rıfat börekçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rıfat börekçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2017 Pazartesi

ŞEHRİNDE ANILAMAYANLAR



07.10.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bir kez daha söyleyeceğiz, belki bir kez daha, belki defalarca daha söylemek gerekecek. Bu şehrin sokaklarında, meydanlarında, kurumlarında, yeni devletin kuruluşunda emeği geçen yüzlerce kahramanın ismi yer bulamıyor. İsterseniz binlerce de olabilir ama en önde gelen isimlerine bile yer bulamıyor onların emeği, malı, canıyla kurulan başkent. Kişiliksiz numaralar, telaffuz edilemeyen garip isimler yer buluyor da onlar bulamıyor.

Popülerden önce
Son zamanlarda kültür merkezi, parklar, yeni açılan meydan, bulvar ve sokaklar gibi yerlere verilen isimler, bir kez daha soğutuyor hafızamızı. Ankara’da hiçbir karşılığı olmayan popüler kişiliklerin, güncel diye başkentle ilgisi olmayan olayların adı oraya buraya veriliyor, bize defalarca anımsatılması gereken değil bu şehrin, ülkenin borçlu olduğu isimler akla gelmiyor her fırsatta anılması gerekirken.
1930'larda yıkılan Ankara Telgrafhanesi

5 Eylül 1919’da, yani Mustafa Kemal ve arkadaşları Ankara’ya gelmeden 3 ay önce, Ankara Telgrafhanesi’nden Padişah Vahdettin isteyip de ulaşamayınca 11 Eylül’de Sadrazam Damat Ferit’e “Öyleyse Ankaralılar da ne senin gibi Sadrazamı ne de senin Padişahını tanımıyor!” diye posta koyan Müftü Hoca Atıf, Defterdar Yahya Galip, Hoca Hatip Ahmet Efendi ve Müftü Rıfat Börekçi’nin adları dururken..

O Rıfat Börekçi ki 27 Aralık’ta Ankara’ya yeni gelen Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kasasında 48 kuruş kalmışken sabah kendi cebinden bin lirayla çıkagelen, defalarca esnaftan topladığı yardımları onlara ileten, bir Osmanlı padişahının hakkında idam fermanı verdiği ilk müftüdür. Müftü Rıfat dururken..

Alagöz Karargahı
Ve daha niceleri..
Sakarya Meydan Savaşı’nın Cephe Karargahı Alagöz köyünde. Şimdi Alagöz Karargah Müzesi. Evini, varını yoğunu emre verip, yoklukta askere erzak sağlayan ki bir zaman yerdeki izmarite muhtaç hale gelen Türkoğlu Ali ağa dururken..

Rıfat Börekçi
Rıfat Börekçi’yle Atatürk’ü karşılayan, eski Haymana Kaymakamı yeni Ankara Polis Müdürü Ali Cemal Bardakçı, Haymana’dan emekli Teğmen Halit bey, hem karşılayan hem konağını açan Polatlı Kargalılı Kara Mustafa, Beynamlı Kuyrukçuzade, Kazan’ın mert muhtarı Satı Kadın gibi her yöreden yeni devleti kucaklayan yüzlerce vatan evladı dururken..

Sakarya Meydan Savaşı’nda kaybettiğimiz, 95 yıl sonra mezarı tespit edilen 42.Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan gibi binlerce kahraman şehidimiz dururken..

Kartaltepe
Savaşın reviri ve nakliye merkezi Malıköy, düşmanın durdurulduğu, Mangal Dağı, Duatepe, Kartaltepe, Karatepe gibi onlarca, yüzlerce mevki adı dururken..

Önce vefa borcu
İsim mi bulamıyoruz bu şehrin bulvarlarına, caddelerine, sokaklarına, meydanlarına, parklarına, kültür merkezlerine? Yenileriyle kaç oldu sayamıyoruz ama bildiğimiz 120 bulvar, 7 bin 579 caddesi olan bu şehrin içinde akil bir vatansever Müftü Rıfat Börekçi’nin adı, nasıl yer bulamaz kendine? Bugüne kadar tarihine göz de mi gezdirmemiş devletin merkezi bu şehrin her aşamasında görev yapan yöneticileri?

