eryaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eryaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2015 Pazar

İKİ BASIN TOPLANTISI İKİ FARKLI GÜNDEM



18.12.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bir dayanışma içinde olmak için öncelikle aynı hedefe yönlenmek lazım. Bir kentin yöneticileri, ileri gelenleri, önce kamunun temel ihtiyaçlarını yanıtlayacak, sonra onlarının önüne geçip, yeni hedefler için öncü olacak, bir medeniyet oluşturmanın adımlarını atacak. Kendini aşmaya çalıştıkça medeniyet ilerleyecek, insanlık, varoluşunun en önemli gereğini yerine getirmiş olacak. Gelişme böyle olur.



Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek, 12 Aralık Cumartesi günü yaptığı basın toplantısıyla 2016 yılında devam edecek ve yeni yapılacak projelerini anlattı. 16 Aralık Çarşamba günü de MHP İl Başkanı Fatih Çetinkaya, ‘Ankara Yerel Gündem Değerlendirme Toplantısı’nın üçüncüsünü gerçekleştirdi. Melih Gökçek ne anlattı, Fatih Çetinkaya ne, alt alta bir koyalım.



Önce 3 milyon

Gökçek, Ankapark’la yaptı açılışı, “Dünyanın en büyük temaparkı.. Şu ana kadar da 800 milyon lira civarında para sarf ettik.. İnşallah 3 milyon ziyaretçiyle başlayacağız, hedefimiz 10 milyon ziyaretçi..” dedi ve devam etti:

“Hacı Bayram, bir inanç turizmi merkezi haline getirilecek.”

“İmrahor Vadisi’nde 11 kilometrelik proje ‘Ankara Boğazı Projesi’.. Bu yıl itibariyle, bu projemize inşallah başlıyoruz.”

“Kuzey Yıldızı’ndaki cami ve külliye ile etrafındaki konferans salonu inşaatı.. önümüzdeki yıl içerisinde tamamlanacak..”

“Akyurt Ankara Fuar ve Kongre Merkezi projesini, bu yıl içerisinde başlatmış olacağız..”

“Eryaman Stadı’nı yapıyoruz. İhalesini yaptık.. 1 ila 1 buçuk yıl içerisinde Ankara’nın hizmetine girmiş olacak.. 19 Mayıs Stadı’nın, yıkılarak yerine yenisinin yapılmasını amaçlıyoruz.”



Adliye Ulaşım Merkezi olacak

“Toptancı Hal, mecburen Gölbaşı’na taşınıyor. Mevcut Hal, Ankara Adliyesi olacak. Ankara Adliyesi’nin yeri de Ulaşım Merkezi olacak. (Hal) 1 yıl içerisinde de taşınmış olacak..”

“Kentsel dönüşüm projelerimiz olanca hızıyla devam ediyor. Yeni Mamak Kentsel Dönüşüm Projesi’nde 5 bin 200 konutun ihalesi yapıldı.. Ayrıca orada (Mamak) vaat etmiş olduğumuz mobilya esnafına bir showroom var. Kaba inşaatı bitti, şu anda ince işleri devam ediyor.. Hıdırlık, Atıfbey ve İsmetpaşa bölgelerinin dönüşümü hızla sürüyor.. İki katı kesinlikle geçmeyen tek katlı, iki katlı arazinin konumuna göre konaklar yapılacak.. Güney Kent yapılması, sosyal konut yapılması konusunda, Maliye Bakanlığımız’dan arazilerimizi aldık. Gölbaşı Himmetli bölgesinde, dar gelirli vatandaşlarımıza sosyal konut projesine başlayacağız.. Dikmen Vadisi 4 ve 5. Etap, bir yılan hikayesine dönmüştü.. artık özel sektör Dikmen Vadisi’ni gerçekleştirmiş olacak.”

“Yeni Otobüs Terminali’ni, NataVega Alışveriş Merkezi’nin kenarında.. 100 bin metrekarelik bir alan üzerinde özel sektöre ihale ediyoruz.. Ankara’nın 5 girişine ufak cep terminalleri yapılacak.. Niyetimiz.. Ulus'taki esnafı mevcut yere (AŞTİ’ye) taşımak.. Ulus Meydanı’nın, 3 yıl içinde gerçekleşmesini sağlamak.”



İki yeni teleferik hattı

“..yap-işlet-devret modeliyle iki teleferik daha yapacağız. Birincisi; Dikmen-Kızılay hattı.. ikincisi; Aşağı Eğlence’ye dev bir hastane yapılıyor, bu hastaneden Sıhhiye’ye bir teleferik hattı..”

