kaynakçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaynakçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2011 Cumartesi

ADIMLAR SIKLAŞMALI


16.12.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Ankara sanayisiyle ilgili dilekler, dilek olmaktan çıksa ya artık! Ağırdan alınan adımlar sıklaşsa. Yeterince zaman kaybetmemiş gibi, en az 30 yıldır yatırımları gerilememiş gibi salına salına, her toplantıda aynı dileklerin muhatabı oluyoruz. Tüy dikilse, “Tüy dikildi, Ankara için ümit verici gelişme” diye inliyor ortalık. Kıla tüye değil, dikilen okula, fabrikaya bakacağız. Dışarıdan aldığını içeride satanın, ‘ekonomik büyüklüğü’yle övünemeyiz. Övünsek te ömrü kısa olur. Ömrü uzun olsa bizim tezgahlar, tozlanıyor demektir.



Yerlisi varken

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ankara Sanayi Odası’nın 48.Yıl Başarı Ödül Töreni’ndeydi. Konuşmasının bir yerini, kalın kalemle çizmek istiyorum: “Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir'den de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatına rağmen halen Türkiye'de bulunan malları yurt dışından getirenleri bildirmelerini istiyorum. Türkiye'de varken dışarıdan alanları kınıyorum” demiş. Seslendiği ASO Başkanı, yaklaşık 15 gün önce, kamuda yerli malı kullanımına, yerli sanayinin desteklenmesine ilişkin tavsiye mahiyetinde bir Başbakanlık Genelgesi olduğunu ama yeterli ilgiyi  göremediğini söyleyen Nurettin Özdebir. Bir niyet var ama birbirine tekrarlamaktan uygulamasına geçilemiyor bir türlü. İki bakanlığın ayağı değdi henüz topa; Sağlık ve Ulaştırma Bakanlıkları. Değdi ama “Gol” ünlemesini duyamadı daha kulaklarımız. Ayrıca Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın da topa girmesini bekliyoruz.



Okullar olmadan tıkanırız

1 yıl öncesine kadar metruk bir binaydı artık eğitim yuvası ve iş garantili çocuklarımızı eğitiyor. Gazi Üniversitesi OSTİM Meslek Yüksekokulu, 1 yıldır, 5 farklı programda 380 çocuğumuzu eğitiyor. Geçen hafta, ağırdan da olsa bir adım daha atıldı ve kaynak laboratuarı açıldı. Türkiye ve Ankara sanayisinin, ne kadar acil yetkin kaynakçılara ihtiyacı olduğunu bilseniz sanayicilerden çok sevinirdiniz. 380’iyle yetinemeyiz, binlerce çocuğumuzu yetiştirmek zorundayız; yerli sanayide, gerçek bir atılımı öngörüyorsak eğer. Ankara sanayisi, büyük girişimlere aday ama kaderi, meslek okullarından geçiyor. Geçmezse yokuşun başında tıkandığıyla kalacak.



Bir kuşağı kaybetmeden

Açılışta konuşan Gazi Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Rıza Ayhan, 21’inci Yüzyıl’ın parlayan yıldızı Türkiye’de, sanayicinin nitelikli eleman sorunu yaşadığını, üniversite mezunlarının da iş bulamadığına değinip, şöyle devam etmiş: “Burada bir yanlış var. Demek ki bizler, üniversiteler olarak sanayinin ihtiyaçlarını tam olarak bilemiyoruz, öğrencilerimizi eğitim döneminde sanayinin içine yeterince sokamıyoruz. Eğitim sistemimizi buna göre dönüştürmek, değiştirmek, geliştirmek zorundayız.



Ekliyorum Rıza Ayhan hocanın saptamalarına: Ayrıca yanlış eğitim ve sınav sistemimiz dolayısıyla gelecekten ümidini kesmiş düz lise öğrencilerimizin önüne, meslek okullarını bir seçenek olarak koyabilmeliyiz. Hem onların bir geleceğe hem de ülkenin nitelikli işgücüne ihtiyacı var. Kaybetmeden bir kuşağı, şimdi sahip çıkmalıyız.



Tek tek isimlerden vahim

Bakan Zafer Çağlayan’ın, Nurettin Özdebir’den istediği isimlere dönersek… Nurettin beyin yerinde olsam “Her türlü Atatürk portresi, elimizde salladığımız Türk bayrakları bile Çin’den geliyor. Durum yeterince vahim değil mi, ne işiniz olur tek tek isimlerle?” demek isterdim.


Önümüzdeki dönem, alıştığımız adımlarla ağır ağır yürümeyi kaldıracak dönem değil. Adımları sıklaştırmalıyız.

