anadolu osb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anadolu osb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2018 Çarşamba

4 GENÇTEN BİRİ BOŞTA GEZERKEN



20.03.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)2017 Kasım ayı verilerine göre 15-29 yaşları arasındaki her 100 gencin 26’sı, boşta geziyor. Ne okuyor ne çalışıyor. 4 milyon 700 bin kişi dersek durumun vehameti daha iyi anlaşılacak. Ülkenin sanayisi, ticareti yana yakıla çalışacak insan ararken 4 milyon 700 bin genç, yaşamını kuracağı yaşta hiçbir şey yapmıyor.

Meslek okullarına sırtımızı dönmenin, üniversite sınavını bir hedef haline getirip, üniversite eğitiminde plansız yerleştirmenin karşılığı bu rakamlar. Bedelini ağır ödüyoruz. Okuyan yapmayacağı mesleği okuyor, okumayan vasıfsız. Ne okumayıp ne çalışmayanı ne yapacağız? Nükleer bombanın üzerinde oturmaktan ne farkı var bu kadar genç boşta geziyorsa.

Neyimize güveniyoruz?
Söyleyen oluyordu ama 2011 yılından beri de bu köşenin baş dertlerinden biri oldu niteliksiz eğitim ile yetiştirilen vasıfsız gençlik. Yasadışı işlerin artış oranı, kolay kazanç elde etme eğilimi, bu gençlerin artışıyla koşut gelişiyor. Toplumsal patlamalar, sayıyla ilgili olmayabilir bazen, çok basit bir şey bile ateşleyebilir. Ağırdan alacak neyimize güveniyoruz o da belli değil.

Türkiye’nin bu derdini, geçtiğimiz 7 yıl boyunca Ankaralı sanayicilerle tüccarla esnafla kendi aramızda tartışıyoruz o günden beri. Kendi aramızda çünkü ilgili makamlar ve bürokrasi hazretleri, lütuf buyurup kulak vermiyor yapılan çağrılara. Durumun vehametinin farkında değiller, dolayısıyla kaygı duymuyor, acele etmiyorlar. Bunu da ülkenin bir kez daha yerli üretim atağına karar verdiği dönemde yapabiliyorlar.

Örnek bir yeni okul
18 Mart Pazar günü, suda dalga yaratacak bir adım atıldı Temelli-Malıköy Organize Sanayi Bölgesi’nde. Başkent Üniversitesi ile Anadolu Organize Sanayi Bölgesi (Anadolu OSB) işbirliğinde ‘Meslek Yüksekokulu ve Sürekli Mesleki Eğitim Merkezi’nin temel atma töreni düzenlendi. Bir türlü bir araya getiremediğimiz eğitim ile uygulamayı yan yana getirmeyi amaçlayan bir okul ve merkez olacak yani.
Okulun temeli atıldı, Eylül'de eğitime açılmak isteniyor
Başkent Üniversitesi kurucusu Mehmet Haberal da Üniversite Rektörü Ali Haberal da Anadolu OSB Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay da gecikmiş de olsa yapılan işin huzuruyla yapılması gerekeni vurguladı. Davet edilen Polatlı Meslek Lisesi öğrencileri, gelecekleri için atılan temele şahitlik ediyordu. Üniversiteye bağlı Kazan Meslek Yüksekokulu öğrencileri de Anadolu OSB’nin olanaklarından faydalanmaya başlamıştı. Ayrıca ülke çapında türünün ilk örneğini kuruyordu Ankara. Yukarıdaki kaygılarla katıldık onlara.

‘Yapamamak’ yok
Suda dalga yaratan bir önceki örnek, Sincan ASO 1’inci Organize Sanayi Bölgesi’nde açılan lise seviyesindeki ASO Teknik Koleji’ydi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında eğitime başladı, 2014 Ocak ayında bölgedeki ülkeye örnek okullarına geçtiler. Öğrencileri tamamen burslu, okul, şu anda benzerlerinin en iyisi. OSTİM Organize Sanayi Bölgesi ise üniversitesi ve teknokentini kurma hazırlığında.
ASO 1 Teknik Koleji
İki organize sanayi bölgemiz ise Hacettepe ve Gazi Üniversiteleri ile işbirliğinde başarılı olamadı, devamını getiremediler. Bu kadar genç boşta, bu kadar ihtiyaç varken ‘yapamamak’ diye bir şeyin olmaması lazım dünyanın da içinde bulunduğu durumu göz önüne alırsak.

Başkent Üniversitesi ve Anadolu OSB 3 ay önce görüşmelere başladı, okulun projesi dahil bitirip temelini attı, Eylül ayına, yeni eğitim-öğretim dönemine yetiştirme amacındalar. Sanayide de ticarette de bu lazım bize; hızlı icraat. Hızla gençlerimizi kazanmamız lazım.