“.. turizmi destek maksadıyla termal tesislere desteğimiz sürecek.. altyapıyı, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak ücretsiz yapmaya hazırız..”

“Keçiören için özellikle trafik açısından viyadük yapılması önemli.. Sanatoryum Caddesi’ne doğru projemiz hazırlandı..”

“Hükümetinin direkt destek verdiği ve inşallah bu dönemde ihale edeceği Havaalanı Metrosu da önümüzdeki 3 yılın hedefleri arasında.”

“Büyükşehir Belediyesi sınırları içine alınan 9 ilçeye büyük yatırımlar yapıldı. Bunlar bizim bütçemizi zorluyor” diyerek mali destek isteyip, bitirmiş toplantısını Gökçek.



Yatırımlardan mahrum

MHP İl Başkanı Fatih Çetinkaya ise “Rantı düşünenler önce Ankara’yı düşünsünler. Ankaralılar’ın günlük yaşamları çilelere hapsedildi” diyerek başlamış toplantıya. Devam etmiş:

“..kıymetli şehrimiz, mevcut hükümetin yatırımlarından ve sevgisinden mahrum ve gamlıdır. Tarihi kimliği bile sahiplenilmeyen Ankaramız, kaderine terk edilmiş.. sınırsız kaynak ve potansiyeli ile gerekli tüm imkânlara sahipken modern yaşamın, asri medeniyet anlayışının yaşanabildiği bir kent konumuna getirilememiştir..”

“.. Ankara’mız; birbirine çok yakın binalar, yeşil alandan yoksun bırakılmış sosyal yaşam alanları, otoparkı olmayan, trafiği örümcek ağı, yaya ve bisikletlilerin adeta yok sayıldığı bulvarlar, toplu ulaşımı yetersiz, kent estetiği ve imajı kendi haline bırakılmış, müteahhitlerin zevkine ve keyfine göre dizayn edilmiş yapılarla dolu bir şehir görünümündedir.



Tarım arazisinde kentsel dönüşüm

“..ekilebilir tarım arazilerinde, su havzalarında, hava koridorlarında ve hatta SİT alanlarında kentsel dönüşüm uygulamasına karar verilmesi, kabul edilebilir, mantık sınırları dahilinde anlaşılabilir bir durum değildir..

“Ulaşımda, ne hazindir ki beceriksizliğin en büyüğü Ankara’dadır.. Ankaralı, soğukta, sıcakta kuyruk beklemek, otobüslerde, dolmuşlarda, metrolarda istiflenerek seyahat etmeye mahkum bırakılmaktadır.. konforlu ve hızlı bir metro ulaşımı için sinyalizasyon sistemini tamamlama sözünü verenler, 18 ay geçmesine rağmen bunu bile beceremediler.. söz verilen Havalimanı-Sıhhiye metro projesine ne oldu? Çankaya-Altındağ-Mamak tramvay hattı yapılıyor da haberimiz mi olmadı? Başkentte yaşayan nüfus yoğunluğu baz alındığında, neden Ankara’nın diğer bölgeleri için metro projeleri düşünülmüyor?

“Başkentli futbolseverler, stat sıkıntısı nedeniyle milli maça hasret.. mevcut 19 Mayıs Stadı eskidi, tehlike arz ediyor..”

“.. Akyurt ilçemizde uluslararası bir fuar merkezi inşaatının temellerini büyük bir şölenle atmış.. görkemli temel atma töreninin ardından alanda tek bir çivi dahi çakılmamış..”



‘Büyükzehir’ Yasası

“.. ‘Büyükşehir Yasası’ adı altında çıkardığı, ‘Büyükzehir Yasası’dır. Çamlıdere, Bala, Evren, Haymana, Kalecik, Güdül, Elmadağ, Nallıhan, Kızılcahamam, Beypazarı ve Ayaş ilçelerimiz her geçen gün nüfus kaybediyor. Şereflikoçhisar ve Çubuk ilçelerimizin ise verdikleri göç, aldıkları göçten daha fazla. Büyükşehir Yasası, bu küçülmenin önüne geçmek yerine neredeyse körüklüyor..”

“Suyu pahalı, hafriyatı muammalı, harfiyatı israflı, otopark geliri kayıt dışı.. Başkent, maalesef kimliğini, şehir kültürünü kaybetti, ruhsuz ve ilgisiz gri bir beton yığını haline geldi..” demiş özetle Çetinkaya.



