heyelan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
heyelan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2012 Cumartesi

BAŞLIK HANGİSİ OLSUN?


17.02.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Kim İlgilenecek 2’ mi olsun ‘Kaygan Zemin 2’ mi? Birincilerini yazmıştık, bu yazıya yakışacak başlıkta kararsızlık baş gösterdi. Yeni başlık üretmek dert değil de olaylar ve şikayetler, düzenli bir devamlılık arzedince birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü.. diye yazmak daha mantıklı olabilir.

- Ali bey, ‘Kim İlgilenecek 3’te tavırlıydınız. ‘Kim İlgilenecek 14’teki küçümsermiş gibi yaklaşımız üzdü bizi.


- Efendim, dikkat buyurunuz; ‘Kim İlgilenecek 35’te acımasızca yönelttiğim eleştiri okları, bu yanlış anlamaya yanıt mahiyetindedir. Ayrıca ‘Kim İlgilenecek 42’de, bakış açımdaki yeniliği fark edeceksiniz.

Yerinde sayma günlüğü
Bazen aynı başlığın arkasına numaralar ekleyerek yerinde saymanın günlüğü yazılabilir gibi geliyor Ankara’da. Yürür gibi görünüyor ama yerinde sayıyor. Yürünen ama ilerlenemeyen bir yürüme bandındaymış gibi. İlerlemeye bakar toplum. İlerlemeyen hareketin sonu, ilgisizlik ve yılgınlık. Kıpraşacak olsan bu sefer de bakacak adam bulamazsın.

Kayıyor Ankara
Bir önceki yazımızın başlığı ‘Kaygan Zemin’di. Kar yağınca Ankara sokaklarında, kaymaktan nasıl hareket edilemediğini  tasvir etmeye çalışmıştık. Zaten kaygan olan siyaset zeminine, katkısından bahsetmiştik. Başka türlü de kaymaya başladı Ankara. Akpınar Mahallesi’nden sonra şimdi de Cengiz Topel, 50.Yıl ve Dilekler Mahalleleri kayıyor. Bir kısmı Mamak, bir kısmı da Çankaya Belediyesi sınırları içinde. Koca koca mahallelerin altındaki toprak kayıyor. Bildiğiniz heyelan. Çatlaklar, kırıklar, patlayan su ve kanalizasyon borularıyla deprem manzarası adeta. Afet koşulları oluşmuş başkentin göbeğinde.

Bayat siyaset
Bu koşullarda gazete manşetlerine ne yansıyor? Belediye başkanlarının atışması: Çankaya Belediye Başkanı, yardım isteyen halka, “Kime oy verdiyseniz o yardım etsin” demiş. Mamak Belediye Başkanı, kendi kulaklarıyla duymadığı bu ifadeyi Büyükşehir Belediye Meclisi’ne taşımış. Büyükşehir Belediye Başkanımız’da, ara bulmaya “Herkes gelsin, yüzleşin o zaman” demiş. Kışın ortasında, bu soğuklarda, 200 gecekondu boşaltıldı. Neresinden baksanız 800-1000 kişi çare bekliyor, konuşulanlara, manşetlere bakın.

Akpınar’ın sorumlusu ve çözümünü bekliyorduk, demeye kalmadan  bir başka felaketle karşı karşıyayız şimdi. Ve bu, belediye başkanlarımızın gölgesinde kalmak üzere olan bir felaket. Modası geçmiş siyaset dediğim budur işte. Aziz Nesin, tam 50 yıl önce kitabını yazmıştı. İlerleyememiş, hala aynı yerdeyiz. Bu yürüme bandında, 21’inci yüzyılı idrak edemiyorum ben. Sokağa inip, yürümek, sokaktaki çağı hissetmek gerekiyor belki.

Yakına uzak başkent
Zor günlerinde, kötü sınavlar veriyor Ankara. Bir başkent için çok üzücü. Pakistan’a, Somali’ye, Gazze’ye uzanan kudretli elin başkenti değil sanki. Birkaç kilometre ötesi, bir anda binlerce kilometre uzaklaşıyor başkentinden. Nasıl düştüğünü değil ama uzak düştüğünü anlıyor içinden.

Yerinde saymanın günlüğü bitsin, aynı başlığın arkasına yeni rakamlar eklenmeden. Yazımız, başlığını bekliyor, merakla öpüyor okuyucusunun ellerinden!