22 Eylül 2014 Pazartesi

ÜRETİMİN YOLUNU NİYE AÇAMIYORUZ?



19.09.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi

Orada bir köy var, o köy bizim köyümüz. Orada bir de sanayi bölgesi var, o bizim değil mi? Orayı sanayi bölgesi ilan eden bizim devletimiz, gereğini kim, ne zaman yapacak?



O köy Malıköy. Eskişehir’e giderken Temelli’de. Sanayi bölgesi de etrafında. Anadolu, Başkent, ASO 2, ASO 3 ve Dökümcüler Organize Sanayi Bölgeleri var içinde. Varolan fabrikalarda 5-6 bin kişi çalışıyor. İstanbul’da olsa daha bu fabrikalar kurulurken Malıköy’ü Malışehir’e çevirirlerdi. Ancak 13 yıldır, su bile götürülmedi bölgeye.



Sanayi değil otobüs durağı sanki

Su gitmiyordu, bu kez de inat etti yol gitmiyor. 2 yıldır Sincan’daki ASO 1 Organize Sanayi Bölgesi’yle Malıköy arasına yapılacak yol, bilinmeyen bir nedenle götürülemiyor. Yol ihalesi 3 kez iptal edildi. İlk ikisine birer bahane bulundu ama üçüncü iptalin bahanesi de yok. Bekliyor herkes.



Satın alınmış boş parseller fabrika, fabrikalar suyla yol, vatandaş iş bekliyor. Bir de çalışanlar için yapılmış binlerce konut var ki su olmadığı için kimse gelmiyor, onlar da dolmayı bekliyor. Sanayi bölgesi değil otobüs durağı, bekleyen bekleyene.



Evvelki gün Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir’e sorduk yolun akıbetini, “Parası, projesi, her şeyi tamam, niye başlamadığını biz de bilemiyoruz” dedi. Yani o da bekliyor. Biz de 2 yıldır yanıt bekliyorduk, tam ekip olduk!



“Büyüme modeli gözden geçirilmeli”

10 Eylül’de Özdebir, üretim artışındaki düşüklüğe dikkati çekerek “Özel sektör yatırım harcamalarındaki düşüş, yatırım şevkini korumanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Açıklanan veriler, bu konudaki uyarılarımızın ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, büyüme modelimizi gözden geçirme ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır. Birbirimize ev yaparak zenginleşemeyiz. Bu nedenle, öncelikle kıt kaynaklarımızı rant fırsatlarına değil, üretime ve yatırıma yöneltmemiz gerekmektedir” demişti. Yolu ve suyu olmayan sanayi bölgesi yapan, üretmeden zengin olabilmenin yolunu bulmuş da bizim haberimiz yok herhalde.



Savunma ve havacılık sanayisinde, raylı ulaşım sistemleri ve tıbbi araç hatta ilaç üretiminde yeni bir atılımın eşiğinde Ankara. Teknokentlerindeki yeni strateji değişiklikleri ve üniversitelerle geliştirilen işbirlikleri de bu gelişmelere büyük katkılar sağlayacak. Gelin görün ki lüks konut üretiminin kuyruğuna takılmış ekonomik bir hareketlilik hakim  şimdilik. Büyümenin ve gelişmenin temel öğesi sanayi üretimi, zorlu yolları aşıp, gerçek atılımını gerçekleştiremiyor bir türlü. Oysa durgunluk dönemini, yeni yatırımlarla atlatabilirdik.



Gidişatın göstergesi
Ankara’da sanayinin altyapı ihtiyaçları hala tamamlanmış değil ama Sincan-Malıköy arasındaki yol ve su, gidişatı anlayabilmek için bir gösterge oldu bizim için. Çünkü Malıköy’deki parseller fabrikalarla dolduğunda 5-6 bin değil, 55 bin ile 250 bin civarında kişiye ekmek kapısı açılacak. Üretme kararlılığı, tescil edilmiş olacak. Malıköy’ün fabrika mezarlığı olmayacağını anlayacağız. Şöyle ki; yapılmasını niye beklediğimizi bilmediğimiz yol, gelecek planlarını bilmeyi de engelliyor.

12 Şubat 2014 Çarşamba

BU KEZ DE TEİAŞ GECİKTİ


11.02.2014 Milliyet-Ankara Gazetesi



Tam çözüldü diyorduk, yeni bir düğüme takıldık. Günü belli ihale iptal oldu. Sincan Malıköy arasındaki yol ve su sorunu, bu kez de Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’nde (TEİAŞ) düğümlendi. 5 organize sanayi bölgesi, 13 yıldır bu yolu ve suyu bekliyor. 5 bin kişinin çalıştığı bölgede, bu sorunlar çözülürse 55 bin kişi çalışıyor olacak. İş olacak ekmek olacak ama sanayiciler dışında kimsenin pek acelesi yok.


