ayaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2018 Salı

BAŞKENTRAY AÇILIYOR


10.04.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Başkentte son 40 yılın en önemli sorunu nedir derseniz toplu taşıma birinci sırayı alır. Sonra su ve suyla ilgili altyapı gelir. Son 25 yılda ikisi de geriye gitti. Belediyeden ümidi kesen hükümet el atmak zorunda kaldı her ikisine de. İki konuda da yol almaya başladı Ankara.

Durakları bitmiş Sincan ve Çayyolu metro hatları, 17 yıl bitirilmeyi bekledi. Keçiören 20 yıl. Hükümet ittirmese biteceği yoktu. Bu arada 1994 yılında onaylanan ‘Ulaşım Ana Planı 2015’te bu hatlardan hariç yer alan Kızılay-Dikmen, Dikmen-Sokullu, Söğütözü-100.Yıl hatlarının adı bile geçmedi.
2 yıl hiçbir şey yapılmadı

2 yıl boş geçirildi
Sincan-Kayaş banliyö hattının yerini alacak olan ‘Başkentray Projesi’ 2011 yılında başlayıp 2 yıl sürecekti, 2 yıl hiçbir şey yapılmadan kapalı kaldı hat. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü, 21 Mart 2016 günü Başkentray Projesi’ni yapacak firmalarla sözleşmeyi imzaladı, nihayet bu hafta 12 Nisan’da açılışı yapılacak.

Ülkenin başkentiyiz ama en ilkel raylı sistem de bu şehirdeydi. Tahminen müstafi belediye başkanımız tren sevmiyordu. Durmadan bakıma alınan teleferik bile yaptı da üzerinde tren-tramvay gidecek 1 metre ray döşemedi görevi boyunca. 2014-2016 yılları arasında 690 kilometre karayolu yapıldığını övünerek açıklıyordu Ankara Bulvarı’nın açılışında. Tren yoluna 1 metre eklenmemişti.

Karayolu seviyordu; şehrin içinde, dışından geçmesi gereken otobanlar miras bıraktı. Şehri hançer gibi dilimleyen, karşıdan karşıya geçemediğimiz şehirleşmeye aykırı otobanlar.
Başkentray da trene olan alerjinin bir sonucu olarak gecikti büyük ihtimal.

Hiç yapmamak bitti
Karayolu yapıyor da daha mı iyi taşıyorduk insanları? Yoo.. 2 yıl boyunca minibüs ve özel halk otobüslerinde sardalye konservesi oldu Sincan ve Kayaş tarafından gelip-gidenler. Yerine yeterince belediye otobüsü verilmedi çünkü. Daha medeni bir banliyö ve hat olarak düzenlenen Başkentray’ı, zaten çok gecikmiş olmasına rağmen 5 yıl önce kullanmaya başlamış olabilirdik yani. Sabır, Ankaralı’nın ekmeği oldu.

Daha başlamadan övüyoruz ama.. belki ufak tefek aksaklıklar olacak.. ama niyet önemli, ufku açık öngörü önemli. Aksaklık düzeltilir, kısa zamanda doğrusunu buluruz. Hiç yapmamak ise şehircilik tarihinde 150 yıl önce bitti.

Kaybımız zamana eşit değil
Başkenray’ın Sincan’dan sonra Yenikent’e uzatılması söz konusu. Tartışmasız uzamalı. Bir de belki ayrı hat olarak Sincan’dan Ayaş-Beypazarı, Kayaş’tan Elmadağ, Batıkent ya da Eryaman’dan Kazan hatları ile Gölbaşı planlanmalı artık. Esenboğa-Çubuk metrosunun sözünü aldık, devamını diliyoruz. Tabii “İçini halledemedik dışının derdine düşmüş” diyorsanız da doğru diyorsunuz.

Çok hızlı büyüyor Ankara ve toplu taşıması çok geriden geliyor. Mimar ve Şehir Yüksek Plancısı Erhan Öncü’nün hesabıyla başkentin toplu taşımasında son 25 yılda yapılmayanlar, 125 yıllık kayba denk geliyor. Bazı yatırımların zaman karşılığı, takvim tarihlerinden daha fazlasına mal oluyor.

20 Şubat 2018 Salı

AYAŞ NİYE GERİ VİTESE TAKTI?



20.02.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi

Biz göremeden çok mu ileri gitti de geri gelme ihtiyacı duyuluyor, ileriden niye geri geliniyor bilen beri gelsin. Son 4-5 aydır hiç hayırlı haber almadığımız gibi gün geçtikçe şikayetlerin sayısı artıyor, Ayaş’ı olduğundan da geri götürecek işler uygulamaya konuyor.

