çevre ve şehircilik bakanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çevre ve şehircilik bakanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2018 Çarşamba

SON YAZI: ÇİFTLİĞE YAPILANLAR YANLIŞMIŞ


31.07.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Olanı bozuyor, bir yandan millet bahçesi yapmaya çalışıyoruz. Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), son 7 yıldır yapılanlarla adım adım işlevini yitiriyor. “Yitirdi” diyeceğiz de kenarından köşesinden kurtarılacak parçaları olduğuna inanıyoruz hala. 7 yıldır hukuki, insani, çevre ve şehircilik açısından etmedik söz bırakmadık ama bahçesi, dilim dilim çıktı milletin elinden.

Arabasever Belediyemiz’in o zamanki Başkanı, yaptığı bir açıklama içinde, konuyla ilgili olmadığı halde çok kısa bir-iki cümleyle ‘Yeni Çiftlik Bulvarı’ yapılacağı işaretini vermişti. Birkaç gün sonra yola ilişkin kaba bilgiler geldi. Böyle alıştıra alıştıra açıklanan niyetler, pek hayır getirmiyordu başkente.

Çiftliği kalan yarısı da..
Açıklamanın haftası olmamıştı, 10 Ağustos 2011’de ‘Çiftlikle Vedalaşın’ dedik köşemizden. Girişi şöyleydi: “..Bu projenin bitişiyle Atatürk Orman Çiftliği de biter. Uygun dilimler halinde bölünmüş Çiftlik, işlevsiz bir arazi parçasına dönüşür. Sonra ‘Zaten işlevsiz, bari yeni yatırımlara açalım’ denir..”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi arkasına saklanarak yapımına başlanan, şimdi de ne yapacağımızı bilemediğimiz Ankapark gibi bir garabetimiz oldu Çiftliğin neredeyse yarısında. Ankara Bulvarı adını alan Çiftlik Bulvarı ve ona bağlantılı yolların dilimlediği parseller, kullanıma açılmış oluyordu. 52 bin dönümden 33 bin dönüme küçülen Çiftliğin 11 bin dönümünü, artık Ankapark işgal ediyordu.
Ankapark.. Aralarda toprak parçaları kalmış!
Bilirkişi dedi ki..
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, AOÇ’nin Atatürk’ün vasiyetine ve şartlı bağışına aykırı olarak amaç dışı kullanılması ve küçültülmesi sürecinin bir parçası olan AOÇ yol planlarına ilişkin Çevre Şehircilik Bakanlığı’na açtığı davada bilirkişi raporu yayınlandı. Raporun dedikleri:

- Açılması düşünülen yolların plan açıklama raporunda belirtilen gerekçelere çözüm olamayacağı..
- Söz konusu yolların trafiği rahatlatma değil daha fazla trafik yaratacağından araç yoğunluğunu daha da artıracağı..
- Açılmış her yeni yolun kendi trafiğini doğurduğundan dava konusu yolların yeni trafik yoğunluklarına neden olacağı..
- Ankara’nın herhangi bir bölgesinden ulaşılması istenen Şehir Hastaneleri’ne ulaşımda yeni yolların değil bilirkişi raporumuzda belirtilen alternatif ulaşım sistemlerinin çözüm olacağından verimli tarım arazilerinin içinden geçirilmek istenen yolların hem teoriye hem pratiğe aykırı olacağı..
Çiftliğin hançer yarası Ankara Bulvarı

