ankara bulvarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara bulvarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2016 Cumartesi

CEZAMIZ BİTMEMİŞ



04.03.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara’nın etrafında oturanın cezası bitmiyor. Hem merkeze hem etraftan diğer etraflara gitme cezalısı etrafın Ankaralısı. Metro denen icat, yıllarca bir tek bu kentin üzerine dert yükü oldu. Başka şehir ya da ülkelerde, derde deva diye kullanılıyor. Başka şehirlerde sinir sistemi gibi kılcalına kadar akışın sağlandığı damarlar bütünüyken metro, bizde topu topu 3 damarda akış sağlayamıyor. İngiltere’de adamın 150 yıldır tıkır tıkır işlettiği metro icadını, 150 yıl sonra hala işletmeyi beceremiyoruz. Bitmiyor metro eziyeti başkentin.

Resmi açıklama yok
Şimdi de Batıkent-Kızılay metro hattının, Akköprü’yle Kızılay kısmının kapatılması çıktı başımıza. 15 Nisan-15 Haziran arası 2 ay kapalı kalacakmış çünkü Keçiören metro hattının bağlantısı yapılacakmış. Resmi olarak değil, belediye başkanımızın tivitır hesabından yapıldı açıklama. Resmi açıklama içinse Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Bakanlığı’na, Ulaştırma Bakanlığı Büyükşehir Belediyesi’ne attı topu yetkili adres olarak.

Kötü tecrübelerimiz
2011’de “Başkentray Projesi yapacağız, Sincan-Kayaş banliyösü 3 ay kapanacak” dendi, 2 yıl sürdü, trenler değişti, ortada proje falan yok, 2 yıl beklediği, sefil olduğuyla kaldı vatandaş.

Bu arada İstanbul yoluna paralel Etimesgut’a doğru şehrin ortasına çekilen Ankara Bulvarı 1 yılı bulmadan bitti, Çiftlik arazisini bölen bir otobanımız oldu. Açılışta konuşan Belediye Başkanımız Melih Gökçek, geçen 2 yılda 690 kilometre yol yapıldığını açıkladı. Raylı ulaşım yolu, sıfır kilometre!

6 ay” denmişti, 21’inci aydayız, Mayıs’ta 2 yıl olacak; bitirilemeyen sinyalizasyon nedeniyle 21 aydır Ankara’nın etrafı Çayyolu ve Sincan, son metro seferiyle gece 10 buçukta, Batıkent 11’de eve gönderiliyor. 6 ayı düş, 15 aydır ne açıklama var, ne bir hareket. “Araban yoksa evde otur, ayrıca olsa da olmasa da toplu taşıma bu kadar” diye anlıyoruz muameleyi.

Açıldı da ne oldu?
Sanki Çayyolu, Sincan metroları açıldı da ne oldu? Şehirde ‘U’lar, ‘O’lar çizmeye, hem de daha fazla devam ediyoruz. Aktarma sayısıyla beraber başta öğrenciler, vatandaşın ulaşım maliyeti arttı. Ring seferleri de dert olmaya devam ediyor. Metro, bir tek Ankara’da çözüm olamıyordu ulaşıma.

Raf süsü ulaşım planı
Büyükşehir Belediyesi’nin Gazi Üniversitesi’ne hazırlattığı ‘Ankara Ulaşım Ana Planı’, 2014 sonunda bitti. 5 milyonu aşmış başkentin ulaşım ana planında bütün çözümler, raylı ulaşım hatları üzerineydi. 2038 yılına kadar ‘U’lar, ‘O’lar çizmeden yolculuk edebileceğimiz birbirine bağlantılı kestirme hatları, aktarma duraklarındaki yükü hafifletecek çözümleri içeriyordu plan. 14 ay da onun üzerinden geçti, ne proje var ortada, ne tartışma. Rafta tuğla gibi duruyor plan.

