bakanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bakanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2015 Perşembe

BAŞKENTİN ULAŞIMINI BAKANLIK MI ÇÖZSE?



01.12.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Egosu yüksek EGO çözemiyor, Büyükşehir Belediyesi seyrediyor, İstanbul’un 3’te 1’i kadar Ankara, İstanbul’dan 3 kat daha kötü bir şehiriçi ulaşım düzeniyle ömrümüzü yiyor. Adam, yerin göğün insan olduğu, 15 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’dan geliyor, ilk lafı şehiriçi ulaşımla geçtiği dalga oluyor. Sadece İstanbul’dan değil, bütün büyükşehirler ve hatta bir o kadar ilden kötü durumdayız. Ulaşım, lüks tüketim sayılıyor Ankara’da.



Şikayet ediyor çünkü..

Adam niye şikayet ediyor? Çünkü ne AŞTİ’den ne Gar’dan ne de havaalanından toplu taşımaya ulaşamıyor. İstanbul’dan 6 saatte geliyor, AŞTİ’den belediyenin saatte bir kalkan bedava servisleriyle gideceği yere 1 buçuk saatte gidiyor. Herkes metro duraklarına yakın oturmuyor ki. 1 buçuk saatte sadece semt merkezine gidiyor evine değil. Otobüs firmalarının bedava servisleri kaldırılınca olan uzak semtlere ve cüzdanlara oldu.



Gar’da iniyor, metro Gar’a bağlı değil, çantasıyla yaklaşık 500 metre Maltepe’ye, metro durağına yürüyor. Metro hattında değilse gideceği yer, yine de Kızılay, Ulus gibi merkezlere ulaşmak zorunda.



Havaalanında, seyrek gelen belediye otobüsünü beklemektense 4 katı para verip, özel servise biniyor. Gar gibi metrosu, tramvayı yok oranın da. Taksi parası, uçak biletinden fazla tutar.



Muhabbet edecek sanırken

24 saat yaşayan şehirden gelmiş, gece 10 buçukta “Hadi kalkalım, metronun son seferi 11’de” deyince gülmekle anlamaya çalışmak arasında kalan insanın ahmaksı ifadesi donuyor yüzünde. “Arabası olmayana, gün bu kadar Ankara’da. Kalk da İstanbul biletinin 2 katı taksi parası vermeyelim” diyerek çaresiz bırakıyoruz misafiri.



Yeni hatlar dert oldu

Misafir olsa keşke tek derdimiz. Çayyolu ve Sincan metro hatlarının açılışından sonra onbinlerce öğrencinin, yüzbinlerce vatandaşın derdine dert katıldı. Hem eskisinden daha uzun sürüyor hem de daha pahalıya geliyor artık yolculukları. Metro duraklarına konan otobüs ring seferleri yetersiz kaldığı için üniversiteliler kilometrelik kuyruklarda bekleşiyor, vatandaş, gelen otobüs dolu olmasın diye dua ediyor. Sabah akşam aynı film.



Başkentte, sorunlarımızı belediyeye ileteceğimiz ‘Mavi Masa’ diye bir merkez var; ALO 153 Mavi Masa. Arıyorsunuz, “10 bin kişi imza toplarsanız derdiniz gündeme gelir” diye akıl veren bir masa. Benim 10 bin kişiyi toplayacak zamanım olsa seni niye arayayım bir, derdimiz 9 bin kişiyi ilgilendiriyorsa hiç aramayalım mı iki. 2 bin kişi de olabiliriz 500 kişi de, masanın kotası mı var adam yerine konmak için.



Gece ulaşımı hiç yok

Dahası ‘Ankara’da Gece Ulaşımı Olsun’ diyen 36 bin 500 kişi imza topladı, yine takan yok eğer sayıyla halloluyorsa işler. Siz bir de o imzaların altındaki yorumları okusanız a EGOcular, a Belediyeciler. Seferler erken bittiği için AŞTİ’de yatan mı istersin, Eryaman’a yürüyen mi, gece kalacak yakın arayan mı?



Ankara’nın 1 numaralı turizm merkezi, tartışmasız Ankara Kalesi olmalıdır. 4 yıldır yalvarıyoruz neredeyse “Kale’ye bir otobüs ring hattı koyun” diye diye. Bırak turisti, kendi esnafı gidemiyor Kale’ye, bildiğin tırmanıyor her gün. ‘Kale Eylem Planı’na girmesine rağmen 4 yıldır niyet bile edilmedi. Özellikle hafta sonları, resmen otopark terörü yaşanıyor Kale’de.



