yunan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yunan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2015 Çarşamba

GÜN IŞIĞINA ÇIKARILAN TARİH



19.05.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Düşman, Basrikale Tepe’yi o kadar şiddetli topçu ateşi altına almıştı ki birkaç dakika içerisinde orada gömülü bulunan Basri Baba kabrinin etrafındaki takriben 1 buçuk metre yüksekliğindeki taş duvardan, eser kalmamıştı.” Basritepe mevzisindeki savaşın şiddetini ‘Milli Mücadele’ adlı eserinde böyle anlatıyordu Orgeneral Kazım Özalp. Peki Basritepe nere?



Polatlı’nın dibi. Sakarya Meydan Savaşı’nın siperlerinden kalıntılar duruyor hala. Haberiniz var mıydı?



Biliyor muyduk?

Polatlı’ya 6 kilometre Eskipolatlı köyündeki isimsiz şehitlikten haberiniz var mıydı? Köylüler sahip çıktığı için toplu mezara gömülmüş şehitlerimizin orada yattığını biliyoruz.



Duatepe eteklerinde, bölgedeki en büyük vahşeti yaşayan Çekirdeksiz köyünü? Rumeli göçmenlerinin yerleştiği 25 haneli köyden, 3 ev kalmış geriye. Yakılıp, yıkılmış. Yunanlılar geri çekilirken hayvan sürülerini bile katletmiş, yığın yığın hayvan leşleri dağılmış köyün her yanına. Yunan Mezalimi Araştırma Komisyonu kayıtlarından öğreniyoruz.

Polatlı'nın özellikle güneyinde siperler hala duruyor 


Karatepe neresi? 5 kilometre Polatlı’ya. 13 Eylül 1921’e kadar 7 kez el değiştiren bu tepede ne olduğunu, Halide Edip Adıvar anlatsın: “Karadağ’a (tepe), 57’inci Fırka hücum etti. Bunlara bakarken insan kalabalıklarının birbirlerini öldürdüklerini görüyordum. Bin 200 kişiden müteşekkil olan fırkanın, 700 kadarı şehit olmuştu.” Biliyor muyduk?



Halide Edip’in kaldığı ev duruyor

Tırnaksız köyü, Kırım göçmenlerinin yaşadığı köy. 14 kilometre Polatlı’ya. Sakarya Meydan Savaşı’ndan sonra 1925 yılında Atatürk’ün emriyle Sakarya adını almış. Köy çevresi isimsiz şehitliklerle dolu. Halide Edip Adıvar, bir hafta bu köyde kalıyor ve o ev, yıkılmamak için hala mücadele ediyor.

Halide Edip'in kaldığı ev


Yıldızdağı Mevzileri, Polatlı’ya 18 kilometre. Çanakçı köyünden çıkılıyor. 5’inci Kafkas Tümeni’nin 1’inci Taburu’nun, 1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 3 üsteğmen ve 6 teğmenle başladığı savaştan 3 günde, 1 üsteğmenle 3 teğmen sağ kalıyor geriye. Labirentvari, bölgedeki en belirgin siperler burada. Bilmiyorduk tabii ki.



Kan akan Ilıcaözü Deresi’ni biliyor muyuz? Ilıcaözü Vadisi’nde yaşanan cehennemin izleri, siperlerde hala gözlenebiliyor. Şehitlerimizin yanı sıra Yunan askerlerinin mezarlarına da rastlamak mümkün Ilıcaözü Vadisi’nde.

Çaldağı şehit mezarı


İzleri silinmek üzereyken

Gelelim Toydemir köyüne. Yıldızdağı’ndan adım adım çekildiğimizde köy, Yunanlılar’ın eline geçiyor. 15 gün sonra 47’inci Alay, hem de süngü taarruzuyla geri alıyor mevzileri. Mevzi izleri, silinmek üzereyken tespit ediliyor.



