büyükşehir belediye meclisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyükşehir belediye meclisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2018 Pazartesi

HAYVANSEVERKEN


 26.05.2018 Milliyet - Ankara Gazetesi


Biz hayvanseveriz de hayvanların da aynı duygular içinde olmasını bekliyoruz. Çoktan şöyle karşılıklı oturup konuyu etraflıca konuşmak gereği doğdu ancak bir dil sorunu var aramızda. Beslemek ve sevmek dışında derinlemesine sohbet imkanımız yok kendileriyle.
Ömer Faruk Yıldıran
Bu hafta başı ülkenin başkenti, sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan bir gençle ülke gündemine girdi. 21 yaşındaki Ömer Faruk Yıldıran, Yenimahalle Kent-Koop Mahallesi’nde 25 köpeğin saldırısına uğradı ve şans eseri çevredekilerin yardımıyla ölümden döndü. Vücudunun her yanında, ısırılmadık yer kalmamıştı neredeyse.

Yeni bir şey değil ki
Ömer Faruk bir anlamda şanslıydı. 2012 Mart ayında Eryaman’da sabah sporuna çıkan 60 yaşındaki İran uyruklu Majid Yahyakhani, köpeklerin saldırısı sonucu maalesef acı bir sonla ayrıldı aramızdan.
Mart 2014’de Eskişehir’de köpekleri beslemeye giden 34 yaşındaki doktor Erinç Pütün, beslemeye çalıştığı köpekler tarafından parçalandı.
2015 Nisan başında Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Halılar köyünde, 65 yaşındaki Ünzile Yaman’ın, köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik.

Bunlar ülke gündemine oturduğu için haberimiz olmuştu. Kısa bir araştırma sonucu yakın zamanlarda, birçok şehirde haberi yapılmış onlarca vaka olduğunu gördük. Haberimiz olanlardı bunlar, olmayan ne kadar vaka var bilmiyoruz.

Bu mevsimde dikkat
2015 Nisan ayıydı, ‘Köpeklerin Parçaladığı Şehirler’ diye yazmak zorunda kalmıştık. 2102’den bu yana da bir şey değişmedi zaten. Köpek cenneti başkentte uzun zamandır görmezden gelinen sorun, kartopunun çığa dönüşmesi gibi sessizce büyüyerek günlük yaşamı tehdit eder hale geldi.

Dikkat ettiyseniz saldırılar, ilkbahar aylarında oluyor genellikle. Çünkü hayvanların çiftleşme mevsimi ve gergin olurlarmış bu dönemlerde. Hayvanlara karşı sert tavırlar ya da çöplerin yeraltına alınmasıyla aç kalmaları gibi durumlar da tetikleyici oluyor saldırılara. Bırakın köpekleri, tilkiler, domuzlar, ayılar iniyor artık şehre, bir yandan da doğal ortamlarına giriyoruz çünkü.

Tüm ilçeler için geçerli
Bizim de yaşadığımız Batıkent’te, son 2 yıldır aşırı bir artış var başıboş sokak köpeklerinin sayısında. Batıkent Metro Durağı’nda, yakında bilet kesmelerini bekliyoruz. Otopark mafyası da kurabilirler. Bazı kesimlerde kalabalık çeteler halinde dolaşıyorlar, sürekli saldırı şikayeti geliyor. 15 gün önce sitesine 20 metre mesafedeki bakkala giden 10-12 yaşlarındaki bir çocuğa 4 köpeğin saldırısını, tesadüfen engelledi komşumuz. Hemen yanı, Kürşad Bey İlkokulu!..

Tüm ilçeler aynı tehlikeyle karşı karşıya. Köpek nüfusu, bir ilçe nüfusunu bulmuş Ankara sokaklarında; 200 bin olmuş.
Fethi Yaşar

Kararlar artık uygulansın
Kent-Koop Mahallesi’ndeki saldırı üzerine Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar bir açıklama yaptı, “Sadece 1 Ocak’la 31 Nisan arası 2 bin 722 şikayet aldık. 70’i ısırma vakası” dedi ve “İlçe belediyeleri olarak tam yetkimiz yok, baş edemez duruma geldik” diye ekledi. Kısırlaştırıp, aldıkları yere bırakmakla yükümlüler ancak. Yetki, Büyükşehirde.

Devam etti: “..Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kararlar aldık ancak..”

Bu kararlar alındığından beri en az 15 yıldır uygulanmıyor. Sokaklarında insan parçalanıyor, öldürülüyor, kendi kararlarını uygulamıyordu Büyükşehir.

Dağ başı mı?
Biz hayvanseveriz, 25 yıldır sitemiz ve çevresindeki kuşları, kedileri, köpekleri, hatta kirpilerimizi besliyor, ilgileniyoruz. Bizzat aynı saldırılara maruz kalmış biri olarak hayvanseverliğimizden bir şey kaybetmedik. Yalnız dağda kurt saldırsa hak vereceğiz de işte şehir burası, dağ değil.