24 Ağustos 2014’de gazetemizde yayınlanan çiçeği burnunda Belediye Başkanı Bülent Taşan’la sohbetimizden önce “Nasıl bir tarihi hazineye başkan olduğunuzun farkında mısınız?” demiş, bilincinde olduğuna ilişkin olumlu karşılık almıştık: “Öncelikle gelişmiş bir Ankara’nın dibinde böyle bir Ayaş olmamalıydı. Geçmişe ihanettir bu. Turizm, kültür, içmeceleri, sağlık olanakları, her şeyi var Ayaş’ın ancak ısrarla ihmal edilmiş. Bir kere daha günlük yaşamında sorunlar var.. Ayrıca sosyal donatıları, tesisleri yok şehrin. Olmayınca ölü şehre dönüşüyor tabii Ayaş..” demişti hevesli Başkan Taşan.
Yola çıkmışken durdu
Sonrasında şehrin tarihi dokusuna, dokuyu bozan yapılara yönelik çalışmalara başlamış, birkaç tarihi konak da bu arada sosyal tesis olarak kullanıma sokulmuştu. Osmanlı’nın üniversite, medrese kenti, bilim ve devlet adamı yetiştirme kaynağı Ayaş, yarım yüzyıl sonra değerlerini değerlendirmeye başlıyordu. Ankara Üniversitesi, bir yüksekokulunu, okullar şehrine getirmeyi kabul etmişti girişimler sonucu.

Okul bitiyor, ona yurt inşaatı başlıyordu. Birden, işte ne olduysa artık, yurdun inşaatı, şehir merkezini ilçenin tarihi dokusuyla uyumlu hale getirecek Meydan Projesi, sulama, taşkın önleme ve aynı zamanda sosyal bir eksiği tamamlayacak mesire yeri çalışmalarını içeren gölet projeleri, otoyola yakın köylerin uzun yolu dolanmadan otoyola çıkmasını sağlayacak yol çalışması durduruldu. Yeni Ayaş Hastanesi az kalsın durduruluyordu.

Remzi Paşa'nın yıkılan evi
Ayaş evleri yıkılıyor
Bunlar bitecek, bağlantılı projelerle sonrası vardı daha. Gerisi gelmedi. Sanki zamanın durduğu Ayaş’ta bir hareket vardı ama ne projelerle ilgili ne de şehrin geleceğiyle ilgiliydi. Ayaş’a gitmek dışında Güdül, Beypazarı ya da Nallıhan’a giderken de mutlaka uğruyoruz ilçeye. Şikayet küpü olmuş Ayaşlılar. Yüreğimizi cızlatan haberi de almış olduk.

Onarılacak, korunacak diye gözüne baktığımız Ayaş evlerinden ikisi yıkılmıştı. Nasıl yani, hani tarihi doku korunacak, evler turizme kazandırılarak değerlendirilecekti? Sorduk, soruşturduk, daha acı bir sonuçla karşılaştık; yetkililerin salaş diye baktığı tarihi evler, bir de Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan izin alınmadan yıkılmıştı.


Yıkılmaya yüz tutan evlerden
Ankara pek alıştırılmıştı böyle yıkımlara ama kitabına uyduruluyor, Koruma Kurulu kararı çıkarttırılıyordu en azından. Ayaş Kentsel SİT Alanı içindeki bu yapılar, tescilsiz bile olsa izinle yıkılabilirdi ancak. Haydi hayırlı olsun, eski Ayaş’ı ayağa kaldıracağımıza yeniden yıkmaya başladık.

Emanete yapılan
Yıkılan evlerden İncipınarı Sokak’taki, 1940’larda 100 civarında Ayaşlı çocuğu yatılı askeri liseye aldıran, onların subay olmasına vesile olan Remzi Paşa’nın eviymiş. Kızı, babasını gördüğü bir rüya üzerine Ayaş Belediyesi’ne hibe eder evi. Onca zaman sonra Belediye’nin de yapa yapa yaptığı bu; Ayaş’ın hafızasını silmek.

İncipınar Sokak'ta boş, yıkılmayı bekliyor
Daha yıl olmadı, 9 Mayıs 2017’de ‘Olan Ayaş’a Oluyor’ demiştik siyasi çekişmelerin verdiği zararı kastederek. Türkiye’nin de Ankara’nın da ilçelerinin de gecikmeye tahammülü yokken bakıyoruz, bir de geri vitese takmış Ayaş. Ayaş’ın kayıp yarım yüzyılına, belediyecilikte geri kaldığı 20 yılı, bir de bu geri vitesi eklersek nereye gider bu Ayaş. Bu devirde hiç aklımıza gelmezdi “Bırakın kardeşim, dokunmayın, bari olduğu gibi kalsın” diyeceğimiz.
Tarihi Remzi Paşa Konağı'nın yerindeki muhteşem otopark.. turistler bayılacak!

11 Mayıs 2017 Perşembe

OLAN AYAŞ'A OLUYOR



09.05.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Şehir başkent de çevre ilçelerinin alakası yoktu. 13 yıl önce Türkiye’deki 872 ilçe arasında Kalecik 435, Haymana 585, Bala 601’inciydi. En iyi durumdaki Kazan, 48’inciydi. İnanamıyorduk; başkentin çevre ilçeleri, Türkiye’nin gelişmişlik sıralamasında 2’nci şehrinden çok uzaklardaydı.

Genel durum
5-6 yıldır öncesinden kıpırdanmalar vardı ama özellikle son yerel seçimlerden sonra başkentin pek çok çevre ilçesinde gözle görülür hareketlenmeler oldu. Kazan, Polatlı, Haymana, Akyurt, Çubuk gibi ilçelere yapılan ve yapılması düşünülen projeler, bu ilçeleri öne çıkardı. Sosyal yaşamı etkileyecek yatırımlarla desteklenmeleri gerekiyor.

Beypazarı, Kızılcahamam gibi ilçeler yeni açılımlara ihtiyaç duyuyor, yeni sıçrayışı sağlayacak atılımları bekleme durumuna geçtiler. Çamlıdere, Güdül, Kalecik, Nallıhan, Evren, Şereflikoçhisar gibi çevre ilçelerimizse zinciri bir türlü kıramıyor, hem ekonomik hem sosyal yatırımlara susamış, kendi içinde çırpınıyorlar. Örneğin; yetkin meslek okullarına, niteliğini değerlendireceği turizm projelerine, ürünlerini markalaştırma ve pazarlama tekniklerine, Ankaralı’nın katılımını sağlayacak etkinliklere ihtiyaçları var.

Ayaş’ın hali
Bu bahtsız ilçelerimizden biri de Ayaş’tı. Osmanlı’nın üniversite, medrese kenti, bilim ve devlet adamı kaynağı Ayaş, az bir bozulmayla özgünlüğünü, tarihi dokusunu koruyabilmiş bir ilçemiz. Ancak öte yandan ne doğal ne tarihi değerlerini hakkıyla kıymetlendirebilen bir ilçe. Domatesiyle meşhur ilçenin salça fabrikası yoktu, 5 yıl önce bir tane kuruldu, 3 yıl önce tam faaliyete geçti. Tarihi boyunca domatesi meşhur şehirden bahsediyoruz.
İçmeleriyle meşhur ama tarihi dokusu içinde turisti ağırlayacak mekanları, yerel yemekler yapan lokantası, yerel ürünleri pazarlayacak derli toplu pazarı, doğa turizmine uygun etkinlikleri yoktu. Tarihi dokunun ortasında çirkin betonarme bir şehir merkezi, ziyaretçiyi kucaklamayan bir çarşıydı en fazla geldiği nokta. Ankara’ya bu kadar yakın olduğu halde bunca olanaktan sosyal ve turistik bir şehir yaratılamamış, içinde bulunduğu çanağa bir kirpi gibi kapanmıştı Ayaş.

Durdurulan projeler
Son yerel seçimlerden sonra, çook uzun yıllar görmediği bir yatırımlar sürecine girdi Ayaş. Ayaşlı için fazla hızlıydı herhalde bunca yıl sonra gelen hareket, kısa sürede siyasi bir çekişmenin kurbanı oldu çoğu.

Örneğin; Ankara Üniversitesi Ayaş’a bir yüksekokul açtı, az kalsın durdurulacaktı müdürü bile atanmış, bitmiş proje..
Okul için yurt yapılacaktı, durduruldu..
Yeni Ayaş Hastanesi, durduruluyordu neredeyse..
Şehir merkezini ilçenin tarihi dokusuyla uyumlu hale getirecek Meydan Projesi durduruldu..
Sulama, taşkın önleme ve aynı zamanda sosyal açıdan bir eksiği tamamlayacak mesire yeri çalışmalarını içeren gölet projeleri de durduruldu..
Bir de otoyola yakın köylerin uzun bir yoldan dolanmadan yola çıkabilmesini sağlayacak yol çalışması durduruldu..

Tarihi dokusunu koruyan ilçelerimizden Ayaş
Siyasete kurban ediliyor
Ayaş Belediye Başkanı Bülent Taşan, geçen yıl ‘parti prensiplerine uymadığı’ gerekçesiyle partisinden ihraç edilmişti. Ayaş’a maliyeti, yukarıdaki durdurmalar biçiminde oldu. Durdu ilçe, eski günlerdeki gibi!

Köklü bir ilçenin bu kadar ciddi yatırımı, bir siyasi çekişmeye kurbanı ediliyor. Ne yapacağız, çürümeye, yıkılmaya mı bırakacağız bu kadar yatırımı? Ya görevden alın kayyım atayın ya bu işleri birbirine karıştırmayın. Yarım yüzyıllık fren yetmez gibi tam tekerlek dönerken olacak iş mi bu? Yarım yüzyıllık siyaset anlayışımızda da pek bir değişiklik olmamış o zaman bu uygulamalara bakılırsa.