Korkumuz boşuna değil
Metronun herhangi bir yerinin kapatılması korkumuzun altı boş değil yani. Şimdiye kadar hiç iyi tecrübemiz olmadı. 2 ay kapatıp, Akköprü’den taşımayı düşündüğünüz bölgenin nüfusu, 1 buçuk milyonu aşıyor. Haydi taşıyacak araç sağlandı diyelim, Kızılay’a yüklenecek trafik yoğunluğunu nasıl çözeceğiz?

Daha çekeceğimiz varmış; metroyla sınavımız, toplu ulaşımda cezamız bitmemiş demek başkentte. “Başkentte” demeye, bunların başkentte yaşandığını söylemeye dili varmıyor insanın.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

HUKUK MU YOL MU?



14.08.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

Kimseye ihtiyacı yok vallahi; Ankara kendi dolanacağı yumağı kendi sarabiliyor. Sonra da dolandığı yumağın içinden çıkmak için çırpınmakla geçiriyor zamanını. Yeni yumağımız Ankara Bulvarı.

Hukuka uygun plan yapmadan, sürecin sonuçlanmasını beklemeden otoban gibi yol yaptık, şimdi trafiğe kapatacağız. Mahkeme, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 1/10.000'lik Nazım İmar Planı’nı, Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nı ve ulaşım planlarını iptal etti çünkü. Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin iptal ettiği planlar ve projeler, Ankapark ve Cumhurbaşkanlığı yerleşkesini de içeriyor.

Bulvar’la başladı
İlk ‘Çiftlik Bulvarı’ sözünü duyunca 10 Ağustos 2011’de ‘Çiftlikle Vedalaşın’ demiştik. Sonradan ‘Ankara Bulvarı’ oldu adı. Yapıldıktan sonra gördük ki araziyi ikiye ayıracak biçimde Atatürk Orman Çiftliği’nin ortasından geçiyor otoban. Etimesgut, Sincan’a kadar kalabalık yerleşim birimlerine, hiç uğramadan. Çiftliğin ortasına, yaklaşık 20 kilometrelik küçük çaplı bir çevre yolu yaptık. Ankapark ve Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin sözü edilmiyordu henüz.

Sonrasında 20’ye yakın yazının bizzat konusu olan Çiftlik’te, hep hukuki ihlallere dikkati çekmeye çalıştık. İhlali aştı, hukuk faciasına dönüştü Atatürk Orman Çiftliği’ndeki uygulamalar. Bu başlıklardan bir kısmı da Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin iptal ettiği uygulamalardı. Ankara Barosu ve ilgili meslek odaları, davalar açtı bu arada. Tam 4 yıl olmuş.

4 yılda dozer gibi
4 yılda yollar, inşaatlar, amacı dışında kullanacak kurumlara tahsisler yapıldı, koşullu tahsis edilen araziler de sanki tahsis edilen mal sahibiymiş gibi arazisini başka kurumlara sattı. Nihayetinde adeta dozerle Çiftlik’in yarıya inmiş arazisinin kalanına dokunmanın önü, açılmış oldu.

Yalnız yol konusunda Sincan ve özellikle Etimesgutlular, Ankara Bulvarı’ndan çok memnundu. Bulvar’dan toplu ulaşım olmadığı halde. Metro ve banliyö uyarlanamamış, toplu ulaşım sorununu çözememişti. Belediye otobüslerinin yetersiz ring seferleri, aksine metrodan küstürdü vatandaşı, özel araçlara, halk otobüsü ve minibüslere yönlendirdi yeniden.

İkilemli çözümler
Şimdi Büyükşehir Belediye Meclisi’nden çıkan ‘yolu kapatma’ kararıyla bir de bu konuda ikiye bölündük. Bir yanda hukuk diyenler bir yanda yol. Kendi işimiz görülecekse hukuku çiğneyebiliriz gibi bir ikileme düştük. İşte bu, tam da plansızlığın doğuracağı sonuçtur. Plansız, günübirlik çözümlerle ikilemler içinde yaşanır ancak. Kargaşanın düzenini kurmaya uğraşırsınız.