21 Şubat 2017 Salı

GÜVENPARK’IN ÖLÜM FERMANI



21.02.2017 Milliyet - Ankara Gazetesi

Eller Mersin’e, bizim belediye tersine. Ne ‘uzman’ denen kişi tanıyor ne akıl danışıyor ne de dinliyor. Bir kendini dışarıya kapatmış kapalı devre iletişim ağı içinde, tüm şehircilik ilkelerini dozer gibi çiğneyip geçiyor. Öyle ki bazı uygulamalarının, asla geri dönüşü yok. Dünya kalabalık şehirleşmeye çareler üretiyor, biz, çareleri çaresiz bırakacak geri dönülmez yolda, uygun adım burnumuzun dikine gidiyoruz.

Neler yapıyoruz
Önce şehrin yeşil dokusuyla başladık, beton ve asfalt zihinlerle kentin yeşil omurgalarını parçaladık. Gelişigüzel yapılaşma çılgınlığının önünü açıyorduk; tutturabilen, tutturabildiği yerde, tutturabildiği kadar yapılaştı. Ulaşım sorunu büyüdü, yine ters yönde tam gaz, toplu taşımacılıkta yapılmayacak ne varsa önce onları uygulamaya koyduk. En son iki marifetimiz, ‘kentsel dönüşüm’ diye mahalleleri parçalamak ve tarihi dokuyu yıkmak ya da yenileriyle değiştirmek oluyor.

Bildiğiniz tarihi evleri yıkıyor, son model, hatta bazılarını apartmanlaştırıp yenilerini yapıyoruz. Bizans Suru’nda olduğu gibi kendisini yıkıp yenisini örüyoruz, Hacıbayram höyüğünde 2 bin 700 yıllık kutsal mekanın altına girip otopark inşa ediyoruz. Bir yandan da Marmara Köşkü, Çubuk Barajı Göl Gazinosu, Su Süzgeci binası, Etibank binası, Çiftlik’teki Merkez Lokantası, Havagazı Fabrikası ve sırası gelen İller Bankası’nı yıkıyoruz. Çiftlikteki Bira Fabrikası, kelime-i şehadet getiriyor içinden.
Dolmuşlar Güvenpark'a sığamadı gitti
Akılda deli sorular!
15 Şubat 2017’de Satürn Uzay Üssü’nde toplanan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Güvenpark’ın ölüm fermanını imzaladı, Fen İşleri Dairesi, infaz için yetki aldı. “..trafik açısından sorun haline gelen minibüs ve otobüs durakları için yeraltı otoparkı projesini yapacağız. 2 ya da 3 katlı olarak düşündüğümüz otoparka, her katta 75 araç olmak üzere 225 araç park edebilecek..” şeklinde yapılan açıklama, “..yukarda kalan bölümleri de yine park alanı olarak düzenleyip vatandaşların hizmetine sunacağız. Güvenpark’ta bulunan anıta ve tarihi dokuya zarar vermeyeceğiz..” diye devam ediyordu.

1- Dünyanın gelişmiş, marka olmuş büyükşehirleri trafiği merkezden uzaklaştırırken biz niye merkeze hem de yerin dibine kadar sokuyoruz, soru...
2- Minibüslere, otobüslere yer açacağız diye kala kala bir avuç yeşili kaldı zaten Güvenpark’ın, parka dokunmadan, ona zarar vermeden o 225 aracı nasıl çıkaracaksınız yeryüzüne acaba, soru...
3- Minibüsler için belediye otobüslerini çıkardınız parkın arkasındaki duraklardan, hiçbir değişiklik olmadı trafik sıkışıklığında. Otobüsler uzağa gitti, kalan boşluğu dolmuşlar doldurdu, hiçbir önlem almadılar sıkışıklığı önleyecek. Belediye otobüslerimiz, Özel Toplu Taşıma Araçları, minibüsler ve Özel Halk Otobüsleri’nin ardından son sırada nal topluyor, toplu ulaşım politikanız bu mudur, soru...
4- ‘Ağaç’ denen bitkinin kökü toprak ister, bazı kökler kilometrelerce öteye gider. 20 santim toprak, üzerine çim, biraz çalı çiçek dağıt etrafa, “Al sana park yaptık” demeyecekseniz, otoparkın üzerine havayla beslenen ağaç mı dikilecek icat olduysa eğer, soru...
5- Güvenpark, Birinci Derece SİT alanıdır, SİT’liğinden eser bırakmadık zaten, Zafer Parkı’na yapıldığı gibi altını oyup  tarihten silelim, Saraçoğlu Mahallesi’nin yolunu açalım mı diyorsunuz, soru...
6- Kızılay-Dikmen, Dikmen-Sokullu, Söğütözü-100.Yıl metro hatları, 1994 yılında onaylanmıştı, bu sürede ne yaptınız da başkentin göbeğini geri dönülmez yeni bir uygulamaya maruz bırakıyorsunuz, soru...
Kızılay'ın ciğeri Güvenpark, küçülmeden önce
Sıra kime geliyor?
Bu arada aynı Belediye Meclisi’nde, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmasını öngören Başkanlık yazısı da kabul edildi. İlçeye meydan düzenlemesi, park alanı, bank, kamelya, kilit taşı, çocuk oyun grupları gibi yardımlarda bulunulacak, SİT alanı ve etkileşim geçişi alanı (ne demekse) olarak belirlenen alanlarda, imkanlar dahilinde restorasyon çalışmaları yapılacak. Önceki yılın yardımseverliklerini de ‘Eli Açık Ankara’ başlıklı köşemizde sıralamıştık zaten kıymeti bilinsin diye. 

