6 Aralık 2017 Çarşamba

AVMLERİ ABARTTIK!



05.12.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Büyük alışveriş merkezlerini (AVM) destekleyen bir Ticaret Odası Başkanı’ndan eleştiren bir başkana terfi etti Ankara. Başkentin hakkı, onlarca yıl gecikmiş bir terfi. Üretimi ve esnafı baltalayan bir ticaret anlayışından, ikisini de destekleyen bir ticaret siyasetine doğru alıyoruz virajı. Hatta atalete boğulmuş kalbimizin kaldırmayacağı hızlı gelişmeler oluyor.

Bir hafta önce konuyu, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran gündeme getirmişti. “.. Alışveriş merkezleri kent ekonomisi için soruna dönüştü.. Şehir içinde olmaları doğru değil.. Sürekli devretmeler başladı.. Yakında AVM’ler boşalacak, göreceksiniz.. Zarar ediyorlar, abarttık bu işi.. Bu işin doğru bir zemine oturması, bu işin de bir anayasası olması lazım..” demişti özetle. Dilimizde tüy, kalemimizde mürekkep bitiren konulardandır, bu yatırımlarla çok kaybetti Ankara ticareti.

Eskiyi yutuyor
Mayıs 2010 yılıydı ilki, ‘Kapanan Dükkanlar, Boş Çarşılar’dı başlığımız. Şubat 2011’de büyük şairimiz Ahmet Muhip Dıranas’ın (1908-1980), Gavur Mahallesi’nden Atpazarı’na yürürken görüp duyduklarını yazdığı ‘Eski Ankara’ makalesi ilham vermişti başlığımıza; ‘Buhran Buhran’. 1949 yılında makalesine konu ettiği ekonomik buhran, belki 200 metre içinde çekiç darbeleri gibi dökülüyordu esnafın ağzından.

Dıranas “Be arkadaş, buhran atı, ineği, öküzü de mi yuttu?” deyince esnaf, “Dünyayı yutuyor beyim, dünyayı. Sen ne söylüyorsun? Hakikatte ise yeni dünya eski dünyayı yutuyor..” demişti. Durumu, “..İnsanlar zehirli gazdan, 42’lik mermiden ve koleradan daha çok buhrandan korkuyorlar. Yeryüzünde, Allahı ‘buhran’ olan yeni bir din kuruldu. Ne İsa’nın ne Muhammed’in Allahı, bununla baş edemiyor” diye yorumlaşmıştı büyük şair.
O kadar ileri gittik ki Kızılay'ın göbeğine bile AVM oturttuk
Biliyorduk zaten
Yine yenisinin eskisini yuttuğu bir dönemden geçiyor dünya. Üretmeyenlerin yutulacağı bir yeni dünya bu. “Ankara ekonomisi, tüketim ekonomisi” demiştik, 1 satıp 3 alıyordu. Birçok yerli markanın, parasıyla dükkan bulamadığı AVMlerin cenneti yapılmıştı başkent. Şehrin göbeğinde 40’tan fazla AVM ki 47 olacak deniyordu, doludizgin işgal ediyordu merkezi. Şehir merkezine yapılan her AVM, bin 600’den fazla küçük esnaf ve zanaatkarın işletmesini kapatması anlamına geliyordu.

Gelişmiş ülkelerde AVM’lerin özellikle şehir dışına yapıldığını, bunlar inşa edilmeden önce de biliyorduk. Bir şehir merkezi için çok ama çok oldukları da biliniyor, söyleniyordu. Belli markalar dışında yer verilmeyince yerli üretimi baltalayacaklarını da biliyorduk. Kendi ömürlerini kısalttı, günü geldi, kendini vuruyorlar artık. Zamanında bu ticaret anlayışını destekleyen yöneticilerle modern harabelerimize deva arasınlar bakalım. Bir hata, bir ülkenin başkentinde, bile bile 47 kez tekrarlanır mı be kardeşim?
Birer birer yok olan ustalar da metroda açılan bir hafta 10 günlük sergilerde kendini göstermeye çalışıyor
Belki bir çare
Sınırı aştık.. bu işin de bir anayasası olması lazım” diyor ya Gürsel Baran, “Olan oldu, bitmiş davanın yasasından kendilerine bile hayır gelmez” diyoruz. Ancak bir ipucu olarak da işini, zanaatını terk etmek durumuna gelmiş, hatta buralarda markalaşabilecek nitelikte küçük esnaf ve zanaatkarı da bir düşünmelerini öneriyoruz.

Hiç yorum yok: