özel toplu taşıma araçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özel toplu taşıma araçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2017 Salı

GÜVENPARK’IN ÖLÜM FERMANI



21.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Eller Mersin’e, bizim belediye tersine. Ne ‘uzman’ denen kişi tanıyor ne akıl danışıyor ne de dinliyor. Bir kendini dışarıya kapatmış kapalı devre iletişim ağı içinde, tüm şehircilik ilkelerini dozer gibi çiğneyip geçiyor. Öyle ki bazı uygulamalarının, asla geri dönüşü yok. Dünya kalabalık şehirleşmeye çareler üretiyor, biz, çareleri çaresiz bırakacak geri dönülmez yolda, uygun adım burnumuzun dikine gidiyoruz.

Neler yapıyoruz
Önce şehrin yeşil dokusuyla başladık, beton ve asfalt zihinlerle kentin yeşil omurgalarını parçaladık. Gelişigüzel yapılaşma çılgınlığının önünü açıyorduk; tutturabilen, tutturabildiği yerde, tutturabildiği kadar yapılaştı. Ulaşım sorunu büyüdü, yine ters yönde tam gaz, toplu taşımacılıkta yapılmayacak ne varsa önce onları uygulamaya koyduk. En son iki marifetimiz, ‘kentsel dönüşüm’ diye mahalleleri parçalamak ve tarihi dokuyu yıkmak ya da yenileriyle değiştirmek oluyor.

Bildiğiniz tarihi evleri yıkıyor, son model, hatta bazılarını apartmanlaştırıp yenilerini yapıyoruz. Bizans Suru’nda olduğu gibi kendisini yıkıp yenisini örüyoruz, Hacıbayram höyüğünde 2 bin 700 yıllık kutsal mekanın altına girip otopark inşa ediyoruz. Bir yandan da Marmara Köşkü, Çubuk Barajı Göl Gazinosu, Su Süzgeci binası, Etibank binası, Çiftlik’teki Merkez Lokantası, Havagazı Fabrikası ve sırası gelen İller Bankası’nı yıkıyoruz. Çiftlikteki Bira Fabrikası, kelime-i şehadet getiriyor içinden.
Dolmuşlar Güvenpark'a sığamadı gitti
Akılda deli sorular!
15 Şubat 2017’de Satürn Uzay Üssü’nde toplanan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Güvenpark’ın ölüm fermanını imzaladı, Fen İşleri Dairesi, infaz için yetki aldı. “..trafik açısından sorun haline gelen minibüs ve otobüs durakları için yeraltı otoparkı projesini yapacağız. 2 ya da 3 katlı olarak düşündüğümüz otoparka, her katta 75 araç olmak üzere 225 araç park edebilecek..” şeklinde yapılan açıklama, “..yukarda kalan bölümleri de yine park alanı olarak düzenleyip vatandaşların hizmetine sunacağız. Güvenpark’ta bulunan anıta ve tarihi dokuya zarar vermeyeceğiz..” diye devam ediyordu.

1- Dünyanın gelişmiş, marka olmuş büyükşehirleri trafiği merkezden uzaklaştırırken biz niye merkeze hem de yerin dibine kadar sokuyoruz, soru...
2- Minibüslere, otobüslere yer açacağız diye kala kala bir avuç yeşili kaldı zaten Güvenpark’ın, parka dokunmadan, ona zarar vermeden o 225 aracı nasıl çıkaracaksınız yeryüzüne acaba, soru...
3- Minibüsler için belediye otobüslerini çıkardınız parkın arkasındaki duraklardan, hiçbir değişiklik olmadı trafik sıkışıklığında. Otobüsler uzağa gitti, kalan boşluğu dolmuşlar doldurdu, hiçbir önlem almadılar sıkışıklığı önleyecek. Belediye otobüslerimiz, Özel Toplu Taşıma Araçları, minibüsler ve Özel Halk Otobüsleri’nin ardından son sırada nal topluyor, toplu ulaşım politikanız bu mudur, soru...
4- ‘Ağaç’ denen bitkinin kökü toprak ister, bazı kökler kilometrelerce öteye gider. 20 santim toprak, üzerine çim, biraz çalı çiçek dağıt etrafa, “Al sana park yaptık” demeyecekseniz, otoparkın üzerine havayla beslenen ağaç mı dikilecek icat olduysa eğer, soru...
5- Güvenpark, Birinci Derece SİT alanıdır, SİT’liğinden eser bırakmadık zaten, Zafer Parkı’na yapıldığı gibi altını oyup  tarihten silelim, Saraçoğlu Mahallesi’nin yolunu açalım mı diyorsunuz, soru...
6- Kızılay-Dikmen, Dikmen-Sokullu, Söğütözü-100.Yıl metro hatları, 1994 yılında onaylanmıştı, bu sürede ne yaptınız da başkentin göbeğini geri dönülmez yeni bir uygulamaya maruz bırakıyorsunuz, soru...
Kızılay'ın ciğeri Güvenpark, küçülmeden önce
Sıra kime geliyor?
Bu arada aynı Belediye Meclisi’nde, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmasını öngören Başkanlık yazısı da kabul edildi. İlçeye meydan düzenlemesi, park alanı, bank, kamelya, kilit taşı, çocuk oyun grupları gibi yardımlarda bulunulacak, SİT alanı ve etkileşim geçişi alanı (ne demekse) olarak belirlenen alanlarda, imkanlar dahilinde restorasyon çalışmaları yapılacak. Önceki yılın yardımseverliklerini de ‘Eli Açık Ankara’ başlıklı köşemizde sıralamıştık zaten kıymeti bilinsin diye. 

