8 Eylül 2015 Salı

KALE’DE YAZ KEYFİNİN SON DEMLERİ



04.09.2015 Milliyet-Ankara Gazetesi


Bir taş plaktan Koyunpazarı Sokak’a, kan dolaşımını düzenleyen dinginlik ve bağırmayan tonda “Sen hep beni, mazideki halimle tanırsın” şarkısı yayılıyor. Gramofonları hala çalışıyor bu sokakların. Kale’yi turlamış ziyaretçiler, antikacılara, hediyeliklere baka baka iniyor yavaş yavaş sokaktan. Yorgunlar, kafelere soluklanmaya, yorgunluk çayı içmeye, gördüklerini duyduklarını konuşmaya oturmuş. İnce bir esintinin başlama, akşamın ferahlık yayma saatleri.



Ankara’nın en özü

Aslında tam da güneşin en kızıl, en güzel battığı ufuklardan birini gören Kale’nin içinde, hatta tepesinde olma zamanı. Aksine, gitme değil Ankara Kalesi’ne gelme saati bu saatler. İster Bentderesi’ne bakan burçlarda ister bir lokanta balkonunda ya da bir kafenin terasında, doğanın en güzel törenlerinden birine şahitlik etme zamanı. Bina yığınlarını uzakta, trafik kargaşasını aşağıda, sorunları içinde bıraktığımız kentin, en özündesiniz.



Yine de büyülü

Beşinci yazını da bir yandan kavga gürültü bir yandan keyfinden kendimizi alamayarak geçiriyoruz. Kavga gürültü de açılıp kapanmayan, sakinlerini toz toprak içinde bırakan kazılar, yanmayan sokak lambaları, patlayan su boruları, kesilen elektrikler, eksik otoparklar, yetersiz tuvaletler, akşam yollara yayılan çöpler, tarihi dokusu korunamayan mekanlar gibi bir türlü tamamlanamayan altyapı sorunlarından hep. Yine de yeryüzünün en büyük anıtı gibi kentin ortasında yükselen Ankara Kalesi, gözle görülmeyen ruhuyla da büyüsünü koruyor hep.



Hakkı bu değil

Ve dünyanın neresinde olsa içinden insan sellerinin akacağı bu devasa anıtı, neredeyse hiç değerlendiremiyor Ankara. Etkinliklerinin parçası, kentin gözbebeği haline getiremiyor. İşte 29 Ağustos’ta başlayıp 13 Eylül’de bitecek olan Ankara Alışveriş Şenliği’nde, yine üvey evlat muamelesi görmekten kurtulamadı. Programda her gün bir etkinlik var görünüyor ama Kale’nin şanına da kudretine de karşılık olamayacak etkinlikler bunlar. Biliyoruz “Buna da şükür” diyenler çok ama Ankara Kalesi, başkentte yapılacak her büyük organizasyonun özel başlığı olmalıdır. Hakkı budur çünkü.



Taleplerimiz baki
Neyse ağzımızın tadını bozmayalım, taleplerimiz her daim baki, becerebildiğimiz kadar bu etkinliklerin ve gramofonları çalışırken Kalemiz’in keyfini sürelim biz. Birbirinden özgün sanatkar ve zanaatkarın toplandığı dükkanlarını sahipsiz, en güzel batan güneşini yalnız bırakmayalım. Her mevsimi kendine has ayrı manzaralı Kalemiz’de, yaz güzelliklerinin son demleri geçmeden, payımıza düşenin tadını çıkaralım.

Hiç yorum yok: