otopark etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otopark etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2018 Salı

AYAŞ’IN YANITLARI



13.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Birikmiş Ayaş şikayetleri üzerine yazmıştık. Kovayı taşıran son damla, boş, kendi haline bırakılmış, yıkılmaya yüz tutan güzelim Ayaş evlerinden bazılarının yıkıldığı bilgisiydi. Ayrıca özgün Arnavut kaldırımı yollar sökülüyor, kilit taşı döşeniyordu.

20 Şubat 2018 tarihli ‘Ayaş Niye Geri Vitese Taktı?’ başlıklı köşe yazımıza, Ayaş Belediyesi’nden yanıt geldi. Demişler ki:

- Fotoğrafını paylaştığınız iki ev yıkılmamıştır.

Fotoğraflarını da göndermişler. Doğru onlar yıkılan evler değil, aynı sokaktaki yıkılmaya yüz tutan diğer evlerdi. Yıkılan evlerin yeri, kilit taşlı otopark olmuş, evler yoktu zaten. Biz, Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün yıkılma iznini sorduğu teknik tabirle ‘106 ada, 9 ve 10 parsel’deki evleri sormuştuk.
Yıkılan Remzi Paşa Konağı


Fotoğraf hatası
O evlerden biri de İncipınarı Sokak’taki Remzi Paşa Konağı’ydı. Doğrudur, altına adını yazdığımız bina o bina değil, yanlış fotoğraf bizim hatamız. Doğrusunu yayınlıyoruz. Ancak kilit taşları da dahil, yıkım ve değiştirme izni alındığına ilişkin bilgiye yer verilmemiş yanıtta.

- “Otopark sorununa çözüm için çarşı merkezine yapılan otopark için hiçbir tarihi ev yıkılmamıştır” denmiş..

Bizim yazımızda öyle bir konu yok. Yıkılan evin yerinin otoparka dönüşmesini göstermiştik fotoğrafta, çarşıdaki otoparkı hiç konu etmedik.

- “Durdurulan proje yok, hepsi tüm hızıyla devam ediyor. Ankara Üniversitesi Ayaş Meslek Yüksekokulu, 2017-2018 eğitim öğretim yılına kapılarını açtı. 75 yataklı Ayaş Devlet Hastanesi’nin inşaatı başladı” denmiş..

Projeler devam
Haklılar, devam ettiğini biliyoruz. Açıklayıcı bir cümle koymalıydık çünkü oradaki atıf, bir önceki Belediye Başkanı’yla yaşanan çekişmeye işaret etmek içindi. Bu çekişmeden Ayaş zararlı çıkmak üzereydi ve 9 Mayıs 2017’de ‘Olan Ayaş’a Oluyor’ yazısını laf olsun diye yazmamıştık.

Ya da örneğin Gölet Projesi’nin yeniden akarsuya çevrilmesine projeyi yapanlar da anlam verememiş, değiştirmek zorunda kalmışlar, ‘niye’sini, biz de merak ediyoruz.

- “Belediyemiz tarafından tespit edilen tarihi konaklar, Ankara Valimiz Ercan Topaca’nın ilçemizde yapmış olduğu incelemeler sonucu destekleri ve işbirliğiyle tarihi evlerin restorasyon çalışmaları başlatılmıştır” denmiş..
Yıkılan evlerin yeri otoparka dönüşüyor
Yıkımlar izinli mi?
Bizim de arzu ettiğimiz bu zaten. Tarihi Ayaş evlerine sahip çıkılması ve turizme kazandırılması. Ancak İncipınarı Sokak’taki yıkılan iki evin Koruma Kurulu iznine ek olarak Dibek Sokak 2 numaradaki evi de ekleyerek tekrar soralım; bu yıkımlar, izinli mi yapıldı? Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, verdiği iznin bilgi ve belgelerini, niye sizden istesin?

Ayaş Belediyesi’nin sabırlı yanıtı ve uyarılarına teşekkür eder, daha soracağımız pek çok soruyu, yeri geldiğince iletmeye çalışacağımızı belirmek isteriz.

28 Şubat 2018 Çarşamba

KALE’NİN MEVSİMİ YOK



27.02.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Merhabalaşıp bir dakika olmadan “Sokak aydınlatmaları takıldı ama 4 aydan fazla oldu yanmıyor” diye meydanı gösteriyor esnaf. “Niye?” demeye takatimiz yok, takılıp 2 yıldır yanmayanlarını biliyoruz Kale sokaklarında. Şehrin en turistik yerinde zifiri karanlığın ne olduğunu anlatamadık bu şehrin yöneticilerine. “Niye?” demeye güç kalmıyor 7 yıl aynı şeyi tekrarlamaktan. Bahanesi de yok.