Ayranı yok içmeye, uzman tanımaz, akıl danışmaz, söyleyeni dinlemez Satürn Uzay Üssü’nden idare edilen ‘Eli Açık Ankara’, Güvenpark’ı da verirsek sırada Milli Egemenlik Parkı, Kuğulu Park, Seymenler ve Botanik Parkı var büyük ihtimal. Pençeyi bir taktı mı.. haydi selametle!..

11 Şubat 2017 Cumartesi

TOPLU TAŞIYAMA-MA



10.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Toplu taşımacılığı hep aksayan bir başkent olduğumuz yeni değil. Ama ‘çok aksayan’ hale gelmesini de beklemiyorsunuz, bir yerlerde mutlaka çözüm üretildiğini umuyorsunuz. Umduğumuzu değil bulduğumuzu yaşıyoruz.

Tam 2 yıl önce 10 Şubat 2015, köşemizin başlığı ‘Toplu Taşıma-ma’. 2 yıl sonra bugün biraz değişti başlığımız, ‘Toplu Taşıyama-ma’ oldu. Yaşamı ve insanı istatistik sonuçlarıyla değerlendirmek toplum yaşamında her zaman doğru olacağı anlamına gelmez ama bazı istatistikler, kargaşayı düzenli açıklayabilir.

Özelin cazibesi
Devasa ‘U’ şeklinde bir metro hattımız var, devasa bir ‘O’ olması gerekirken. Bu ‘U’, kente ciddi işgücü sağlayan 550 bin kişilik bir ilçeye, Etimesgut’a dokunmuyor. Nasıl geliyorlar merkeze? Otobüslerle Çayyolu Metro Durağı’na taşınıyorlar, oradan merkeze. Ya da halk otobüsleriyle aktarmasız, doğrudan merkeze geliyorlar. İki kez kart basacağıma ben de halk otobüsünü tercih ederdim.

En son 5 Ocak 2017’de Keçiören Metrosu açıldı. Bir gün sonra felaket tellalı gibi ‘Keçiören Metrosu Çare Olacak Mı?’ diye soruyorduk bu köşeden. Kısa süre sonra boş tren vagonları, duraklardaki aksaklıklar paylaşılmaya başladı sosyal medyada. Biraz beklemek lazım, bir ay sonra okurlarımız, aynı boş vagonları ve sorunları bizimle paylaşmaya başladı.

900 bini aşmış nüfuslu Keçiören’den boş metro çalışıyordu merkeze. Aslında tam merkeze değil, Atatürk Kültür Merkezi’ne geliyor, oradan aktarmayla Kızılay’a geçiliyordu. Metro geldi diye belediye otobüsleri kaldırılmıştı ama halk otobüsleri doğrudan merkeze çalışıyordu. Ben de olsam halk otobüsüne binerdim.

Rakamlar ne diyor?
8 Şubat’ta ‘Ankara Nasıl Şehirleşiyor?’ yazı dizimizde Mimar, Şehir Yüksek Plancısı ve Ulaşım Plancısı Erhan Öncü, rakamlarla dövdü bizi adeta. Bırakın umduğumuzu, bulduğumuzu da kaybediyorduk ağırdan ağırdan. Örneğin:

- Ankaray günde 1 milyon kişi taşıyabilecekken 125 bin kişi taşıyormuş..
- Metro, Sincan ve Çayyolu hatlarını beraber hesaplarsak 3 milyon kişi taşıması gerekirken 283 bin kişi taşıyormuş..

- 2012 yılında günlük ortalama şöyle:
Belediye otobüsleri 615 kişi
Minibüsler 510 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 620 kişi
Özel Halk Otobüsleri yaklaşık 900 kişi taşıyormuş.

- 2016 Ağustos rakamlarına göre günlük ortalama ise şöyle olmuş:
Belediye otobüsleri 405 kişi
Özel Toplu Taşıma Araçları 410 kişi
Minibüsler 440 kişi
Özel Halk Otobüsleri ise bin 100 (1100) kişi
Yüksek fiyatın nedeni
Rakamlarla dövdüğü yetmezmiş gibi bir de sonuna eklemişti Erhan Öncü, “Bu tablodan şunu anlayabiliriz; kamu hizmetini belediye veriyor ama kazancı özel toplu taşıma araçları elde ediyor!” Ohh, fiyatların yüksek oluş nedeni de belli oldu!

Dünya Bankası’nın ölçülerine göre bizim belediye otobüslerinin günde bin 200 (1200), körüklü ya da katlı otobüslerin de bin 800 (1800) kişi taşıması gerekiyor. Böyle olursa o şehirde toplu taşımacılıktan bahsedilebiliyormuş. Bizim numaratör geri sayıyor. Bizim rakamların kamu yararına olanları, kamu aleyhine tepe taklak geri gidiyor yani.

Boşa şafak sayıyormuşuz
Ve dahi vermekle yükümlü olduğu hizmetten zarar ettiği gerekçesiyle şikayet eden bir belediyemiz var. Aynı düz hat üzerinde 2 aktarma yapılan metromuz var ki dünyada benzeri yok. Yetersiz ring seferleri nedeniyle sefer sayısı arttırılacağına örneğin Hacettepe ve ODTÜ Üniversiteleri’nde otostop cepleri yapıldı. Gece erken kesilen seferlere hiç girmedik bile.

‘Bir yerlerde mutlaka çözüm üretildiği’ beklentisiyle şafak sayıyormuşuz ya... Kimsenin bizi öyle topluca taşıma derdi falan olmadığı anlaşılıyor istatistiklerden. İstatistiğine bile ulaşması zor hatta. Bir nevi toplu taşıyama-manın, destanı yazılıyor ülkenin başkentinde.
Olması gereken ile bizde olan; tam tersine gidiyoruz