ankesob etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankesob etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2018 Pazar

ODALAR YETKİ İSTİYOR


02.06.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Çarşı biraz karışık. Esnafın biriken, biriktikçe tümörleşen sorunları, tedavi bekliyor da bekliyor. 3-4 yıldır süren seçim havası, eli ağır bürokrasi, yapay ekonomik kriz girişimleri, teşviklerin adresini bulamaması, büyük alışveriş merkezi çılgınlığı, her geçen gün binlerce esnafın beline vuruyor kazmayı. Cepten yiyen esnaflığı icat ettik, orta direğin çatırtısını duymazsak gemi kıyıya çok hasarlı ve zor ulaşacak.

6 Mayıs’ta Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (ANKESOB) genel kurulu vardı. Mayıs 2015’de başlayıp 30 hafta sürdürdüğümüz 62 meslek odasını içeren söyleşilerimiz dolayısıyla bizi de aralarında görmek isteyen Birlik, davet etti. Geçen sürede 114 olan oda sayısı, 113’e düşmüştü bu arada. Genel kurul öncesi oda başkanlarıyla iki çift lafladık.

İşlevi kalmıyor
İki çiftten biri ‘yetki’ konusuydu hep. Esnaf odalarının adı var ama sorunlara müdahale edebilmek ya da önlemek için yetkisi yoktu. İlgili kamu kurumları, müdahale ve denetimde yetersiz kalıyordu. Aidat tahsil eden gişeye indirgenmişti işlevleri. Hatta bazı odalar, “Yüzümüz yok” diyor, aidatı da tahsil etmiyordu. Bu yüzden Birlik, bazı odaların temel ihtiyaçlarını karşılamasına destek vermek zorunda kalıyordu.

Bazıları, ne soruna ne çözüme kamuda muhatap bulamıyor, o kapı kendileri olması gerekirken çalacak kapı arıyordu.  İşlevsizleştirilen odalar, dertleri ve çareleri biliyor ama eli kolu bağlı izlemekten başka bir şey yapamıyordu.

Orta direk sarsılıyor
Haksız rekabet, yüksek oranda kayıtdışı, yüksek vergi ve sigorta prim oranları ile cezalar, ciddi denetimsizlik, yetersiz eğitim, çok ciddi eleman ve çırak ihtiyacı, teşviklere ulaşma zorluğu, gecikmiş yasal düzenlemeler, kısa süreli kursların ustalığı bitirmesi, KDV tevkifatı, çek-senet sorunları, kamu ihalelerine girememek, kimi alanlarda yetersiz altyapı ve yer sorunu, kontrolsüz merdivenaltı üretim, yurt dışı ürünlere karşı savunmasız bırakılmak, bu nedenle bazı mesleklerin kaybolma eşiğine gelmesi, yanlış dükkanlaşma, uygulanabilirliği tartışmalı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, gelişigüzel açılan AVM’ler gibi yüzlerce sorun, zincirleme etkisiyle orta direği sarsıyor. Ticaretin, kalıtımsal yapısı bozuluyor.
'Söz Esnafın' yazı dizimiz için oto sanatkarları da sorunlarını anlatmıştı
Tamponsuz araba gibi
Evini, arabasını satarak tezgahı döndürmeye çalışan çarşının işleyişi karışık, ateşi yüksek. Bu telaşeden kendini güncelleyemiyor, rekabet edebilir seviyeyi tutturamıyor esnaf. Onlara aracı ve yardımcı olacak en yakın kurum odalar, onların da durumunu izah ettik.

Genel seçimin öne çekilmesi, gecikmelerin daha da gecikmesine çare olur inşallah. Yetkisiz odalar, tamponsuz araba gibi; arada şiddeti emecek bir şey yok çarpmalara, hele ki şiddetli çarpmalara karşı.

18 Şubat 2017 Cumartesi

AKYURT PROJESİ TEMELDE ÇATLADI



17.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bırakın Akyurt’u Çubuk’u, Ankara’ya, bölgeye, Türkiye’ye çok katkısı olacak bir projeydi. 7’nci yılını idrak ediyoruz, elimizde kurbağaların tatil diyarı su birikintisinden temel çukurları var sadece. Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi, başkentin metro gibi sündürülmüş ‘ciklet projeler’ sıralamasına üst sıralardan girmeyi başardı hakkıyla.

