2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2012 Pazar

AĞIR AMA DOĞRU VE KARARLI ADIMLAR

03.08.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bir buğday tanesinin, başağa dönmesine denk sürede büyüyen gökdelenlerden bahsetmiştim İstanbul’da. Gözü dönmüş bir çılgınlık furyası esiyor. En son Beylikdüzü’ne doğru çevreyolunun çevresinde dizili siteler aldı aklımı. Aynı sürede dikilen, ilçe barındıracak siteler. Yıl bile olmadı ama öncesinde boş arazi, tarlaydı buralar. Kentsel Dönüşüm diyemiyorum, bir kent yoktu çünkü oralarda.

İnsan ruhu üzerine hırs anıtları
Alibeyköy’den Balat’a ya da Kağıthane’den Çağlayan’a doğru görsem ‘dönüşüm’ diyebilirdim bu gökdelenler ve siteler için. Aksine, boş arazide yükseliyorlardı. Kentin göbeğinde kalan birkaç avuç boş araziyi de ürkütücü büyüklükte beton kütleler doldurmuş. Gerçekten ürkütücü; sanki bir dev, hışımla üzerinize yürüyor. Uzaktan bakmak zorunda bırakıyor sizi, insani değil yaydığı hava. İnsan ruhunu ezmekle yükümlü hırs anıtları gibiler!

Bu beton kütlelerinden birini yapan, yıllarca üretimle sanayicilikle meşgul bir işadamımız, yaptığına şaşırmış: “Ben, hayatımda hiçbir işimde böyle para kazanmadım arkadaş” demiş. Anlatanın yalancısıyım. Ancak kazanılan para ortada, söylemeden de anlaşılabiliyor zaten.

Püf noktası
İşte burası püf noktası; sabırla adım adım tezgahını  geliştirmek yerine, tatlı paranın büyüsüne kapılmak. Frenleri boşalmış işadamımızın. Onu, o güne getiren tezgaha yatıracağına, dolduruşa gelmiş, toprağa, betona yatırmış parasını. Dili damağı kamaşmış. İş değiştirmiş neredeyse. Kazandığını nasıl değerlendirecek, merakla bekliyorum.

Merakla bekliyorum çünkü Amerika Birleşik Devletleri gibi bir süper güç, tam da bu nedenle ekonomik krize girdi. Üretmek yerine kestirmeden gitmeyi düşünen işadamları ve bankalar, alamayacak insanlara sattıkları evlerin ve onlara verilen kredilerin altında kaldılar. Onlarınki, bizimki gibi kütlesel beton yığınları da değildi üstelik. Üretmeyene tükettirmeyi denediler ama o günden beri bir türlü çıkamıyorlar krizden.

Üretmeyi küçümseyen İstanbul
Bilmediğiniz merdivenden koşa koşa, zıplaya zıplaya çıkılmaz. Her birini yoklaya yoklaya, tek tek çıkacaksınız. Bir tanesi çürüktür, alır sizi aşağıya. Yavaş ta olsa doğru ve kararlı adımlar atmalı Ankara. Üretmeden tüketme hissini  körüklememeli. İstanbul’un düştüğü derin rant çukurunu, dikkatle değerlendirmeli. Artık üretmeyi, küçümsüyor çünkü İstanbul.

Geçen hafta Ankara İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu toplandı. Her ay yapılan olağan toplantı, bu ay kamuoyuna duyuruldu. Ankara Valisi Alâaddin Yüksel, “Ankara’da işgücü programlarını doğru belirleyerek istihdam etkinliklerini ve mesleki eğitim uygulamalarını dikkatle takip edeceğiz.” dedi. Meslek okullarımızın, güncellenmesini istedi. Budur bizim gündemimiz.

İki niyet
Ankara Sanayi Odası kuruyor, OSTİM, meslek okulunu kurdu. Üniversitelerle işbirliğine girişti bu sanayi önderlerimiz. Yine teknoparklarla işbirliğini başlattılar. Türkiye’nin, 2011’deki 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması’na 27 sanayi kuruluşumuz girdi. Artmalı tabii ama küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan organize sanayi bölgelerimiz, belki de büyük işletmelerimizin işlevinden daha önemli görevler üstleniyor.

Küçük, yavaş ama doğru ve kararlı adımlar atıyor Ankara. Masaldaki tavşan ve kaplumbağanın yarışı gibi. Sabırlı kaplumbağa olmak yakışıyor Ankara’ya. Her adımın değerini bilen, hakkını veren. Atlayanın arkasından uçuruma atlamayan.

Biri kendinin, diğeri ülkenin geleceğini kurmayı hedefleyen iki niyet, iki kent. Tavşan Ankara’ya, mutlaka yenilecek diyorum ben!