Kafasına göre

Geçtiğimiz Pazar günü, saat daha akşam 8. Validemiz Hacettepe Hastanesi’nde, ziyaretimiz bitti, Batıkent Çakırlar dolmuşuna binecek, eve gideceğiz. Dolmuş durağı boş. Değnekçiye sorduk “Sizden önce de 5 kişi bekledi bekledi gitti” dedi. Yürü Sıhhiye’ye ki Allah’tan yürüyebilecek durumdayız. Adamlar, akşamın 8’inde, kafasına göre kesmiş seferleri. Sadece belediyesi değil yani, toplu ulaşımda genel bir başıboşluk var, hizmet olarak görülmüyor şehiriçi ulaşım.



Son olarak; zarar etmekten şikayet eden belediyemiz, örneğin Aşağı Ayrancı’ya, 1 belediye otobüsüne karşılık 4 özel halk otobüsü çalıştırıyor. “Ayarı yok” diyoruz ya bu şehrin, kar-zarar konusu değil demek bu işler.



Toplu taşıma lütfediliyor

12 Şubat 2014’de Sincan, 1 ay sonra 13 Mart’ta Çayyolu metrohatları açıldı. 17 yıl bitirilemeyen metro hatları, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın devreye girmesiyle ihale süreci dahil yaklaşık 3 yılda bitti. Bu sefer de bitmiş metroyu işletemedi belediye. Yaklaşık 1 buçuk yıldır sinyalizasyon bahanesiyle Çayyolu ve Sincan'a gece 10 buçuk, Batıkent'e 11 de bitiyor seferler.



Defalarca çaldık bu plağı, dinletemedik. Toplu taşımacılık, lütfediliyor bize adeta. O zaman metro örneğinden yola çıkarak, “Şehiriçi ulaşım ve toplu taşımacılığı, Bakanlığa mı devretsek acaba?” diyoruz. Bizim yaşadıklarımızı duymayan, duyduğumuz şikayetleri dinlemeyen, herhangi bir önlem alma gereği de duymayan bir muhatabımız var çünkü.

24 Ocak 2014 Cuma

ÇİFTLİK’TEN AÇIKLAMA VAR


21.01.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi


7 Ocak 2014 tarihinde Sayıştay’ın Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili raporunu ele almış, “Tokat Gibi Rapor” demiştik.  Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü, yazımızda geçen konularla ilgili açıklama yolladı. Önce onu paylaşalım:



Bira Fabrikası

“.. 2008 yılından günümüze kadar Sayıştay Raporları’nda da ifade edilen, Atatürk Orman Çiftliği arazi varlığının değişimi 1939 yılında Bira Fabrikası’nın 3697 sayılı Kanunla Tekel Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle başlamıştır. Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 05.02.2002 tarihli ve 2002/6 sayılı Kararı ile TEKEL’in özelleştirilmesine karar verilmiştir.



AOÇ Müdürlüğü, bahse konu arazilerin tekrar mülkiyetine devri için girişim başlatmış olsa da AOÇ Bira Fabrikası’nın, Tekel Genel Müdürlüğü’ne devrinden sonra AOÇ Müdürlüğü’nün yasal tasarruf hakkı kalmamıştır. Şu an ki yasal tasarruf hakkı Özelleştirme Yüksek Kurulu 25.04.2013 tarih 2013’e 74 sayılı kararı ile Maliye Hazinesi’dir.


Yeni tahsis hazırlıkları

- Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun tasarrufunda iken özelleştirilen arazilerin iadesi konusunda gerekli işlemlerin başlatılabilmesi hususundaki Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından bahse konu arazide; Jandarma Genel Komutanlığı’na hizmet süresince tahsis edilmiş olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Gazi Üniversitesi Rektörlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere tahsisinin istenildiği, söz konusu taşınmazlara ilişkin tahsis talepleri değerlendirilmektedir.



- Kurumumuza ait kiralık alanların rutin (her zamanki) takipleri yapılmakta olup, sözleşmelerine aykırı durumlar tespit edildiğinde hukuki yollara gidilmektedir. Son yıllarda kira bedellerinin ödenmemesi sebebiyle mahkemelerce verilen tahliye kararları uygulanmıştır. Marmara Oteli’nin bulunduğu alanın tahliyesi ve Merkez Lokantası’nın kira alacağının mahkeme kararıyla tahliyesi buna örnek olarak gösterilebilir.



Arazi varlığı değişmemiş

- Atatürk Orman Çiftliği, hazineye bağışlandığında yaklaşık 55 bin 538 dekar araziye sahipti. AOÇ arazilerinin mülkiyeti 1939-1983 yıllarında çıkarılan 9 yasa, Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu Yönetim Kurulu Kararları ve 1973-1994 yılları arasında ise yargı kararlarıyla elden çıkmıştır. Mahkeme kararları ile satışı yapılan arazi miktarı ise yaklaşık 43 dekardır.