2014 Kasımı’nda ilk kazma vuruldu, Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek, Akyurt’taki AK Parti 5. Olağan İlçe Kongresi’nde, “İnşallah en geç Ocak (2015) ayı itibariyle ihale yapılmış ve inşaata başlamış olacağız. Bunun da müjdesini size vermiş olayım” dedi, 26 Mayıs 2015’i buldu temelin atılması. Seçim öncesiydi... Ağustos’un 21’inde ‘Seçim Temeliymiş’ diye yazdık, yaprak kımıldamıyordu çünkü. İstihareye yattık o günden sonra.
Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi temeli kısa süre sonra bu hale gelmişti
Rahatsızlık göstergesi
2017’ye geldik, 13 Şubat’ta Ankara Uluslararası Fuar Alanı ve Kongre Merkezi’nin şirket yönetim kurulu toplandı. Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Melih Gökçek başkanlığındaki toplantıya Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Akyurt Belediye Başkanı Gültekin Ayantaş ile Ankara Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı(ANKESOB) Mehmet Yiğiner katıldı ama Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Ticaret Odası(ATO) Başkanı Gürsel Baran ile Ankara Ticaret Borsası(ATB) Başkanı Faik Yavuz üçüncü kez katılmadı.

Üyeler üçüncü kez katılmayınca Genel Kurul, 27 Şubat’ta olağanüstü toplantıya gitme kararı aldı. Her ne kadar üyeler mazeretleri dolayısıyla katılamadıklarını belirtse de bu süreç, uzun zamandır bu projenin gecikmesinden duyulan rahatsızlığın şirket içindeki dışavurumudur. Dünya büyük bir ekonomik savaşın içine girmişken 2017 yılında, hiçbir iş bu kadar sünemez.

Eğleşme çağı geçti
Dönemin Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in kentin turizmi açısından da büyük katkıları olacağını düşünerek ön ayak olduğu bu projenin gecikmesinden, sadece şirket yönetim kurulu üyeleri rahatsız değil. İlçeler, turizmciler, ürünlerini dünya pazarına açmak isteyen sanayiciler, uluslararası etkinliklerle ticaretini canlandırmak isteyen tüccar, üniversiteler, teknokentler, herkes rahatsız. Ne üyelerin ne Ankara’nın ne de Türkiye’nin böyle gecikmelere tahammülü var. Bir hedef koyuyorsanız hemen harekete geçeceksiniz, hayallerle eğleşme çağı geçti.

Fuar dediğiniz, kongre dediğiniz, ‘bugün açtım yarın gelsinler’ işi değil. Organizasyonu en az 2 yıl önce başlayan, bazıları yıllar öncesinden planlanan işler. Her gün, her hafta, her ay, katlanan gecikmeler olarak dönüyor size. Çünkü başka ülke ya da şehirlere kayıyor o organizasyonlar. Şu anda dünyada oluşan ekonomik durum, her zaman da ele geçmeyecek bir fırsatlar ortamı. “Tren değil füze bu seferki” demiştik, kaçırdınızmı bir kere, yüzlerce yıla mal olacak yakalama çabalarımız. Öte yandan ömrümüzden gidiyor.

Olmayacaksa bilelim
Akyurt Kongre ve Fuar Merkezi, gecikmemesi gereken bir projeydi, çok gecikti. Proje daha temeldeyken çatladı sabır taşları. Yapılamayacaksa şirket kapansın, biz de bilelim, hayallerle avunmayalım. Belki Sincan, Çayyolu, Keçiören metroları gibi, ona da bakanlıklar el atar da başkentin en hayati projelerinden biri daha, füze kalkmadan gerçekleşmiş olur.

6 Aralık 2016 Salı

ÇIRAKLIK ZAMANI



06.12.2016 Milliyet - Ankara Gazetesi


Çırak yetişmiyor memlekette. Çırak yetişmeyince kalfa, usta yetişmiyor. 90’lı yıllardan bu yana gözden düşürülen meslek okullarının bedeli çok ağır oldu her alanda atılım yapmak istediğimiz zaman gelince. Sanayicinin, tüccarın, esnafın, 1 numaralı sorunuydu, çok geciktiğimiz düzenleme, 4 gün önce yasalaştı.