1 Şubat 2012 Çarşamba

KİM İLGİLENECEK?


31.01.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bala’da, deprem konutlarına giremediği için Sibirya soğuklarında, derme çatma barakalarda barınmaya çalışan Ankaralılar. Dikmen’de, yılan hikayesine dönen kentsel dönüşüm, Sibirya soğuklarında yıkım kavgası. Yine Dikmen’in Akpınar Mahallesi’nde, heyelan nedeniyle bu soğuklarda evlerini terk etmeye zorlanan ev sahipleri. Birbirini suçlamakla ya da muhatap bulamamakla gözümüzün önünde, sürüyor da sürüyor tartışmalar. Kim “Dur” diyecek?

Bala villaları
2007 yılı Aralık ayında, 5.7 büyüklüğünde bir deprem olmuştu Bala’da. Yıkılan ya da zarar gören evlerin yerine yeni konutlar yapıldı. Ancak 4 yıldır çoğu hak sahibi, TOKİ’nin yaptığı bu evlere girmedi. Bir televizyon haberinde, detaylı görüntülerini gördüm; köylük yere, Çayyolu’ymuş gibi, çiftkat villa tipi evler yapılmış. Elektriği, suyu, gazı bağlanmamış. Çok güzel, çıplak evler. Oysa evlerde ahır düşünülmediği, hayvanlarını da bırakamadığı için evlere giremiyor köylüler. Bir de tabii tandır, köylük yerde ciddi bir ihtiyaç. Çayyolu sokağı sanki, villaları koymuş gitmişler.

Milliyet Ankara Gazetesi’de, manşet oldu derme çatma barakalarda yaşayan Balalılar. Ama tam derme çatma. Bu soğuklarda, Van depremzedelerinden farkları yok. Biri ülkenin bir ucunda, diğeri Ankara’nın dibinde. Gerçeklerden uzak bu planı yapanları, ‘köysel dönüşüm’deki devrimleri için kutlamak lazım!

Dikmen kördüğümü
Gelelim Dikmen Vadisi’ndeki yer kavgasına. Kentsel dönüşüm planı çerçevesinde, gecekonduları yıkıp, modern binalar, siteler yapmak istiyor Büyükşehir Belediyesi. Gecekondu sahipleri, haklarını alamadığına inanıyor ve direniyor. Tartışma kavgaya dönüşüyor, aylardır Ankara gündeminden düşmüyor. Sibirya soğuklarında, sinirler ısınıyor. Hatta Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, gazetemize verdiği söyleşide “Gireceğiz, yıkacağız ve kendi işimize bakacağız. Hiçbir direniş, devletin gücünü aşamaz” diyor ısınmış sinirleriyle. “Devlet’le gecekonducular, karşı karşıya” gibi yanlış bir anlam çıkıyor. Gecekonduya izin veren, yol, elektrik, su, gaz bağlayan, tapu veren kendisi değilmiş gibi.

Akpınar heyelanı
Akpınar Mahallesi’ne de bakalım: Koca koca, hem de yeni yapılmış binalar, inşa edildikleri yamaçtan kayıyor. Belki de daha borcu bitmemiş ev sahiplerine, “Çıkın” deniyor. Çıkamıyorlar. Soğukların azdığı günlerde, Büyükşehir Belediyesi’yle Çankaya Belediyesi’nin, voleybol maçı gibi, topu birbirine atmasını izliyoruz. Sorun acil, daha sorumlusu belli değil.

İlgisizliğin başkenti
Detaylarına girmeden anımsattığımız, gündemden düşmeyen üç sorun bunlar. Ankara’ya ilgisizliğin tescili gibi sündükçe sünen, sünmesinden rahatsızlık duyulmayan sorunlar. Hatta Atatürk Orman Çiftliği, Ankaragücü gibi ekledikçe ekleyebiliriz arkalarına. Devletin merkezinde, devletin ve Ankaralılar’ın, maç izler gibi izlediği çözüm bekleyen sorunlar. Başkent sınırları içindeki ilgisizliğin, ürkütücü sessizliği. Ankara’ya gareziniz yoksa uzaktakilerin halini düşündürüyor insana.

O halde soralım; Ankara’da, çözülemeyen sorunlar varsa lastik gibi uzayan sonuçsuzluğu izleyeceğine, kim ilgilenecek?