Buyurun, kendi kendimizi doladığımız yumağın içinden çıkın bakalım; hukuk mu yol mu?

21 Mart 2015 Cumartesi

ÇİFTLİK GİDERKEN NEREDEYDİK?



20.03.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi

Bu projenin bitişiyle Atatürk Orman Çiftliği de biter” diye başlamıştık ‘ÇiftlikleVedalaşın’ yazımıza. Yaklaşık 3 buçuk yıl önce 10 Ağustos 2011’de. Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek’in bir konuşması içinde bir cümle olarak ‘Çiftlik Bulvarı’ ifadesi geçmiş, o zaman anlam veremediğiz için Atatürk Orman Çiftliği’ne bu büyüklükte bir bulvar yapılmasını eleştirmiştik.

Bilmeden “vedalaşın” demişiz
Bir hafta sonra 17 Ağustos 2011’de ‘Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'si çıktı. Türkiye'nin çevre, doğa ve kültür mirasının yönetimine ilişkin köklü değişiklikler içeren bir kararnameydi. 17 Ağustos’un ertesi, ardı ardına Gazi Yerleşkesi, ODTÜ içinden geçirilmek istenen yol, Eymir Gölü ve Botanik’le Seğmenler Parkı’ndaki yapılaşma talepleri gündeme geldi. Tehlikenin boyutu, ilk kez Milliyet Ankara Gazetesi’nde dile getirildi.

Meğer haberimiz yok, ondan da 1 hafta önce 11 Ağustos 2011’de Çiftlik içindeki Gazi Yerleşkesi, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından, 1’inci dereceden ‘3’üncü Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı’na düşürülmüş. Karardan bir gün önce, gelişmelerden habersiz, ‘Çiftlik’le Vedalaşın’ demişiz.

“Gık” çıkmadı
10 Ağustos 2011’den sonra ısrarla konuyu takip ettik.

23 Aralık 2011- AOÇ Üzerindeki Rant Pençesi
8 Haziran 2012- Sanayiye Ödül Çiftliğe Beton
15 Haziran 2012- Tırtık Tırtık Yenilen Miras: AOÇ
2 Ekim 2012- Zavallı AOÇ
16 Ekim 2012- İstabullaşan Ankara’da Rant Çiftliği
11 Ocak 2013- Çiftliğe Hücum
4 Haziran 2013- Gezi Şanslı Çiftlik Yalnız Kaldı
5 Temmuz 2013- Dönüşüm Çiftlik’te
9 Temmuz 2013- Gündem Çiftlik
20 Ağustos 2013- Bir Ankara Yozlaşması Atatürk Orman Ç.
24 Eylül 2013- Arkasından Gelinen Şehir
7 Ocak 2014- Tokat Gibi Rapor
21 Ocak 2014- Çiftlik’ten Açıklama Var
7 Mart 2014 Bitirilmiş Çiftliğin Davası
25 Mart 2014 Çiftlik’te Geciken Adalet
8 Nisan 2014 Çiftliğe Vicdan Lazım

Bunlar Atatürk Orman Çiftliği’yle ilgili yazılarımızın bir kısmı. Bir bu kadar da aralarda ve başka yazılar içinde değindiklerimiz var.

Ve efendim, köyün delisi gibi, kendi kendimizi paraladık  durduk 3 buçuk yıl boyunca. Ne muhalefet partileri ne çevreci dernekler ne odalar ne de şimdi mangalda kül bırakmayan gazete ve televizyonlar ilişti konuya, ‘Gık’ çıkmadı. Sadece 7 Aralık 2011’de Orman Mühendisleri Odası, SİT alanının düşürülmesi kararına karşı dava açtı.