Çok ama çok eleman lazım
Başkentin organize sanayi bölgelerini işlediğimiz yazı dizimizde çok söyledi sanayiciler; “Onbinlerce nitelikli eleman ihtiyacımız var, birbirimizin ustasını, kalfasını hatta çırağını alıyoruz elinden” dediler. Sadece Sincan’daki ASO 1 Organize Sanayi Bölgesi’nin yıllık eleman ihtiyacı 2 bin 500 kişi.

Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne (ANKESOB) bağlı 62 meslek odamızla 30 hafta süren yazı dizimizin 1 numaradan hiç düşmeyen maddesi de ‘çırak’tı. Eğitirken yetiştirmeyi becerememiştik. 4+4+4 eğitim sistemi doğru uyarlanmadığı için bitirmişti çıraklığı. Herkesin bildiği çareleri içeren yasal düzenlemeler ise bir türlü çıkarılamıyordu.
Bürokrasi kabusu
Meslek okullarının gözden düşürülmesi, okullara ilgiyi azalttı, eğitim müfredatı ve atölyeler küflendi, öğrenci kalitesi geriledi. Usta yetiştiremeyen ülkenin gençleri, üreticilikten tüketiciliğe terk edildi. Resmi rakamlara göre 3 milyon, gayri resmi rakamlara göre 5 milyon civarında olduğu söylenen işsizimiz varken 5 gencimizden biri işsizken türkü çağırarak üretmesini bekliyorduk ülkenin.

Gelişmiş ülkeler seviyesini hedefliyor ama bürokrasi hazretlerinin labirentinden çıkamıyorduk. Sanayicinin, tüccarın, esnafın kabusuydu; “Yol aldık” derken her hükümet her bakan değişimiyle başa dönme karabasanı çöküyordu iş aleminin üzerine. Ve daha da çok gecikiyorduk...

Hayalini kuramayız
Çok gecikmekten öte artık matbaa, endüstri devrimi, mikroteknoloji çağı gibi ama onlardan çok daha köklü değişimlerle sonuçlanacak ‘nano teknoloji devrimini’ kaçırmakla karşı karşıyayız. Bu, tren değil uzay gemisi, kaçırdınız mı hayalini bile kurmak hayal olacak. Binlerce yıl açılacak aramızda. Üretmeye ve satmaya mecbur Türkiye ise daha okul sıralarında, çırak seviyelerinde takılmış durumda.

Devletin okullarından ümidi kesen sanayici, tüccar ve esnaf, kendi okullarını kurmaya başlamıştı. Devlet, bu girişimleri mali katkı ile desteklemeye başladı, şimdi kendi okullarını güncelleme aşamasında. Yeni yasal düzenlemeyse önden gidenlerin önünü açacak.

Çırağın prangası açıldı
Birkaç başlık şöyle:
- En önemli düzenleme, çıraklık eğitiminin zorunlu eğitim kapsamına alınmasıyla yapılmış oldu; prangası açıldı, çıraklıkla eğitim arasında seçim yapmak zorunda kalmayacak öğrenci. İkisini bir arada yürütebilecek..
- Asgari ücretin 3’te 1’i kadar ücret alacak çıraklar. Örneğin 390 lira ücret alacak, bunun 260 lirasını devlet karşılayacak..
- Meslek liselerinde atölyede eğitim alan 10, 11, 12’inci sınıflar, kaza ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanacak..
- Fark derslerini tamamlayan meslek lisesi diploması alıp, üniversite sınavına girebilecek.. Yurt dışında mesleki eğitim alan da geldiğinde, eksik dersleri tamamlayarak diploma alabilecek..
- Meslek lisesi mezunlarına teknisyen unvanı verilecek, ustalık ve işyeri açma belgesi alabilecekler..
- Özel sektör, organize sanayi bölgeleri dışında meslek okulu açabilecek, öğrencilerin tamamı, devletin eğitim ve öğretim desteğinden faydalanabilecek..

25 yılımız var
Gelişmiş ülkeler seviyesini kendimize hedef koyduk, çok gecikmiş altyapısını da hızla tamamlamak zorundayız. Başta devletinki olmak üzere meslek okullarını, eski önem ve değerine kavuşturmamız lazım. Bürokrasi hazretlerini de dürtmemiz... Uzay gemisinin havalanmasına 20-25 yıl var, bindik bindik, değilse geleceğimizi, başkalarının eline teslim edeceğiz.