Ayranı yok içmeye, uzman tanımaz, akıl danışmaz, söyleyeni dinlemez Satürn Uzay Üssü’nden idare edilen ‘Eli Açık Ankara’, Güvenpark’ı da verirsek sırada Milli Egemenlik Parkı, Kuğulu Park, Seymenler ve Botanik Parkı var büyük ihtimal. Pençeyi bir taktı mı.. haydi selametle!..

10 Haziran 2016 Cuma

ANKARA BOĞAZLANIYOR



10.06.2016 Milliyet-Ankara Gazetesi

Kimine müjde kimine dert oldu; İmrahor Vadisi’ne 11 kilometre boyunca kanal yapılacak, bozkıra boğaz gelecek. Adı da İmrahor Boğazı mı olur Ankara mı, belli değil. Mogan Gölü çevresini betonlaştırabilen bir şehiriz, bu plandan ne bekliyoruz o da belli değil.

25 Mayıs’ta 250 gençle buluşan Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek, 650 hektarlık alana yapılacak proje için “3 ay sonra ilk kazma vurulacak” dedi. 5 yıl içinde de bitirilmesi planlanıyor.

Yaşayarak göreceğiz
Aynı belediyenin 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'nda İmrahor Vadisi, 'ağaçlandırılacak alan', 'özel proje bölgesi' olarak yer alıyordu. 16 Ocak 2015’de Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi, yeni boğaz planını kabul etti. Yeni plana göre İmrahor Deresi çevresi park ve yeşil alan olacak, ayrıca ticaret, konut ve turizm tesisleri inşaatına da açılacaktı. Yeşili mi betonunu mu çok olacak, dere yatağına yapılaşmanın ne faydaları olacak, dahası doğanın açmadığı boğazın akıbeti nasıl sonuçlanacak, yaşayarak göreceğiz.

İnşaat mühendisleri, mimarlar, şehir plancıları biliyordur mutlaka ama bizim ok yaydan çıktı, görülüyor ki bilmenin şimdilik bize bir yararı olmayacak. Ankaralılar olarak, olumlu olumsuz, sonuçlarına katlanmaya memur ediliyoruz.
İmrahor Vadisi'ne yapılacak Ankara Boğazı
Göl Gazinosu da yıkıldı
İşte bu arada Atatürk Orman Çiftliği’nde Marmara Köşkü’nün yıkıldığını öğrendik, yıkılanlar yapılanlar için köşemizden ‘AnkaraYenileniyor Mu?’ diye sormuşken 7 Haziran’da, Çubuk Barajı Göl Gazinosu’nun haberi geldi. Marmara Köşkü’nün yıkılışını tespit eden Ahmet Soyak, bu kez de Göl Gazinosu’nun yerindeki boşluğu tespit ediyor, çoktan yıkıldığının haberini, tokat gibi çalıyordu internet sayfasından.

1994’den beri kirlilik nedeniyle çürümeye terk edilen Çubuk Barajı, 80’inci yaşında kader arkadaşı meşhur gazinosundan koparılmış, bir zamanların en gözde mesire yeri 80 yıllık anılardan siliniyor, baraj, Atatürk Evi’yle baş başa, malum kaderini beklemeye başlıyordu.

Hafızada son demler
Oysa o güzelim alüvyonlu toprağından su kenarı bir cennet yaratmak vardı. Bir müzeydi Çubuk Barajı. Ülkenin zor yıllarında, ışık olmuştu Ankara’ya. Bahçeleriyle nefes olmuş, yüzme havuzlarıyla Fransız Mimar Theo Leveau’nun 1936 yılında bitirilen eseri Çubuk Barajı Göl Gazinosu, kültür olmuştu bozkırın başkentine.

İşlevi tamamlanınca yüzüne bile bakılmadı barajın, hiçbir plan, proje geliştirilmedi tarihi de korumak pahasına. 22 yıl çürüsün diye beklendi. Bir yıldan fazladır da giriş yasaktı. Dillere destan baraj anıları, gidenle gidecek artık, silinişin son demleri hafızalardan.

Yeni bile utanacak 
Bir bir yıkılıp bazen yenisi yapılarak, bir de boğazlanarak yenileniyor Ankara. Ceket düğmesi gibi kaldı eserleri, gerçek kişiliğini bu düğmelerden anlamaya çalışacağız. Geçmişi olmayan insan gibi tarihi kalmayan başkentte, yeni bile yeniliğinden utanacak yakında.
Fotoğraflar: Ahmet Soyak