Elden ele dolaşıyor araziler
Gazi Yerleşkesi’ne Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapılmaya başladı, inşaat epey ilerledi, birden kafaya saksı düşmüş gibi uyandı, uyandığı gibi de coştu herkes. Yer gök çevreci ve hukuk alimi kesildi, Atatürk Orman Çiftliği, ülke gündeminin baş köşesine oturdu. Öyle olunca biz de uzaktan izlemeye başladık, başkaları da sahip çıkıyor diye.

Bu arada adı‘Ankara Bulvarı’na çevrilen otobanvari Yeni Çiftlik Bulvarı açıldı. Ne olduğunu anlayamadan Ankapark’ın inşaatı başladı bu sefer de. Bunlar bildiklerimiz. Kurumlara koşullu devredilen araziler, elden ele dolaşıyor şimdi. Atatürk’ün vasiyetle koşul karşılığı bağışladığı araziler satılıyor. Çiftlik etrafında müthiş bir yapılaşma başladı ve ucu kaçmış durumda. Her vasiyeti delme girişimi, rantı yüksek bir yapı olarak yükseliyor Çiftlik’te.

Meclis sahnesinde gerilim!
İşte bütün bu girişimleri sessiz sedasız izleyen muhalefet partileriyse dün gözlerimizi yaşarttı; Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapılan alanın, birinci dereceden üçüncü derece SİT alanına dönüştürülmesiyle ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini Meclis Genel Kurulu’na önerdiler. Aman pek yaman eleştiriler yapıldı! Ancak yine Çiftlik’teki genel sorunla değil, Saray’la ilgiliydi muhalefet.

AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci de "Şimdi 'Atatürk Orman Çiftliği' diye bağıranlar, neredeyse Atatürk'ün çiftliğinin yüzde 40'ı giderken neredeydi?" dedi. Doğru soru; neredeydik, devlet dahil? Yarıya inerken Çiftlik arazisi, cümleten neredeydik? 60 yılı geçtik, son 3 buçuk yılda neredeydiniz efendiler? Kıt akılımızla bizim gördüğümüzü, koskoca muhalefet partileri göremedi mi? Bor’un pazarı geçmiş,  eleştirinin de pek kıymeti kalmadı tabiî ki. Yalnız Çiftlik, yine yalnız yani.

Karabük Milletvekili Kahveci’nin sözlerine gelince; ‘kalanla da biz ilgileneceğiz’ anlamına gelmiyordur inşallah.

25 Mart 2014 Salı

ÇİFTLİK’TE GECİKEN ADALET



25.03.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Adalet tecelli etti” diyebilir miyiz? Geciken adaletiyle ünlü ülkede, hukukçuların ağzından düşmeyen bir cümledir; ”Geciken adalet adalet değildir.



Davacılar: TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve Ankara Barosu.


Davalılar: Ankara Büyükşehir Belediyesi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı.



Geciken karar

Dava sonunda Ankara 5’inci İdare Mahkemesi’nin kararı: Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazilerinde yeni Başbakanlık binası, Ankapark projesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kongre ve Kültür Merkezi Sosyal Tesisleri, yeni Çiftlik Bulvarı, otoyollar, kavşaklar, sanayi ve depolama tesislerinin dönüştürülmesi ile yeşil ve rekreasyon alanları yapılmasını öngören imar planı değişikliklerinin yürütmesinin oybirliğiyle durdurulmasına...



Kararda, Atatürk'ün 11 Haziran 1937'de Hazine'ye bağışladığı 52 bin dönüm arazinin, 68 yılda yapılan kanun değişiklikleriyle toplam 23 bin 971 dönüme denk gelen yüzde 42'sinin amaç dışı kullanımına imkân tanındığına da değiniliyor.
Böyleydi..

böyle oldu...