Ne dersiniz, kesiştiği yerler var değil mi gündemlerin?!

20 Haziran 2015 Cumartesi

KANALİZE OLAMAYAN BORUSAL ZAFİYET




19.06.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Doyduk bu yıl; su baskınına da doyduk, sele de. Az yağınca su baskını, çok yağınca selimiz eksik olmuyor çok şükür. Yağmur yağıyor, Arap kızı, dereyi geçerken camdan bize bakıyor. Yol dere olmuş.



Sık duyduğumuz ‘marka kent Ankara’ mı acaba bu Ankara? Başka Ankara var da söylemeyenin ağzına su dolsun!



Öğrendik birşeyler

Her altyapı çalışmasını mühendis dikkatiyle izlemek üzere iş makinesinin başına toplanan milletin bir azası olarak, nitekim biz de öğrendik bir şeyler. Mesela yine bir tetkik sırasında “O boru kime yeter, çekmez o suyu” diyen vatandaşları başımızı sallayarak onayladığımızda, hemfikir olmuştuk kazıyı izleyenler. Bir müfettiş heyetiydik adeta.



Hatta aramızdan biri, işçilere bağırtıyla “Çekmez o borular çekmez” şeklinde seslendiğinde, sanki işçi de “Değiştireyim o zaman” diyecek gibi cümleten gelecek yanıta kulak kabartıyor, muhatap olduğumuz uzun sessizliğe tepki olarak görev yerimizi terk ediyorduk. Aman ne hali varsa görsünlerdi!

Eryaman'da havuz keyfi (yazının çıktığı gün yaşanmıştır)


Tecrübe konuşuyor

İşte bu çalışmaları boşuna izlemedik efendim, her kazı bir tecrübeydi. “Altyapı” deyince yılların tecrübesiyle konuşur milletin herhangi bir ferdi. Saçtığı suyla yol kenarında bekleyenleri boğulma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan otobüste giderken teşhisi koyuyordu tecrübe; “Küçük boru döşersen olacağı bu, kaldırmıyor.



Bizim bildiğimizi, idareciler bilmiyor muydu? Bilmiyorduysa yoldan birini çevirip niye sormuyordu? Uzman dolu sokaklar, o kadar bilgi birikimi boşa gidiyordu.

ASKİ, dedektörle rögar kapağı arıyor


Kısmetsizlik

Derken bir borusal haber de suyunu içmek istemediğimiz Kızılırmak boru hattından gelmesin mi? Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Doğan Yılmazkaya, Kızılırmak’tan suyu taşıyan boru hattının 67 kilometrelik kısmında, geçtiğimiz Mart ayında yeniden ihaleye çıkıldığını duyuruyordu. 2007-2008 yıllarında tamamlanan hat için “Söz konusu 67 kilometrelik hattaki boruların, 25 yıl ömrü olduğu söyleniyordu. Şimdi bu borular, hangi nedenle işlevsiz oldu?” diye de soruyordu. Borudan yana ne kısmetsizlik!..



Yoğun tecrübe ve bilgimizle sıkmak istemeyiz, görüldüğü üzere tecrübeli bir sokak mühendisi ve altyapı uzmanı olarak açıkça kanalize olamayan borusal bir zafiyet içinde olduğumuzu söylemek zorundayız. Kanalizasyon, iyi çalışmıyor yani. Yağmur suyu toplama kanalları da yeterli değil, eğer varsa.


Şu ‘marka kent Ankara’nın adresini bilen de söylesin, kaldırımla çöküp Ankara Çayı’ndan çıkmadan, biz de oraya taşınalım bari.

8 Nisan 2015 Çarşamba

KÖPEKLERİN PARÇALADIĞI ŞEHİRLER



07.04.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bir-iki derken yavaş yavaş artıyor haberler. İnsanlar, şehrin ortasında, köpeklerin hışmına uğruyor, ölümüne parçalanıyorlar. 2-3 yıldır arttığını görüyoruz bu saldırı haberlerinin.

Hatta daha geçen hafta, birkaç yıldır ara ara Meclis Parkı’nda karşılaştığımız olaylardan birine denk geldik; köpekler yaşlı bir adamın etrafını sarıyorlardı ki etraftan müdahale edildi. Halbuki onları beslemeye gidiyormuş beyefendi. Allahtan tenha değildi park, Meclis’in burnunun dibinden, acı bir haber çıkabilirdi. Sabahın ya da gecenin tenha saatlerinde böyle olaylar yaşanıyormuş hala, mağdurlarından dinlediğimize bizzat şahitlik etmiş olduk. Ve bu köpeklerin kulaklarında küpeleri yoktu.