Alternatif ulaştırmaya yönelmeli
- Yeni açılacak yollara harcanacak olan maliyet ise bu yolların tarım arazilerine vereceği zarardan kaynaklı maliyetin öncelikle Ankara kentine daha sonra ülke ekonomisine büyük negatif yansıması olacağı..
- Bu maliyetlerin alternatif ulaşım sistemlerine yöneltmeye harcanmasıyla araç trafiğinde bir azalma olabileceği, aksi durumda her yeni yolun yeni bir trafik üreteceği ve bunun da çözüm getirmeyeceği..
- 1/1000 ölçekli ulaşım şeması ve 1/1000 ölçekli ulaşım (yol-kavşak vs) uygulama projesi ile AOÇ alanı içinden geçirilen doğu-batı yönündeki Yeni Çiftlik Bulvarı ve bağlantı yolları ve kuzey-güney yönündeki yollar 40-50 metre olup 1. Derece trafik yolları ve kavşakları olduğu, söz konusu yolların AOÇ arazisinin tarım için en verimli olan Ankara çayının oluşturduğu vadi tabanından ve çaya paralel, yer yer çay yatağı içinden denebilecek güzergah seçilerek geçirilmesinin AOÇ çiftlik işletmesi olarak geleceğe taşınmasını olumsuz etkileyeceği..
Ankara Bulvarı

Şehirciliğe uygun değil
- Tarım arazilerinin yasa gereği korunması gerektiği, kent merkezini İstanbul ve Eskişehir illerine bağlayan batı ve güneybatı yönlerinde AOÇ sınırlarında 1. Derece trafik yollarının mevcut olduğu, dava konusu planla önerilen yeni yolların zaten azalmış olan AOÇ alanlarının daha da azalmasına ve çiftlik üzerinde değişik tasarruflar için baskılar oluşturulmasına neden olacağı..
- Sonuç olarak dava konusu planların ‘şehircilik ilkeleri planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı’..

Ne şehircilik ilkeleri ne planlama esasları ne de kamu yararına uygun değilmiş. Bu kadar aykırı şeyi peşi peşine yapıp şimdi millet bahçesi yapmaya çalışıyoruz. Ama yapılanlar yanlışmış ve geri dönüşü yok artık!

Veda
Milliyet Ankara Gazetesi’ndeki 8 yıllık beraberliğimiz, bu köşemizle son buluyor. Ülkenin başkentine sahip çıkmayı görev bildik, bir anlamda ondan yana olan kefeye ağırlığımızı verdik. Bize bu fırsatı tanıyan Milliyet Gazetesi’ne, emeğini inkar edemeyeceğim çalışma arkadaşlarıma ve bizi yakından takip edip cesaretlendiren siz okurlarımıza teşekkürü, fazlasıyla borç biliyoruz. Hoşçakalın, Ankara’ya sahip çıkınız..

2 Ağustos 2017 Çarşamba

OLMUŞA UYARMAK



01.08.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Bildiğinizi iş işten geçince birinin uyarı gibi size söylemesi, diş gıcırdamalarında artışa neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle son 20 yıldır ısrarla yineliyor, saf romantik muamelesi görüyordu. Gelişigüzel kentleşme, yoğun betonlaşma ve asfaltlaşma, iklim değişikliği olmasa da felaketlere neden olacaktı zaten. Bu 100 yıl öncesi için de geçerliydi, 200 yıl öncesi için de.

Nadir şehirleri hariç, tam bir şehirleşme faciası yaşanıyor Türkiye’de. İmar planlarının delik deşik edilmesini, çılgınlığı da aşmış rant iştahını kimse durduramıyor. Depremler, aşırı yağışlar, seller, heyelanlar, hiçbir şey durduramıyor rant canavarını. Plansız şehirleşmenin suçunu atıyoruz doğaya, kaldığın yerden devam...
‘Ankarasel’
Ankara'nın ne farkı vardı?

Son 3 yağışta caddeler, sokaklar nehir oldu ama 27 Mayıs’taki yağış, Venedik’e çevirmişti Ankara’yı. Zarar çok büyüktü. Ama 8 Temmuz 2014’de, adını ‘Ankarasel’ diye koymuştuk zaten başkentin. “Bangır bangır ‘Küresel ısınma var, yağışlar daha şiddetli olacak’ diyor uzmanlar, sadece vatandaş mı dinliyor bu uyarıları?” demiştik. Bütün plansız şehirlerden farkı yoktu başkentin de.