28 Eylül 2011 Çarşamba

ÇIRAKSIZ SANAYİ VE BİZDEN BİR KİTAP


27.09.2011 Milliyet-Ankara Gazetesi

Meslek okullarına duyulan ihtiyacı, bu okulların önemini, her fırsatta gündeme getirmeye çalışıyoruz. İster lise ister yüksekokul düzeyinde olsun bu okulların müfredatları acilen  güncellenmeli, okul sayısı artırılmalı. Bu seferki şikayetçimiz, Ankara Ayakkabı ve Çantacılar Odası Başkanı Hüseyin Uzun. Böyle giderse çırak bulamayacaklarından korkuyor.



Beklemeyin, ilgilenin

Ülkedeki meslek liselerinin durumu belli; ayakkabıcılık ve çantacılık üzerine bir çalışma yapılmıyor. Ankara’da, bu konuda eğitim veren bir okulumuz var ancak burada da yeterli teknik donanım olmadığı için beklenen başarı sağlanamıyor” demiş. Önce yargısız infaz yapayım: Sayın Uzun, derneğinizin üyeleri, mesleklerinin geleceğiyle ilgilenmeli biraz. O  eğitim ve donanımlar sağlanmıyorsa eğer, siz bir yolunu bulacaksınız. Bakın, memleketin çok ciddi bir ‘usta kaynakçı’ sorunu var ama Ankaralı kaynakçılar, sırf bu açıklarını kapatmak için dernekleştiler. Şimdi kendi eğitimlerini vermeye çalışıyorlar.



Ortaya bırakmayın

Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması, çıraklık sistemini bitirdi” demişsiniz. Sözünüzü iyi anlamda yorumluyor, şöyle anlıyorum; meslek okullarına önem vermezseniz çocuklar için özendirici olmuyor. 2011 yılında, temel eğitimini bile tamamlamamış çırakları kastedmiş olamazsınız herhalde. Temel eğitimden yoksun çırakların, usta olsa yaratıcılıkları ne kadar zengin olabilir, değil mi? Güncel eğitimle beraber staj olanakları olan, okulu bitince işini gereği gibi yapabilen meslektaşlar talep ediyorsunuz. Haklısınız. O zaman sorunu ortaya bırakma huyuna yakalanan Ankaralı gibi değil, adını andığınız İzmir, İstanbul ve Konyalı sanayiciler gibi birlik olacak, geleceğinize sahip çıkacaksınız.



Meslek okulları önemli

Meslek okulları çok önemli. Çocuklarımız, ne eğitimsiz kalmalı ne de eğitimi, işsizlikle cezalandırılmalı. Bir kez daha meslek okullarımızın altını çizme, önemini vurgulama  fırsatı bulduk. Bundan sonra da her zaman vurgulamaya ve altını  çizmeye devam edeceğiz.



Bir kitap

Gelelim kendi söküğümüze: Araştırmacı-Foto Muhabiri Uğur Kavas, Türkiye’de Basın Fotoğrafçılığının Görsel Tarihi kitabının ikinci cildini çıkardı. Birincisi, Osmanlı’dan 1960’a kadardı, ikincisi, 1960’dan günümüze kadar olan dönemi kapsıyor. Sabırla taranmış ciddi bir derleme.



Sadece fotoğraflar değil, o dönemin ve fotoğrafların öyküsü de var yanında. 1 Mayıs 1977’de, Taksim Meydanı’ndaki ‘Kanlı Bayram’da, ilk silahı bir gazete satıcısı patlatmış. Ünlüleri, fotoğraflayabilmek için bir birinden müthiş teknikler, hem genç gazetecileri hem bizi hoplatacak. Savaş alanlarından ürperten, günümüzden ilginç perde arkası anılar var. Ee sökük nerede?



Bir sökük

Kitabın yarısına Türkiye Foto Muhabirleri Derneği destek oluyor. Ama diğer yarısına destek olacak firma, bitmiş işten desteğini çekiyor. O yarıyı Uğur Kavas, cebinden ödüyor. Üstelik basın tarihi açısından her geçen yıl daha değerlenecek bu derleme, bin tane basılabiliyor.



Alamayacağımız kitabı, niye ballandıra ballandıra anlatıyorsun o zaman arkadaşım?” diyorsunuz. Kendi pantolon ağındaki söküğe bakmayıp, başkalarının söküğünden çıkmayan bir  mesleğe sahip olduğumuza dikkat çekmek için!


Ayrıca Ankaralı bir Ankara aşığı olan Uğur Kavas’ın, Ankara’yla ilgili belgesel nitelikli kitapları önümüzdeki aylarda çıkacak. Meslektaşımı, sabrı ve emeği için kutluyorum.