Kuru ve sapa sanayicilik
Eskişehir yolunda, Ankara’ya 20 dakika uzaklıkta çoğunuzun dikkatini çekmeyen bir organize sanayi bölgesi var; ASO 2, ASO 3, Başkent, Anadolu ve Dökümcüler organize sanayi bölgeleri. Bunlar OSTİM ve İvedik organize sanayi bölgelerinden daha büyük çaplı, büyük parselli fabrikaları içeren bölgeler.  Planlı, düzenli, kendi içinde altyapısı tamam ama hepsi kapıya kadar. Kapının dışında, bölgenin ihtiyacı olan her şey, uzun bir zamandır eksik.

Eksik olanların başında da sanayinin en temel ihtiyaçlarından yol ve su geliyor. Kuru ve sapa sanayi bizimki. 13 yıldır taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışıyor sanayiciler. Bu yüzden parselleri satılmış arazilere fabrikalar kurulamıyor, kurulanlar, büyük zorluklar içinde üretim yapmaya çalışıyor.

İhaleye 3 gün kala iptal
27 Ocak’ta, bölgenin su sorununu da çözecek yol ihalesi yapılacaktı. Bu yol, bölgeyi hem Eskişehir ve İstanbul yollarına bağlayacak hem tren hatlarına ulaşımı hem de OSTİM ve İvedik gibi merkezde kalan sanayi bölgeleriyle alışverişi kolaylaştıracaktı. İptal edildi.

Yapracık tarafından getirilmesi düşünülen suda kamulaştırma sorunları bekleniyordu ama eğer Sincan-Ayaş tarafından getirilirse yolla beraber su hatları da döşenecekti. En büyük iki sorun aynı anda çözülmüş olacaktı. Böylece su projesi de iptal edilmiş oldu. Çünkü TEİAŞ, Karayolları kadar hızlı davranamadı ve planların gerisinde kaldı.

TEİAŞ neyi beklediyse
Karayolları, imarı yapılmış yol güzergahını zamanında hazırladı ama TEİAŞ, bölgedeki elektrik hatları düzenlemesini bitiremedi. Bitmeyince yol çalışması da başlayamadı. Oysa ‘kamu yararı’ kararı alınmış çalışmanın, 2011’de yapılacağı belli olmuştu. Yeterlilik ihalesi yapılıp, ihale aşamasına geldikten ondan sonra anlaşıldı TEİAŞ’ın hiçbir düzenleme yapmadığı.

Sincan’daki ASO 1 Organize Sanayi Bölgesi yakınında, 400 bin voltluk elektrik hattı ve hattın devasa direkleriyle bir elektrik ormanı var adeta. Sinop’ta ve Akkuyu’da inşa edilen nükleer santrallerin hatları da bu bölgeden geçecek. Yani bu bölgedeki elektrik trafiği yeniden düzenlenecekti zaten. Neyi bekledilerse…

Gitti 2 yıl daha
TEİAŞ çalışmaya başlamış. Şimdi onları bekleyecek Ankara sanayisi. Fabrika parselleri boş durmaya, iş ve ekmek te gecikmeye devam edecek. “Ne zaman biter?” diyoruz, “En az 2 yılımız daha gitti” diyor sanayiciler. Yine de boş durmayıp, yeni öneriler geliştiriyorlar.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir’in, Karayolları ve Ulaştırma Bakanlığı’yla görüştüğü haberini aldık. İhalenin iki aşamada yapılmasını önermişler. “Yolun Eskişehir yoluna çıkması düşünülen yeni kısmını bitirelim, Malıköy içindeki dar  köy yolundan kurtulalım bari” demişler. O kısmın yapılması daha kolay ve fazla zaman almayacak. Kalan 40 kilometre TEİAŞ’ın insafına kalmış artık.

Her defasında yeni bir şey çıktı bu yolla ilgili. Ankara değil doğrudan Türkiye sanayisi ve ihracatıyla ilgili bir sorun bu yol. Bazen “Bu ülke, üretmemek için daha çok çalışıyor” diye geçiyor aklımdan.

6 Ekim 2012 Cumartesi

MALIKÖY’DE SANAYİ SERABI


05.10.2012 Milliyet-Ankara Gazetesi

250 yıllık gerileyişimizi durduran savaşın reviri, mühimmat deposu, havaalanı Malıköy. “Köye niye tren istasyonu koymuşlar?” diye merak edenler bilsin. Sakarya Meydan Savaşı’nın, Sakarya ilimizde yapıldığını sanan okumuş cahiller öğrensin. 10 kilometre yakınında, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının savaşı yönettiği Alagöz Karargahı var. Küçüklüğüne, sessizliğine kanmayın. Malıköy’ün, Kurtuluş mücadelemizde çok emeği var.