4 Ocak 2012 Çarşamba

ANKARA’NIN 2011 DÖNEMECİ


03.01.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

İyisiyle kötüsüyle tekdüze Ankara için hareketli bir yıl geçti diyebiliriz. Hep yeni yıldan beklenir ama çok ciddi gelişmelerin beklentisini yaratıp ya da başlatıp gitti 2011. Kötüleriyle üzüldük. Ancak bir o kadar da iyi gelişme oldu. 2011’i, Ankara’nın, yarım yüzyıldan fazla süren ilgisizliğin dönemeç yılı olarak anabiliriz. Dönüp dönüp, olduğumuz yere getirmeyen bir dönemeçtir inşallah!


Olmadı

2011’e, seymenlerin, Ata’ya Saygı Alayı Yürüyüşü ve askerlerin, Garnizon Koşusu iptaliyle şaşkın girmiştik. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Ankara’ya ayak bastığı 27 Aralık, sadece kentin değil ülkenin de gündemine oturmuştu. Aynı günlerde Merkez Bankası dahil, birçok banka merkezinin İstanbul’a taşınma tartışması vardı. Maalesef Ziraat, Halk, Vakıf bankaları başta olmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) gibi kurumların taşınmasını içeren ‘Torba Yasa’, Meclis’ten geçti. Şubat 2011’in ortalarıydı. 12 Haziran genel seçim süreciyle beraber ve sonrasında Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) oturdu gündeme. İşlevinden uzak, betonlaşma ve asfaltlaşma projeleriyle anılır oldu. Birçok sorunu çözüm beklerken beklenmeyen gelişmeler dizildi ardı ardına. Daha da üstüne, vekilleri, Ankara’ya ilgisizdi.


Bugün; güzergah değiştirildi ve Garnizon Koşusu yapıldı 27 Aralık 2011’de. Seymen alayı bekliyor henüz. Merkez Bankası, torbaya girmedi ama beklemede. ‘AOÇ’ adı, Kanun Hükmünde Kararnameler’e de girince daha uzun süre gündemde kalacak gibi görünüyor. Yeşiliyle suyuyla Ankara’nın kendine özgü hayvan ve bitkilerini barındıran bir müze çiftlik olarak turizme kazandırmak yerine, akciğerlerini TOKİleştirmeye çalışıyoruz üstelik. Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, ilk kez, Ankara vekillerini bilgilendirme toplantısı düzenledi. Bilgilerin, ilgiye dönüşmesini bekliyoruz.



Olur

Karamsar haberlerin gölgesinde, önemli başka gelişmeler vardı, oldukça sevindiren:

Turizm ve Bilişim Vadisi gibi iki önemli başlık, Ankara’nın gündemine girdi. Hamamönü ve Hacı Bayram’daki düzenlemeler sürerken Ankara Kalesi’ne el atıldı, altyapı çalışmaları başladı. Eteklerinden yukarı, Kalesi’yle yeniden canlanacak eski Ankara. Bilişim Vadisi için her şeyiyle en uygun kent tartışmasız Ankara çıktı, inadı bırakmak gerekiyor sadece. Sağlık turizminde ilk adım, Haymana’daki 5 yıldızlı kaplıca otelle atıldı.

Sağlık ve eğitim alanında, ciddi yatırımlar yolda. Dev sağlık yerleşkeleri planlanıyor. Hayvancılık, mobilya tasarımı, kaynakçılık meslek okulları gibi ilk olacak okullar, açıldı açılacak. Üniversiteler, teknokentleriyle ağır sanayi ve organize sanayi bölgeleriyle işbirliğine başladı. Ankara’dan Polatlı’ya organize sanayi bölgeleri, yeni yatırımlar için eksiklerini tamamlamaya girişti. Havacılık, savunma ve uzay teknolojilerine yönelik yatırımlar, Gölbaşı ve Kazan’da kümeleniyor. Ankara Sanayi Odası’yla gözümüz, yerli üretimin desteklenmesinde.



Tarım için kesinleşmemiş ama hayvancılık için yerli üretimi destekleyecek yatırımlar var. Esenboğa’da, ilk Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi kuruluyor. Bitmeyen metro, Ulaştırma Bakanlığı’na devredildi. 2 yıla bitmesi bekleniyor. Bu arada Yüksek Hızlı Tren, Eskişehir ve Konya’yı, Ankara’ya yakınlaştırdı. Karşılıklı yoğun ziyaretlerle verdi meyvesini.  İstanbul, Bursa ve İzmir hatları sırada.



Oldu

Eksik eksik, kısa kısa oldu ama Merkez Bankası ve Çiftlik kararlarında hassas olmak koşuluyla resmi şöyle görüyorum; geçmiş yıl, gelecek yıla büyük ümitler devretmiştir. 2011, yeni bir dönemece giriş yılıdır Ankara’nın.