Karanlıkseverlerin ateşi aydınlatıyor sokağı
Sokak aydınlatması temel bir hizmettir, olsa kim dinler bahaneyi. Kale sakinleri, esnaf, biz, anlayamıyoruz neyi anlatamadığımızı. Kale Meydanı yanmıyor, sokakları bir yanıyor iki sönüyor, aşağı yansa yukarı, yukarı yansa aşağısı kararıyor, medeniyet gelemiyor bir türlü 2 bin yıl önce bile bir medeniyet merkezi olan Kale’ye. Kepenkler erkenden indirilip, karanlıkseverlere terk ediliyor mahalle.

Karanlıksever saatleri
Karanlıkseverlerden bir tayfa, Yeni Hayat İlkokulu’nun çevresini mekan tutmaya devam ediyor. Mart 2017’de ‘Ayaküstü Kale Meyhanesi’ diye anlatmıştık, değişen bir şey yok, mekan hala revaçta! Karanlığı da beklemiyorlar aslında, hatta bazıları çocuklar okuldan dağılmadan başlıyor.

Bir de ‘vale’ yazılı yelekler giymiş otopark tahsilatçılarına kalıyor meydan. Yelekler yeni, daha önce yoktu. Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir işaret göremedik üzerlerinde, işler ilerlemiş ki organizasyon geliştirilmiş. Turist otobüslerine park yeri bulamazken çok hızlı verilen bir hizmet var burada; neredeyse daha inmeden arabayla sizi de park edecekler!

Birkaç hafta önce kapıları çalınmıştı
Tuvaletleri övmüyoruz
Kale’nin tuvaletlerine harcadığımız mürekkep, dünyanın hiçbir tuvaletine nasip olmamıştır. Şakalarımız ‘güzelleme’ olarak mı algılanıyor acaba? Değil efendim, aslında şikayet ediyoruz, övünülecek bir tarafı yok Kale’deki bütün mesaili ya da keyfi çalışan umumi tuvaletlerin.

Gözümüze sokulacak ya, sen bir de yağmur başlamasın mı meydanın ortasındayken. Daha incecik yağmurda sen o altı beton kaplı kaygan döşenmiş taşlardan yokuş aşağı akmaya başlamasın mı sular? O kadarcık suyu çekemedi yol. İyi tarafından bakarsak kar yağınca mahalle sakinleri ve esnafın otobüs seferi talebi de böylece kısmen hallolmuş olur; kayarak bu yandan Anafartalar’a, öbür yandan Hamamönü, Hacettepe’ye kadar inebilirler.
Çatlak daha da büyüdü

Zamanlama sorunu var
Yağmurdan kaçarken Bursa Evi’nin altına düşen Kale duvarındaki çatlağın da büyüdüğünü görmeyelim mi. Çatlatan çatlağımız!.. Yıkılmadan bir önlem düşünen var mı ki? Restorasyonu başlayan Alaeddin Camisi önünden geçmek, Akkale’ye gitmekten vazgeçtik; daha kapısında bu kadar sinir bozulması yeterli geldi dinlenelim diye gittiğimiz Kale’de.
Koyunpazarı Yokuşu

Ankara Kalesi’nin mevsimi yok, ister yaz ister kış ayrı keyifler sunan bir tarih ve turizm merkezi. Çok güzel ürünler yaratan atölyeleri, sanat galerileri, müzeleri, kafe ve lokantalarıyla günden güne kendini buluyor. Bir zamanlama sorunu var sadece; bu hızda toparlarsak torunlarımızın torunları, kesin sürecek keyfini. Olan bize olacak, gözümüz arkada gideceğiz işte!

21 Şubat 2017 Salı

GÜVENPARK’IN ÖLÜM FERMANI



21.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Eller Mersin’e, bizim belediye tersine. Ne ‘uzman’ denen kişi tanıyor ne akıl danışıyor ne de dinliyor. Bir kendini dışarıya kapatmış kapalı devre iletişim ağı içinde, tüm şehircilik ilkelerini dozer gibi çiğneyip geçiyor. Öyle ki bazı uygulamalarının, asla geri dönüşü yok. Dünya kalabalık şehirleşmeye çareler üretiyor, biz, çareleri çaresiz bırakacak geri dönülmez yolda, uygun adım burnumuzun dikine gidiyoruz.

Neler yapıyoruz
Önce şehrin yeşil dokusuyla başladık, beton ve asfalt zihinlerle kentin yeşil omurgalarını parçaladık. Gelişigüzel yapılaşma çılgınlığının önünü açıyorduk; tutturabilen, tutturabildiği yerde, tutturabildiği kadar yapılaştı. Ulaşım sorunu büyüdü, yine ters yönde tam gaz, toplu taşımacılıkta yapılmayacak ne varsa önce onları uygulamaya koyduk. En son iki marifetimiz, ‘kentsel dönüşüm’ diye mahalleleri parçalamak ve tarihi dokuyu yıkmak ya da yenileriyle değiştirmek oluyor.