Ankara’da karşılığı olmayan kişilerden, Ankara’yla ilgisi olmayan olaylardan önce vefa borcu çok ama isim var anılması gereken. Kişiliksiz numaralar, popülerliğin uçuculuğu değil, tarihin kalıcılığıdır bu şehrin hakkı.

16 Ekim 2014 Perşembe

BAŞKENT OLUŞUNU KUTLAYAMAYAN BAŞKENT



14.10.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi


Devletin merkezini temsil eder, hükümet, başkentte çalışır. Ankara’nın fazlası vardır:

Kolayına başkent olmadı

Daha Mustafa Kemal ve arkadaşları gelmeden 3 ay önce, 11 Eylül 1919’da, Ankara Telgrafhanesi’nden padişaha ve sadrazamına postasını koymuştur Ankaralı.

Çekinerek geldikleri Ankara’ya, kilometrelerce uzayan halkın arasından girmiş, sıkı sıkıya kucaklanmış ve korunmuştur Milli Mücadele’nin öncüleri.

Kurtuluş Savaşı’na ve Cumhuriyet’in kuruluşuna, canıyla malıyla parasıyla katılmıştır Ankaralı.

En çok şehidi, ilçeleri beldeleriyle Ankaralılar vermiştir. Silaha ihtiyaç varken pencere demirlerini, su oluklarını sökmüş, revire ihtiyaç varken her ev, evin aldığı kadar yaralıya bakmıştır.

İstanbullu vekillerin beğenmediği bozkır kasabası, binlerce lira yardımda bulunmuştur boğazından kesip.

Evlerini, arazilerini bağışlamıştır.

Ankaralı’nın önünü çekense bir müftüdür; Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi. Vatansız özgürlüğün olamayacağının, özgürlüksüz dinin yaşamayacağının bilincinde bir din adamı.



Bedelini fazlasıyla ödedi

Şimdi birer cümleyle savuşturuyoruz ama saydığımız her başlığa kitaplar, ansiklopediler yazıldı, yazılmayanlardan hariç. Kendi tarihini anlatmak için pek ağırdan alındığını, hala çıkan ve bilmediğimize şaşırdığımız kitaplardan, makalelerden anlıyoruz.



Yani efendim, başkent olmuşsa bileğinin hakkıyla olmuş, bedelini fazlasıyla ödemiştir Ankara.



Sanki vekaleten başkent

Ancak gelin görün ki hakkından olmaya yüz tutmuş bir hali var uzun yıllardır. Hele son yıllarda, içi burkan bir muameleye maruz kalıyor. Başkent oluşunu kutlayamıyor adeta Ankara. Geçiştirme törenlerle gelişigüzel birkaç etkinlikle savuşturuluyor 13 Ekim.



Üstelik bu etkinlikler ve törenlerde de bir birlik değil ayrışma var. Tüm dernekleri, odaları, yerel yönetimleri ve vekilleriyle beraber kutlanmıyor 13 Ekim. Herkes kafasına göre kimine katılıyor kimine katılmıyor. Aynı etkinlik, farklı yerlerde, bölünerek kutlanıyor. Aslında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanları da arıyor gözler ama olmuyor işte. Olmayınca da iyi olmuyor, geçen yıl “Sanki vekaleten başkent” demiştik bu yüzden.



Devletin gücünü de yansıtamaz

Bu yıl da çok sönük geçti kutlamalar. Oysa başkent bir tane, bütün Türkiye’nin başkenti. Birçok mesajın verilebileceği,  böyle bir günü değerlendiremiyor, üstüne kendi başkentimizin itibarını sarsıyoruz. Marka, sadece maddi karşılık bulmakla olunmaz, manen ve düşünceyle tamamlanması gerekir. Bu bütünlüğü sağlayamayan kentler marka olamaz, başkentlerin de sıradan kentlerden farkı kalmaz.



Başkentliliğini kutlayamayan bir başkent, devletin gücünü de yansıtamaz. Bu, aynı zamanda, gururla sahip çıkmamız gereken tarihimizi, beraberimizde taşıyamadığımızı gösterir. Yani efendim, geçiştirilecek törenlerin, bölünmüş kurumlarla gelişigüzel etkinliklerin günü, bugün değildir.


91’inci yaş gününde, başkent Ankara’yı kutluyor, yaptıklarını hatırlayıp, içtenlikle selamlıyoruz.