En son 31.07.2008 tarih ve 5801 sayılı Kanunla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne 258 bin 186 metrekare (258 dönüm) arazi 49 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edilmiş olup, mülkiyeti AOÇ’dedir.

Kurumumuz’un arazi varlığı 1983 yılından günümüze kadar değişmemiştir. 1983 yılında 33.256 dekar olan arazi varlığımız, 2014 yılında da 33.256 dekardır.



Ağaçlandırma çalışmaları

- Kurucumuz ATATÜRK’ün de talimatları doğrultusunda, Atatürk Orman Çiftliği’nde, kuruluş yıllarında ağaçlandırma çalışmalarına büyük önem verilmiş fakat daha sonraki yıllarda ağaçlandırma çalışmalarına uzun süre ara verilmiştir.


Atatürk Orman Çiftliği’nin kuruluş yıllarından günümüze kadar yapılan ağaçlandırma çalışmaları yıllar itibari ile; 1925- 2002 arası (77 yılda) 4 bin 500 dekar, 2002–2012 arası (10 yılda) 18 bin 500 dekardır. Son yıllardaki yoğun ağaçlandırma faaliyetleri sonucunda AOÇ arazilerine yaklaşık 2 milyon 200 bin ağaç dikilmiştir..



AOÇ arazisinin yüzde 69’una tekabül eden yaklaşık 23 bin dekar alan, park, orman ve rekreasyon alanına dönüştürülerek halkımızın hizmetine sunulmuştur. Yeni oluşturulacak park ve rekreasyon alanlarının eklenmesiyle AOÇ arazisinin yaklaşık yüzde 73’ne tekabül eden 24 bin 225 dekar alan orman, park ve rekreasyon alanını olarak halkımızın hizmetine sunulmuş olacaktır.



15 milyon vergi 3 milyon kar

Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü, bütün yatırım ve cari harcamalarını kendi öz kaynakları ile karşılamakta, devletten hiçbir ödenek almamaktadır.



Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü’nde 2013 yılı Kasım sonu itibariyle 359 kadrolu personele ilaveten dışarıdan hizmet alımı ile alınan 153 kişi ile birlikte 512 kişi istihdam edilmektedir. İstihdam edilen personelin 2013 yılında Kuruma yıllık maliyeti 17 milyon (trilyon) 500 bin liradır.



Bununla birlikte 2012 yılında toplam 10 Milyon 830 bin, 2013’te 15 milyon 300 bin TL vergi ödeyerek bütçeye katkıda bulunmuştur. AOÇ Müdürlüğü’nün 2012 yılı karı 3 milyon 248 bin 139 lira 66 kuruştur..”



Açıklamada, Çiftlik’te üretilen ürünlerin çeşitlendirilmesi, çevre düzenlemeleri ve müzelerle ilgili bilgiler de var ama uzun açıklamadan, daha çok raporla bağlantılı başlıkları aldık. Sağolsunlar, her Çiftlik yazımızdan sonra mutlaka kendileriyle ilgili kısımlara yanıt veriyor Müdürlük.



“Vasiyet insan hakkıdır”

Ancak Çiftlik’le ilgili başından beri yazdıklarımızın muhatabı daha çok Meclis, ilgili Bakanlıklar ve yargıdır. Çünkü Atatürk Orman Çiftliği, hem yetkisiz etkisiz bir müdürlük hem üstüne milyonlarca lira vergi veren bir özel şirket hem de hakkında verilen kararlara müdahale edemeyen bir kurum durumunda. Dolayısıyla amaç dışı kullanım ve yargı karşısında iyice kırılgan bir yapı oluşturulmuş. Yani işlememesi için ne gerekiyorsa yapılmış. Böyle bir yönetim biçimiyle ayakta durması mucize.



Daha önce de söylemiştik; “Vasiyet, yasaların ve anayasanın üzerinde bir insan hakkıdır, çiğnenmemeli” diye. Amaca uygun arazi tahsisi olabilir ama kimse kimseye hele ki mülkiyetini devredemez arazilerin. Açıklamada geçen ve bugüne kadar yapılan devirler, hukuken geçersizdir. Buradan tartışılmalı konu.


Şimdilik Çiftlik Müdürlüğü’ne açıklamasından dolayı teşekkür ediyor, ayrıntılı tartışmaları ve gelişmeleri ele almak üzere gelecek yazılarımıza devrediyoruz.