Şimdi de Haymana’nın 20 kilometre güneyinde, Bahçecik köyü yakınlarındayız. ‘Gedikli Muharebeleri’nin geçtiği Türbetepe mevzilerinde. Gedikli köyü ve Türbetepe’de, 57’inci Tümen’le 3’üncü Kafkas Tümeni’nin verdiği kanlı ve çetin mücadelenin izleri, kaybolmak üzereydi maalesef.

Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak Zafertepe'de


Gazitepe’yi bilen var mı? Polatlı’dan 47 kilometre güneyde, Ilıca’dan sonra, İnler köyünde Gazitepe Anıtı var. Başkomutan Mustafa Kemal’in, 12 Ağustos 1921’de attan düşerek, kaburga kemiklerini kırdığı yerdir burası. Yunan Başkomutanlık Karargahı’nın kurulduğu yerdir aynı zamanda. O alan duruyor. İnler köyü, 1926 yılında tarımda makineleşmenin ve karma eğitimin de gerçekleştirildiği ilk köyümüzdür. Çok biliyorduk değil mi?



Sancılı Haymana direnişi

Geçelim direnişiyle Yunan Ordusu’nu Polatlı düzlüğüne inmek zorunda bırakan Haymana bölgesine. Kuşatma için hayati nokta Haymana bölgesinin ele geçirilmesiydi. Mangal Dağı, Haymana’nın 25 kilometre güneyinde, başlı başına bir mevzidir. 21 Ağustos 1921’de ilk günden ele geçirilince geri çekilen komutanlar, görevden alındı. Dağ geri alınınca bu kez Yunanlılar yönü, Çal Dağı’na çevirdi. 2 Eylül 1921’de ele geçirdikleri Çal Dağı’nı, 10 Eylül’de terk etmek zorunda kaldılar.



Çok sancılı bir mücadeleye sahne olmuştur Haymana’daki savaşlar. Ancak sanki bizim değil de başkasının toprağı, iki dağın zirvesindeki siperler ve mezarlar, sahipsiz bırakılmıştır bugüne kadar. Bir kısım şehitler, yakındaki köy mezarlarında yatıyor. Bunu da bilmiyorduk pek tabii.

Sarıçaltepe mevzileri


Milli Park’la haklarını verelim

Nihayet bu tarihi güzergahlara ve mekanlara, 100’üncü yaşına 6 yıl kala sahip çıkma kararı aldık:


Emekli Topçu Albay Kadim Koç, 2004 yılından beri köy köy, mevzi mevzi dolaştı Sakarya Meydan Savaşı’nın geçtiği bölgeyi. İsimsiz şehit mezarlarını, siperleri ve mevzilerden kalanları tespit etti. Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya ile Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut, tespitlere ve tarihlerine sahip çıkarak, bölgeyi gündeme getirdi. 8 Şubat 2015’de Sakarya Savaşı’nın verildiği topraklar, Bakanlar Kurulu Kararı’yla ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’ ilan edildi. Ve duyduk ki çok ciddi düzenleme ve iyileştirmeler yapmak için önemli bütçeler ayrılmış bölgeye.


19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayıp, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’de zaferle sonuçlandırdığımız mücadelenin kilidi, önce bu bölgede çözülmüştür. Savaşın idare edildiği Alagöz Karargahı’na, silah ve asker aktarma merkeziyle reviri Malıköy’e, Osmanlı’nın 250 yıllık gerileyişinin son bulduğu Duatepe’ye, Kartaltepe’ye götüremedik, anlatamadık çocuklarımıza, ‘Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parkı’yla bu bilinci aşılarız inşallah. İnşallah Sakarya Meydan Savaşı’nın Adapazarı’nda yapılmadığını öğretebilir, haklarını teslim ederiz 100’üncü yılı dolmadan şehitlerimizin.