İstanbul, 9 günde iki büyük sel felaketi yaşadı. 27 Temmuz’da yaşanan sonuncusunu, bırakın yaşamayı, görüntülerden izlerken bile kalbimizin çarpışına hakim olamadık. En zenginliğin şehri, serçe acizliğiyle yere çalınıyordu doğanın huzurunda. Suçu attık doğaya, devam...
Müsteşarın uyarısı
28 Temmuz’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk internetten uyardı: “Yıllık taşkın kayıplarının 2080’e kadar 17 kat artması bekleniyor. Şehirlerde daha fazla ağaçlandırma daha az iklim değişikliği demek. Çok geç olmadan iklim değişikliği ile kapsamlı ve planlı mücadele etmek için yerel yönetimler ‘iklim değişikliği eylem planı’ hazırlamalı. Şehirlerde yağmur suyunun toprakla buluşması gerekir, su toprakla buluşmazsa şiddetli yağışlarda sel olur. Dere yatakları yol olursa, şiddetli yağışlarda yağmur suyu sel olur” dedi.


Önlemleri saydı sonra:

- Dere yataklarının üzeri kesinlikle açık olmalı, kapalı olanlar açılmalı..
- Dere yataklarının zemini toprak olmalı, çevresi yeşil koridor olmalı, yağmur suyunun toprakla buluşması sağlanmalı..
- Dere yatakları üzerinde yağmur suyu akışına engel olan yapılar, bariyerler (engeller) kaldırılmalı..
- Şehirler ağaçlandırılmalı. Ağaçlar ve yeşil alanlar, yağmur suyunun toprakla buluşmasını sağlar.
- Su geçiren asfalt kullanılmalı.
Yükseklere, yeşil alanı olmayan dip dibe yüksek binalar yapıyoruz (Fotoğraf: Ahmet Soyak)
Başkent ne yapıyor?
Ankara’nın altında 100 civarında dere var, gören var mı?
Betonlaşma ve asfaltlaşma hızı, yeşillenme hızından koptu gitti. Dikiyorsak bir ağaç, betona ve asfalta boğmayı ihmal etmiyoruz.
Yeşil alan olarak planlanan arazilere beton dikiyor, asfaltla çeviriyoruz. Bu arada şehirde 400 bine yakın konut fazlası varken.
Eski arnavut kaldırımlarını kaldırdık, kilit taşı döşüyoruz. Ama altına beton döşeyerek... Toprağa hiçbir geçirgenliği olmayan, sel makinesi israf kapısı.
Yükseklere, dip dibe 20-30 katlı bina yapıyoruz, toprağa dokunamadan bütün çukur semtleri yıkıp geçiyor sel. Su baskını değil, şehrin içinden bildiğiniz sel iniyor.

100 yıl önce de geçerliydi
Ayrıca “Şehirlerde bulunan park, göl ve diğer ısı tutan doğal alanların yok edilmesi, yerine asfalt ile beton konulması yüzünden diğer alanlardan çok daha sıcak oluyor şehirler” diyor uzmanlar.

20 yıl önce de söylüyorlardı, 100 yıl önce de geçerliydi bu uyarılar.

Biz zaten biliyorduk. Sorumlu bakanlığın bu uyarıları, belki de muhatabı yerel yönetimlere, ilgili bürokratlara, hatta müteahhitlere yapması gerekirdi. Olmuşla ölmüşe çare yok. Olmuşa uyarmanın da pek tabii.