Bildiğiniz tarihi evleri yıkıyor, son model, hatta bazılarını apartmanlaştırıp yenilerini yapıyoruz. Bizans Suru’nda olduğu gibi kendisini yıkıp yenisini örüyoruz, Hacıbayram höyüğünde 2 bin 700 yıllık kutsal mekanın altına girip otopark inşa ediyoruz. Bir yandan da Marmara Köşkü, Çubuk Barajı Göl Gazinosu, Su Süzgeci binası, Etibank binası, Çiftlik’teki Merkez Lokantası, Havagazı Fabrikası ve sırası gelen İller Bankası’nı yıkıyoruz. Çiftlikteki Bira Fabrikası, kelime-i şehadet getiriyor içinden.
Dolmuşlar Güvenpark'a sığamadı gitti
Akılda deli sorular!
15 Şubat 2017’de Satürn Uzay Üssü’nde toplanan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Güvenpark’ın ölüm fermanını imzaladı, Fen İşleri Dairesi, infaz için yetki aldı. “..trafik açısından sorun haline gelen minibüs ve otobüs durakları için yeraltı otoparkı projesini yapacağız. 2 ya da 3 katlı olarak düşündüğümüz otoparka, her katta 75 araç olmak üzere 225 araç park edebilecek..” şeklinde yapılan açıklama, “..yukarda kalan bölümleri de yine park alanı olarak düzenleyip vatandaşların hizmetine sunacağız. Güvenpark’ta bulunan anıta ve tarihi dokuya zarar vermeyeceğiz..” diye devam ediyordu.

1- Dünyanın gelişmiş, marka olmuş büyükşehirleri trafiği merkezden uzaklaştırırken biz niye merkeze hem de yerin dibine kadar sokuyoruz, soru...
2- Minibüslere, otobüslere yer açacağız diye kala kala bir avuç yeşili kaldı zaten Güvenpark’ın, parka dokunmadan, ona zarar vermeden o 225 aracı nasıl çıkaracaksınız yeryüzüne acaba, soru...
3- Minibüsler için belediye otobüslerini çıkardınız parkın arkasındaki duraklardan, hiçbir değişiklik olmadı trafik sıkışıklığında. Otobüsler uzağa gitti, kalan boşluğu dolmuşlar doldurdu, hiçbir önlem almadılar sıkışıklığı önleyecek. Belediye otobüslerimiz, Özel Toplu Taşıma Araçları, minibüsler ve Özel Halk Otobüsleri’nin ardından son sırada nal topluyor, toplu ulaşım politikanız bu mudur, soru...
4- ‘Ağaç’ denen bitkinin kökü toprak ister, bazı kökler kilometrelerce öteye gider. 20 santim toprak, üzerine çim, biraz çalı çiçek dağıt etrafa, “Al sana park yaptık” demeyecekseniz, otoparkın üzerine havayla beslenen ağaç mı dikilecek icat olduysa eğer, soru...
5- Güvenpark, Birinci Derece SİT alanıdır, SİT’liğinden eser bırakmadık zaten, Zafer Parkı’na yapıldığı gibi altını oyup  tarihten silelim, Saraçoğlu Mahallesi’nin yolunu açalım mı diyorsunuz, soru...
6- Kızılay-Dikmen, Dikmen-Sokullu, Söğütözü-100.Yıl metro hatları, 1994 yılında onaylanmıştı, bu sürede ne yaptınız da başkentin göbeğini geri dönülmez yeni bir uygulamaya maruz bırakıyorsunuz, soru...
Kızılay'ın ciğeri Güvenpark, küçülmeden önce
Sıra kime geliyor?
Bu arada aynı Belediye Meclisi’nde, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmasını öngören Başkanlık yazısı da kabul edildi. İlçeye meydan düzenlemesi, park alanı, bank, kamelya, kilit taşı, çocuk oyun grupları gibi yardımlarda bulunulacak, SİT alanı ve etkileşim geçişi alanı (ne demekse) olarak belirlenen alanlarda, imkanlar dahilinde restorasyon çalışmaları yapılacak. Önceki yılın yardımseverliklerini de ‘Eli Açık Ankara’ başlıklı köşemizde sıralamıştık zaten kıymeti bilinsin diye. 

Ayranı yok içmeye, uzman tanımaz, akıl danışmaz, söyleyeni dinlemez Satürn Uzay Üssü’nden idare edilen ‘Eli Açık Ankara’, Güvenpark’ı da verirsek sırada Milli Egemenlik Parkı, Kuğulu Park, Seymenler ve Botanik Parkı var büyük ihtimal. Pençeyi bir taktı mı.. haydi selametle!..