Birkaç hatırlatma
Tamı tamına 3 yıl önce Mart sonuydu, Ankara Eryaman'da sabah sporuna çıkan 60 yaşındaki İran uyruklu Majid Yahyakhani sokak köpeklerinin saldırısı sonucu hayatını kaybetmişti. Tüm ülkede haber oldu. Altında bir şey aradık, şehirde öldüresiye adam mı parçalarmış köpekler diye. Geçtiğimiz Mart ayı ortasında Eskişehir’den geldi kötü haber; 34 yaşındaki doktor Erinç Pütün, beslemeye gittiği sokak köpekleri tarafından parçalanmıştı. Her gün beslediği köpeklerin kurbanı olmuştu. Demeye kalmadı bu ay başında, Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Halılar köyünde, 65 yaşındaki Ünzile Yaman’ın, köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik.

Haberleri tarayalım derken gündemde çok öne çıkmamış onlarca olayla karşılaştık. Bunların bir kısmı ölümle sonuçlanmıştı.

Küpesizlerde artış var
Özellikle bu kış, Meclis Parkı’na gelebildikleri gibi, Batıkent’te başıboş dolaşan ve küpesiz dolaşan köpeklerin artışı dikkatimizi çekti. Bu dikkat çekme, köpeklerini gezdiren komşularımızın yaşadığı dehşet kadar şahsımıza yönelik birkaç hırlamanın etkisiyle de oldu. Bizim site iç kısımlardadır, yerleşim dolu etraf. Ancak Batıkent metrosu çevresinde de görmeye başladık bu hayvanları. Bir tanesinin havlaması yetiyor, etraftan bir yerlerden koşa koşa gelmeye başlıyorlar.

Eskiden “Buralara kurt inerdi” diye anlatılır, efsane gelirdi bize. Yakaladı mı hiç şansınız olmaz kurtta. Ne oldu da köpeklerimiz kurtlaşmıştı acaba?

Saldırganlığın nedenleri
Birinci dikkatimizi çeken şey; çöp varillerinin olması gerektiği gibi korunaklı oluşuydu. Şimdi yere gömülü olanları çıktı, hayvanların yiyecek bulma ihtimali neredeyse hiç kalmıyor. Bulmak için kentin daha içine doğru ilerliyorlar.

İkincisi; mevsim değişimleri, memelileri çok etkilermiş. Hayvanlar, çiftleşme döneminde çok gergin olurmuş. Ancak aynı gerginlik insanlarda da olurmuş. Hayvanlara karşı sert tavırlar gösterilir, her insan kendisine zarar verecek sanırmış hayvanlar. Tarihlerin Mart, Nisan aylarına denk gelmesi, tesadüf değil yani. Bu kadar çok köpeğin, barınaklara sığdırılması da imkansız. İyi de taşrada da parçalıyor.

Tabii insanların, hayvanların doğal ortamlarına tecavüz ettiğini unutmamak lazım. Tilkiler, domuzlar, ayılar da alışverişe şehre inmeye başladı çünkü. Dengeyi tutturmalıyız.

Birbirimizi mi parçalayalım?
Ne olacak peki? “Batıkent durağında ya da Meclis Parkı’nda, bugün de parçalanmadım” diye şükür mü etmeliyiz? Medeniyetin göbeğinde köpek parçalar mı insanı, kurt inen köyden ne farkımız kalır? Demek ki günden güne ciddileşen bir sorun var. Gelişmiş ülkeler nasıl çözmüş bu işi, incelemek lazım.

Efendim, hiç hayvan düşmanı biri değiliz. Sitemiz dubleks evlerden oluşuyor ve yazın kışın komşularla kuşlarını, kedilerini, köpeklerini, suyundan yemeğine kolluyoruz semtin. İki yıldır 2 hasta sokak köpeği, üstelik küpesiz, bizim sitede iyileşti. Dahası 3 tane kirpimiz var, onların da bakımını aksatmıyoruz.

Dememiz o ki hayvanları, bazen insanlaştırıyor, doğalarına aykırı beklentiler içine giriyoruz. Pek tabii, size saldıran hayvanın da kendince haklı nedenleri var. Ancak karşılıklı müzakere etme olanağı mümkün değilse ne olacak? Otobüs durağında ya da Meclis Parkı’nda, can pahasına birbirimizi mi parçalayalım? Ki o durağın çok yakınında, aklımıza geldikçe ensemizden kaynar sular boşalan bir de ilkokul varken.