27 Ağustos 2016 Cumartesi

GÜZEL PROJE



26.08.2016 Milliyet - Ankara Gazetesi

FETÖ, başaramadığı darbeyle kafamızı aşureye çevirdi, bir de başarsa yaşamı neye çevirecekti acaba? Ne kadar sinsi olduğunu darbeden sonra, ne kadar acımasız olabileceğini 15 ve 16 Temmuz’da gördük. 45 yıl susulunca balon şişiyor, vatandaşı patlama noktasına getiriyormuş, patladık adeta. Başka bir konudan bahsedesi gelmiyor insanın, arınmak istiyor bir an önce. Kötü düşünceden, çirkin davranıştan, kalleşlikten ve ahlaksızlıktan arınmak, düzenli haksızlığa son vermek istiyor bünye. 45 yıllık ihanetin kemikleşmiş tortusu temizlenmedikçe dalgalanan ruhumuz dinmeyecek.

Güme gitmesin
Eh bu kargaşada güzel, bekleyen, başlayan, biten projelerle güncel sorunlar da güme gidiyor tabii. Kötü, yaşam coşkusunu solduruyor, günlük yaşamı aksatıyor, iyiyi gölgeliyor. İyiye iyi, güzele güzel demeye çekinir oluyor insan. Böyle de kazanıyor kötü.

Uzun zaman sonra Ankara için geliştirilen güzel bir proje de bu arada kaynadı konuşamadan. Güme gitmemesi, bir an önce onaylanması ve başlaması dileğiyle...

Yeşil bir vaha
Temmuz başlarıydı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi ortaklığında bir proje düşünüldü. Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ‘Doğa Parkı' adıyla projeyi hazırladı ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'ye sundu. Başından beri sevemediğimiz Atatürk Kültür Merkezi (AKM) binası ile arazisi, 19 Mayıs Stadı’nın olduğu bölgeyle birleştirilerek, dev bir spor yerleşkesi oluşturulacaktı.

Hemi de 700 bin metrekarelik alanın, 20 bin metrekarelik kısmı kapalı alan olacak, 30 bin metrekarelik kısmı gölet, gerisi yeşil alan olarak düzenlenecekti. Hatta 19 Mayıs Stadı’yla Atatürk Kültür Merkezi arasındaki Kazım Karabekir Bulvarı yer altına alınacak, kentin merkezinde sporcular, gençler için sağlıklı ve medeni bir spor merkezi, hepimiz için de yeşil bir vaha yaratılacaktı.
Projede yerleşke, 19 Mayıs Stadı bölgesiyle birleştiriliyor
19 Mayıs da kurtulur
8 futbol, 16 basketbol, 16 voleybol sahası, 12 tenis kortu, 4 kilometrelik koşu ve bisiklet yolu, hentbol ve atletizm gibi sporların yapılacağı sahalar... Belki 19 Mayıs bölgesi içindeki spor tesisleri de elden geçirilir, spora yakışmayan ortam ve görüntüden kurtarılır. Ne kadar ihtiyacı var çünkü hem amatör hem profesyonel sporcuların hem 19 Mayıs’ın hem bizim başkente yakışır böyle bir ortama. E yeni stadyumun da 19 Mayıs’ın yerine yapılma kararı alınmıştı, yeme de yanında yat bir yerleşke size.

Keyfi değil acil ihtiyaç
Profesyonel liglerde 11 futbol takımı, amatör kümede 160’a yakın takımı ve bunların 500’e yakın da alt takımı var Ankara’nın. Ne kadar sefil şartlar altında spor yapmaya çalıştıklarını yıllardır yazıyor Ankara basını. Binlerce sporcu ve onbinlerce gençten bahsediyoruz ki daha binlercesini bu sahalara çekmemiz lazım. İlçe belediyeleri bu konuları ele almaya, tesisler yapmaya ya da yenilemeye başladı, en güzel ve büyüğünü yapmak da Büyükşehir Belediyemiz’e kaldı.

Fikir güzel, yeri güzel, çok betonlaşmaz ve içeriğinden şaşmazsa proje güzel. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız’ın elinden öper artık, keyfi değil acil ihtiyacıdır çünkü Ankara’nın. Ayrıca sayesinde, ‘gri’si de biraz daha renklenecek başkentin.