiye göre işleyişler yapıyoruz, ilerisini hesaplayın, bir ülkenin ne imkanı ne zamanı bu kadar kolay heba edilecek bir şey değil” diye cümleyi farklı kurmuştu. Benzetmemi hoşgörün ama devletin horozu ötmeyince meydan, kuru gürültüye inleten horozlar korosuna kalıyor demek.

Ne yapacaksınız?
Topu devlete at, rahat et” demeyin, Ankara’nın durumu, devletle ilişkilidir artık. İç içe dolanıp, düğümlenmiş yün yumağı gibi Kale havzası, ancak devletin dokunuşuyla çözülebilir. Uzantısı olan ‘Turizm Atılımı’, bu çözüme bağlıdır. ‘Bilişim Vadisi Projesi’nin Ankara’ya kurulması, kişilerin değil, devletin kanaatiyle ilgilidir. “Ne yapacağız?” diyen vekil adaylarımıza, kayıt düşüyorum; öncelikli bu iki maddeye ek olarak eğitim, sağlık alanlarında ciddi geliştirme ve destek bekliyor Ankara. Fuarcılık kapısını açmak istiyor. Yeni vekilleri, sıçramak üzere gerilmiş bir Ankara bekliyor, şakası olmayan bir Ankara.

Şakası yok
Şakası yok çünkü Doğu ve Güneydoğu ilçelerimizin ilgisizliğine denk ilçeleri var Ankara’nın; Bala, Haymana gibi. Yarı ilçeleri acınacak durumda. Nüfusu artarken ekonomisi küçülüyor, işsizler kenti oluyor. Üretmeyen, tüketen kente dönüşen Ankara’nın, ülkenin ikinci büyük ili olmasını, anlayana ithaf ediyoruz. Anlamayan, meclis koltukları ve parti koridorlarıyla yetinebilir. Ammaaa basınç, balonu patlattığında, merkezindeyken her şeyin uzağına düşebilirsiniz.

Oysa toparlanmış bir Ankara, Kars’a da Van’a da Hakkari’ye de uzanacak el demektir. Sayın adaylar, hem Türkiye hem Ankara, yeni bir atılım çağındadır. Ankara’yla ilgilenip, tıkalı damarları açınız. Sakın ha havanda su dövmekle eğleşmeyiniz; kendinizi kandırdığınızla kalırsınız!