1 Eylül 2014 Pazartesi

ZAFERLERİN İZLERİ SOLMADAN



30.08.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Afyon-İzmir arası kuş uçuşu 400, araziden giderseniz 560 kilometre. 10 günde koşabilir misiniz bu mesafeyi.. Mehmetçik koştu ama!

Neredeyse tam 1 yıl önce Haymana’da başarılı olamamış, Polatlı Duatepe’de, ülkenin içine doğru ilerleyen Yunan Ordusu durdurulmuştu. Yunan Ordusu’yla beraber 250 yıllık gerileyişimize de son verildi. 13 Eylül 1921, bir ülkenin ve milletin olduğu kadar dünya tarihinde de bir dönüm noktası oldu. Sakarya Meydan Savaşı, Çanakkale Savaşı’ndan sonra zaferin 2’inci perdesiydi. Geriye 3’üncü ve son perde kalmıştı. 

10 gün koştular

26 Ağustos 1922 sabahı tan ağarmadan topçu atışları başladı. 5 bin süvari, 192 bin piyade askerimiz harekete geçti. Süper devletlerin desteğiyle tam donanımlı bir Yunan ordusuna karşı son perdeyi açtılar.
Yaklaşık 20 gün sürdü 3’üncü perde; 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi ordumuz. Koşarak 10 günde İzmir’e kovalamış, 18 Eylül 1922’de son Yunan askerini Erdek’ten memleketine yolcu etmişti Mehmetçik. Hangi azim ve inançla 10 gün koşulur, zerre kadar anlamamız mümkün mü acaba bugün? Aksine böyle bir savaşın olmadığını söyleyebilen milletvekilleri dolaşıyor Meclis koridorlarında. 

Kurtuluş ve Zafer Yolu
Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı. Büyük Taarruz’un ve zaferin 92’inci yıldönümü. Ancak biz, ne Çanakkale Savaşı’nın ne Sakarya Meydan Savaşı’nın ne de Büyük Taarruz’un kıymetini bilen bir nesil yetiştiriyoruz. Büyükler kıymetini bilmeyince küçükler ne yapsın, verileni alıyor onlar.

Yaklaşık 3 yıldır Kurtuluş Yolu ve Zafer Yolu projelerinden bahsediyoruz. Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’un gerçekleştiği toprakları kapsıyordu. Kurtuluş Yolu; Ankara Garı’nda başlayacak, Alagöz Karargahı, Malıköy’den sonra Polatlı Duatepe ve Kartaltepe’de bitecek bir gezi programı olacaktı. Yeri gelmişken bu güzergaha mutlaka Haymana’yı da eklemek gerektiğini söyleyelim. Zafer Yolu ise bu güzergahı Afyon üzerinden İzmir’e kadar uzatacaktı.

Beceremedik.

Bir gezi hattı düzenlemeyi, çocuklarımıza, yaşayarak tarihimizi anlatmayı, hatırlatmayı beceremedik. Kuru kitap bilgisi ve mat ekranlardan öğrendikleriyle hiç dokunmadıkları bir tarihe sahip çıkmalarını bekliyoruz. Üstelik okudukları, gördükleri de gayet yavan, azmış gibi bir de bıktırıyoruz.

6 yıldır bitmedi
Daha 2 ay olmadı Polatlı-Kartaltepe’de 6 yıldır bitirilemeyen ‘Dur Yolcu Mehmetçik Anıtı’nın düştüğü durumlarını yazmamız. Kaba inşaat halinde bekliyor 6 yıldır. En son kaidesindeki kabartmalar çalınmıştı. Bizim zaten tarihine sahip çıkmak diye bir derdimiz yok galiba. Cümleten hepimize yuh olsun! İlgilenmeyen kurumlara ve yetkililere de yazıklar olsun. 

Adamlar kaybettiği savaştan bile kendine özel günler çıkarırken biz, birer birer zaferlerimizin izleri solarken izliyor, hatta kalanı da bizzat kendi ellerimizle siliyoruz.