Badem bahçesinde tatlı hayaller
Sabah 9 buçuk. 2 Ekim günü, bereket taşıyan bulutlarla başlamıştı, şimdi sıcak gülümsemesiyle her yanı sarıyor, göz alıyor, yakıyor güneş. 45 dönümlük badem bahçesinin ortasında küçük bir bağ evi, verandasında simitli peynirli bir kahvaltıda, tepeden Malıköy’ü, geniş manzarayı izliyoruz. İzlediğimiz manzaranın yüzlerce hektarı, çoğu boş organize sanayi bölgeleri. Oturduğumuz badem bahçesi de bir organize sanayi bölgesinin içinde; Anadolu Organize Sanayi Bölgesi.

Tam bir yıl önce yazdığım 'Badem Lezzetinde Haberler'in yıldönümünü kutlar gibi, şimdi o bahçenin ortasındaydık. Badem kadar lezzetli bir haberdi çünkü; bademlerin satışından elde edilecek gelir, mesleki eğitime kaynak olacaktı. Gençlerimize okul ya da burs olarak dönecekti. Üniversite yolunda öğütmeden tüm gençleri, koluna altın bilezik bir meslek kazandırma gereğini ısrarla yinelediğimiz günlerdi. Bademlerin geliri birikirken müjde, Ankara Sanayi Odası’ndan geldi; ASO Teknik Koleji, bu yıl okullarla beraber açıldı. 5 yaşındaki bademler de yıldan yıla artan ürünüyle bu gençlere kaynak olmak için toprağa yayılıyor, 15 dönüm daha eklenerek 60 dönüme çıkmayı bekliyordu.

3 temel sorun
Bahçe iyiydi ya sorunları ve ihtiyaçları konuşmaya başlayınca simidin tadı, bahçede cıvıldayan kuşların sesi gitti.

Anadolu OSB’nin bahçesinden izlediğimiz manzaranın içinde 3 organize sanayi bölgesi daha var; ASO 2 ve 3’üncü organize sanayi bölgeleriyle Başkent OSB. Hepsi geniş yolları, istinat duvarlarına kadar bitirilmiş fabrika parselleri ve altyapısıyla bir düzen içinde hazır. Ancak çoğu parsel boştu. Anadolu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay ve yönetici arkadaşları, komşu organize sanayi bölgeleriyle ortak sorunlarını anlatmaya başladı.

Herkesin ilk sözü “Su” oldu. Elektrik gelmiş, doğalgaz gelmiş, yüzlerce hektar sanayi bölgesine, su gelmemişti. 1997 yılında burayı sanayi bölgesi ilan eden devlet, ilan etmiş ama köyün de sanayinin de en temel ihtiyacını yıllarca çözmemişti. Sulu sanayiden, kuru sanayiye!.. En yakın Kurtboğazı Barajı, 60 kilometre. Suyu getirmeye ne yetkileri ne de paraları var. Taşıma suyla değirmen döndürmeye alışığız da kuyu suyuyla sanayicilik, yeni buluşumuz!

İkincisi; yol sorunuydu. ASO ve Başkent OSB’ler biraz daha şanslıydı ama Anadolu OSB, ana yoldan içeri 6 kilometrelik yolda, cehennem azabı çekiyordu. Koca TIR’lar, karşı karşıya gelmesin diye dua ediyorlardı. Hem dışında hem içindeki daracık köy yolundan, sanayicilik yapmaya çalışıyorlardı. Daracık yolların daracık virajlarından dönmeye, malzeme taşımaya uğraşıyorlardı.

En önemli 3’üncü sorun ise kolektör ve arıtma sistemiydi. Atık suyu dışarı atabilecekleri yakında hiçbir yer yoktu. Arıtma sistemi olsa atık suyu kullanabilecek, çevre de kirlenmeyecekti. Hesaplamışlar; ASO ve Başkent OSB’lerle ortak kolektör ve arıtma yapılırsa 36 milyon (trilyon), herkes kendisi yaparsa 70 milyon liraya mal oluyormuş. Ortak arıtma için ses çıkmamış. Su olmadığından mı acaba?

Toprağa gömülmüş yatırımlar
Organize sanayi bölgeleri, ülke çapında 1 milyon kişinin ekmek kapısı. Anadolu OSB’nin, 450 fabrika parseli var, 15 bin kişiye iş alanı açabilir. Ancak bu koşullarda, topu topu 4 fabrikayla devletin ilan ettiği sanayi bölgesine gömdükleri yatırımla bekliyorlar. Bu 3 sorun yüzünden yatırımcılar, bölgeye gelemiyor.

Yani anlaşıldığı gibi sıcak bir Ankara sabahında, susuz Malıköy’de, anca bir sanayi serabı gördük!