11 Şubat 2015 Çarşamba

TOPLU TAŞIMA-MA



10.02.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Başkentin toplu taşıma sistemi altüst. Özellikle belediye otobüsleriyle yapılanı. Günden güne yoğunlaşan şikayetlere bakılırsa bazı hatların iptali, bazılarında yapılan güzergah değişiklikleri hiç vatandaşa yaramamış. Toplu taşımada hem daha fazla zaman hem daha fazla para kaybediyor artık Ankaralı. Bazı ülkelerin 150 yıl önce çare bulduğu toplu taşıma, 21’inci yüzyılın başında Ankara’da, ısrarla ‘toplu taşıma-ma’ olarak seyrini koruyor. Marka kent olursa ilk madalyasını bu konuda alacak inşallah!



Masa başında planlama

Sincan ve Çayyolu metroları açıldıktan sonra 32 otobüs hattı iptal edildi, 38 hatta ring oluşturuldu. Eksilen ve ringe dönüştürülen hatlarla beraber otobüs güzergahlarında değişiklikler de oldu. Oldu da...



Buraya sığdıramayacağımız kadar çok hattan şikayet geliyor. En son Çubuk’tan bile şikayet aldık. 100 bin kişilik ilçe, en azından komşuları Pursaklar ve Akyurt’un yararlandığı toplu taşıma olanaklarını istiyordu. İsyan tadında bir şikayetti ama bir yandan da tıka basa otobüslerde, “Et-Balık Kurumu’na kesime gidiyoruz” diye dalga geçiyorlarmış ağlanacak halleriyle. Demek planlama masa başında yapılmış ki şikayetlerin önüne geçilemiyor.



Vergiyi niye veriyoruz?

Sincan, Çayyolu, ODTÜ, Hacettepe, Bilkent yanında Yıldız’dan,  Mamak’tan, Aydınlıkevler’den, Eryaman’dan, yani kentin dört bir yanından şikayet alıyoruz. EGO duymayınca bize ediyorlar son çare. Üstelik bu semtlerin bir kısmına metro da gitmiyor ki o yüzden değişiklik yapılmış diyelim. Hem sefer sayıları eksiltilmiş hem güzergah değişiklikleri yapılmış. Yeni toplu taşıma-ma hamlesi cümlemize hayırlı olsun.



Bu hamleden biz de nasibimizi aldık çok şükür; 4 Aşağı Ayrancı seferi 6 aydır falan 2’ye düşürüldü. Ancak ne olduysa yarım saatte bir gelmesi gereken otobüs, geçen hafta hep 45 dakikada bir geldi. İki sefer arasında 6 halk otobüsü fıldır fıldır çalışıyordu maşallah. E müşteri yok diye sefer eksilttiyseniz bu zavallı halk otobüsleri niye cansiperane zararına çalışıyor? Kaldı ki belediyelerin görevi, zarar gözetmeden hizmet vermek değil midir, niye vergi veriyoruz? Kaldırın o zaman tümden otobüsleri, metroyu da kapatın, halk otobüsleri, minibüslere, taksilere kalsın toplu taşıma. Bu konuda onlar, daha hevesliler çünkü.



Zaman ve para kaybı arttı

Sincan ve Çayyolu metro hatlarında geçtiğimiz yıl sonu bitmesi gereken çalışmalar bitmedi, gece 10 buçukta Ankara’yla vedalaşmaya devam ediyoruz. Vagon sayısı arttırılamadı tabii ki. Ring seferleri yetersiz bırakılmaya devam ediyor. Hiçbir şey çözülmemişken niye sefer iptali ve güzergah değişikliği yapılıyor anlamış değiliz. Bu arada Ankara Kalesi’nde, ne oturanına ne esnafına ne de turistine, onlarca yıldır sefer bile yok. Son hamleyle halk otobüsçülerinin, minibüsçülerin ve taksicilerin ağzı kulaklarında.


Yeni toplu taşıma-ma hamlesi, zamanımızdan çaldığı gibi bize daha pahalıya maloluyor artık. Ya aktarma ya gecikmeler yüzünden, pahalı toplu taşımayı daha pahalıya kullanır olduk. Duraklarda, koro olarak “Bekledim de gelmedin” şarkısını terennüm ediyoruz. Belediye’ye ve bizzat EGO’ya da Erkin Koray’ın “Arap saçına döndüm, çöz beni arap saçı” şarkısını, jenerik müziği olarak tavsiye ediyoruz.