Bağışa aykırı planlar

Ayrıca şu saptama yer alıyor kararda: 2006'da AOÇ Kanunu’nda yapılan değişiklikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın uygun görüşü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne AOÇ alanlarıyla ilgili her türlü imar değişikliği yapma yetkisi tanındığı, 2007 tarihli imar planı değişikliklerinin yargı tarafından iptal edilmesinden sonra yeni bir imar planının yapıldığı ve yeni imar planında yüzde 28.64'e düşürülen tarım oranının, Atatürk'ün şartlı bağışına aykırı bir durum oluşturduğu...


Atatürk Orman Çiftliği’ne müdahale, bağıştan 2 yıl sonra, ilk 1939 yılında Bira Fabrikası’nın 3697 sayılı Kanunla Tekel Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle başlar. 1950 yılında çıkarılan 5659 sayılı Kanunla Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin korunması amaçlanmasına karşın, özellikle 1950-1960 yılları arasında çıkartılan özel kanunlarla 14.541 dönüm arazi kamu ve özel kuruluşlara satılır.



Mülkiyet hep Çiftliğindir

Bunlar koşullu ve bağış amacına uygunluk gösteren satışlardır. “Satış” deniyor ama kimse, kamu kurumu bile olsa, arazinin sahibi olamaz. Mülkiyet, sonsuza kadar Çiftliğindir. Amaca, bağış koşullarına uygun işler yapacak kişi ya da kurumlara kiraya verilir.


1950-60 arasında yoğunlaşan kiralamalarla tırtık tırtık küçülen arazi, bugünkü haline, 33 bin dönüme küçülür. Son yapılan ve yapılması düşünülen inşaatlar dahil değil bu rakama.



Yasa çıkarılmış olabilir ama zaten koşullu vasiyetlerde, amaç dışı kullanıma yönelik yasa çıkarılamaz. Arazi tahsisleri yapılabilir ve o arazi üzerinde, sadece bağış koşullarına uygun işler yapılabilir. Mahkemenin, dikkat çektiği 2007’den sonra yapılan imar değişiklikleriyse akıldan bile geçmemesi gereken değişiklikler. Ancak akıldan geçmekle kalmadı Meclis, Büyükşehir Belediye Meclisi derken her yerden geçti. Trilyonluk (katrilyon), inşaatlar yükseliyor üzerinde.

Yeni Başbakanlık binası ve geride Ankapark inşaatı


Başkan’ın tepkisi

Ankara 5’inci İdare Mahkemesi’nin kararı üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “Bana köprüleri, alt-üst geçitleri yaptırmıyorlardı, ben, bugüne kadar hepsini yaptım. Onları nasıl yaptıysam bunu da öyle yaparım. İlla ki yaparım. Yasalara uygun hale getirir, yaparım “ demişti. Dün, eklemeler yaparak devam etti; ”500 milyon (trilyon) harcandı Ankapark’a, bu paradan vazgeçemeyiz. Bir kanun çıkarılır, iş otomatik çözülmüş olur. 3 tane bilirkişinin keyfi için iş yarım mı kalacak?



Vasiyet insan hakkıdır

Çiftlik bağışlanmıştır, her şeyden önce bağış koşullarına aykırı yasa çıkarılamaz. Ve bağış insan hakkıdır, insan hakları, anayasaların da üzerindedir. ‘3 tane bilirkişi’ ve davacı meslek odalarının keyfinden önce savcıların keyfiyetiyle ilgilidir. Dahası vasiyetini çiğnediğimiz kişi, Mustafa Kemal Atatürk’tür; devletin kurucusu.


50-60 yıl gecikmiş adalet, adalet olamadığı gibi, bir de hala hukukun etrafından dolanmayı düşünüyoruz. Belli ki Çiftliği, emanet olarak değil, rantı çok yüksek bir arazi olarak görüyoruz. Öyle olmasa şimdiye kadar Ankara’nın hangi işi bu kadar hızlı yürüdü, soruyoruz.